İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 69. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Ermeni meseleleri hakkında paris'te yapılan unesco yıllık büyükelçiler toplantısında hasıl olan bilgilerle iligili

Ömer Zülfü Livaneli

İstanbul Milletvekili ·

Genel Kurul, 69. Birleşim · 3. yasama yılı · 10 Mart 2005 · 1.105 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ömer Zülfü Livaneli, 10 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ERMENİ MESELELERİ HAKKINDA PARİS'TE YAPILAN UNESCO YILLIK BÜYÜKELÇİLER TOPLANTISINDA HASIL OLAN BİLGİLERLE İLİGİLİ); konuşma 1.105 kelime.

Ömer Zülfü Livaneli (İstanbul). “Ermeni meseleleri hakkında paris'te yapılan unesco yıllık büyükelçiler toplantısında hasıl olan bilgilerle iligili”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 10 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-zulfu-livaneli-22-2005-03-10-ermeni-meseleleri-hakkinda-paris-te-yapilan-unesco-yillik-buyukelciler (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ÖMER ZÜLFÜ LİVANELİ (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çok önemli bir konu olduğunu zannettiğim ve hepimiz için de öyle olduğunu düşündüğüm bir konuda, Türkiye-Ermeni ilişkileri konusunda geçen hafta UNESCO'da, Paris'te yapılan bir konuşma ve orada benim bir önerimle ilgili söz almış bulunuyorum. Sayın Meclis Başkanımıza da bu konuyu ilettim, Dışişleri Bakanlığına da UNESCO nezdindeki büyükelçimiz aracılığıyla ilettim, sizlerin de dikkatinizi bu konuya çekmek için anlatmak istiyorum.

Önce, niye UNESCO olduğundan bir iki kelimeyle söz edeyim istiyorsanız. UNESCO, Birleşmiş Milletlerin eğitim, kültür, bilim kolu, bildiğiniz gibi. Çok büyük bir örgüt, merkezi Paris'te ve bu, Türkiye'de bazen zannedildiği gibi sadece kültürle, sanatla falan uğraşan bir örgüt değil, aynı zamanda Felsefe Dairesi, Etik Dairesi, Biyoetik Dairesi, Jeoloji Dairesi, Ekoloji Bilimleri Dairesi, okyanusbilim, insan hakları, demokratik haklar, kültürel haklar, kültürel miras gibi konularda, Birleşmiş Milletlerin beynini oluşturan, kararları oluşturan bir kuruluş. Mesela, sınır aşan sular konusu da orada tartışılıyor, diğer konular da. Böyle, politikaya zemin hazırlayabilecek önemli bir kuruluş.

Bu kuruluşun, ideallerini dünyaya yaymak için ve çalışmalarını dünyaya yaymak için oluşturduğu bir büyükelçiler grubu var. Bu büyükelçiler grubu, hükümetlerin teklifleriyle değil, bizzat UNESCO yönetiminin, UNESCO Genel Direktörünün seçimiyle ve UNESCO icra heyetinin seçimiyle olup, oraya davet ediliyor. Bunlar arasında, mesela, en son iyi niyet büyükelçisi yapılan, Amerikan Başkanı George Bush'un eşi Laura Bush'tur; bu sene iyi niyet büyükelçisi yapıldı. Rus Bilimler Akademisi Başkanından tutun kraliyet üyelerine, Ürdün Sarayından Prenses Feryal'e yahut da Fas Sarayından Prenses Meryem'e kadar ve Nobel ödüllü bilimadamlarına kadar, çok kuvvetli bir iyi niyet büyükelçileri grubu var. Sağ olsunlar, 1996 yılında, beni de bu heyete dahil ettiler, beni de UNESCO büyükelçisi olarak ilan ettiler; aynı zamanda da Genel Direktör Yardımcısı, Danışmanı yaptılar ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin imzasını taşıyan bir kırmızı pasaportla görev yapmamı sağladılar; o tarihten beri çalışıyoruz.

Bu kısa bilgileri şunun için verdim: Geçen hafta, bu büyükelçilerin yıllık toplantısı vardı; ben de buraya katıldım ve burada yaptığım konuşmada, meseleyi, konuşmamı, Türk-Ermeni meselelerine ve 1915 tehciri meselesine getirdim. Bunun ne kadar önemli olduğunu, iktidar ve muhalefet partisi de farkında ki, son günlerde, biliyorsunuz, bu konuda bir zirve yapıldı ve Türkiye'nin adım atması gerektiği ortaya çıktı. Ben de buna katılıyorum; çünkü, bu Ermeni meselesi, bizim önümüze, 21 inci Yüzyılda çok büyük bir mesele olarak gelmekte. Sadece Avrupa Birliği ülkeleriyle ilişki ya da AB'yle ilişkilerimizi engeller anlamında düşünmemek gerekiyor bunu; dünya çapında geliyor ve bu, sadece parlamentolardan geçirilen birtakım kararlar yoluyla da değil, yakında, hiç arzu etmediğimiz bir biçimde, büyük Hollywood filmleriyle kamuoylarını, dünya kamuoylarını etkileyerek ve bizi soykırımcı bir millet mensubu olarak gösterecek biçimde Batı kamuoyu gözünde, çok kuvvetli bir fırtınayla karşı karşıyayız. 19 uncu Yüzyılda İstanbul'u ziyaret etmiş ve bizim hakkımızda kitap yazmış bir yabancı müellifin sözleri var; maalesef, diyor ki: "Türkler, geçmişi ve geleceği pek düşünmezler; bugünü yaşarlar." Ne yazık ki, bunda biraz doğruluk payı var, kendimize bir özeleştiri yöneltirsek. Biz, önümüze çıkacak meseleleri çok fazla düşünmeyiz.

Benim orada yaptığım konuşmada, UNESCO'da, önce, bu Anzak gününden bahsettim, 25 Nisanda yapılacak olan -ki, Prens Charles gelecek, Yeni Zelanda, Avustralya Başbakanları gelecek- dünyanın en insanî savaşı gibi görünen savaş orada anılacak. İşte, tekrar, oradaki bütün şehitler, bütün ülkelerin, orada şehit düşmüş insanları, ölmüş insanları anılacak. Birinci Dünya Savaşında... O olayın 90 ıncı yıldönümü, Ermeni tehcirinin de 90 ıncı yıldönümü ve dolayısıyla, dedim ki: Biz, bu kadar, yıllarca, bu Birinci Dünya Savaşı faciasının Çanakkale bölümünü dostane bir şekilde anarken, niçin, biz, bu Ermeni meselesinde giderek artan bir tahrik ve giderek artan bir şiddetle karşı karşıyayız; gelin, bu meseleyi de birlikte çözelim; çünkü, Ermeni meselesi bir faciadır; doğrudur, bizim Meclisi Mebusan kayıtlarımıza bakacak olursak, o dönemdeki İstanbul basınına bakacak olursak, ayrıca, bu konuda bir gizli oturum yapacak olursa Millet Meclisi, o belgeleri de, ben, seve seve sunarım. Bu, bizim bir meselemizdir; çünkü, bizim tebaamızdır "milleti sadıka" denilen Ermenilere uygulanan bir tehcir olayıdır; fakat, Birinci Dünya Savaşında sadece Ermeni meselesi yoktur ki, Birinci dünya savaşı, toptan baştan başa bir faciadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun efendim.

ÖMER ZÜLFÜ LİVANELİ (Devamla)Teşekkür ederim müsamahanıza efendim; önemli bir konu, onun için, 1-2 dakika sabrınızı istirham ediyorum.

Ve kendi ailemden örnek verdim bu büyükelçiler toplantısında, genel direktör de oradayken. Benim Kafkasya taraflarında bulunan, Artvin'de bulunan ailem, bir tek subay, Ahmet Muhtar Paşa'nın yaveri olan dedem kurtulup, geri kalan bütün ailem Ruslar tarafından kılıçtan geçirilmiş, öldürülmüş. Eşimin Manastır'da bulunan, Balkanlarda yaşayan ailesi de tamamen öldürülmüş; dolayısıyla, bu, sadece bizim aileye yansıyan... Osmanlı tarihi budur. Birinci Dünya Savaşından en büyük zararla çıkmış olan ülke Osmanlı İmparatorluğudur -konuşmamı özetliyorum size, oradaki konuşmamı- ve İmparatorluk, nüfusunun beşte 2'sini ve topraklarının çok büyük bir kısmını kaybetmiştir. Bu kan, zulüm, ateş, hastalık, salgın hastalık, açlık, yoksulluk ve bu savaş felaketinin bütün kurbanları için, Müslüman olsun... Balkanlardaki katliamı da düşünerek, Kafkasya'daki katliamı da düşünerek, Ortadoğu'daki katliamı da düşünerek, bunların tümü için bir yas tutma, bir anma, Birinci Dünya Savaşı, Birinci Dünya Harbi kurbanlarını hatırlama konusunda bir üst düzey entelektüel toplantı düzenleyelim. Buraya, taraf ülkelerden, işte Rusya'dan, Amerika'dan, Fransa'dan, İngiltere'den çeşitli profesörler davet edelim, bilim adamları davet edelim ve UNESCO, Birleşmiş Milletler çatısı altında, politik karar almaya yönelmeyen; ama, bizim, yumuşak ve rahat bir biçimde konuları konuşabileceğimiz bir ortam oluşturalım teklifini yaptım. Bu teklif orada alkışlarla karşılandı. Sonra Genel Direktör Koichiro Matsuura -Japon'dur kendisi- yardımcısı da Münir Buşnaki adlı bir Müslüman arkadaştır, onlarla da konuştuk bu konuyu ve onlar olumlu bakıyorlar. Daha sonra UNESCO'daki Büyükelçimize bunu bildirdik, Dışişleri Bakanlığımıza gelsin diye. Meclis Başkanımızla görüştük. Meclis Başkanımız da "bu konuda bize, kınama, bize Ermeni kararı çıkaran parlamentolara kınama gönderinden başka bir şey pek fazla yapılmıyor" dedi. Ben, açıkçası, bu Mavi Kitapla ilgili girişimin çok fazla bir şey getireceği kanısında değilim; çünkü, bir parlamentoya, bize bir yazı gelse mesela Hindistan Parlamentosundan -mesela diyorum- efendim, sizde 1920'de bir kitap çıkmış, burada yanlış şeyler var Hindistan'la ilgili, düzeltin dese ne yapabiliriz; bir dosyada kalır o yazı. Herhalde İngiliz Parlamentosunda da öyle olacaktır. Ayrıca, Profesör Justin Mc Carthy çok değerli bir bilimadamıdır; ama, böyle bir soykırım olmadığı konusundaki iddialarıyla, görüşleriyle bilinir. Onları gelip bize anlatmasının pek bir faydası yok. Bize anlatacak; ama, keşke gitse Fransızlara anlatsa, Amerikalılara anlatsa, dünyaya, İngiltere'ye anlatsa.

Benim size getirdiğim bu öneri ise, eğer Yüce Parlamentomuz bunun arkasında durur ve UNESCO'ya talepte bulunursa, tarafların katılacağı böyle bir konferansın düzenlenmesini biz Türk Parlamentosu olarak arzu ediyoruz derse, o zaman, şöyle iki ihtimal var efendim: Bir tanesi, ya böyle bir konferans toplanır ve biz orada tezlerimizi müdafaa etme imkânı buluruz ya da Ermenistan buraya katılmayı reddeder, Oskanyan'ın açıklamaları gibi. O zaman da şunu söyleme imkânımız olur: Efendim, biz sizi Birleşmiş Milletler çatısı altında konferansa çağırdık; ama, icabet etmediniz... Kayda geçmiş olur. Bu bakımdan, bu önemli konuya ve UNESCO'da yaptığım, UNESCO büyükelçisi sıfatıyla yaptığım bu girişime Parlamentomuzun destek vermesinin yerinde olacağını düşünüyorum. Konuyu onaylarınıza sunuyorum.

Saygılar sunarım efendim. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

33 konuşma daha · 10 Mart 2005

33 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook