Türk medeni kanunu'nun kabul edilişininin yıldönümü münasebetiyle
Adana Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 65. Birleşim · 2. yasama yılı · 14 Şubat 2008 · 803 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Nevingaye Erbatur (CHP), 14 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK MEDENİ KANUNU'NUN KABUL EDİLİŞİNİNİN YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE); konuşma 803 kelime.
Nevingaye Erbatur (CHP, Adana). “Türk medeni kanunu'nun kabul edilişininin yıldönümü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim tutanağı, 14 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nevingaye-erbatur-23-2008-02-14-turk-medeni-kanunu-nun-kabul-edilisininin-yildonumu-munasebetiyle (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
NEVİNGAYE ERBATUR (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün 82’nci yıl dönümü nedeniyle gündem dışı söz almış bulunmaktayım.
Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.
Türk Medeni Kanunu, bir hukuk metni olmanın çok ötesinde, Atatürk devrimlerinin temeli, dinsel hukuk düzeninden laik hukuk düzenine geçişin belgesi, bir hukuk ve uygarlık anıtıdır.
30 Ağustos 1925 yılında Kastamonu’yu ziyaret eden Mustafa Kemal Atatürk şu konuşmayı gerçekleştirmiştir:
“Bir sosyal toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan oluşmuştur. Kabul edilebilir mi ki, bir kitlenin bir parçasını yükselttirelim, diğerini görmezlikten gelelim de, kitlenin tamamı yükselebilsin? Olabilir mi ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin? Şüphe yok, yükselme adımları, dediğim gibi iki cins tarafından beraber, arkadaşça atılmak ve yükselme ve yenilenme alanında birlikte aşama kaydetmek gereklidir. Böyle olursa devrim başarılı olur. Mutlulukla gözle görülmektedir ki, bugünkü hareketimiz gerçek amaca yaklaşmaktadır. Her halde daha korkusuz olmak gerektiği açıktır.
Bazı yerlerde kadınlar görüyorum ki, başına bir peştamal veya buna benzer bir şeyler atarak yüzünü gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı ya arkasını çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu davranışın anlam ve işareti nedir? Efendiler, medeni bir millet anası, millet kızı bu garip şekle, bu ilkel duruma girer mi? Bu durum milleti çok gülünç gösteren bir görüntüdür. Derhal düzeltilmesi gereklidir.”
Bu söylemin üzerine hukuk alanındaki çalışmalara hız veren Atatürk, kadının bir birey olarak toplum içerisinde yer alabilmesi için dinî hükümler içeren ve kadını ikincilleştiren Mecelle’nin bir an evvel yürürlükten kaldırılması gerektiği gerçeğiyle hareket etti ve 17 Şubat 1926 tarihinde Türk Medeni Kanunu Türkiye Büyük Meclisinde kabul edildi.
Bu Kanun’un genel gerekçesini yazan Mahmut Esat Bozkurt, böylesi bir kanuna neden gereksinim duyulduğunu “Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti'nin tedvin edilmiş bir Medeni Kanunu yoktur. Yalnız, sözleşmelerin küçük bir kısmına değinebilen Mecelle vardır… Mecelle'nin kuralı ve ana çizgileri dindir. Halbuki insanlık yaşamı, her gün hatta her an esaslı değişikliklerle karşı karşıyadır. Bunun değişikliklerini, yürüyüşünü hiçbir zaman bir nota çevresinde saptamak ve doldurmak mümkün değildir. Kanunları dine dayalı olan devletler kısa bir zaman sonra ülkenin ve ulusun ihtiyaç ve isteklerini karşılayamazlar. Çünkü dinler değişmez hükümler belirtirler. Yaşam yürür; ihtiyaçlar hızla değişir, din kanunları, kesinlikle ilerleyen yaşamın önünde biçimden ve ölü sözcüklerden fazla bir değer, bir anlam ifade edemezler. Değişmemek dinler için bir zorunluluktur. Bu bakımdan dinlerin sadece bir vicdan işi olarak kalması günümüz uygarlığının esaslarından ve eski uygarlıkla yeni uygarlığın en önemli ayırt edici özelliklerinden birisidir. Esaslarını dinlerden alan kanunlar, uygulanmakta oldukları toplumları indikleri ilkel dönemlere bağlarlar ve ilerlemeye engel belli başlı etken ve nedenler arasında bulunurlar… Kuşku yoktur ki, kanunların amacı herhangi bir gelenek ve görenek veya yalnız vicdanla ilgili olması gereken dinsel hükümler değil, siyasal, toplumsal, ulusal birliğin her neye mal olursa olsun güvencesi ve tatminidir.” demektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçen seksen iki yılda kadınlarımız çoğunlukla haklarının farkında olmadıkları için ya da haklarını nasıl kullanacaklarını bilmedikleri için yahut da haklarını kullanabilecekleri araçlara ulaşmada sıkıntı yaşadıkları için kadın-erkek eşitsizliği arasındaki uçurum da giderek artmıştır. Bu sorunların acil çözümü gerekmektedir. Kadınlar evde, iş yerinde ve toplumsal yaşamda güçlenmeli, evdeki karar alma mekanizmasında eşit biçimde söz sahibi olabilmelidir. Ekonomik yaşamda kadının görünür kılınması, bir anlamda, kaynakların daha verimli kullanılmasını da sağlayacaktır.
Kadınların yönetici olması da, yine kadınların çıkarlarının korunması ve toplumsal barışın sağlanması açısından desteklenmelidir.
Kadınlar, kendi potansiyellerini geliştirme imkânlarını bulduklarında, yaşadıkları toplumların da gelişmelerine ivme katacaklardır. Ancak bunun için de, kadının toplum hayatında görünür kılınması ve erkekle eşit şartlara sahip olması birinci koşuldur. Ancak, ister ev kadını olsun ister çalışan kadın, emeğinin karşılığını almadan çalışmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Erbatur.
NEVİNGAYE ERBATUR (Devamla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1926 yılında devrimci bir kanun olarak yaşama geçen Türk Medeni Kanunu, gelişen toplumsal yaşam nedeniyle, 2001 yılında yeniden düzenlenmiştir. Yeni Kanun’da kadın-erkek eşitliği daha çok ön plana çıkmış, ancak mal ortaklığı rejimi, Yasa’nın yürürlüğe girdiği 2002 tarihinden önceki evlilikleri kapsamamıştır. Böylece, kadınların emeği görünmez kılınmıştır. Evde yapılan işleri eğer para verip yaptırsaydık, erkeklerin maaşları yetmezdi. Kadınlar yoksul, ülkemizdeki gayrimenkullerin sadece yüzde 8’ine sahipler. O zaman, kadınların ev içinde harcadığı emeğin görünür kılınması gerekir. Ancak Yürürlük Kanunu’nun 10’uncu maddesi, 2002’den önce evlenen kadınları mağdur duruma düşürmektedir. Kanun’un çıkarıldığı dönemde muhalefette olan Sayın Mehmet Ali Şahin “Yürürlük Kanunu 10’uncu madde, kadınların emeğine yapılmış en büyük haksızlıktır. İktidar olunca bu haksızlığı gidereceğiz.” demişti. Şimdi Sayın Şahin Adalet Bakanı, fakat konuyla ilgili beş yılı aşkın bir süredir henüz bir girişimde bulunulmamıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
NEVİNGAYE ERBATUR (Devamla)Bir cümle daha söyleyip bitiriyorum Sayın Başkanım.
BAŞKANBuyurun.
NEVİNGAYE ERBATUR (Devamla)Sayın Şahin’in, artık çok yetkili bir konumda olduğundan dolayı, bu konuda ümit bekleyen, 2002’den önce evlenmiş olan kadınların durumunu da göz önüne alarak, bu durumun düzeltilmesini bekliyorum.
Bugün, kadınları baş tacı ettiğiniz bu “Sevgililer Günü”nde, Yürürlük Kanunu’nun bu maddesinin bir an evvel değişeceğini umuyorum Sayın Başkan ve sözlerime son verirken, bu vesileyle, cumhuriyeti kuranları bir kez daha saygıyla anıyor, yüce Meclisimize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
49 konuşma daha · 14 Şubat 2008