İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 85. BİRLEŞİM · SALI

Ergene nehrinhdeki kirliliğin araştırılması hk.(10/2 ve 10/6)

Osman Pepe

Kocaeli Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 85. Birleşim · 1. yasama yılı · 27 Mayıs 2003 · 931 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Pepe (AK Parti), 27 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ERGENE NEHRİNHDEKİ KİRLİLİĞİN ARAŞTIRILMASI HK.(10/2 VE 10/6)); konuşma 931 kelime.

Osman Pepe (AK Parti, Kocaeli). “Ergene nehrinhdeki kirliliğin araştırılması hk.(10/2 ve 10/6)”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 27 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-pepe-22-2003-05-27-ergene-nehrinhdeki-kirliligin-arastirilmasi-hk-10-2-ve-10-6 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ergene Havzasındaki yoğun kirlilik münasebetiyle kurulmuş olan Araştırma Komisyonumuzun raporu üzerindeki değerlendirmelerini, değerli milletvekili arkadaşlarımızdan dinledik. Tabiî, Türkiye'nin çarpık kentleşme ve çarpık sanayileşme noktasında, şu anda ülkemizin gelmiş olduğu son durumun -bir noktada- en aykırı görüntülerinden birini burada üzüntüyle takip ediyoruz. Keşke olay, sadece Ergene'de olsaydı.

Türkiye, çağdaş dünyanın plan anlayışını, kent anlayışını, çevre anlayışını yeterince algılayamadığı için veya biraz geç algıladığı için, master planı yapma noktasında, hem iskân politikalarında hem sanayileşme politikalarında hem de turizm politikalarında, bir noktada işi, kaderine, oluruna terk etmişliğin acı faturalarıyla şimdi teker teker yüzleşme durumunda kalmıştır.

Türkiye'nin en yoğun sanayi merkezleri olan İstanbul ve Kocaeli'nde, arazinin pahalanması, fabrika kuracak alanların kalmamasıyla, bilhassa çok yoğun miktarda yeraltı suyu kullanılacak sanayiler, tipik üçüncü dünya ülkeleri görüntüsü içerisinde, Çerkezköy'de, yeterli altyapı yapılmadan, çevre parametreleri dikkate alınmadan bir organize sanayi kurulması münasebetiyle, önemli bir göç, önemli bir transfer, o bölgeye oldu.

Tabiî, bölgedeki, ağırlıklı olarak yeraltı suyu kullanan deri, kumaş boya, yani, çevreye daha ziyade kimyasal atıklar veren sanayi kuruluşlarının, sanayi tesislerinin, Ergene'yi bugün hakikaten son derece üzüntü verici bir tabloyla karşı karşıya bıraktığını, bölgedeki insanların sağlıklarını, tarım üretimini tehlikeye düşürdüğünü, raporda da gördük, yerinden de zaten biliyoruz.

Değerli milletvekilleri, biraz önce de ifade ettiğim gibi, konu sadece Ergene'yle, Trakya'yla sınırlı değildir; koskoca Karadeniz elden çıkmak üzeredir. Karadenize, Orta Avrupa'nın büyük sanayi yükünün ağır metallerini ihtiva eden müthiş bir atık akıntısı söz konusudur. Volga'nın ve kuzeydeki nehirlerin yine Karadenize taşımış olduğu atıkların Karadenizdeki hidrojen sülfür seviyesini yükselttiğini, eskisi kadar canlı türlerine rastlanmadığını hepimiz biliyoruz.

Türkiye'nin en güzel yörelerinden birisi, balıkların yumurtlama alanı olan Marmara Denizinin, Türkiye'nin müthiş bir turizm potansiyeline sahip bu güzel denizin, âdeta ölü bir deniz haline geldiğini de esefle görüyoruz.

İşte, Kocaeli, yani benim seçim bölgem, bu talihsizlikleri en çok yaşayan kentlerden birisidir. Sadece bir ilçemizde 12 tane organize sanayi bölgesinin planlanmış olmasını, önemli bir kısmının da faaliyete geçmiş olmasını; faaliyete geçen bu sanayi tesislerinin önemli bir kısmının, hem baca hem de sıvı atık olarak, yeterli arıtmayı yapmadan, filtrasyonu yapmadan atıklarını olduğu gibi bıraktıklarını; bir kısmının, yaptırmış olduğu arıtma tesislerinin işletme masraflarının yüksek olması münasebetiyle bu arıtma tesislerini işletmediklerini, sadece teftişten teftişe -tabiî, işletenleri burada istisna tutuyorum; ama, bu acı gerçeğin altını da çizmekte fayda görüyorum- teftiş esnasında "bizim arıtma tesisimiz var" diyerek meseleden kurtulmaya çalıştıklarını biliyoruz. Türkiye'nin elbette ki sadece Marmara Bölgesinde değil, aynı konunun, bizim Bursamızda da olduğu ve hemen, yine, Adapazarı'nın içmesuyunu karşılayan Sapanca Gölünde de çok ciddî bir kirlenmenin olduğu ortadadır.

Yine, biraz önce değerli konuşmacıların ifade ettiği gibi, Gediz Nehrindeki Ergene benzeri kirliliğin ortaya koymuş olduğu tablonun altını çizmekte de fayda görüyorum.

Hele hele bir Tuz Gölü gerçeği var ki... Konya'nın, milyonluk bir şehrin evsel atıklarının kıvrıla kıvrıla akmış olduğu bir Tuz Gölü gerçeğini, doğrusu, Türkiye'de, aklı izanı olan hiç kimsenin kolay kolay içine sindirebileceğini zannetmiyorum. Yani, koca bir şehrin evsel atıkları Tuz Gölüne akıyor.

Yine, benzer kirlilik Van Gölünde de söz konusudur. Yani, sanayileşme trendinde, sanayileşme sürecinde çok daha mesafe alması gereken ülkemizin, Türkiye'nin, çevre kirliliğiyle çok erken tanıştığını, denizlerini, nehirlerini, göllerini, yeraltı sularını, havasını ve toprağını önemli ölçüde kirlettiğini... Gelişmiş sanayi ülkelerinin, ileri sanayi ülkelerinin artık terk etmiş oldukları, müthiş çevre kirliliği yayan, müthiş çevre kirliliğine sebebiyet veren tesisleri, ucuz işgücü, düşük seviyedeki çevre bilinci dolayısıyla, bizim ülkemize, bir noktada, bize bunları ambalajlayıp takdim ediyorlar, biz de onları alıyoruz; ama, kurmuş olduğumuz ve bu çevre kirliliğini yoğun olarak üreten tesisler sayesinde, ülkemizin geleceğini, çocuklarımızın geleceğini, çevremizin geleceğini, ne yazık ki tehlikeye düşürüyoruz.

Değerli arkadaşlar, Çevre ve Orman Bakanlığının Kuruluş Kanununun müzakeresi sırasında, çevre düzeni planının Bakanlığımız tarafından yapılmasıyla alakalı söz konusu madde üzerinde arkadaşlarımız burada görüşlerini serdederken, bu kürsüden, bu işi Bayındırlık Bakanlığının yapmasının doğru olacağını söyleyenler olmuştur. Benim için veyahut da hepimiz için, daha doğrusu "akıl için yol birdir" derler ya, işte o fasıldan olmak üzere, planı kim yaparsa yapsın, hangi idare yaparsa yapsın, ama, mutlaka ve mutlaka, olmazsa olmaz bir parçası olarak, çevre parametresini, o planın 1 inci maddesine yazsın; ama, Türkiye'de çevre hassasiyetleri noktasında geçmişteki çok acı tecrübeleri, bu Meclis kürsüsünden ben, bundan önceki dönemlerde -20 nci Dönemde, 21 inci Dönemde- dile getirdim. Ülkenin reisicumhurları bile ÇED süreci tamamlanmamış yatırımların temellerini atmaya giderken, hep takdir edersiniz ki, Cumhurbaşkanı böyle yaparsa, yani, bir sürece ve çevreye saygı göstermezse, duyarlılık göstermezse, elbette ki, sadece ve sadece gayesi para kazanmak olan yatırımcıların, çevreye, insana, insanın geleceğine saygı duymasını beklemek boşuna bir gayret olur.(AK Parti sıralarından alkışlar )

HALUK KOÇ (Samsun)Samsun, Sayın Bakan...

İLYAS SEZAİ ÖNDER (Samsun)Samsun'da da var Sayın Bakan; felaket yayıyor

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE(Devamla)Tabiî, burada Samsunluların hakkını da yememek lazım. Oradaki bir mobil santralın... Ben, göreve geldiğimin ilk gününde Çevre Bakanlığı uzmanı arkadaşlarımdan brifing alırken, Samsun'daki mobil santralla alakalı bana çok ciddî bir rapor hazırlayın ve getirin dedim; inşallah, mahallinde, milletvekili arkadaşlarımızla birlikte, bu konuda hassasiyeti olan Samsun'daki bütün milletvekili arkadaşlarımla birlikte bir inceleme yapacağız. Onların duyarlılıkları, bizim duyarlılıklarımızdır. Arkadaşlarımızın çevreye göstermiş oldukları duyarlılığı, ülkemizdeki çevreye karşı sivil toplumun yükseltmiş olduğu sesi, Çevre ve Orman Bakanlığı olarak fazlasıyla paylaşıyoruz, onlara gönülden destek veriyoruz; çünkü, bu, sadece bir kuruma, bir kişiye bırakılamayacak kadar çok önemli bir konudur, bunun altını kalın çizgilerle çiziyorum; ama, ben, yine, bir kez daha burada tekrarlamakta fayda görüyorum ki, kanunlar, yasalar, tüzükler, genelgeler ne derlerse desinler, ne yazarlarsa yazsınlar, ne kadar mükemmel hazırlanırlarsa hazırlansınlar, eğer çocuklarımıza anaokulundan başlamak üzere eğitimin her kademesinde sağlıklı bir çevre bilincini kazandıramazsak, sürdürülebilir bir çevre anlayışını geleceğe taşımamız mümkün olmayacaktır.

Ben, değerli komisyon başkan ve üyelerine, buradaki değerli sözcü arkadaşlarımızın görüşlerine aynen katıldığımızı, hükümetimizin, AK Parti hükümetlerinin, çevreye karşı duyarlılıklarını onlarla birlikte bütünleştirdiğini ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

21 konuşma daha · 27 Mayıs 2003

21 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook