Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması hk.
Genel Kurul, 8. Birleşim · 1. yasama yılı · 11 Aralık 2002 · 1.162 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Önder Sav (CHP), 11 Aralık 2002 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.); konuşma 1.162 kelime.
Önder Sav (CHP, Ankara). “Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması hk”. TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim tutanağı, 11 Aralık 2002. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/onder-sav-22-2002-12-11-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ÖNDER SAV (Ankara)Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; önümüzde, Anayasa Komisyonunun Sayın Başkanının da değindiği gibi, pek çok kanunu ilgilendiren, pek çok kanunun değişik maddelerinde değişiklik getiren bir tasarı bulunmaktadır. Siyasî Partiler Kanunu, Dernekler Kanunu, Dilekçe Kanunu, Basın Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve benzeri birtakım yasalarda değişiklikler getiren bir paketle karşı karşıyayız.
Aslında, işin özünde, çağdaş demokrasilerdeki uygulamalar gibi, ülkemizde de benzer uygulamaları getirmemiz, benzer düzenlemeleri yapmamız çok doğaldır ve çağdaş bir ülke olmanın da gereğidir. Sanıyorum, bu gerekçeden yola çıkarak, önce, dışarıyla uyumlu olma, dış ülkelerle uyumlu olma, AB ülkeleri gibi benzer uygulamaları yapma kaygısı önplana alınmış gibi görünüyor; ama, bize yakışan, yıllardan beri söylediğimiz gibi, biz, kendi insanımızın layık olduğu, kendi insanımız için düşündüğümüz temel hak ve özgürlüklerin boyutlarını genişletmek, onlara ilişkin düzenlemeler yapmak durumundayız. Elbette, çağdaş ülkelerle uyumlu olacağız; ama, kendi insanımızı da önplanda tutacağız.
Bu düzenlemelerde, her iki konuya da değinilmiş. Temel hak ve hürriyetlerin boyutlarını geliştirmek ve onlara ilişkin düzenlemeler yapmak fevkalade önemli.
Anayasa Komisyonumuzun değerli Başkanını dikkatle dinledim; düşünce açıklama özgürlüğünün sınırlarını genişletmek açısından, bu yasa tasarısında düzenlemeler olduğuna değindi. Katılıyorum; ancak, yeterli bulmuyorum. Tabiî, düşünce açıklama özgürlüğünün sınırlandığı yasalar sadece bu pakette söylenenler değil; düşünce özgürlüğünün sınırlandığı başka pek çok yasa var. Önümüzdeki süreçte onlara da el atmamız gerekiyor. Basın Kanunu, kanunla kurulmuş kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının önünü tıkayan, düşünce açıklamalarını engelleyen hükümler, sendikalar ve sendikaların önünü tıkayan, onların düşünce açıklamasının önünü tıkayan hükümler ve bunlar kadar önemlisi, Terörle Mücadele Yasasında düşünce açıklamanın önünü tıkayan engeller var. Bu paketteki düzenleyici maddeler, düşünce açıklama özgürlüğünün önünü tamamen açtık dememiz için fevkalade yetersizdir.
Ayrıca, bu pakette yer alan, işkenceye ilişkin olan düzenleme de bizce yararlı; ama, yeterli değil. Sayın Başkan değindiler -Anayasa Komisyonu Başkanımız- işkencede belki daha değişik bir zamanaşımı tarifi yapmak gerekebilirdi diye. O zaman, ben, niye yapmadınız diye sormak gereğini duyuyorum burada; çünkü, ağzımızı açtığımız zaman "işkence insanlık suçudur" diye başlıyoruz ve işkenceden dertleniyoruz, yakınıyoruz. Falakaları, copları, emniyet saraylarının altıncı, yedinci katından kendi isteğiyle atlamaları komedi konusu yapıyoruz. Gözaltında bulunan insanların feryatları sokağa yansıyor. Bunlara kötü davranan, zorla ifade almasına yönlendirilen, bedensel, cismani ve ruhî eziyet yapan insanları sadece "haklarında verilen cezalar para cezasına ve tedbire çevrilemez" diye geçiştiriyoruz; buna asla katılmıyoruz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak. (CHP sıralarından alkışlar) Delil elde etmenin çağdaş başka yolları vardır. Eğer, işkence, delil elde etmenin çok kolay, basit, baştan savma yolu olarak kabul edilirse, o düşünce açıklama özgürlüğüyle ilgili söylediğimiz çok güzel sözlerin hepsi havada kalmaya mahkûmdur.
Bu önümüzdeki pakette -tümü üzerinde konuşuyorum- maddelere geçildiği zaman, Sayın Komisyona, Sayın Bakana kolaylık olsun diye bazı noktaların altını çizmek istiyorum.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamenin sanık ve müdafiine tebliğ olunacağına ilişkin düzenleme gözden kaçmış. Sayın Bakan, onu, zannediyorum birazdan açıklayacak; "ilgili daire" olması gerekecek herhalde.
Bir başka konu, tasarının Anayasa Komisyonunca 7 nci madde olarak kabul edilen metinde üçüncü bent olarak "taksirli suçlar hariç beş yıl ağır hapis veya beş yıl ve daha fazla hapis cezası..." deniliyor. "Taksirli suçlar hariç ağır hapis" olmaz arkadaşlar. Taksirli suç ile ağır hapis birbiriyle çelişir. Sayın Başkan, Sayın Bakan; rica ediyorum, bu yanlışlığı düzeltelim. "Taksirli suçlar hariç" olmaz. Bunu "ağır hapis veya taksirli suçlar hariç beş yıl hapis" şeklinde düzenlemek gerekecektir. Eğer böyle kalırsa, taksirli suçun içine ağır hapis de karışmış olur; yani, taksirli suçlardan ağır hapis cezası verilebilir noktasına gidilir. Bunu, eğer komisyon düzeltirse düzeltir, düzeltmezse, bir önergeyle biz düzeltilmesi yolunda kolaylık sağlamaya çalışacağız.
Dün, burada, anayasa paketi görüşülürken değindiğim konu, maalesef oturumu yöneten Sayın Başkanımız tarafından değerlendirilmedi. Aslında, değerlendirmeye alınıp, bir redaksiyon yapılabilirdi. Üzülerek görüyorum ki, aynı ifade zaafı, bugün önümüze gelen Anayasa Komisyonunun kabul ettiği metinde 14 üncü maddede de var; biraz daha düzelmiş; ama, yeterli değil. "Yukarıda yazılı haller dışında, bir ilin veya seçim çevresinin Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesinin..." Bu, zaaf taşıyor, anlatım zaafı taşıyor. "Yukarıda yazılı haller dışında, bir ilin veya seçim çevresinin Türkiye Büyük Millet Meclisindeki milletvekillerinin" demek gerekecek. Hem daha açık hem daha düzgün hem de sıfatlarımıza uygun bir tanım olur. Bunu da bu şekilde düzeltmeye itina edelim diye düşünüyorum.
Bir başka konu, 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede yapılan değişiklikle ilgili. Yararlı bir değişiklik yapılmış. Bence, 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, ondan önceki 429 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname, sıkıntılı bir dönemin belgeleridir. O sıkıntılı dönemden, Türkiye, olağanüstü hali ilgili vilayetlerde kaldırarak çıkıyor. Oradan çıkarken, bu düzenlemeyi de daha sağlıklı yapma konusunda gösterilen özene teşekkür ediyorum.
Hükümetin getirdiği tasarıdaki yedi günü dört güne indiren değişiklik, oldukça önemli bir değişikliktir. 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ilgili anlatımına baktığımız zaman, tutuklu ya da hükümlünün cezaevinden alınıp cezaevi dışında konuşması, ifade alınması gibi benzer şeyleri taşıyor. Tutuklu veya hükümlünün çok uzun süre cezaevi dışında kalması, ister istemez, insanın aklına kötü şeyler getiriyor. O süreyi olabildiğince kısaltmakta yarar var. O bakımdan, yedi günü dört güne indirmeyi ben önemsiyorum.
Ancak, burada, hükümet tasarısına yine yararlı bir ekleme yapılmış. Suçluların soruşturulmasında ifadelerine başvurulması gerekenler; yer gösterme, yüzleştirme, teşhis, tıbbî muayene gibi, cezaevinde ifade almanın yeterli olmadığı durumlarda... Tabiî, burada bunu anlıyorum. Burada sayılanların dışında, aklımıza bugün gelmeyen bazı şeyler olur da önümüzü tıkamayalım diye bir iyimser düzenleme var; ama, çok hassas bir konu. Bu "gibi" ifadesinin, ilgililer tarafından, ileride çok daha fazla genişletilmesinden kaygı duyuyorum, endişe duyuyorum. O bakımdan, burada daha somut, anlaşılır, uygulayıcılara "acaba, o da var mıydı, bu da var mıydı" dedirtmeyecek bir düzenlemenin yapılmasında yarar görmekteyim.
Bence, hükümetin sevk etmiş olduğu tasarıda bir diğer yararlı değişiklik -243 ve 245 inci maddelerle yetinilmişti Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerinde açılacak soruşturma ve kovuşturmalarda- memurin muhakematı, yeni deyimiyle memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanmasıyla ilgili hükümlerin uygulanmayacağı hususunda 154 üncü maddenin dördüncü fıkrasına yollama yapılmış olmasını önemsiyorum; çünkü, işkenceyi sokaktaki vatandaş yapmıyor, işkenceyi zabıta amirleri yapıyor. O kanunda tanımı yapılan metin yok önümde; ama, belleğimde yanlış kalmamışsa, 154 üncü maddenin dördüncü fıkrası, zabıta amirlerini fevkalade koruyan, onları yargıçların yargılamasıyla ilgili hükümlere bağlayan bir maddedir; onu oradan kopartıp, burada bunu bu şekilde tedvin etmenin fevkalade önemli olduğunu düşünüyorum.
Bence, bir diğer önemli değişiklik, hükümetin sevk ettiği tasarının 32 nci maddesinde yer alan, fakat, şimdi elimizdeki Anayasa Komisyonunun kabul ettiği metinde 35 inci maddede çıkarıldığı görülen, Adlî Sicil Kanununun 9 uncu maddesinin yürürlükten kaldırılmasıyla ilgili olan ibarenin, Anayasa Komisyonu metninden, yani, önümüze gelen, tartıştığımız metinden çıkarılmasını fevkalade önemli buluyorum; çünkü, o haliyle, Anayasanın 76 ncı maddesine aykırı bir düzenlemeydi. Anayasaya aykırılığı bu şekilde kaldırarak gidermek önemli bir gelişme olmuştur. Ayrıca, Adlî Sicil Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrası, zaten Adlî Sicil Kanununun yeni getirilen düzenlemesinde 8 inci maddenin içine de yedirilmiş bulunmaktadır, o maddenin içine konulmuş bulunmaktadır. 9 uncu maddede sadece bir fıkra kalmış oluyor. O fıkrayla ilgili bu önemli değişiklik isteğinin Anayasa Komisyonunda, önüne geçilmiş olmasının fevkalade önemli olduğunu düşünüyorum.
Bu ve benzeri -daha benim sayarak zamanınızı almak istemediğim- iyileştirici düzenlemelerde, daha henüz Anayasa Komisyonuna gelmeden Cumhuriyet Halk Partisi olarak gösterdiğimiz iyi niyetle, uzlaşmacı tavırla, hukukun üstünlüğüne saygımızın gereği, düşünce açıklama özgürlüğüne saygımızın gereği, demokratik, laik hukuk devleti ilkelerine saygımızın gereği, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlılığımızın gereği yaptığımız katkılarla övünüyoruz ve iktidar partisini de buna gösterdiği yaklaşımdan dolayı kutluyoruz.
Hepinize saygılar sunuyorum değerli arkadaşlarım. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
17 konuşma daha · 11 Aralık 2002
