2005 mali yılı bütçe kan.tas. ( 11 inci tur görüşmelerinde ) sağlık bakanlığı,çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı
Erzurum Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 41. Birleşim · 3. yasama yılı · 26 Aralık 2004 · 2.227 kelime · yaklaşık 11 dakikalık okuma
Kaynak göster
Recep Akdağ (AK Parti), 26 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. ( 11 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) SAĞLIK BAKANLIĞI,ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI); konuşma 2.227 kelime.
Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum). “2005 mali yılı bütçe kan.tas. ( 11 inci tur görüşmelerinde ) sağlık bakanlığı,çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 26 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-22-2004-12-26-2005-mali-yili-butce-kan-tas-11-inci-tur-gorusmelerinde-saglik-ba (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlığımın 2005 malî yılı bütçesini Yüce Meclisimize arz etmeye başlarken, hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, hepimizin çok iyi bildiği gibi, sağlık, anne karnından ölüme kadar, her yaş ve konumdaki insanımızı yakından ilgilendiren bir meseledir. Bu kadar önemli olan ve vazgeçilmez olan sağlığımızın, geride bıraktığımız on yıllarda, kendi önemine mütenasip olarak ele alındığını, halkımıza, adil, etkili ve kolay ulaşabildiği bir sağlık hizmeti sunulduğunu söylemek, gerçekten, güçtür.
Bu sebeple, göreve geldiğimiz ilk günden itibaren, insanımızın hak ettiği sağlık hizmetini alabilmesi için yoğun bir çalışma yürütüyoruz ve bu çalışmayı Anayasamızın 56 ncı maddesinde tarif edilen ve Bakanlığımın uhdesine verilen kutsal bir görev olarak telakki ediyoruz.
Değerli arkadaşlarım, biz, sağlık hizmetlerinin sunumunda, popülist davranmayı ve palyatif birtakım çözümlerle sorunları geçiştirmeyi tercih etmeyen cumhuriyet hükümetlerini temsil ediyoruz. Var olan problemleri görmezden gelmedik, on yılların, âdeta yetim alanı olmuş olan sağlıkta, yapılamayanları gündeme getirerek, dövünerek de kendimizi avutmadık.
Bütün bunların yerine, bir yandan, acil müdahalelerle sorunlara neşter atarken, diğer yandan insan odaklı bir sağlık sistemi oluşturma yolunu seçtik. Tamamen ulusal bir model olarak bir Türkiye modeli geliştirdik. Bu modeli geliştirirken, birçok ülkede incelemelerde bulunduk, teorik ve pratik değerlendirmeler yaptık. Bugün, artık, Hükümetimizin Sağlıkta Dönüşüm Programı, bütün kamuoyu tarafından çerçevesi gayet iyi bilinen, hedefleri ortaya konmuş olan ve ülkemizin geleceğini sağlık anlamında büyük ölçüde olumlu bir biçimde etkileyebilecek bir program haline gelmiştir. Bu programın uzun bir çalışma takvimi gerektirdiğini biliyoruz ve altyapı çalışmalarının çok ciddî ve uzun soluklu gayretlere ihtiyacı olduğunu da biliyoruz. Bu sebeple, kısa süreli ve göstermelik siyasî beklentilere girmeden yolumuza gayretle ve samimiyetle devam ettik. Çünkü, her vatandaşımıza etkili ve adil bir sağlık hizmeti sunmanın bu programla oluşabileceğini biliyoruz.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; biz, bir yandan Sağlıkta Dönüşüm Programının altyapı çalışmalarını kapsamlı ve hızlı bir biçimde sürdürürken, diğer yandan, benden önceki konuşmacı arkadaşlarımın da çok güzel bir biçimde ifade ettiği acil sorunları gündemden kaldırmak için kararlı adımlar attık. Artık, hamdolsun, kamuoyumuza "borcunu ödeyemeyen vatandaş hastanede rehin kaldı" haberleri yansımamaktadır. Buna tevessül edilirse eğer, bunun istisnaları olursa, çok ciddî bir biçimde meseleleri soruşturarak üzerine gidiyoruz. Bu suretle, vatandaşlarımızın devletine güveninin yeniden tesis edilmesinde, ülkemizin onurlu insanları olma duygusunu yaşamalarında çok önemli bir adım atmış olduk.
Değerli arkadaşlarım, artık bu ülkede acil servislere giden vatandaşlar geri çevrilmiyor, artık bu güzel ülkemizde "seni ambulansla taşıyacağım; ama, önce parasını ver" diye hiçbir vatandaşımıza bir talepte bulunulmuyor.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, Sağlıkta Dönüşüm Programımız çerçevesinde attığımız önemli adımlardan biri, Türkiye sağlık envanteri çalışmasıdır. Böylece, ülkemizdeki mevcut sağlık potansiyelini önce bir tespit ettik ve kabul edelim ki, elimizdeki biraz da kısıtlı olan kaynakların nasıl kullanılacağını planlamaya başladık ve bu suretle, oluşturduğumuz ilk envanteri değerlendirmek üzere, bütün il ve ilçelerimizi köyleriyle birlikte ziyaret ederek, yerel yöneticilerimizin görüşlerini de alarak daha sağlıklı bir Türkiye hedefimize adım adım ilerliyoruz. 2004 yılı içerisinde bu şekilde 20 ilimizi ziyaret ettik, sağlık şartlarını gördük ve inceledik.
Burada, özellikle şunu ifade etmek istiyorum ki, Hükümet olarak politikalarımız; kamunun sağlık hizmetindeki etkinliğini azaltmak değil, bilakis, artırmaktır ve bunu yaparken, elbette ki, özel sektörün finans kaynaklarının sağlığa daha çok yönelmesini de arzu ediyoruz. Böylece, halkımız, daha geniş bir yelpaze içerisinde sağlık hizmeti almış olacak. Yoksa, bazı arkadaşlarımızın ifade ettiği gibi, sağlık kuruluşlarını tek elden pazarlamayı falan, asla düşünmüyoruz ve bu ifadeleri kesin bir dille reddediyoruz.
Vatandaşımız, hizmet alabileceği alanın genişlemesinden son derecede memnundur. Nasıl ki, sosyal sigortalı vatandaşlarımız Sağlık Bakanlığının kuruluşlarından bugün yararlanabiliyorlarsa, nasıl ki, emeklilerimiz ve devlet memurlarımız özel sağlık kuruluşlarından yararlanabiliyorlarsa, diğer vatandaşlarımız da bu uygulamaların bugün genişlemesini, genişletilmesini beklemektedirler.
Kamu sağlık hizmetleri konusundaki kararlılığımızın ve bu hususa önem verdiğimizin bir işareti olarak bazı rakamları ifade etmek isterim. 2003'te, 44'ü hastane olmak üzere 156 yeni sağlık tesisini hizmet sokmuş durumdaydık. 2004'te de, 46 hastaneyi hizmete sokmuş olduk.
Değerli milletvekilleri, hepinizin ve hepimizin çok iyi bildiği gibi, sağlık sistemimizin en önemli problemlerinden biri, ülkemizde, başta uzman hekim ve hekimlerimiz olmak üzere, mutlak anlamdaki sayısal yetersizliktir. Burada, bir rakama özellikle dikkatlerinizi çekmek isterim. Dünya Sağlık Örgütünün Avrupa Bölgesinde yer alan 52 ülkesi içerisinde -üzülerek ifade etmeliyim ki- hekim sayısı en son sırada olan ülke bizim ülkemizdir. Bakınız, mutlak anlamdaki hekim sayısından bahsediyorum; 52 ülke arasında, biz, hekim sayısında, maalesef, 52 nci sıradayız.
Tabiîdir ki, hekim sayısını bir yılda, iki yılda artırmak gibi bir imkâna sahip değiliz; ancak, yapabildiğimiz, az olan bu hekim sayısının, aynı zamanda aşırı dengesiz biçimde yerleşmiş olması sebebiyle, bu dengesizliği gidermeye yönelik çalışmalardır. Nitekim, sizlerin değerli katkılarınızla yaptığımız özel bir kanunla, eleman temininde güçlük çektiğimiz bölgelere çok sayıda sağlık personeli göndermiş durumdayız. Ben, bu hususta da çok önem verdiğim bazı rakamları, Yüce Meclisimizin huzurunda aziz milletimize arz etmek istiyorum: Değerli arkadaşlarım, hükümet etmeye başladığımız 2002 yılının kasımında Ağrı'da uzman hekim sayısı 26 idi, şu anda bu sayı 40'tır. Bingöl'de 28 olan sayı, 36 olmuştur. Bitlis'te 30 olan sayı, 44 olmuştur. Hakkâri'de 16 olan sayı, 21'dir. Muş'ta 33 olan sayı, 41'dir. Şırnak'ta 16 olan sayı, 23'tür. Van'da 78 olan sayı, 117'dir. Artış oranlarına baktığımızda, bu illerimizdeki artış oranının yüzde 40'ları aştığını görüyoruz. Aynı şeyi, diğer sağlık çalışanları için de söylemek mümkündür. Yine, Ağrı'da 525 olan toplam sağlık personeli sayısı, bugün 747'ye ulaşmıştır. Hakkâri'de bu sayı, 337'den 534'e ulaşmıştır ve artış, yine, yüzde 40'lar seviyesindedir. 5 ve 6 ncı hizmet bölgelerinde uzman doktor sayılarımızdaki artış, söylediğim gibi, toplamda da yüzde 40'lara yakındır. Bu arada, bu bahsettiğim 4924 sayılı özel kanunla bu bölgelere atadığımız pratisyen hekim sayısı da 1 278'i bulmuştur.
Değerli arkadaşlarım, bütün bunlara rağmen, ülkemizin bazı bölgelerinde, özellikle 5 ve 6 ncı bölge illerimizde, biraz önce zikrettiğimiz iller de dahil olmak üzere, hekim sayılarımızdaki eksikliği biliyoruz. Bunların tamamlanması hususunda atama ve nakil yönetmeliklerimizde gerekli değişiklikleri yaptık; şimdi, yeni personel dağılım cetvellerini oluşturuyoruz. İki ay içerisinde dağılımı biraz daha mükemmel hale getireceğiz. Bütün işlemleri şeffaf, adil ve herkese açık kuralarla gerçekleştiriyoruz.
Değerli arkadaşlarım, hakikaten, Türkiye'de sağlık hizmetlerinin sunumunda, sağlık personelinin motivasyonunu sağlama hususunda devrim niteliğinde bir değişikliği gerçekleştirmiş durumdayız. "Performansa dayalı katkı payı ödemesi" dediğimiz bu metodu, Avrupalı birçok gelişmiş ülkenin sağlık bakanlarıyla, bürokratlarıyla, sağlık yöneticileriyle tartıştığımızda, onların da, hakikaten, gelinmiş olunan noktayı takdirle ifade ettiklerine ben birçok defa şahit oldum. Çünkü, bugün, özellikle hastanecilik anlamında Batılı ülkelerde de bir tıkanma var, çok büyük bekleme listeleri var. Biz, bu şekilde bir katkı payı ödeme yöntemiyle, Türkiye genelinde, artık, vatandaşımızın hizmeti doğrudan kamudan alabilmesinin büyük ölçüde önünü açıyoruz. Bu da, aslında, bazılarının zaman zaman "AK Parti Hükümetleri sağlıkta piyasalaşmaya yol açıyor" şeklindeki ifadelerinin tamamen gerçekdışı olduğunu göstermektedir. Bunun aksi yaşanıyor, değerli arkadaşlarım, Türkiye'de.
Yine bazı rakamlar vermek isterim size: Bu uygulamalarımızla, bugün, Gümüşhane'de 25 muayenehanenin 24'ü kapanmıştır, Konya'da 206 muayenehanenin 82'si kapanmıştır, Trabzon'da 249 muayenehanenin 59'u kapanmıştır, Erzurum'da 64 muayenehanenin 12'si kapanmıştır ve önümüzdeki süreç, artık, kamuda çalışan hekimlerimizin, kamuda kazanabileceklerini çok iyi anladıkları ve bu hususta hizmetin bu tarafa yöneleceği bir süreç olarak hızla gelişmektedir.
Türkiye'de, artık, kamu imkânları kullanılarak yapılan sağlık hizmeti için vatandaşımızdan uygunsuz taleplerde bulunma devri sona ermektedir değerli arkadaşlarım; ancak, bunun için toplumsal destek şarttır. Bu husustaki köhnemiş zihniyeti hep birlikte yok etmeye kararlı olmalı ve değişiklikler tamamlanıncaya kadar yolumuza da sabırla devam etmeliyiz.
Performans konusunda, özellikle sağlıkocaklarında çalışan hekimlerimiz ve diğer sağlık çalışanları açısından, bu sene bütçe kanununa koyduğumuz yeni hükümlerle, yüzde 65'e kadar dönersermaye katkı payı ödenmesini sağlayarak, bu husustaki, aslında, bugüne kadar gelişmiş olan eksikliği de ortadan kaldırmış oluyoruz.
Değerli arkadaşlarım, özel sektörden hizmet satın alınması yoluyla -ki, bunların içerisinde bina, cihaz kiralanması gibi uygulamalar var- vatandaşlarımızın özel sektöre de bizzat sigortalarıyla başvurarak hizmet almalarının önünü açarak, hakikaten, sağlık hizmeti açısından kapasitemizi oldukça genişlettik. Hatırlayacaksınız, geçtiğimiz yıl bu zamanlarda tartışırken, Sağlık Bakanlığı hastanelerine SSK'lı vatandaşlarımızın büyük bir akınla geleceği ve bu hastanelerin tıkanacağından bahsediliyordu; bunun tamamen aksi gelişmiştir. 33 000 000 civarında SSK'lı hastamıza Sağlık Bakanlığının kuruluşlarında hizmet vermiş olmamıza rağmen, bu hastanelerde ve sağlık kuruluşlarında kalabalıklar ve kuyruklar artmamış, hizmet tıkanmamış, aksine, bekleme süreleri azalmıştır. Hâlâ bazı bekleme sürelerinin olduğunu biliyoruz; ama, bunlar gün geçtikçe azalarak halkımıza çok daha mükemmel bir hizmeti sunma imkânımız da olacaktır. Peki, bunu nasıl gerçekleştirebildik bu süre içerisinde; değerli arkadaşlarım, bir prensip ortaya koyduk ve bütün sağlık kuruluşlarımıza, her hekime bir çalışma ve muayene odası açmaları şeklinde bir talimat verdik. Bu talimat sonrasında sağlıkocaklarımızdaki hekimlerimizin çalışma ve muayene odası sayısı iki katına, yani 6 000'den 12 000'e çıkmıştır. Aynı şekilde hastanelerimizde de bu sayı 5 000'den 10 000'e çıkmış durumdadır. Bunun net anlamı şudur değerli arkadaşlarım: Hastane kapısına veya sağlıkocağının kapısına, hekimin kapısına giden vatandaşlarımız, şimdi, muayene edilebilecekleri süreyi iki misli fazla bulmaktadırlar. Dolayısıyla, vatandaşımızın yüzüne bakarak reçete yazma dönemi de yavaş yavaş sona ermektedir. Tabiî, burada bunu ifade ederken, değerli sağlık çalışanlarımızı asla bundan sorumlu tutmadığımızı ve tutamayacağımızı ifade etmek isterim. Siz, bir sağlık çalışanının, bir hekimin önüne, bir günde 100-120 insanı muayene etmesi için çıkarırsanız, kuşkusuz ki, ne kadar fedakârca çalışılırsa çalışılsın, arzulanan hizmet verilemeyecektir. Dolayısıyla, biz, elimizdeki malzemeyi en güzel şekilde kullanmak, en verimli bir şekilde kullanmak için, sistematik bir gelişme sağlıyoruz.
Bu arada, çok önem verdiğimiz bir uygulamamızdan bahsetmek istiyorum. Altyapısını hazır hale getirdiğimiz 11 hastanemizde hekim seçme hakkı uygulamasını başlatmış durumdayız; yani, vatandaşımız bu hastanelere gittiğinde, kendisini bir sekreterya karşılayacak ve varsayalım ki, çocuğunu muayene ettirmek istiyorsa ve orada 10 veya 5 çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı varsa, o hekimlerden dilediğini seçebilecektir. Böylece, hekimlerimiz de, bu performansa dayalı katkı payı ödemeleriyle birlikte, vatandaşımıza, tatlı, olumlu bir rekabet içerisinde, çok daha iyi bir hizmet verme imkânı bulacaktır.
Değerli arkadaşlarım, daha önce, ülkemizde hasta hakları, sadece bir yönetmeliğin sayfaları arasındaydı veya hastane duvarlarına astığımız tablolardaydı. Bu iki yıllık dönemde, hastanelerimizde, faal hasta hakları birimlerini kurduk. Bugün, 81 ilde, 131 bakanlık hastanesinde, hasta hakları kurulları ve birimleri tamamlanmış durumdadır. Bu uygulamayı, 2005 yılında, ülke geneline yaygınlaştıracağız.
Değerli arkadaşlarım, Sağlık Bakanlığı iletişim hattı olarak belirlediğimiz 184 numaralı telefona, yaklaşık olarak bir yıl içerisinde 120 000 müracaat olmuştur; evet, rakamı yanlış duymadınız, vatandaşımız 120 000 kere Sağlık Bakanlığını aramış ve bir şekilde ya ihtiyacının nasıl karşılanabileceğini sormuş, bilgi almış ya şikâyette bulunmuş veya teşekkürünü ifade etmiştir. Bu uygulamayla ilgili olarak, 120 000 müracaatın 112 000'i şu ana kadar cevaplandırılmış durumdadır.
Değerli arkadaşlarım, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızla birlikte gerçekleştirdiğimiz Ortak Kullanım Protokolü, bir Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin, siyasî istikrar olduğunda, iki bakanlık mensupları, bürokrasisi uyum içinde çalıştığında ne büyük bir başarıya imza atılabileceğinin çok önemli bir kanıtı olmuştur. Hakikaten, bu ortak kullanım sonucunda, SSK'lı vatandaşımız çok ciddî bir rahatlamaya kavuşmuş durumdadır.
Değerli milletvekilleri, Sağlıkta Dönüşüm Programımızın en önemli bileşenlerinden birisi, biliyorsunuz, aile hekimliği uygulamamızdır. Bu hususta, sizlerin çok değerli katkılarınızla yasamızı yaptık ve Düzce İlimizde pilot il çalışmalarımıza başlıyoruz. Hedefimiz, 2005 yılı içerisinde, pilot il sayımızı, yılın sonuna doğru 5 ilâ 10'a çıkarmak, 2006 yılı içerisinde de bütün ülkeye bu uygulamayı yaygınlaştırmaktır. Böylece, her vatandaşımızın özgürce seçebileceği bir hekimi olacak, aile hekimleri, fertlerin sağlık sorunlarında, ücret ödemeksizin başvuracakları ilk basamağı teşkil edeceklerdir.
Değerli arkadaşlarım, bugün, bütün Avrupa'da uygulanan bu sistemde, elbette, bir taraftan altyapıyı oluşturuyoruz, bir taraftan da uygulamalarımıza geçiyoruz. Uygulamayı üç yıllık bir süre içerisinde gerçekleştireceğimize göre, bu hususta bir altyapı eksikliğinden de bugün için bahsetmek hakikaten hiç gerçekçi olmuyor.
Aslında, aile hekimliği uygulamaları, 1961'de yapılmış olan sosyalizasyonun, bir yasa olarak yapılmış olan; ama, maalesef, şu veya bu sebeple, bugüne kadar gereği yapılamamış olan sosyalizasyonun ruhunun 2004, 2005, 2007 yıllarında hayata geçirilmesi olacaktır.
Değerli arkadaşlarım, gördüğünüz gibi, kararlı bir biçimde, planlı bir biçimde, sağlıkta dönüşümümüzün bütün bileşenlerini, belirli bir takvim içerisinde hayata geçirmekteyiz. Tabiî, hakikaten, yaptığımız birçok değerli sağlık hizmeti de var.
Bakınız, birkaç rakam ifade etmek istiyorum değerli arkadaşlarım: Ben bir çocuk hekimiyim ve anne sütünün önemini çok iyi biliyorum elbette.
1998 yılında, ülkemizde, bir annenin bebeğini, altıncı ayına kadar yalnızca kendi sütüyle besleme oranı yüzde 1,3'tü ve bu, hiç kabul edilemez bir orandı; bugün için bu oran, yüzde 21'lere yükselmiştir. Elbette, bu, bu konuya verilen önemin bir sonucu olarak gelişmiştir.
Ülkemizde, her 2 yavrumuzdan 1'inde, büyük oranda demir eksikliğine bağlı kansızlık var. Bu, çocuklarımızın geleceğini, dolayısıyla ülkemizin geleceğini çok olumsuz etkileyen bir sağlık problemi halindeydi. Aldığımız bir kararla, bütün yavrularımıza, hiçbir ayırım gözetmeksizin, koruyucu olarak ücretsiz demir damlası dağıtmaya başladık. Bu yıl, Eylül 2004 itibariyle, 570 000 bebeğe ulaştık. Hedefimiz, 2005 yılı içerisinde, bütün yavrularımıza, hem demir eksikliğine bağlı kansızlığı önlemek için hem de kemik gelişimi yetersizliğini önlemek için ücretsiz demir ve D vitamini damlası dağıtmaktır.
Değerli arkadaşlarım, kızamık aşısı konusunda mükemmel bir hedefe ulaştık. Özellikle aşılamanın öteden beri çok geri olduğu illerimiz içerisinden 10 ili seçerek, bu yıl, bu 10 il üzerinde özel bir çalışma yaptık. Böylece, kızamık konusunda, bu illerimizde -Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Hakkâri, Muş, Şırnak, Tunceli ve Van İllerimizde- yürüttüğümüz çalışmalarla, yüzde 54 olan kızamık aşılama oranını yüzde 80'lere yaklaştırdık. Aynı şekilde, yüzde 40'larda olan diğer aşılama oranlarımızı da yüzde 70'lere ulaştırmış durumdayız.
İlaç fiyatlarında uyguladığımız yeni politikalarla, 1 000'e yakın ilaçta ciddî indirimler sağlayabildik. Sağlıkta, önce ilaçta daha sonra bütün sağlık hizmetlerinde KDV oranı yüzde 8'e indirildi. KDV konusunda, özellikle Sayın Maliye Bakanımıza ve Hazineden sorumlu Devlet Bakanımıza, sizlerin, Yüce Meclisin ve aziz milletin huzurunda, teşekkürü bir borç biliyorum. İlaç politikalarımızla, bugün için, yıllık 900 trilyon Türk Lirası civarında bir tasarrufu sağlamış oluyoruz.
Değerli arkadaşlarım, geldiğimizde 140 000 kişiye bir acil yardım istasyonu düşmekteyken, şu anda 77 000 kişiye bir acil yardım istasyonu düşmektedir. Yeşilkartlımıza sağladığımız kolaylıklar hakikaten son derece önemli bir noktaya ulaşmıştır. Artık, yeşilkartlı vatandaşlarımız hastane kapılarından çevrilmemektedir ve 2005 yılından itibaren ilaçlarını da eczanelerden rahatça alabileceklerdir, gözlüklerini alabileceklerdir, diş sağlığıyla ilgili hizmetlerini alabileceklerdir.
Değerli milletvekilleri, 2004 Mali Yılı Bütçe Kanununda Sağlık Bakanlığı bütçemiz 4 katrilyon 747 trilyon 451 milyar olarak belirlenmişti. 2005 yılında yüzde 15 civarında bir artışla bütçemiz 5 462 974 750 YTL olarak öngörülmektedir.
Değerli arkadaşlarım, böylece, biraz önce bazı rakamlar ifade edildi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
50 konuşma daha · 26 Aralık 2004