İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 103. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türkiye hükümeti ile avrupa uzay ajansı arasında dış uzayın barışcıl amaçlarla incelenmesi ve kullanılması konusunda işbirliği anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair(s.s 908)

Osman Coşkunoğlu

Uşak Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 103. Birleşim · 4. yasama yılı · 17 Mayıs 2006 · 1.804 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Coşkunoğlu (CHP), 17 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE HÜKÜMETİ İLE AVRUPA UZAY AJANSI ARASINDA DIŞ UZAYIN BARIŞCIL AMAÇLARLA İNCELENMESİ VE KULLANILMASI KONUSUNDA İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR(S.S 908)); konuşma 1.804 kelime.

Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “Türkiye hükümeti ile avrupa uzay ajansı arasında dış uzayın barışcıl amaçlarla incelenmesi ve kullanılması konusunda işbirliği anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair(s.s 908)”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 17 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-22-2006-05-17-turkiye-hukumeti-ile-avrupa-uzay-ajansi-arasinda-dis-uzayin-bariscil-a (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Hükümeti ile Avrupa Uzay Ajansı Arasında Dış Uzayın Barışçıl Amaçlarla İncelenmesi ve Kullanılması Konusunda İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini açıklamak üzere huzurunuzdayım.

Teknik konuda bir yasa tasarısı var önümüzde; ama, zannedersem herkesi, milletvekillerini, özellikle İktidar milletvekillerini ve toplumu çok yakından ilgilendirmesi gereken bir iki ayrıntı var dikkat çekmek istediğim. Bana kalırsa -üzülerek söylüyorum bunu- AKP Hükümetinin artık kalıcı bir üslubu, bir yaklaşımı olarak dikkat çeken bir durum var. Bu da, yasaların bir dikkatsizlikle ciddiyetten uzak yazılması, geliştirilmesi. Aceleye mi geliyor, tercüme hataları mı yapılıyor nedir, tam anlayamadığım çok ciddî hatalar yapılıyor.

Şimdi bir iki tane konuya değineyim; sadece bir tanesine değineyim.

Bakın, önünüzde bir uluslararası anlaşma var. Yasa tasarısı da, anlaşma da Türkiye Hükümetinden söz ediyor. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetidir değerli milletvekilleri, Türkiye Hükümeti değil. Bunu yasa tasarısında düzeltmişler, komisyonda "Türkiye Hükümeti" yerine "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti" denilmiş; fakat, kabul edeceğimiz anlaşmada hâlâ "Türkiye Hükümeti" diye geçiyor. Hadi bu kadar olsa yanlış, yine yanmayacağım -önemli bir ihmal bu "cumhuriyet" kelimesi- ama, anlaşmanın -sıra sayısı, beşinci sayfa- başında diyor ki: "Türkiye Hükümeti -Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olması gerekir- bundan sonra Türkiye olarak söz edilecektir." Öyle denir ya, kısaca Türkiye olarak söz edilecek. Ondan sonra anlaşmayı okuyoruz; bir yerinde "Türkiye" diyor, bir yerinde "Türk Hükümeti" diyor, bir yerinde başka bir şey diyor. Yani, bunlar kabul edilemez, kabul edilemez yanlışlıklar, sakillikler. Ciddî bir anlaşmayla karşı karşıyayız. Teknik düzeyde bir, iddialı… Uzaydan falan bahsediyoruz; daha doğru dürüst o anlaşma yazılamamış bile! Bu, çok hayret edilecek bir şey. Bunu üniversitede öğrenciler yapsa, hoca olarak kabul edilmeyecek şeyler bunlar. Nasıl böyle sakil yasa tasarılarıyla geliniyor hâlâ?! Ve bu, ilk kez değil, sık sık oluyor. Bunlar şekilsel; ama, önemli.

Gelelim şekilselin ötesine. Bu anlaşma ne zaman imzalandı; temmuz ayında, Temmuz 2004'te. Yani, anlaşma imzalandıktan sonra, şu bir maddelik, basit, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim de desteklediğimiz bir yasa tasarısı iki sene sonra geliyor Meclis gündemine.

Daha da önemlisinden söz edeyim. Bu yasa çıktığı zaman, bu anlaşma imzalandığı zaman, bu uzay anlaşması, Avrupa Uzay Ajansı ile Türkiye arasında, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti arasında bir anlaşma. Şimdi karşımızda bir Avrupa Uzay Ajansı var. Bu Avrupa Uzay Ajansına üye ülkelerin veya anlaşma imzalayan ülkelerin -bu arada, bu anlaşmayı imzalamak bizi otomatikman üye yapmıyor; umuyorum, zaman içerisinde üye de olacağız- bu Avrupa Uzay Ajansıyla anlaşma yapan ülkelerin hepsinde bir uzay ajansı veya bir uzay kurumu var muhatap olunacak. Yani, hükümete muhatap olmuyorlar, bir uzay kurumuna muhatap oluyorlar. Türkiye'de, iki yıl önce, bu anlaşma imzalandıktan sonra, bir de Türkiye Uzay Kurumu kurulması kararı alınıyor, belli süreçlerden geçiyor, geliyor, tıkanıyor bir bakanlıkta -ona gireceğim- ve iki yıl içerisinde bir Türk uzay kurumu kuramamışız. Geliyor Ukrayna'dan -beraber uzay araştırmaları yapacağımız ülkelerden biri- veya başka bir yerden; hepsinin uzay kurumu var, geliyorlar. Muhatap kim; muhatabı TÜBİTAK belirlemişiz.

Bu arada onu da söyleyeyim: TÜBİTAK, sizin değiştirdiğiniz yasayla, "Türkiye Bilimsel Teknolojik Araştırma Kurumu" artık adı. Burada, imzada, hâlâ "Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu" yazıyor, eski adı yazıyor. O da başka bir hata. Neyse...

Şimdi, Türkiye'de Türk uzay kurumu yok, o iki sene içerisinde de kurulamamış. Anlaşılacak gibi değil.

Şimdi söz konusu anlaşmaya gelelim. Kısaca bunun tarihsel gelişmesini özetleyeyim. Uzaya ilişkin uluslararası alanda çeşitli düzenlemelerin yapılması girişimleri, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda, 12 Aralık 1959 tarihine kadar gider. O zaman alınmış bir kararla, Uzayın Barışçı Amaçlarla Kullanılması Komitesi kuruldu. Daha sonra, 1975 yılında, ESA, yani, Avrupa Uzay Ajansı kuruldu. Bu Avrupa Uzay Ajansı, bu arada, Avrupa Birliğiyle, altında bir kuruluş değildir, ayrıdır; tabiî, yakın ilişkileri vardır.

ESA -yani, Avrupa Uzay Ajansı- Avrupa'nın uzay alanında barışçıl amaçlarla gerçekleştireceği faaliyetler için gerekli insanî, malî ve teknik kaynakların en iyi kullanımını sağlamak hedefiyle kurulmuş olan sivil bir Kıta Avrupa ülkeleri araştırma geliştirme kuruluşudur.

Avrupa Uzay Ajansı, 17 Kıta Avrupa ülkesi -15'i AB üyesi, artı, Norveç ve İsviçre- ve kısmî üyelik statüsündeki Kanada'nın ortak olduğu bir organizasyondur. Amerika Birleşik Devletlerindeki NASA'dan sonra, en büyük uzay organizasyonudur.

1999 yılına kadar AB'den bağımsız olarak yürütülen uzay faaliyetleri, ESA Konseyi ve AB Konseyinin ortak olarak hazırladığı Avrupa Uzay Stratejisi Raporuyla yeni bir yola girdi.

ESA "AB'nin uzay ajansı" olarak tanımlanmaya, bu yıl, yani, 2000 yılında başladı. Bu resmî stratejinin hazırlanma gerekçesi ise şudur: Avrupa'nın temel politikalarını uluslararası alanda ve küresel boyutta daha etkin kılmak ve uzay alanında gelişmiş diğer ülkelerle tek bir Avrupa olarak rekabet edebilmek.

Türkiye de, işte, tam bu dönemde, resmî olarak ESA'nın gündemine alınmıştır. Türkiye'de, ESA'nın karşısında görüşme yapacak bir uzay kurumu yoktu, hâlâ yok. Dolayısıyla, Başbakanlık tarafından Mayıs 2000 tarihinde -dönemin Başbakanı tarafından- TÜBİTAK'a, Türkiye adına, ESA ile söz konusu anlaşmayla ilgili resmî müzakereleri başlatma yetkisi verilmiştir. TÜBİTAK tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda hazırlanan anlaşma metni Temmuz 2004 tarihinde imzalandı. Önümüzdeki anlaşmanın imzalanma tarihidir bu.

Burada vurgulamak istediğim, dikkat çekmek istediğim bir konu daha var: Şimdi önümüzde duran anlaşmanın ortaya çıkması için gerekli olan çalışmaları yürütenler, Hükümetin -AKP Hükümetinin, şimdiki Hükümetin- görevden aldığı, beğenmediği, eleştirdiği TÜBİTAK yönetimidir. Onu da ifade edeyim bu vesileyle.

Şimdi, önümüzdeki anlaşmayı imzalayan ise, yine, AKP Hükümetinin yaptığı bir atamayla, ama, yargı tarafından bozulan, hukuksuz bulunan bir atamayla göreve gelenlerdir. Şimdi, ben, burada, bunları söylerken, bir saptama yapıyorum. TÜBİTAK yöneticilerini eleştirmek değil amacım, kendilerini tenzih ederim. Sadece, Hükümetin hukuk dışı kurum ve atamalarla yoluna devam etme ısrarını burada ifade etmek istiyorum.

Önümüzdeki anlaşma, böylece, Mayıs 2000 yılında başlayan ve Temmuz 2004 yılında sonuçlanan bir süreç sonucunda ortaya çıktı. Bu dört yıllık süreçte neler oldu; bunları da bilmekte yarar var. ESA yetkilileri, -Avrupa Uzay Ajansının yetkilileri- Türkiye'ye, bu dört yıl içerisinde geldiler, endüstriyi -tabiî, konuyla ilgili endüstriyi- üniversiteleri, uzay konusunda insan gücü birikimini, araştırma kurum potansiyelini, kısacası, ilgili durumu -teknolojik ve bilimsel durumu- inceledi Avrupa Uzay Kurumundan gelenler. Sonunda, bu inceleme sonunda, Türkiye'yi, ESA'ya üyelik için son derece yeterli buldular.

Bunu bilmemiz şu bakımdan anlamlı: Bu anlaşma, Avrupa'nın bilim ve teknolojide belirlediği yetkinlik kriterlerinin, en azından uzay dalında, Türkiye tarafından karşılandığını gösteren önemli bir belgedir. Uzay bağlamında, uzay konusunda, Türkiye'nin bilim ve teknolojideki durumunu, Avrupa kriterlerine uygun görüldüğünü belgeleyen bir anlaşmadır. Bu da, Türkiye'nin yüksek teknoloji kabiliyetine ve uluslararası bilimsel araştırma standartlarına sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca, ülkemizin ar-ge kapasitesinin, Avrupa Uzay Ajansı programlarına ve faaliyetlerine katılabilecek düzeyde olduğunun da bir göstergesidir.

Bu ne demektir biliyor musunuz; bir iki yıldır, birbuçuk yıldır belki, her fırsatta üniversitelerimize ve geçmiş yönetimiyle TÜBİTAK'ın performansına, başarısına, yeterliliğine yüklenen Hükümetinizin ne kadar yanlış yaptığını gösteren de bir belgedir.

Sayın Başbakanın, üniversitelerimizi, araştırma kurumlarımızı yetersiz görmesi, öte yandan, Avrupa Uzay Ajansının gelip de bunları son derece yeterli görmesi, yani, âdeta, Sayın Başbakanın değerlendirmesini Avrupa Uzay Kurumunun hiç ciddîye almamış olması, üzücü bir durumdur; üzücü bir durumdur. Bir bakıma da memnuniyet vericidir de Türkiye için; ama, bir bakıma da, Başbakanın kendi ülkemizin araştırmacıları ve üniversiteleri karşısındaki tutumuyla Avrupa'dan gelip bizi değerlendirenler arasındaki bu ciddî fark, gerçekten, dikkat çekicidir en azından.

Sayın Başbakanın beğenmediği araştırmacılarımız ve üniversitelerimiz, Avrupa Uzay Ajansı tarafından, bu önemli ve iddialı uluslararası kuruluş tarafından beğenilmiştir. Bunu, burada önemle vurgulamak isterim.

Avrupa Uzay Ajansının beğendiği, bilim ve teknolojiyle uğraşan insanımızı, üniversitelerimizi, bilim ve teknoloji kuruluşumuzu beğenmeyen Sayın Başbakanın Hükümeti, bu dört yıl içerisinde bir Türkiye uzay kurumu kuramamıştır iki yıl içerisinde; dört yıl iktidarda, iki yıl anlaşma imzalandığından beri.

Oysa, hazırlıklar yapıldı, yapılmıştı daha önceden. 26 Şubat 2001 tarihli Millî Güvenlik Kurulu kararı ve ona ilişkin 2 Mart 2001 tarihli ve 2001/2127 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla, Türkiye uzay kurumunun kurulmasına yönelik çalışmalar başlatılmıştı 2001'de.

Türkiye Uzay Kurumu Kanunu Tasarısı taslağı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı koordinatörlüğünde, Devlet Planlama Teşkilatı, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı, Telekomünikasyon Kurumu, Türk Telekomünikasyon AŞ, üniversiteler, TÜBİTAK ve ilgili diğer kurumların katılım sağladığı toplantı ve görüşmeler neticesinde hazırlanmış ve Millî Savunma Bakanlığına gönderilmiştir. Bu kadar çaba sarf edilmiştir, bu kadar emek sarf edilmiştir.

Kanun tasarısı, 20 Ocak 2004 tarihinde Millî Savunma Bakanlığı tarafından bakanlıkların görüşüne sunulmuş -yani, bu, sizin iktidar döneminizde oluyor artık- ve alınan görüşler doğrultusunda taslak kanun revize edilmiştir. Ortaya çıkan bazı yetki ve sorumluluğun paylaşımına ilişkin sorunlar da çözülmüştür. Ancak, geliyor dayanıyor, bir bakanlıkta kilitleniyor; bilin bakalım hangi bakanlıkta? Evet, Maliye Bakanlığında. Ancak, Maliye Bakanlığının, Türkiye Uzay Kurumu Kanunu Tasarısının, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının yasalaşmasından sonra hazırlanması şeklindeki görüşü doğrultusunda taslak kanuna ilişkin herhangi bir görüş bildirmemesi nedeniyle, bütün bu çabalar ve emekler sonuçlanmamıştır, Türkiye uzay kurumu kurulamamıştır. Yani, Avrupa Uzay Ajansının inceleyip beğendiği bilim ve teknoloji kurumlarımızı beğenmeyen Başbakanın Hükümeti, dört yıl içerisinde bu TUK'u kuramamıştır.

Türkiye uzay kurumunun kurulmaması, önemli bir eksikliktir. Avrupa Uzay Ajansına üye tüm ülkelerin bir uzay kurumu vardır. Ülkemize geldiklerinde muhatap kurum aramaktadırlar. Ayrıca, Türkiye uzay kurumunun olmaması, ortaya bir yetki karmaşası da çıkarmaktadır, sorumluluk karmaşası da çıkarmaktadır. Bu anlaşmayı yürütmek için TÜBİTAK yetkili kılınmıştır örneğin. Öte yandan, Bakanlar Kurulu yakın bir tarihte 2005/9481 nolu kararıyla, Türk Toplumunun uzay ve uydu teknolojilerinden beklentilerini karşılayacak bu ana yapıyı kurma görevini, Türkiye'nin tek uydu operatörü olan Türksat Anonim Şirketine vermiştir. Şimdi, o yetki Türksat Anonim Şirketine veriliyor; öte yandan TÜBİTAK, Avrupa Uzay Ajansıyla bu ilişkileri yürütüyor. Burada, çok ciddî bir karmaşa söz konusu. Bu gibi karmaşalar, bu kadar emeği ve bu güzel çabaları boşa çıkaracak niteliktedir.

Değerli milletvekilleri, bu anlaşma kâğıt üstünde kalmayacaksa, bir şov olarak getirilmiyorsa, bu yasa tasarısı göstermelik olmayacaksa, sonuçlarından beklenenler çok önemlidir. Günümüzde, çok sayıda sektörde uzay ve uydu teknolojilerinden faydalanılmaktadır. Bu sektörlerin başında, iletişim, yayıncılık, konum belirleme, uzaktan algılama, trafik düzenlemesi, eğitim, sağlık, doğal afetlerden korunma, tarım alanları ve faaliyetlerin düzenlenmesi, izlenmesi, doğal kaynakların saptanması, izlenmesi gibi sektörler vardır. Yani "uzay çalışması" deyip, olay, sadece bir fantezi değildir; yeryüzünde bizi çok yakından ilgilendiren konulara çok önemli katkıları olma potansiyeli vardır; yeter ki, göstermelik olarak gelmesin, ciddîye alınsın.

Bu anlaşma, ciddî olarak uygulanırsa, ülkemizin birikim ve yeteneğinin sınırlarını daha ileriye taşımak ve uluslararası rekabet koşullarında ülke sanayiinin gelişmesi, araştırma, geliştirme ve eğitim altyapısının zenginleştirilmesi sağlanabilecektir.

Bu yasa tasarısı, evvelsi hafta salı günü gündemdeydi; o gün, anca geldi. Bu yasa tasarısı ortaya çıkar çıkmaz, çok ilginç bir şekilde, bana, yurt dışından elektronik posta, mesajlar gelmeye başladı. Bundan heyecan duyan, dışarıda bu konuda eğitilmiş kişilerden "Hocam, bu ciddî bir şey mi?.." Yani, ben, tanımıyorum o mesajları gönderenleri, onlar da beni besbelli akademisyen olarak tanıyor. "Hocam bu ciddî bir şey mi; yani, dönelim mi Türkiye'ye, ne dersin" diye fikir soruyorlar, tanımadığım insanlar. Şimdi, benim onlara dönüp "evet, bu ciddî bir şeydir. Gelin, Türkiye'ye katkınız" diye güvenle konuşmam için yeterli bir neden var mı değerli milletvekilleri ortada?!

ALİM TUNÇ (Uşak)Var, var…

GÖKHAN DURGUN (Hatay)Sen mi anlıyorsun uzaydan….

OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)Keşke, ben de görebilsem, yani, görmek istiyorum çünkü.

Türk kuruluşlar için önemli bir ivme sağlayacaktır, motivasyon ve gelişme, Avrupa kuruluşlarıyla ortak çalışma olanağı sağlanabilecektir. Bu bakımdan, anlaşmayı çok önemsiyor ve destekliyoruz. Bunun, gerek biraz önce söylediğim, şekilsel gibi görünen "Türkiye Hükümeti" gibi gayri ciddî ifadelerle yazılmış, dikkatsizce, özensizce yazılmış, bu kadar gecikmeyle gündeme gelen, Türkiye uzay kurumu gibi, bizim de destekleyeceğimiz -düzgün çıkarılacak olursa- bir tasarının…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)Son cümlelerim Sayın Başkan.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

21 konuşma daha · 17 Mayıs 2006

21 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook