Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)
Aksaray Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 65. Birleşim · 2. yasama yılı · 14 Şubat 2008 · 875 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Ertuğrul (MHP), 14 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VAKİFLAR KANUNUN 9.11.2006 TARİHLİ VE 5555 SAYILI KANUNDA BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.98)); konuşma 875 kelime.
Osman Ertuğrul (MHP, Aksaray). “Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)”. TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim tutanağı, 14 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-ertugrul-23-2008-02-14-vakiflar-kanunun-9-11-2006-tarihli-ve-5555-sayili-kanunda-bazi-maddele (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA OSMAN ERTUĞRUL (Aksaray)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5555 sayılı Vakıflar Kanunu tasarısının 26’ncı maddesi üzerinde, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, biz bir vakıf medeniyetinin mensubu ve mirasçılarıyız. Osmanlı İmparatorluğu döneminde devlet hizmetlerinin büyük çoğunluğu vakıflar eliyle yapılıyordu. Türk milleti, vakıf kurmak ve yaşatmak için elinden gelen desteği hep vermiştir. Ancak görüşmekte olduğumuz Vakıflar Kanunu ülkemizin geleceğini çok yakından ilgilendirmektedir. Bu Yasa’nın getireceği tehlikeleri, endişelerimizi, öngörü ve uyarılarımızı, yüce heyetiniz ve büyük Türk milletinin dikkatine ve takdirine sunuyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde kurulmuş ve kurulacak olan Ermeni, Rum ve Yahudilere ait azınlık vakıflarının durumunu ve bazı faaliyetlerini sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu Kanun’un en temel yanlışı, eski ve yeni vakıfların aynı kanunla ve aynı statüde düzenlenmesidir. Vakıflar Kanunu Tasarısı, 2002’den itibaren AB’nin, 2004’ten itibaren ABD’nin ısrarlı talepleri üzerine hazırlanmıştır. Yasa, daha önce AB’ye uyum için iki kez değiştirilmiş ve azınlık vakıflarına mal mülk edinme hakkı verilmiştir. Bunun sonucunda, azınlık vakıflarının kendilerine ait olduğunu öne sürdükleri taşınmaz mülkler idari bir kararla iade edilmiştir. İadesi istenilen ve olmazsa olmaz denilen 10.500 adet gayrimenkulün hemen hemen hepsi İstanbul surlarının içinde bulunmaktadır. Vakıflar Genel Müdürlüğünün şu günkü hesaplarına göre, azınlık vakıflarına iade edilecek mülklerin değeri 150 trilyon YTL’dir. Vakıflar Genel Müdürlüğü, Türkiye’de Rum Ortodoks, Ermeni ve Yahudi vakıfları başta olmak üzere toplam 161 azınlık vakfı tanımaktadır. 161 vakfın tanınması ve yapılan yasal düzenlemeler sonucu şu ana kadar 364 mülk iade edilmiştir.
Azınlık vakıfları beyanda bulunmak şartıyla ülkenin her tarafında şube ve temsilcilikler açabilirler. Azınlık vakıfları malları onarım ve restorasyon karşılığı başka vakfa ve derneklere tahsis edebilirler. Azınlık vakıfları uluslararası faaliyette ve iş birliğinde bulunabilirler. Azınlık vakıfları yurt dışında şube ve temsilcilikler açabilirler, yurt dışında kurulmuş vakıflar ülkemizde şube ve temsilcilikler açabilirler, üst kuruluş kurabilirler, yurt dışındaki kuruluşlara üye olabilirler. Azınlık vakıfları yurt içi ve yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan ayni ve nakdî bağış alabilirler. Azınlık vakıfları yurt içi ve yurt dışındaki vakıf ve derneklere ayni ve nakdî bağış yapabilirler. Azınlık vakıfları iktisadi işletme ve şirket kurabilirler ve şirketlere ortak olabilirler. Azınlık vakıflarının malları da haczedilemez. Azınlık vakıflarının tüzel kişiliğinin nasıl sona ereceği belirtilmemiş. Yasalarda nasıl sona ereceği belli olmayan tek tüzel kişilik devlettir.
Bu azınlık vakıfları ve derneklere bu yasalarla verdiğimiz yetkileri nasıl kullanacaklarının, ülkemize getireceği sıkıntıların hiç mi muhasebesini yapmıyorsunuz? En çok sığındığınız mütekabiliyet esasını Musevi ve Ermeni cemaat vakıfları bakımından hangi devletleri değerlendirerek yapacaksınız?
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Batı Trakya’daki Türklerle ilgili olarak geçerli mevzuatta bu haklar var mı? Yok. O zaman niçin siz bunu getiriyorsunuz? Lozan Anlaşması’nın 37 ile 44’üncü maddeleri İstanbul’daki Rum azınlıklarıyla ilgilidir. Bir de 45’inci madde var, “Aynen bu haklar Batı Trakya’daki Türkler için de uygulanır.” diyor. Yani, eşitlik getirmiş bir maddedir. Hâlâ ne diye devletimizi ve milletimizi ateşe atarak kendi elimizle Lozan’ı delmeye çalışıyoruz, kime hizmet ediyoruz, doğrusu anlamış değilim.
Şu anda Yunanistan, Batı Trakya Müslüman Türk azınlığa ait vakıflarla ilgili yasayı, 7 Şubat 2008 Perşembe günü, Batı Trakya Türk Milletvekilinin 1 ret oyuna karşılık tüm Yunan milletvekillerinin oylarıyla kabul etti. Bu yasa da Müslüman Türk vakıflarının elinde kalan son taşınır ve taşınmaz tüm malların elinden alınması ve bu vakıfların faaliyetlerini bitirmek amacıyla çıkarılmıştır. Bu düzenlemelerin mütekabiliyetle izahı yapılabilir mi? Yunanistan Lozan’ı tanımıyor da Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş anlaşmasını biz tanıyor muyuz? AB ve ABD istedi diye bu kanunu çıkarmaya mecbur muyuz?
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda ve Ticaret Kanunu’nda şirket kurmak zaten serbesttir. Yabancıların Vakıflar Yasası altında ticari hayatımıza girmesinin mantığı nedir? Yabancı sermayenin desteğini almış olan azınlık vakıflarıyla ticari hayatımızda nasıl rekabet edeceğiz? Gümrük birliğiyle ekonomi çökertildi, yabancı işgalin önü açıldı, devletin şirketleri özelleştirme adı altında yağmalandı. İktidar, AB’nin dayattığı ekonomik ve siyasi kriterler dışına çıkamıyor. Dünya Bankası, öğretmenlerin bile maaşına müdahale eder hale geldi. 400 milyar doların üzerinde bir borçla 20 milyona yakın insanımızın yoksulluk sınırında olduğu, nüfusumuzun yüzde 10’undan fazlasının işsiz olduğu bir zamanda yabancı sermayenin bir de vakıflar kanalıyla ticaret hayatımıza girdiğinde nelerin olabileceğini düşünebiliyor musunuz? Bunlara, ülkemizin ve dünyanın her yerinde şube ve temsilcilik açma yetkisi veriyoruz, “Uluslararası faaliyette ve işbirliğinde bulunabilir.” diyerek önlerini açıyoruz. Azınlık vakıfları, din yayılmacılığı misyonu ile Türkiye’ye gelen misyonerlerin hedef kitlelere doğru ulaşabilmeleri için uygun mekânlar haline gelmiştir. Azınlık vakıflarına imtiyaz ve ayrıcalık tanınması için yapılan dayatmacılığın arkasında misyonerlere rahat çalışma ortamı sağlamak hedefi yatmaktadır. Vakıf kurumu aracılığıyla Türkiye tam bir ideolojik mücadele ve dinler arası mücadele alanına dönüşecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Osmanlı İmparatorluğu’nun imzalamış olduğu kapitülasyonlardan ancak Kurtuluş Savaşı’nı vererek kurtulabildik. Bu Vakıflar Yasası’nın başımıza açacağı problemlerden acaba nasıl kurtulacağız? Büyük Orta Doğu Projesi eş başkanı oldunuz, Orta Doğu’nun hali ortada. Yalnız Irak’ta 1 milyondan fazla Müslüman öldü ve İslam ülkeleri kan ağlıyor. Ilımlı İslam diyorsunuz, İslam’ın ılımlısının nasıl olduğunu söylemiyorsunuz, söyleyin de bilelim. “Dinler arası diyalog” diyorsunuz. Acaba bu yasayla mı, Ermeni, Yahudi ve Rum azınlık vakıflarına her türlü kolaylığı sağlayarak mı, ülkemizin en ücra köşesinde bile ticari faaliyet ve misyonerlik faaliyetlerine müsaade ederek mi dinler arası diyaloğu kuracaksınız?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Ertuğrul.
OSMAN ERTUĞRUL (Devamla)Yaptığınız birçok işi “Allah rızası için yapıyoruz.” diyorsunuz. Sizden ricam, bu Yasa’yı Allah rızası için yapmayın. Aklınızla, basiretinizle, elinizi vicdanınıza koyun, iradenizi kullanın, ona göre oyunuzu verin. Bu Yasa, Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve Türk milletinin hayrına değildir. Onun için bu Yasa’ya hayırlı olsun demiyorum, heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
49 konuşma daha · 14 Şubat 2008