Tapu kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 223) ve 223' e 1 inci ek
Tokat Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 117. Birleşim · 2. yasama yılı · 12 Haziran 2008 · 484 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Demir (AK Parti), 12 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TAPU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 223) VE 223' E 1 İNCİ EK); konuşma 484 kelime.
Osman Demir (AK Parti, Tokat). “Tapu kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 223) ve 223' e 1 inci ek”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 12 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-demir-23-2008-06-12-tapu-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-223 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
OSMAN DEMİR (Tokat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. 223 sıra sayılı Tapu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerine söz almış bulunuyorum.
Yabancı gerçek kişilerin karşılıklılık ilkesine göre ülkemizde taşınmaz edinimleri Lozan Anlaşması’na kadar dayanmaktadır. İlk yasal düzenleme de 1934 yılında 2644 sayılı Tapu Kanunu’yla yapılmıştır. Bu düzenlemeyle, yabancıların 30 hektara kadar toprak almasının yolu açılmıştır. Daha sonra ikinci düzenleme, 29/12/2005 tarih ve 5444 sayılı Kanun’la yapılmıştır. Bu Kanun ile 30 hektar olan toprak alma sınırı 2,5 hektara düşürülmüştür. Ancak, bu Kanun’un içerdiği iki düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. İptal edilen düzenlemelerden birisi: 2,5 hektar alanı 30 hektara kadar çıkarma yetkisi Bakanlar Kuruluna verilmişken Anayasa Mahkemesi bunu orantısız bulmuştur, bunu iptal etmiştir. İkinci iptal ettiği düzenleme de “İllerin yüzölçümünün binde 5’i kadar alan satılabilir.” şeklindeki kısmıdır. Burada iptal gerekçesi bazı illerin yerleşim alanlarının son derece küçük olduğu, hatta binde 5’i bile bulmadığıdır. İptal gerekçesi budur.
Şimdi yaptığımız düzenleme, aslında Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği bu kısımları olgunlaştırmak ve doldurmaya yönelik düzenlemedir. O zaman, ne yapıyoruz 1’inci maddeyle, buna bir bakmamız gerekiyor.
1’inci maddede, yabancı uyruklu gerçek kişilerin, merkez ilçe de dâhil ilçelerin uygulama imar planı ve mevzi imar planı sınırları içinde kalan toplam alanın yüzde 10’una kadar taşınmaz mal alabileceğini düzenliyoruz. Birincisi budur.
İkincisi, altyapı, ekonomi, enerji, çevre, kültür, tarım ve güvenlik açısından stratejik öneme sahip merkez ilçe ve ilçelerde satılabilir alanı, bu saydığımız imar alanı ve mevzi imar alanının yüzde 10’unun da altına indiriyoruz. Bu yetkiyi de Bakanlar Kuruluna veriyoruz. Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesinin arzu ettiği tarzda sınırlandırmayı getirmiş oluyoruz.
Üçüncü olarak, tabii, yıldan yıla imar alanları değiştiği için, bu değişimlerin, takip eden yılın ocak ayına kadar ilgili birim amirlerinden oluşan komisyona bildirilmesini öngörüyoruz. Yine, stratejik alanın nereler olduğunun da aynı şekilde Tapu Kadastronun bağlı olduğu Bakanlığa bildirilmesini öngörüyoruz.
Gördüğünüz gibi, Anayasa Mahkemesinin arzusu doğrultusunda gerekli düzeltmeler bu şekilde yapılmış oluyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir Sayın Milletvekili dünkü konuşmasında, Yahudilerin II. Abdülhamid Han’a gelerek Filistin’de kendilerinin devlet kurması amacıyla Osmanlı borçlarının ödenmesine karşılık bir arazi verilmesini talep ettiklerini, Abdülhamid Han’ın da kanla alınan toprağın parayla satılamayacağını kendilerine ifade ettiklerini söylemiştir. Ancak, Sayın Milletvekilinin konu ettiği toprak satışıyla bugün bizim düzenlediğimiz toprak satışı arasında uzaktan yakından bir alaka yoktur.
FARUK BAL (Konya)Var, var.
OSMAN DEMİR (Devamla)Bunu şu şekilde açıklamak isterim: Birincisi, yabancılara mülk satışını biz bugün ilk defa düzenlemiyoruz. Eğer buna siz “Aynıdır.” diyorsanız, Atatürk’ün sağlığında yapılan düzenlemenin de aynı olduğunu iddia etmiş olursunuz; bu, kabul edilebilir bir davranış tarzı değildir.
İkincisi: Yine, geçmişte böyle bir düzenleme yapmamış olsak dahi, zamanla şartlar değiştiğinden dolayı, böyle bir düzenlemenin yapılmasında bir mahzur yoktur. Çünkü yabancılar bizim ülkemizde nasıl taşınmaz satın alıyorlarsa, biz de yabancıların ülkesinde taşınmaz satın alıyoruz. Aksi hâlde “Biz satın alalım, yabancılar bizim ülkemizde satın almasın.” demenin tutarlı bir mantıki açıklaması olmamalıdır. Kaldı ki 2007 yılı sonuna kadar yabancıların bizim ülkemizde satın aldıkları alan 36 milyon metrekaredir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
42 konuşma daha · 12 Haziran 2008