Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)
Siirt Milletvekili ·
Genel Kurul, 85. Birleşim · 2. yasama yılı · 2 Nisan 2008 · 483 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Özçelik, 2 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 483 kelime.
Osman Özçelik (Siirt). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 2 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-ozcelik-23-2008-04-02-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
OSMAN ÖZÇELİK (Siirt)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 119 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 17’nci maddesine ilişkin verdiğimiz değişiklik önergesi üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Ancak buna geçmeden önce “nevroz” kutlamalarında halkın karşı karşıya kaldığı devlet şiddetine değinmek istiyorum. “Nevroz” Orta Doğu ve kimi Kafkas ülkelerinde de kutlanan ancak 2630 yıldan beri Kürtler tarafından düzenli kutlanan, geleneksel ve tarihsel değeri olan bir bayramdır.
Kürtler, bayramı, yeni bir yaşamın ve özgürlüklerin günü olarak görürler. Bu nedenle “nevroz” aynı zamanda kutsal bir gün olarak değerlendirilir. “Özgürlük” denirken, sistemler, özgürlükleri ve bunu çağrıştıran her şeyi yasaklama eğilimindeler. Bu nedenle Kürtler, yıllarca “nevroz”u gizli kutlamak zorunda kaldılar. Son yıllarda gelişen kısmi hoşgörü sonucu “nevroz” kitlesel ve tam bir bayram coşkusuyla kutlandı. Ne yazık ki bu yıl kimi kentlerde “nevroz” yasaklanarak kutlamalar engellenmek istendi, kitlelere şiddet uygulandı.
Toplantı ve toplantı yürüyüşleri bile izne bağlı olmaksızın serbest bırakılırken, geleneksel bir bayramın izne tabi kılınmasının gerekçelerini hiç kimse açıklayamaz. Bayramın izinle kutlandığı yerlerde -bu yıl için- bu yıl toplumun her katmanından milyonlarca insan coşkuyla kutlamalara katılmış, en küçük bir şiddet olayı yaşanmamıştır. Bayram vesilesiyle kitleler, demokratik taleplerini de ifade etme olanağı bulmuşlardır. Kimilerinin hoşlanmadığı sloganların da ifade edildiği gerçektir ve kuşkusuz bu sloganlar da atılmıştır.
Şiddet içermeyen bu talepler, demokratik yaşamın bir gereği olarak görüldüğünde ve hoşgörüyle yaklaşıldığında hiçbir sorunun yaşanmadığı görülmüştür. Van, Hakkâri, Yüksekova ve Siirt’te kutlamalar yasaklanmış, bir araya gelen topluluklara aşırı şiddet uygulanmıştır. Televizyon ekranlarına da yansıyan görüntüler dehşet vericidir. Yerde oturmuş 3-5 yaşlı kadını 8-10 güvenlik görevlisinin sopalarla, acımasızca dövdüğünü gördük.
Yine, 3 güvenlik görevlisinin on dört yaşındaki bir çocuğun kolunu bükerek kırdığına tanıklık ettik. Çocuk hâlâ gözaltında, ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmüyor. On dört yaşında bir çocuk -hâlen Hacettepe Hastanesinde- gözlerini kaybetti yediği darbeler sonrasında. Van’da komada olduğu söylenen 2 kişi var.
Yüzlerce insan darp edildi. Tutuklanma korkusuyla yüzlerce yaralı insan hastanelere başvurmadı. Onlarca polisin arasında kalıp kafasından aldığı sopa darbeleri nedeniyle, oraya buraya kaçıp, yeniden darbelere maruz kalan on dört yaşındaki gencin ruhunda yaratılan travmadan haberiniz var mı? En kötüsü 3 insan yaşamını kaybetti beyler. Bu öfke, bu şiddet nedir? Bunu kim açıklayacak soruyorum? Yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet diliyorum.
Siirt’te 5 kişinin ateşli silahlarla yaralanmasına, aralarında güvenlik görevlilerinin de bulunduğu yüzlerce kişinin darp edilmesine neden olan Emniyet Müdürü, herhangi bir gerginliği önlemek, itidali sağlamak üzere girişimlerde bulunan biz 3 DTP milletvekilinin yardım taleplerini kabul etmediği gibi, uzattığımız elimizi tutmayacağını açıkça ifade ederek, bize hareket etme cüretini göstermiştir. Sorumlular AKP Hükûmetinden cesaret almaktadır. Hâlâ herhangi bir kovuşturma yapılmamıştır.
Bizim üzerimizden Türkiye Büyük Millet Meclisine yapılan hakarete de sessiz kalırsanız, yarın iktidardan düştüğünüzde düşüncelerinizi beğenmeyen devlet görevlilerinin benzer tutumlarına maruz kalma yolunu açmış olursunuz. Yoksa, kadın da olsa, çocuk da olsa gereğini yapacağız tutumunuzda ısrar mı ediyorsunuz? Rüzgâr ekenin ne biçeceğini bilmiyor musunuz? Sizi uyarıyoruz: Derhal gereğini yapın ve sorumlular hakkında yasal işlem başlatın!
Değerli milletvekilleri, yapılmasını istediğimiz değişiklik önerisi, çok zor koşullarda yaşamını sürdürmek zorunda kalan emeklilerin yaşam koşullarını düzeltmeye yöneliktir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
55 konuşma daha · 2 Nisan 2008