Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
Van Milletvekili ·
Genel Kurul, 90. Birleşim · 4. yasama yılı · 21 Nisan 2010 · 656 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Özdal Üçer, 21 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 656 kelime.
Özdal Üçer (Van). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 21 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ozdal-ucer-23-2010-04-21-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
BDP GRUBU ADINA ÖZDAL ÜÇER (Van)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar; 497 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin Anayasa’nın 53’üncü maddesiyle ilgili değişiklik içeren 6’ncı maddesiyle ilgili söz almış bulunmaktayım. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Aslında bu ülkenin en temel ihtiyaçlarından birincil ihtiyaç olarak değerlendirilebilecek Anayasa için bugün içinde bulunulan yapay tartışmaların kamuoyunun vicdanını rahatlatmadığını hepimiz bilmekteyiz. Bunu en iyi iktidar partisi milletvekilleri bilirler diye düşünüyorum. Çünkü tepkilerin çoğu onlara mail olarak akıyor diye biliyorum.
Evet, darbeci generallerin darbeyle yaptıkları toplumsal kıyımla yetinmeyip, ülkenin tüm geleceğini karartmak için düzenlemiş oldukları 1982 Anayasası’nın değiştirilmesi konusunda toplumumuzun her kesimi ortak düşüncededir diye düşünmekteyiz. Toplumun farklı tüm kesimlerinin demokratik katılımıyla, 1982 Anayasası’nın mağdur ettiği ve ötelediği yurttaşları da kucaklayan bir anayasa bu ülkenin en temel ihtiyacıdır. Farklı etnik kimlik, farklı kültür, farklı inanç gruplarının ve tüm sosyal katmanların bir arada, huzurlu, demokratik bir yaşamını tesis edecek, yurttaşların temel hak ve özgürlüklerinin tümünü güvence altına alan bir anayasa ülkemizi güzel günlere taşıyacaktır.
Bu gereklilik doğrultusunda yapılması gereken köklü bir değişiklikle eşitlikçi, özgürlükçü, tam demokratik yeni anayasa düzenlemek mümkünken, yama tutmaz Anayasa yeniden yamalanmaya çalışılmakta ve bu anlamda sanki iyi bir icraat yapılmaktaymış gibi de lanse edilmektedir. Hem yapılış biçimi hem de içeriğiyle demokratik zihniyetle düzenlenmesi gereken bir anayasa için maalesef AKP Hükûmeti yurttaşlarımızın beklentilerine cevap olamamış, tüm umutları suya düşürmüştür. Anayasa yapayım derken aslında toplumun ihtiyaçlarını görmezden gelip sadece erken seçimi, 29 Marttan bu yana AKP Hükûmetini kamuoyu baskısıyla erken seçime zorlayan emek çevrelerini, farklı sosyal katmanların bilincini bastırmak ve onların taleplerini sindirmek amacıyla bir altı yedi ay açılım teranesiyle geçti, birkaç ay da Anayasa teranesiyle geçsin diye bir uygulamadır diye algılamaktayız.
Evet, AKP zihniyetinde “kamu” sözcüğü söz konusu olunca “satmak” sözcüğüyle eş zamanlı bir çağrışım yapmaktadır. “Kamu malını babalar gibi satarız.” diyen bir zihniyet bugün Anayasa yapıyorum diye, baba yasayı dayatıyor bu Meclise, Türkiye kamuoyuna. Anayasa bu şekilde yapılmaz arkadaşlar. Yapılan bu çalışmanın sonucuna da Anayasa, çıkacak sonuca da, çıkacak yasalara da toplumun ihtiyaçlarını karşılayan bir anayasa betimlemesi yapmak da mümkün olamayacaktır. Yedi yıllık iktidarı boyunca emekçileri mağdur eden AKP Hükûmeti, bu aldatmacı Anayasa değişikliğiyle emekçilerin mağduriyetini gidermek yerine, yeni mağduriyetlere yol açmaktadır.
Örneğin, demin konuşmasını yapan Sayın Hatip, özellikle “kamu görevlileri” tabirini kullanıyordu. Bizim nazarımızda kamu görevlileri değildir, kamu çalışanlarıdır ve evrensel iş terminolojisi de bunu bu şekilde tanımlar. Kamu görevlileri tanımı neden? Çünkü çalışmayı bir görev olarak tanımlayan bir zihniyetin ifadesidir. “Kamu çalışanları” demekse çalışmayı bir hak olarak betimleyen bir terminolojinin ifadesidir.
Biz, bütün kamu çalışanlarını devletin kulu, kölesi sayan bir zihniyetle hareket eden AKP’yle ortaklaşırsak kamu vicdanı yarın bizi mahkûm eder, yargılar, “Vicdansızlık ettiniz.” der ama biz bu vicdansızlığı sindirmeyeceğiz, bu insafsızlığı kabul etmeyeceğiz.
Emekçilerin, çalışma niteliği ayrımı yapmaksınız, kamu emekçilerinin, kamu çalışanlarının tümünü işçi-memur ayrımı yapmaksızın bütün haklarının evrensel hukuk normlarına uygun bir şekilde yeniden düzenlenmesi için bu kürsüde ne gerekiyorsa ifade edeceğiz ve her zaman, her alanda kamu emekçilerinin, işçinin, emekçinin yanında olacağız.
Milyonları bulan emekçiler belki Taksim’de 1 Mayısı kutlarken çok büyük bir şölen eşliğinde AKP Hükûmetine bir yanıt verecektir ama en büyük yanıtını emekçiler, önümüzdeki ilk seçim sandığında zarfların içinde sunacaktır AKP Hükûmetine. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Biz nice iktidarlar gördük, AKP gibi, gelip geçtiler. Şimdi esamesi okunmamaktadır Mecliste.
Sizin sataşmalarınıza cevap verip zaman harcamak istemiyorum sayın hocamın dediği gibi.
MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli)Kimse sataşmıyor Sayın Vekilim.
ÖZDAL ÜÇER (Devamla)Evet, var, sesler geliyor da.
MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli)Biz sizi dinliyoruz.
ÖZDAL ÜÇER (Devamla) –İyi, sataşmasanız iyi olur çünkü kimileri de kendi haddini aşıp kovmaya çalışıyor hatta Meclise yakışmayacak küfürleşmelere zemin oluşturuyor. Bunları da kınadığımızı ve asla kabullenmeyeceğimizi belirtmek istiyorum çünkü bizler doğru bildiklerimiz ve değerlerimiz için gerekirse idam sehpasında idam sehpalarını tekmelemiş, yağlı idam urganlarına boynumuzu uzatmışız ama asla, ölümü kabullenmekle beraber hakareti kabul etmemişiz. Buna asla, asla müsaade etmeyeceğiz. Bunu herkesin içine sindirmesi gerekiyor ve kimsenin de bir dahaki düzeyde haddini aşmaması gerekiyor.
SADIK YAKUT (Kayseri)İdam yok.
ÖZDAL ÜÇER (Devamla)Evet, Sayın Başkan…
BAŞKANBuyurun, siz konuşun.
ÖZDAL ÜÇER (Devamla)Milletvekillerini uyarır mısınız?
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
90 konuşma daha · 21 Nisan 2010