Emekli sandığında değişiklik yapılmasına ilişkin (s:aayısı:208)
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 103. Birleşim · 1. yasama yılı · 8 Temmuz 2003 · 558 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ömer Zülfü Livaneli (CHP), 8 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EMEKLİ SANDIĞINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S:AAYISI:208)); konuşma 558 kelime.
Ömer Zülfü Livaneli (CHP, İstanbul). “Emekli sandığında değişiklik yapılmasına ilişkin (s:aayısı:208)”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-zulfu-livaneli-22-2003-07-08-emekli-sandiginda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-s-aayisi-208 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÖMER ZÜLFÜ LİVANELİ (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Biraz önce Sayın Dışişleri Bakanımız başka bir konuda burada konuşma yaparken dediler ki: "Bizim amacımız bağcı dövmek değil, üzüm yemek." Aynı mantığı burada da uygulamalarını bütün milletvekillerinden istirham ediyorum. Gerçekten amacımız bağcı dövmek değil, üzüm yemek; çünkü, insanlarımızı, çalışanlarımızı, kamu görevlilerimizi daha erken emekli etmenin birkaç boyutu var. Bu olaya, daha önceki CHP sözcüleri çeşitli şekillerde değindiler.
Bunun bir boyutu da, tabiî, hak ihlaline giriyor ve insanların hakları ihlal ediliyor; ama, bu meseleyi, biz, sadece hak ihlali açısından da ele alamayız. Üzüm yemek için, mutlaka bu konuda daha dikkatli olmamız gerekiyor. Deneyimin, tecrübenin ne kadar önemli olduğunu sizlere hatırlatmaya gerek yok sanırım.
Bir de, kültür alanında çalışan insanların, sanat alanında çalışan insanların bu yasaya dahil edilmesi, gerçekten bizi çok yaralayacak bir tutum; sadece o insanların hakları açısından değil, Türkiye'nin yoksullaşması açısından. Biliyorsunuz, biz, durmadan ekonomik krizlere sürükleniyoruz, siyasî krizlere sürükleniyoruz. Benim anlayışıma göre ve kesin inancıma göre, bu krizlerin hepsinin altında kültür krizimiz var. Kültür krizi ve buna bağlı olarak ahlak krizi, bizi, hem dünyada imajımızı sarsan bir noktaya sürüklüyor hem de Türkiye'de krizlere sürüklüyor.
Bu bakımdan ben diyorum ki, biraz önce verdiğimiz önergedeki gibi, sanatçıları, kültür adamlarını özellikle bu kapsamın dışında tutmak gerekiyor; çünkü, düşünün, bir piyes seyredeceksiniz -tiyatro önemli bir koldur- ya da bir film seyredeceksiniz, orada, yaşlı rolü olmaz mı, olur; dede rolü olmaz mı, olur; baba rolü olmaz mı, olur; ama, sizin çıkaracağınız bu yasadan sonra, demek ki, filmlerimiz hep orta yaşlı ve gençlere göre olacak. Mesela, bir dede rolü oynanamayacak ya da makyajla oynanmak zorunda kalınacak.
Uluslararası şöhretlerimiz var, uluslararası piyanistlerimiz var, sanatçılarımız var. Şimdi, düşünün bir Tamburî Cemil Bey, böyle bir virtüözü, 61 yaşına geldi diye emekli mi edeceksiniz?! Şerif Muhittin Targan'ı emekli mi edeceksiniz eğer bu yasaya uygun olsaydı; yaşasalardı rahmetliler?! İdil Biret'i emekli mi edeceksiniz?! Bazı sanatçılar, en büyük eserlerini 60 yaşından sonra vermiştir; aydınlanma çağının en önemli eseri Candide, Voltaire'in 65 yaşında yazdığı bir eserdir; Gothe'nin, nice yıllardan sonra, 80 yaşında eserler verdiğini biliyoruz.
Bu bakımdan, ben, bu kültür ve sanat insanlarımızı onurlandırmak gerekirken, onları emekli etmenin gereğini anlayamıyorum. Biliyorsunuz, çok önemli bir söz vardır "marifet, iltifata tabidir" derler. Biz, sanatçılarımızı, gözümüzün bebeği gibi koruyacağımıza, onları emekli etmeye çalışıyoruz.
Aslında, fizikî kabiliyetlerden, fizikî melekelerden, aklî melekelerden söz ediliyor. Benim sözünü ettiğim konuda, bu bile o kadar önemli değil; çünkü, bu insanların birer sembol olarak, birer isim olarak durmaları, genç kuşaklar üzerinde yaratacakları o duygusal, o geçmişten alınan kültürün geleceğe taşınmasının köşe taşları olmaları, onları sembolize etmeleri bile bizim açımızdan çok önemli bir şey. Elbette, yurt dışındaki büyükelçilerimiz açısından da bu çok önemli. Biliyorsunuz, yurt dışında büyükelçilerimiz büyük birikimlerle yetişiyorlar, diplomatlarımız büyük birikimlerle yetişiyorlar ve orada kurdukları ilişkilerle, yabancı dil hâkimiyetiyle Türkiye'yi temsil ediyorlar. Şimdi, burada da, bizim, 61 yaşına gelen insanların, büyükelçilerimizin emekli edilmesi ve yerlerine yenilerinin gönderilmesi gibi bir anlayışı uygulamamamız gerektiğini düşünüyorum.
Biliyorsunuz, siyasî iktidarlar gelip geçiyor. Şu anda, biz, elbette AKP iktidarındayız; ama, ilelebet bu devam etmeyecek. Her gelen hükümet, burada, bu şekilde kadroları değiştirmek, bunun için emeklilik yaşlarıyla oynamak, bunun için kamu yönetimi sistemiyle oynamak gereğini duyarsa, gerçekten, bu işin sonunu bulamayız.
Bu bakımdan, ben, değerli milletvekillerinden özellikle rica ediyorum, madem maksadımız bağcı dövmek değil, üzüm yemek; bu üzümü bize en iyi şekilde sunan sanatçıları, kültür adamlarını ve savcılarımızı, büyükelçilerimizi, hiç olmazsa, bu yasanın dışında tutalım.
Çok teşekkür ederim efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
23 konuşma daha · 8 Temmuz 2003