İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 47. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Üniversite ve sağlık personelinin tam gün çalışmasına ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 418)

Osman Durmuş

Kırıkkale Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 47. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Ocak 2010 · 1.907 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Durmuş (MHP), 13 Ocak 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÜNİVERSİTE VE SAĞLIK PERSONELİNİN TAM GÜN ÇALIŞMASINA VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 418)); konuşma 1.907 kelime.

Osman Durmuş (MHP, Kırıkkale). “Üniversite ve sağlık personelinin tam gün çalışmasına ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 418)”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 13 Ocak 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-durmus-23-2010-01-13-universite-ve-saglik-personelinin-tam-gun-calismasina-ve-bazi-kanunlar (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına üniversite ve sağlık tam gün yasasıyla ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri “Bakanlık, kısmi statüde çalışan hekimlerin mesaisine ihtiyaç duyduğu için, onların da tam gün çalışmasını istediğinden dolayı bu yasayı getirmiş.” diye düşünüyor olabilirsiniz. Bu konuda sizleri doğru bilgilendirelim: Sağlık Bakanlığı hastanelerinde kısmı statüde çalışan hekimler, sabah 8.00-akşam 16.00 arasında çalışmak zorundadır. Yeni getirilen yasada sabah 8.00-akşam 16.00 arasında çalışmak zorundadır. “Peki, farklılık nedir?” diyeceksiniz. Fark şu: Mesaisi bittikten sonra hekimler dışarıda, iş yerinde hasta muayene edemez, ameliyat yapamaz. Neden? Bu hekimlerin muayenehanesi varken de saat 16.00’ya kadar çalışıyorlardı. Ne değişti? Muayenehanesi olmayan hekimler ve Bakanlık rahatsız. Enjeksiyondan dolayı çocuk rahatsız olabilir; epilepsi hastası, hastalığını bilen ve ona ilaç yazan doktordan nefret edebilir, o psikolojiyi anlıyorum ama ancak kendisi de hekim olan bir bakanın, bir yasayı getirirken gerekçeleri arasına hekim düşmanlığını içeren cümleleri yerleştirmesine anlam veremiyorum. Aynı mesaide çalışan, ancak muayenehanesini kapatıp kira vermeyen, 2 personeli çalıştırmayan ve ortalama ayda 8 milyar vergi vermeyen hekime devlet bu tavrı için 6 milyar ek ücret ödeyecek. Kiralar, personel maaşı ve vergilerle birlikte 25 bin muayenehane, hekimin devlete verdiği 150 trilyon vergi ve şahıslara verdiği maaşlar ekonomik piyasadan çekilecek. Muayenehanedeki alet ve cihazlar hurdaya gidecek. O hâlde bu yasanın adı “tam gün çalışma yasası” değil, “yarı gün sadece kamuda çalışma yasası” olmalıdır. Ekonomik olarak iktidardan bağımsız doktor ve eczacıya tahammülleri yok. “Serbest çalışan hekim SGK ile anlaşmalı hastanede hasta muayene edemeyecek, ameliyat yapamayacak.” şeklinde yasa tasarısı gelmişti. Kurum doktorları niçin muayenehane açamıyor? Yatağı yok, hastanesi yok, istismar imkânı yok, hastayı istismar edemez, niçin muayenehane açamayacak? Bu, Anayasa ihlalidir. Bir meslek mensubu, serbestçe iş yeri açıp kendi mesleğini icra etmekten men ediliyor.

Sayın Erdoğan’dan inciler: “Bu hizmeti, bir yerde, milletin hayır dualarını almak için yapma anlayışıyla sürdürmek lazım. Tam gün yasasının altında yatan gerçek bu. Bu tasarının amacı halkımıza yüksek standartta, kaliteli sağlık hizmeti vermek ve sağlık çalışanlarına yeni imkânlar sunmak. Maaşına zam yok, döner sermaye varsa, alır. Bu konudaki itirazlar son derece yersiz ve hakkaniyetten uzaktır.” E senin çocuklarının, eşinin hayır duaya ihtiyacı yok mu? Ticari hayattan çekip hayır kurumlarında çalıştıracak mısın? Yok.

Değerli milletvekilleri, muayenehane, 60 bin civarında istihdam sağlanması, buna paralel ticari ve ekonomik güç, tıbbi malzeme kullanımı ve yılda 2 milyon 500 bin hasta yükünün paylaşılmasıdır. Kanun gerekçesinde “kamu hastalarının özele taşınması veya kamu yatağının özel muayene yoluyla pazarlanması” olarak açıklanmaktadır. Hasta istismarını, kamu yatağının istismarını yönetmeliklerle pekâlâ önleyebiliriz. Bir kısım hekimin tavrını tüm muayenehane hekimlerine mal ederseniz yanlış yaparsınız. Bu hazırlanan kanun istismarı önlemekten yoksundur zaten. İstismarı önlemek isteyenler, denetimleri kaldırdılar. Antalya’da denetim yapan, SGK adına, SSK adına denetim yapan 29 hekimi aynı anda sürgüne tabi tuttular. Yolsuzluk AKP’ye tahsisli! AKP’liyle ilgili yolsuzluğu yazdığınızda müfettiş olarak görevden alınabilirsiniz, tehdit ve sürgün kaçınılmazdır.

1980 yılında çıkarılan Yasa’da… Mefruşat dükkânında hasta muayene eden profesörlerimiz vardı, arkadaşının muayenehanesinde kürtaj yapan doktor, üniversitede tam gün çalışırken kadın doğumcu eşinin muayenehanesinde kaçak hasta muayene eden doktor, Siyami Hersek Hastanesinin gelişmiş imkânlarını bırakıp kamu hastasını Balıklı Rum Hastanesine götüren doktor örnekleriyle kötü örnekleri çoğaltabiliriz. Buna karşılık, tam gün uygulanırken hastane lojmanında yatan diş hekimi varken, diş ağrısı için icapçı çağrılan, kulak burun boğaz doktoru başhekim 30 bin lira maaş alırken 90 bin lira icapçı parası alıyordu 1980 öncesi tam günde.

Peki, sizin performans diye getirdiğiniz uygulamaya bağlı olarak dünyada annelerin yüzde 7’yle 10’u kürtajla öyle doğum yaparken, sizin uygulamanızdan sonra kürtaj yüzde 40’lara çıkmış, kürtajla doğum yaptırıyorlar.

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET ERDÖL (Trabzon) – Sezaryen, sezaryen…

OSMAN DURMUŞ (Devamla)İnsanlarda apandisit kalmadı. Safra kesesi, subakut apandisit adıyla, önüne gelen bir yer diskineziyle safra keseleri gitti, apandisitler gitti, polip diye çoğu alındı safra keselerinin. Her önüne gelen, her kiste meme biyopsisi, her nodüle ince iğne biyopsisi yapıyor. Bu kadar endikasyonu zorlamanın nedeni ne olabilir? Daha fazla para almak. Yani, sizin uygulamalarınız, sadece 23 bin, 25 bin muayenehane hekiminin içinde bir kısım insanların yanlış tavrını yeterli bulmuyor, tüm hekimleri, Sağlık Bakanlığı hastanelerinde çalışan tüm hekimleri hastalarını istismar ettirerek para kazanmaya zorluyor. Bu suçtur, ayıptır, onun için malpraktis kanununu, mesleki sorumluluk kanununu sonuna kadar destekliyoruz.

Değerli milletvekilleri, 340 bin nüfuslu Düzce’de muayene edilen hasta sayısı 776 bine çıkınca övünüyorsunuz, oturup ağlamanız gerekir. Dünya ilaç kartellerine aktardığınız ilaç parası bütçenin iki yakasını bir araya getirmiyor. Siz bu milleti hasta ettiniz, aç ve yoksul insanları ilaca boğduk diye seviniyorsunuz. Bu yasada samimi değilsiniz.

Size akıl verenler… Akıl verenler deyince bu kitabı göstermeyi gerekli görüyorum. TÜSİAD’ın 2004 yılında yazdırdığı kitap. Komisyon Başkanı TÜSİAD üyesi, büyük bir zincir hastaneler grubunun da ortağı. 2,5 milyon hastayı kapatacağınız muayenehanelerden, 2 milyon hastayı kapattığınız polikliniklerden ve tıp merkezlerinden zincir hastanelere aktarmanızı sağlıyor. İki ortak için yüz binlerce kişiyi işsiz bıraktınız.

Altı ay önce kadın doğum ve dâhiliye branşlarıyla ilgili ilan verildiğinde 1 kişi ya müracaat ediyordu ya etmiyordu, şimdi 10’larcası müracaat ediyor. Bunları düşük ücretlerle zincir hastane polikliniklerinde çalıştırabilirsiniz. Bu yasa, Dönüşüm Programı’nı yazan iş adamlarına ucuz fiyatla çalışan doktor ve hasta bulma yasasına vesile olmamalıdır.

Sayısal çoğunluğunuzla yasayı bu hâliyle çıkarabilirsiniz. Sakıncalarını gidermek için verdiğimiz önergelerimizi, biraz evvel CHP Grubundan konuşan arkadaşım da söyledi, desteklemenizi bekliyoruz. Bu düzeltmelerin desteğiyle yasaya olumlu oy vermeyi düşünüyoruz.

Değerli milletvekilleri, biz MHP Grubu olarak tam süre çalışmayı savunuyoruz. Siz tam süre çalışma süresini haftalık kırk beş saatten kısmi statünün çalışma süresi olan kırk saate indiriyorsunuz. Hekimlerin yüzde 22’si kırk saat çalışıyor diye tam günü gerekçe gösteriyorsunuz, sonra hekimlerin yüzde 100’ünü kırk saate indiriyorsunuz, “Bizim derdimiz çalışma süresiyle değil, serbest çalışmayı, muayenehaneyi yasaklamaktır.” diyorsunuz. Kanundan doğan bir hakkı iki yılda bir izinle kullanan üniversitedeki hekimlerin kazancına haset ediyor olamazsınız.

“2547 sayılı Yasa, öncelikle Millî Eğitim Bakanlığını ilgilendiren bir yasadır. Niçin Millî Eğitim Bakanı, Millî Eğitim Komisyonu baypas edilmiştir? Bu yasa oralarda niçin görüşülmemiştir? Üniversite ders saatlerini ayarlamak için Sağlık, Çalışma ve Aile Komisyonunun görevi nasıl olabilir?” tezinizle çelişmiyor musunuz? Sizi inandırıcı olmaya davet ettik, siz yine açık veriyorsunuz. Gelin, bu yasayı kusurlarından arındırmak için alt komisyonda inceleyelim ve ekim ayında daha makul bir yasa olarak getirin, biz de destek verelim diye Komisyonda konuştuk. Alt komisyonda bazı düzeltmeleri gerçekten yapabildik, bazılarını ise yapamadık. Genel Kurulun bu önergelerimize destek vererek “yarı zamanlı kamuda çalışma yasası”nı gerçek Tam Gün Yasası’na döndüreceğini umuyorum. Yapacağınız katkılar için şimdiden teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, Tam Gün Yasası’nı savunan bir kişi olarak oldukça iyi para kazandığım özel ameliyatlar yaptığım hâlde, 1985 yılında muayenehanemi kapattım, tam gün çalışan üniversiteye gittim. Mesai dışı hasta muayenesi yapmadım, hatta ameliyatlarımı da özel ameliyat olarak yazdırmadım. Bunları tam gün uygulamalarını desteklediğim için söylüyorum. Acil çağrılarda şoför geç geliyor diye evimi hastanenin bitişiğine taşıdım. Ancak şunu açık yüreklilikle ifade edeyim ki istikrarsız demokrasi en çok hekimlere yük oluyor. 1980 Mayıs ayına kadar tıp fakültesinde maaşım 37 bin lira; mayıs ayında ikinci ihtisasa başladım, maaşım 25 bin lira; 12 Eylül Kenan Evren ihtilali maaşım 18 bin lira. Tayin, sürgün, tehditler ise hekimler için işin tuzu biberi.

Değerli milletvekilleri, kutsal ve onurlu bir mesleğin sahibi hekimleri bu kadar aşağılamak çok kolaycı bir yol olmamalıdır. Bir avukata danışma ücretini vermeden herhangi bir bilgi alamazsınız. Hekimlerin paragöz olduğunu, öküz sattıran olduğunu, hastanın cebinden elini çıkarmadığını söyleme hakkı hiç kimseye verilmemiştir. Tam günü savunan biri olarak, muayenehane hekimin yarını güvencesidir diyorum. Devletin zulmünden kaçan hekimler, muayenehaneye gidip çalışarak çoluğunun çocuğunun nafakasını kazanma hakkıdır; bugüne kadar kullanılmıştır, bugün elinden alıyorsunuz.

Anayasa’nın 48 ve 49’uncu maddesinin hekimlere tanıdığı bir hakkı elinden alan bir husumet yasası olarak getirilen bu yasa teklifi, alt komisyonda bazı düzeltmelerimizle, desteklenebilir bir yasa hâline getirilmiştir.

Üniversite senatosunun iki yılda bir yetki verdiği hekimi altı ay içinde muayenehanesini kapatmadığı için istifa etmiş sayacağız, diyoruz. Böyle bir şey olabilir mi? Bu ne kin, bu ne nefret? Nereden geliyor? Senatonun verdiği sürenin sonunda yeni bir izin vermemesi yönünde düzenleme getirirsiniz, özerk üniversite senatosunun yetkisini gasbetmemiş olursunuz, ilgili madde üzerinde konuşan vekilimizin de isteği doğrultusunda önergesine destek verirseniz yasakçı bir görüntüden yasayı kurtarırsınız.

Hastanelerin Sosyal Güvenlik Kurumuyla anlaşma yapan-yapmayan tasnifine gerek yoktur. Bütün hekimler ve hastaneler acil vakalara bakmak zorundadır. O hâlde bütün hastaneler SGK’yla anlaşma yapmak zorundadır. Belki gönüllü ameliyatlar için gitmez ama acil vakaların hepsi o hastaneye geldiğinde bakılmadığı takdirde o hastane ve hekimler hakkında savcılarımız resen soruşturma açar, Tabip Odamız hesap sorar.

Taşrada muayenehane hekimi yalnızsa, devlet hastanesinde acil vakaya çağrıldığında ameliyat yapacak mı, yapmayacak mı? Yapmazsa meslek odası ya da savcı yakasına yapışır.

Bugün hekimlere şiddet gösteriliyor, saldırıya uğruyorlar, hastane bahçesinde vurulup öldürülüyorlar; başhekimler istifaya çağrılıyor, bırakmak istemeyen Çorlu Devlet Hastanesi Başhekimini, AKP İlçe Başkanı bacağından vurduracağını söylüyor. Bu kin ve nefreti anlamıyorum.

Her gün 2002 diyorsunuz, nefretinizi kusuyorsunuz. 2002’deki Hükûmet, müsteşarınızı, şimdi milletvekili olan arkadaşımızı klinik şefi yaptı, hatta Bakana Behçet Uz Hastanesinin Başhekimliğini vermeyi taahhüt etti. Sayın Vekil “Bana vermediniz böyle bir şey.” diyor; Numune Hastanesi Endokrin Kliniğine şefliği çıktı, Erzurum Üniversitesi Rektörü vermedi.

Biz, dün uzlaşmacı bir üslup sahibiydik, bugün doğrularınıza destek veriyoruz, alt komisyonlarda görüşlerimizle kanunlarınıza destek veriyoruz. Siz, doktor Süleyman’ın yerine Cebrail’i, Cebrail’in yerine Mahmut’u atayarak ülkücüleri birbirine hasım ve düşman yapacağınızı sanıyorsanız bu çirkin oyununuzu her biri artık biliyor. Sizde zerre kadar insan sevgisi yok mu? Bu hile ve desiseleriniz bizim iyi niyetimizle buz gibi eriyip gidecektir.

Yerinize gelecek arkadaşlarıma da buradan tavsiye ediyorum: Mahkeme kadıya mülk değildir. Hukuk bir gün herkese lazım olur. Siz AKP’nin yaptığını yapmayın, hukuktan ayrılmadan hakkınızı arayın.

Bu yasa bir kısım hekimleri huzursuz edecek ve sıkıntıya sokacak. Bu huzursuzluğun hastane ortamına taşınmamasını diliyorum.

Basına yaptığınız “15 milyar maaş alacaklar.” açıklaması doğru değil Sayın Bakan. Diğer meslek mensuplarını hekimlere düşman edeceksiniz. Beyanatlarınız inandırıcı olmalı, olmayan ücretlerle her kesimi huzursuz etmektesiniz. Komisyonda söz verdiğiniz döner sermaye gelirlerinin bir bölümünün emekliye yansıyacağı sözünü Fikret Bila’ya yaptığınız açıklamada yalanlıyor, “Maliye veya Hazine izin vermedi.” diyorsunuz. O zaman hekimlerin ek göstergelerini artırarak emekli olduğunda sadakaya muhtaç hâle getirilmemesini sağlamalısınız. Karakolda doğru söylüyorsunuz ama mahkemede şaşıyorsunuz. Kesilecek primin miktarı emekliye yansımayı kolaylaştıracak düzey ve duruma getirilebilir.

Yetmiş iki-yetmiş beş yaşındaki hocalarımız emekli maaşıyla yoksulluk sınırında yaşıyorlar. Tıp merkezlerinde iş arıyorlardı; gözünüz aydın, tıp merkezlerinin de çoğu kapanıyor, zincir hastanelerinize gün doğuyor. Unutmayınız ki balyozlar sizi arabadan çıkarabilir ancak komadan çıkaramaz. Unutmayın ki hepimize, her gün, her saat hekim lazım. Bu yasayla ortalama 25 bin hekime vergisiyle birlikte 6 milyar ödeme yapılsa -Bakan “17 milyar” diyor- bütçeye 1 katrilyon 800 trilyon ek yük geliyor. 60 bin çalışan ve 25 bin muayenehanenin vergi giderleri, kira ve stopaj dikkate alındığında 2 katrilyon 700 trilyon kayıp oluyor. Toplamda 4,5 katrilyon. Sarf malzemesi ve tıbbi giderler de hesaplandığında 5,2 katrilyonluk bir bütçe yükü çıkıyor. Sosyal güvenlik açıklarının 37 milyar TL’yi bulduğu ülkemizde bu para bütçede var mı? Yok. Yoksa, 50 milyarlık açığa yeni açık olarak ilave edilecek.

25 bin hekim saat 16.00’da mesaiyi terk ediyor. Haftada beş gün, 52 haftada -on gününü bayrama sayarsak 250 saat- 25 bin hekim 625 bin saat çalışacak idi tam gün olsaydı. Buna karşılık bütün mesaileri 16.00’ya çektiniz. Şimdi mesai kayıp saatimiz 1 milyon 875 saate ulaşmıştır. Başbakan “Hekim sayısı az.” demiyor muydu? Adama sorarlar: “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!” Bu noktadan bakınca bu yasaya, İngilizce söylerseniz “part-time sadece kamuda çalışma yasası” diyebiliriz.

Bakanlık hekim ve muayenehane düşmanlığını bir an önce unutmalıdır. Muayenehane hekimlerinin hastalık yükü kamu hastanelerinden, Sağlık Bakanlığı hastanelerinden daha düşüktür. Çünkü muayene ücretinin nasıl verildiğinin farkında olan hekim hastasını gereksiz tetkiklerle fazla yıpratmıyor. Muayenehane hekimi laboratuvar tetkiklerini serbestçe sözleşmeli laboratuvarlarda yaptığı hâlde, kamu hastanelerinin tetkikleri AKP’li yandaş laboratuvarlarda yapıldığı için sınırsız tetkik istenmektedir, SGK’ya daha pahalıya mal olmaktadır. Doğu ve Güneydoğu’da ise bu o bölgeye para aktarma vesilesi oluyor.

YÖK Başkan Yardımcısı “Eğer tüm branşlarda tam güne geçilecekse sağlıkta da geçilsin.” diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

30 konuşma daha · 13 Ocak 2010

30 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook