Cevre ve orman bakanlıklarının birleştirilmesi hk. (s.sayı:127)
Uşak Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 74. Birleşim · 1. yasama yılı · 1 Mayıs 2003 · 1.423 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Coşkunoğlu (CHP), 1 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEVRE VE ORMAN BAKANLIKLARININ BİRLEŞTİRİLMESİ HK. (S.SAYI:127)); konuşma 1.423 kelime.
Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “Cevre ve orman bakanlıklarının birleştirilmesi hk. (s.sayı:127)”. TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim tutanağı, 1 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-22-2003-05-01-cevre-ve-orman-bakanliklarinin-birlestirilmesi-hk-s-sayi-127 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 9 uncu maddesi olan, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğünün görevleri üzerine, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimizi bildirmek üzere huzurunuzdayım.
Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğünün görevleri üzerine somut olarak bazı görüşler ileri sürebilmek için, bu yasayı, tekrar, bütünü içerisinde değerlendirmek gerekiyor.
Sayın Bakan, burada ve daha önceki komisyonlarda bu yasayı savunan konuşmalarında, özellikle üç nokta üzerinde durdu: Birincisi, muhalefetin, bizlerin, kadrolaşma kaygılarının doğru olmadığını söyledi. İkincisi, muhalefeti çok fazla eleştiri yapmakla eleştirdi. Üçüncüsü, bakanlık sayısını azaltmak için böyle bir çabaya ve böyle bir iki bakanlık birleştirmeye gidildiğini ifade etti.
Bunların hiçbiri ve diğer başka gerekçeler de, aslında bu iki bakanlığın birbiriyle birleştirilmesini savunma niteliğini taşımıyor. Bu yasayı savunmak, bu yasanın karşısında olanları eleştirmekle mümkün değil. Bu yasayı savunmak, bu iki bakanlığın kendi başlarına yapamadıklarını, bir araya gelince neden daha iyi yapabileceğini izahla mümkündür; bu yapılmamıştır.
İki bakanlığın birleştirilmesini, bakanlık sayısının azaltılmasını, Cumhuriyet Halk Partisi de programına koymuştur; fakat, Çevre Bakanlığı ile Millî Savunma Bakanlığını birleştirirsek de, iki bakanlık birleşmiş ve bakanlık sayısı azalmış olur.
Bir olayda bir mantık aramak gerekir. Bu mantığı, tekrar, lütfen, beraberce bir gözden geçirmek istiyorum. İddia şudur: Çevre Bakanlığı şimdiye kadar etkisizdi, başarısızdı; dolayısıyla, Orman Bakanlığıyla birleşirse daha başarılı olacaktır" diye cümle bitirilemiyor; fakat "dolayısıyla, Orman Bakanlığıyla birleştiriyoruz" deniliyor.
Başarılı olmadığı iddia edilen -kabul edelim onu- etkisiz olan bir bakanlığı, başka bir bakanlıkla birleştirince neden daha iyi olacağını görmek durumundayız. Bunu görmedik.
Bir AKP sözcüsü -sonradan gittim, ismini öğrendim- Münir Erkal Bey çok güzel konuştu; aslında, benim konuşmamın yarısını yaptı. Özetle şunları söyledi:
"Çevre, bir bakanlık, şu bu işi değildir; topyekûn bir seferberlik ister, toplumu bilinçlendirmek ister. Avrupa'da ve Batı ülkelerinde yeşil partiler kurulmuştur, toplum bir baskı kurmuştur. Örneğin, bir ürünü satarken, topluma 'bu ürün çevreyi kirletmeden üretildi' denildiği zaman, bir prestij sahibi oluyordur o ürün. Neden; çünkü, toplum, o konuda bilinçlenmiştir." Çok güzel. Bunları ben söyleyecektim, Sayın Erkal söyledi. Topyekûn seferberlik gerektirir.
İkinci nokta yine çok önemli, yine benim söyleyeceğimi çok güzel ifade ettiler, tekrar etmeyeyim. Özetle "çevre sadece evsel atıklar, çevre sadece sanayi atıkları konusu değildir; çevre -hatta 'kültürel çevre' de dedi, o benim aklıma gelmemişti- çok daha geniş boyutlarıyla ele alınması ve değerlendirilmesi gereken bir konudur" dedi. Buna da katılıyorum. Bunu da söyleyecektim.
Üçüncü konu "uluslararası parametreler vardır" dedi.
Dördüncü konu; turizmden, kentleşmeden bahsederek "bu gibi konulardaki planlamada çevre parametreleri gözetilmelidir" dedi. Dolayısıyla, benim konuşmamın yarısını Sayın Erkal yapmış oldu. Yapmış oldu da, değerli arkadaşlarım "çevre için topyekûn seferberlik gerekir" bir. "Çevre, sadece evsel atık, sanayi sorunu değildir" iki. Ulusal parametreleri gözönüne almak lazım" üç. "Bütün planlamalarda -turizmden kültürel planlamaya kadar- belki, çevre sorunu göz önüne alınmalıdır" dört. Bunların hepsine katılıyorum. Dolayısıyla "Çevre Bakanlığı ile Orman Bakanlığı birleştirilsin..." Çok rica ediyorum!... Hiçbir mantık yok. Kendisiyle de konuştuğumda.
Şimdi, bir genel müdürlük olması daha etkin kılabilir. Örneğin, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü; ama, Devlet Su İşleri, bir yatırım genel müdürlüğüdür, elinde muazzam bir güç vardır yatırımla ilgili. Çevre Bakanlığı bir koordinasyon, bir denetleme göreviyle yükümlüdür. Yatırım için kurulan bir kurum ile denetleme için kurulan bir kurum arasındaki farkı göz önüne almak gerekir.
Değerli arkadaşlarım, içsel mantığıyla, tutarlı bir yasa tasarısı değildir bu. Kadro tasarrufu diye savunulamaz. Olabilir kadro tasarrufu; ama, sadece bu neden olamaz. O zaman, Savunma Bakanlığı, Spor Bakanlığıyla da birleştirilebilir, değil mi? İçsel mantığı yoktur.
Bir bütünün bir parçası olarak acaba bir mantığı var mı diye baktım, bir bütünün parçası olarak da bir mantığı yok. Yani, baş harfleri büyük yazılmış bir "Kamu Yönetiminde Yeniden Yapılanma" projesi vardır iktidarın, hükümetin; fakat, bir türlü açıklanmamıştır bu. Eğer kamu yönetiminde yeniden yapılanma büyük resminin içerisinde anlam taşıyacak olsa, düşünülebilirdi; ama, bir bütünün parçası olarak da bir mantığı yok.
E-devlet uygulaması ve geliştirilmesi, yine, hükümetin programında var; AKP seçim bildirgesinden bu yana sürekli vurgulanan bir konu. Böyle bir uygulama için daha iyi bir ortam olduğu da hiç bana aşikâr değil, konu üzerine fikri olan birisi olarak. Dolayısıyla, bir bütünün parçası olarak da mantığı yok.
Dünyayla uyumlu değil, Avrupa Birliğiyle uyumlu değil. Bakın, Amerika Birleşik Devletlerinde Çevre Koruma Ajansı vardır, Kanada'da Çevre Bakanlığı vardır, Japonya'da Çevre Bakanlığı vardır; Almanya'da Çevre, Doğa Koruma ve Nükleer Güvenlik Federal Bakanlığı vardır, Norveç'te Çevre Bakanlığı vardır -tek başına bunlar- Avusturya'da Tarım, Orman, Çevre, Su Yönetimi olmuş; Belçika'da Çevre Bölümü vardır; Birleşik Krallıkta Çevre, Gıda ve Köyişleri, Danimarka'da Çevre ve Enerji Bakanlığı -ülkelerin özelliklerine göre de değişme olabiliyor tabiî- Finlandiya'da Çevre Bakanlığı vardır; İrlanda'da Çevre Bakanlığı, İspanya'da Çevre Bakanlığı, İsveç'te Çevre Bakanlığı, İtalya'da Çevre Bakanlığı, Lüksemburg'ta Çevre Bakanlığı, Çek Cumhuriyetinde Çevre Bakanlığı, Estonya'da Çevre Bakanlığı; Polonya'da, Malta'da, Macaristan'da Çevre Bakanlığı vesaire...
Şimdi, Avrupa Birliğine üye olmuş ülkelerle de uyumlu değil. Bunu biraz daha açmak için şunu da söylemek isterim: İki ay önce, Brüksel'de, Avrupa Birliği Çevre Komisyonu Başkanıyla bir görüşme yaptım. Bu görüşmede, kendisi, çok net ve ısrarlı bir şekilde, Türkiye'nin, hâlâ, çevre sorunlarını bir lüks olarak görmekte ısrar ettiğini söyledi. Bunun zararı nedir, biliyor musunuz. Çevre, sadece bir güzellik konusu, bir estetik konusu değildir. Bu bakımdan çok önemlidir, insanların daha güzel yaşam sürdürebilmesi için çok önemlidir; fakat, ekonomik önemi de vardır. Çevre dostu etiketi, CE etiketi olmayan ürünleri Avrupa'ya yarın satamayacağız. Bir AKP milletvekili arkadaşım, maalesef, "o zaman başka yerde satarız" dedi. Başka bir ortamda, Genel Kurulda değil. Yapmayalım; işportacı gibi, sağda solda bir şeyler satmak için değil, ciddî ve sofistike pazarlarda, katma değeri yüksek ürünler satmayı kendimize vizyon edinmiş bir ülke olma yönünde gidelim. Vietnam'la, şununla bununla bir şeyler üretelim de etrafı kirleterek satalım diye bir vizyonsuzluk içerisine düşmeyelim. Benim bu yasadan en büyük endişem -kadrolaşmaktan çok bahsedildi, onun sözünü etmeyeceğim- bir vizyonsuzluk örneğidir.
Şimdi, iç mantığı yok, dışsal mantığı yok; dünyayla uyumlu değil, AB ile uyumlu değil, ülkemizin sivil toplum örgütlerinin görüşleriyle uyumlu değil. Yasanın hiçbir yönden iler tutar tarafı yok.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Coşkunoğlu.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)Tekrar, bu yasanın -kadrolaşmak, şu bu yeterince tartışıldı- ülkemiz için bir vizyonsuzluk sergilediğinden kaygılıyım; belki, bugünkü çevrenin, âdeta, sanayici için bir ayak bağı olarak görülmüş olmasından kaygılıyım.
Değerli arkadaşlarım, çevre konusu bir rekabet gücü oluşturabilir. Şimdi, maalesef, zamanımı kullandığım için, bu genel müdürlüğün görevleriyle ilgili daha ayrıntılı sözler söyleyemeyeceğim; fakat, şunu söyleyeyim: Bu genel müdürlüğün, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü ile ISO (Uluslararası Standartlar Organizasyonu) 14 000 Çevre Yönetim Sistemi ve standartları arasındaki ilişkiyi tatminkâr bulmadığımı da söyleyeyim.
Şimdi, yasanın çıkmaması lazım; birleştirme. Fakat, yasa çıkıyorsa, bu Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğünün ISO 14 000 Çevre Yönetim Sistemi ve standartları konusunda -ki, Türk Standartları Enstitüsü Başkanlığı bundan haberdar; haberdarın ötesinde, gayet iyi biliyor - esinlenilmesi lazım.
Temel felsefe şu olmalıdır: Etrafı denetlemek, kontrol etmek, şunu yapmak, bunu yapmak... Burada, uzun bir çamaşır listesi var. Tatminkâr değil bunları yapmak. Mutfağı düzeltirseniz, çıkan yemek iyi olur. Toplam kalite anlayışı ve ISO'nun ruhundaki anlayış budur; kirletmeyi önleyici önlemlerin alınması. Bunun için dünya bizi zorluyor zaten; Dünya Bankası bizi zorluyor, uluslararası sigorta şirketleri bizi zorluyor, Avrupa Birliği bizi zorluyor, çevre bilinci olan pazar bizi zorluyor. Bütün bunlara gözünü kapatmış, sadece "aman, çevreyi bir ayak bağı olmaktan nasıl kurtarırız" anlayışıyla çıkarılmış bir yasanın, o anlayışıyla yerleştirilmiş maddeleri olarak görüyorum ve bunlar beni çok kaygılandırıyor. Lütfen, Vietnam liginde oynamayalım artık. Kalitesiyle, standartlarıyla rekabet edebilen, katmadeğeriyle rekabet edebilen bir ülke vizyonuna doğru hükümetimizi davet ediyorum.
Şimdi, somut bir örnekle kapatacağım konuşmamı. Bu, ormanla, Orman Yasasıyla, Orman Bakanlığıyla birleştirmenin, kendim çok iyi bildiğim bir ortamdaki yararını ölçmeye çalıştım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun hocam.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)Teşekkür ederim.
Şimdi, çevre konusunda, daha kapsamlı, bu dar çevrenin dışarısına çıkan uluslararası vizyon sahibi; bir, ondan söz ettim. Bir de, lütfen, boyutlarına biraz daha dikkat edelim.
Kaçınılmaz olarak kendi seçim bölgemden olacak... Uşak'ta bütün Ege'yi felç eden iki zehir kaynağı vardır; bir tanesi Gediz Havzasına giden, bir tanesi de Menderes Ovasına giden.
Şimdi, evsel atıklar ve deri atıkları, Banaz Çayından Adıgüzel Barajına gidiyor Denizli'de; oradan, Aydın'ın Menderes Ovasına. Çiftçi mustarip, sanayici mustarip. Toplumsal çelişkiler ortaya çıkmaya başladı. Çiftçi, biz gidip , sulama için kullanacağımız nehri kirletenlere, haddini bildireceğiz diyor. Sanayici, orada, zaten istihdam sorunu çeken bir yörede üretim yapamamaktan sıkıntılı. Tarımda sorun var, sanayide sorun var; toplumda sorun çıkıyor, çelişkiler çıkıyor toplumun çeşitli kesimleri arasında. Buna basit bir şekilde -burada orman nasıl giriyor işin içine, hiç anlamak mümkün değil; ama- buna basit bir vizyonsuzlukla -gittim, görüyorum- çevreye bir ayakbağı olmadan yöreyi kurtarmak şeklinde bakmanın sakıncalarını tekrar dile getiriyorum.
Çevre Bakanlığı şimdiye kadar etkili olmamışsa, bunu daha etkili yapmanın yolları vardır. Çevre Bakanlığını daha da etkisiz kılabilecek ve bir vizyonsuzluk örneği olan bu yasa tasarısı ve bu madde hakkında bizim görüşümüz olumsuzdur. Grubum adına bu maddeye de ret oyu vereceğimizi bildirir; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlarım.
Teşekkür ederim.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
32 konuşma daha · 1 Mayıs 2003