Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)
Tokat Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 91. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Nisan 2008 · 538 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Demir (AK Parti), 16 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 538 kelime.
Osman Demir (AK Parti, Tokat). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim tutanağı, 16 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-demir-23-2008-04-16-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
OSMAN DEMİR (Tokat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
2002 yılı sonunda Acil Eylem Planı’nda ortaya konulan bir niyet ve o günden bugüne sürdürülen yoğun çabalar sonucu ülkemizin çok ciddi bir alanında, sosyal güvenlik ve sağlık sigortası alanında bir kanunu tamamlamak üzereyiz.
Çıkarmakta olduğumuz kanunun üç temel amacının olduğunu söyleyebiliriz. Bunlardan birisi, birliktelik; ikincisi, kapsayıcılık ve üçüncüsü, sürdürülebilirliktir.
Birliktelik kapsamında üç tane kurumumuz var bilindiği gibi, Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve BAĞ-KUR. Bu üç kurumun gerek emeklilik gerek iş göremezlik gerekse sağlık alanında farklı uygulamaları vardır, tabiri caizse mevcut sistem kırk yamalı bohça gibidir. Burada bir birliktelik sağlamak istiyoruz.
İkincisi, dedik ki kapsayıcılık. Çıkarmakta olduğumuz kanun 70 milyon vatandaşımızı kapsamaktadır, on sekiz yaşa kadar olan herkes sağlık sigortası kapsamına alınmaktadır. Sigorta primi ödemeye gücü olmayanların primleri de devletimiz tarafından ödenecektir.
Ancak bu iki ilkeden daha önemlisi, kanunun amacı olarak sürdürülebilirlik ilkesidir. Bu, son derece önemlidir. Mevcut yapı sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır. Sürdürülebilir olmaktan çıkmasında şu faktörler etkili olmuştur: Birincisi, geçmişte yapılan politik hatalardır. Bu hataların başında 1991 yılında çıkarılan düzenleme ile kadınlarımızın otuz sekiz, erkeklerimizin kırk yaşında emekli olabilmeleri gelmektedir. İkincisi, nüfusumuzun yapısı değişmiştir. Ortalama yaşam düzeyi, yaşam sınırı yükselmektedir. İnsanlarımız artık geçmişte olduğundan daha uzun ömürlü yaşamaktadırlar. Buna bağlı olarak 2007 yılında yaşlı bağımlılık oranı yüzde 10’ken 2050 yılına vardığımızda bu oranın yüzde 30’a çıkacağı tahmin edilmektedir. Yani altmış beş ve üzerindeki yaşlı nüfusun, on beş ve altmış dört yaş arasındaki çalışan nüfusa oranı bugün yüzde 10 civarındadır, 2050 yılına vardığımızda yüzde 30’a ulaşması beklenmektedir. Üçüncü sorun, sosyal güvenlik kapsamında aktif-pasif dengesi bozulmuştur. Emekli Sandığında 1960 yılında 1 emekliye 6,6 çalışan düşerken 2006 yılına geldiğimizde bu oran 1,6’ya düşmüştür. Yani, 1 emekliye karşılık 1,6 çalışan düşmektedir. Sosyal Sigortalar Kurumunda, yine 60 yılında, 1 emekliye karşı 24,3 çalışan düşmekteyken 2006 yılında bu oran 1,8’e düşmüştür. Bu sistemin mevcut hâliyle sürdürülme imkânı kalmamıştır. BAĞ-KUR’da durum daha da vahimdir. Bu istatistikleri vererek zaman geçirmek de istemiyorum. Oysa, OECD standardında, 1 emekliye karşı 4 çalışanın düşmesi gerekmektedir. Türkiye’deki durum, görüldüğü gibi 4’ün yarısından daha azdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şayet bugün bu düzenlemeyi yapmıyor olsaydık -2007 yılında 33 milyar YTL, genel bütçeden sosyal güvenlik sistemine kaynak transfer etmekteyiz- bu düzenleme yapılmamış olsa, yakın gelecekte bütçe kaynaklarımızın çok önemli bir kısmını sosyal güvenlik kurumlarına yapılan transferler alıp götürecek ve bütçe dengesini sağlamamız bir daha mümkün olmayacaktır. 1994-2007 döneminde bütçeden sosyal güvenlik kurumlarına yapılan transferin, hazinenin cari faiz oranlarıyla güncelleştirilmiş değeri 853 milyar YTL’dir. 2007 yılı yeni seriye göre gayrisafi millî hasılamız 856 milyar YTL’dir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OSMAN DEMİR (Devamla)Görüldüğü gibi, bir yılın gayrisafi millî hasılasını yutan bir açıktan söz ediyoruz. Dolayısıyla, bugün bu önlemleri almak zorundayız.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yasa kapsamında en çok eleştirilen konu altmış beş yaş sınırıdır. Konuşmamın başında belirttiğim gibi ortalama ömür uzamaktadır. 2048 yılında altmış beş yaş sınırı orada devreye girecektir. 2048 yılına vardığımızda altmış beş yaşındaki bir vatandaşın hayatta kalma beklentisi seksen beş yıldır. Dolayısıyla bugün altmış beş yaş sınırı bize yüksek gelmektedir, bu doğrudur, ama 2048 yılına vardığımızda bu yaş sınırı normal karşılanabilir. Şayet o günün şartlarında da bu yaş sınırı çekilemez bir hâl alırsa, sorunları çözecek olan Kurum nasıl bugün sorunlarımızı çözüyorsa, o gün de rahatlıkla çözebilecektir.
Tekrar yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
64 konuşma daha · 16 Nisan 2008