İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 49. BİRLEŞİM · SALI

Üniversite ve sağlık personelinin tam gün çalışmasına ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 418)

Osman Özçelik

Siirt Milletvekili ·

Genel Kurul, 49. Birleşim · 4. yasama yılı · 19 Ocak 2010 · 574 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Özçelik, 19 Ocak 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÜNİVERSİTE VE SAĞLIK PERSONELİNİN TAM GÜN ÇALIŞMASINA VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 418)); konuşma 574 kelime.

Osman Özçelik (Siirt). “Üniversite ve sağlık personelinin tam gün çalışmasına ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 418)”. TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim tutanağı, 19 Ocak 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-ozcelik-23-2010-01-19-universite-ve-saglik-personelinin-tam-gun-calismasina-ve-bazi-kanunlar (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

OSMAN ÖZÇELİK (Siirt)Sayın Başkan, sayın milletvekili arkadaşlarım; önergemiz üzerine söz aldım.

Önergemiz yasayla ilgilidir, konuşmam da ağırlıklı olarak yasayla ilgili olacak. Ancak bugün 19 Ocak. Üç yıl önce barış, demokrasi ve insan hakları mücadelecisi aydın, yazar, gazeteci, düşünür Sayın Hrant Dink’i kaybedişimizin üçüncü yıl dönümü. Hâlâ Sayın Dink’in katilleri ve tetiğin arkasındaki örgüt, profesyonel örgüt hâlâ ortaya çıkarılmış değil. Sayın Dink’in ölümüne neden olan, katline neden olan ve âdeta kışkırtıcı bir rol oynayan basının sorumluluğu ve kimi güvenlik görevlilerinin sorumluluğu açığa çıkarılmamıştır. Eğer Hrant Dink’in katilleri ve bu katillerin arkasındaki güç ortaya çıkarılmaz ise Türkiye’de demokratikleşme konusunda ciddi bir sorun yaşadığımızın işaretidir. Bunun böyle bilinmesi lazım. Hrant Dink’i sevgiyle, saygıyla anıyoruz.

Hükûmet, gerek programlarında gerek konuşmalarında katılımcı demokrasiden söz eder, ancak bu yasa tasarısında olduğu gibi, doğrudan yasadan etkilenen insanların ve bu insanların örgütlü gücünün temsilcilerinin düşüncelerini dikkate almamaktadır.

Tam gün yasası, sağlık çalışanlarını daha fazla çalışmaya zorlamaktadır. Mesleki sorumluluk sigortasıyla özel sigorta şirketlerine kazanç kapısı açılmaktadır. Radyasyonla çalışan sağlık personelinin mesai saatleri artırılmaktadır. Sağlık hizmetleri özelleştirilmekte, ticarileştirilmektedir. Sağlık Bakanlığı, iş güvenceli istihdam yerine taşeron istihdamına yönelmektedir, bunda emeğin büyük sömürüsü söz konusu olacaktır.

Bakın, sağlık meslek kuruluşları bugün grev yaptılar. Türk Tabipler Birliği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, Devrimci Sağlık-İş Sendikası, Sağlık Hizmetleri Sınıfı Çalışanları Derneği, Sağlık Memurları Derneği, Sağlık Teknisyen ve Teknikerleri Derneği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası, Türk Medikal Radyo ve Teknoloji Derneği, Tıbbi Laboratuvar Teknisyenleri Derneği, yani meslek grubunun neredeyse tamamının desteklediği bir grev söz konusu.

Sayın Hükûmet, siz herkesle kavgalısınız, tütün emekçileriyle kavgalısınız, sağlık emekçileriyle kavgalısınız, Kürtlerle kavgalısınız, kavgalı olmadığınız hiçbir toplumsal kesim yok. Meclisteki sayısal çoğunluğunuza güvenerek her türlü yasayı çıkarabileceğinizi düşünerek toplumun bütün kesimleriyle kavga ederek bir yere varamazsınız. Sizi uyarıyoruz, toplumun sesine kulak verin, toplumun sesini dinleyin ve artık toplumla barışın sağlanması için çaba içinde olun. Toplumsal barışın başka türlü yolu yok.

Bakın, eczacı meslektaşlarımla kavga ettiniz. Eczacı meslektaşlarım gerçekten büyük sıkıntılar yaşamaya devam ediyorlar.

Sayın Başbakan “Marketlerde ilaç satışı yapacağız.” dedi. Sayın Başbakan, ilaç, sizin bayiliğini yaptığınız kraker, bisküvi değil ki markette satılsın; bayiliğini yaptığınız çikolata gibi değil. İlaç, eczanede, eczacı eliyle satılır. İlaç, bir sağlık ürünüdür. Bunun marketlerde satışını öne sürerek, eczacıları tehdit ederek insan sağlığını, halk sağlığını tehdit etmek hiç doğru değil.

Bakın, Sosyal Güvenlik Kurumu, tek taraflı olarak eczanelerin ilaç sözleşmelerini iptal edeceğini duyurdu ama Danıştaydan geri döndü. Sizin çıkardığınız kararların, çıkardığınız kanunların Danıştaydan, Anayasa Mahkemesinden dönmesini istemiyoruz, bunu da doğru bulmuyoruz. Onun için, gelin, halkın ve doğrudan sorunla ilgili olan toplumsal kesimlerin düşüncelerini dikkate alınız.

İlaç firmaları eczanelerin stok zararlarını karşılamıyor. “Karşılanacak.” dediniz. Eczacı arkadaşlarımız bu konudan mustarip.

Kamu kurum ıskontosunda ciddi sorunlar yaşıyor meslektaşlarım. Kamu kurum ıskontosu eczacıların üzerine bir yük olarak getirilmiş ve eczacılar zarara uğratılmıştır. Bunun önlenmesi lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, konuşmanızı tamamlayınız efendim.

OSMAN ÖZÇELİK (Devamla)Tamamlıyorum Sayın Başkan.

Sigorta eczanelerinin kapatıldığını ve serbest eczanelere ciddi bir kazanç sağlandığını söyledi Başbakan. Durum öyle değil. Bakın, 2000 yılında Türkiye’de 7 eczacılık fakültesi vardı, 2005 yılında 9 eczacılık fakültesi vardı, 2009 yılında 17 eczacılık fakültesi var. Mezun olan eczacı sayısı 600’den 1.600’e yükseldi. 24 bin eczane var ve bunların büyük bir bölümü gerçekten asgari ücret bile kazanacak durumda değil. Eczanelerin kapanması söz konusudur.

Bu önergemizle, bu önerimizle, değişiklik önerimizle -nasılsa bu yasayı geçireceğinizi bildiğimiz için, bu yasayı onaylamıyoruz ama geçireceğinizi biliyoruz- hiç değilse sağlık çalışanlarının ücretlerinde bir artış, zamlara karşı onlara bir koruma tedbiri olsun diye bu göstergelerin biraz yükseltilmesi talebinde bulunuyoruz. Destekleyeceğinizi umuyorum.

Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

34 konuşma daha · 19 Ocak 2010

34 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook