Ssk hastanelerinin sağlık bakanlığına devriyle ilgili yaşanan sorunlar hk
Erzurum Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 64. Birleşim · 3. yasama yılı · 1 Mart 2005 · 1.499 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Recep Akdağ (AK Parti), 1 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SSK HASTANELERİNİN SAĞLIK BAKANLIĞINA DEVRİYLE İLGİLİ YAŞANAN SORUNLAR HK); konuşma 1.499 kelime.
Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum). “Ssk hastanelerinin sağlık bakanlığına devriyle ilgili yaşanan sorunlar hk”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 1 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-22-2005-03-01-ssk-hastanelerinin-saglik-bakanligina-devriyle-ilgili-yasanan-sorunlar (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum)- Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri, önce, kısaca, 1-7 Mart tarihleri arasında çeşitli etkinliklerle kutladığımız Yeşilay Haftası vesilesiyle çok Değerli Milletvekilimizin ifade ettiklerine bazı katkılarda bulunmak istiyorum.
Anayasamızın 58 inci maddesinde şöyle deniliyor: "Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır." Bu doğrultuda, kuşkusuz ki, hükümetler de, bu tedbirleri almak ve bu yönde daha önce alınmış tedbirleri de geliştirmek durumundadırlar.
Bakanlığımız, "Ulusal Sağlık 21" hedefleri doğrultusunda bu konuda çalışmaları yoğun bir biçimde yürütmektedir ve bazı hedefler belirlemiş durumdayız. 15 yaş üzerinde sigara içmeyenlerin oranını yüzde 80'e ulaştırmak istiyoruz; bir başka deyişle, sigara içenlerin oranını yüzde 20'ye düşürmeyi planlıyoruz. 15 yaş altında da, bu oranın, yani, sigara içmeyenlerin oranının yüzde 100'e yaklaşmasını hedeflemiş durumdayız.
Yine, 15 yaş üzerinde yılda 6 litreden fazla alkol tüketen kişi sayısını da bu anlamda azaltmayı, 15 yaş altında da bu oranı yüzde 100 oranında azaltmayı planlamış durumdayız. Bu anlamda, bir ruh sağlığı bilimsel komisyonu oluşturulmuş durumdadır. Komisyon, ulusal madde bağımlılığıyla mücadele programımız açısından temel aktivite alanlarını belirlemiştir ve öncelikli olarak da, hiç madde kullanmamış kişileri bu alışkanlığın, benzeri alışkanlıkların pençesine düşmekten kurtarmak hedeflenmektedir.
Komisyonun çalışmaları ve raporu doğrultusunda özellikle koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik veriyoruz ve bu hususta çocuk ve ergen grubun da madde kullanımının önlenmesi konusunda toplum bilgilendirilmeye devam ediliyor. 2004-2005 öğretim yılından başlamak üzere, madde bağımlılığıyla ilgili bilgilerin eğitim müfredatında yer almasını sağlamış durumdayız. İlköğretim 3 üncü ve lise 2 nci sınıflar arasında bütün öğrenciler, aileler ve öğretmenleri madde bağımlılığı konusunda eğitilmeye başlanmış durumdadır ve yine, program kapsamında, okullarda öretmenler tarafından tespit edilen öğrencilere ve ailelere yönelik olarak, bu konuda eğitim almış hekimler başta olmak üzere, personelin ücretsiz danışmanlık hizmeti vermesi de sağlanmıştır.
Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, Hükümetimiz, konuyla ilgili önemli bir adım atarak, özellikle madde bağımlılığının önlenmesi ve sokak çocuklarının korunmasıyla ilgili olarak, Devlet Bakanımız Sayın Güldal Akşit'in Başkanlığında, İçişleri Bakanımız, Adalet Bakanımız, Millî Eğitim Bakanımız ve benim de içinde bulunduğum bir çalışmayı başlatmış durumdadır. İlgili bakanlıklar bu konuyla ilgili çabalarını ciddî bir eşgüdüm içerisinde sürdürmektedir ve bu konuda önemli neticeler elde edeceğimize inanıyorum ve Değerli Milletvekilimize hassasiyetinden dolayı tekrar teşekkür ediyorum. Yüce Meclisimizin, siz değerli milletvekillerimizin, bireylerin ve toplumun zararlı alışkanlıklardan korunması hususunda, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da gereken her türlü desteği vereceğine inanıyorum.
Bildiğiniz gibi, Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi, 28 Nisan 2004 tarihinde, Hükümetimiz döneminde, tarafımdan imzalanmıştır ve 30 Kasım 2004 tarihinde de Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir, Yüce Meclisimizin kabul edişinden sonra. Böylece, bu hususta bir ulusal program geliştirmeye başladık. 2005 ve 2010 yıllarını kapsayacak şekilde, değişik sektörlerin katılımıyla hazırlanan Ulusal Tütün Kontrol Programı, 31 Mayıs 2005 tarihinde kamuoyumuzla da paylaşılacaktır.
Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, 19 Şubat itibariyle kamuya bağlı sağlık kurum ve kuruluşları, bu arada, Sosyal Sigortalar Kurumunun sağlık tesisleri de, Sağlık Bakanlığımıza devredilmiş bulunmaktadır. Bu devrin ilk günlerinde, özellikle, kalabalığın ve yoğunluğun yaşandığı bazı hastanelerimize, sağlık kuruluşlarımıza çevrilen objektiflerle, bu devirlerle ilgili bazı başlangıç sıkıntıları da ortaya konulmuştur.
Öncelikle şunu ifade etmek isterim: Devir gerçekleştirilmeden önce, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızla birlikte ciddî bir çalışma yürüttük. 15'e yakın bölge koordinatörlüğü tespit ederek, bu bölge koordinatörlükleri vasıtasıyla, her hastaneyi teker teker gözden geçirdik ve yapılması gerekenleri belirleyerek, önceden hazırlıklarımızı tamamladık. Şunu özellikle ifade etmek isterim ki, bu hazırlıklar yetersiz olmuş olsaydı, bir kültürün, bir işletim sisteminin, bir hizmet tarzının tamamen değiştirildiği böylesine kapsamlı bir projede, hiçbir hastanede hizmet edemez hale gelirdik; ancak, yalnızca büyük şehir hastanelerimizde ve ilk günlere, ilk iki üç güne münhasır kalmak üzere yoğunluklar ve kalabalıklar yaşadık.
Bu hususta, özellikle, şunu ifade etmek istiyorum: Yoğunluk ve kalabalık yaşadığımız hastaneler, öteden beri, bu yoğunluğun çok ciddî biçimde zaten yaşandığı hastanelerdi. Bu projeyi anlamak için, geçtiğimiz yıllarda, aslında, geçtiğimiz on yıllarda, Sosyal Sigortalar Kurumu hastanelerindeki yoğunluğu öncelikle bilmek gerekir. Hepimizin bildiği gibi, bu hastanelerimize başvuran vatandaşlarımızın önemli bir bölümü, randevu alamadığı için hastanelerin hizmetlerinden istifade edemez durumdaydı. Öyle ki, mevcut randevu müracaatların yarısı, yerine göre dörtte 1'i ancak karşılanabiliyordu. Tabiî, bu, biraz önce ifade ettiğim gibi, son bir yılın veya iki yılın bir sorunu olarak da ortaya çıkmış bir problem değildi. Bu problem, on yılların getirdiği bir problem olarak, toplumun gözünün önünde cereyan eden bir problemdi ve bunu hepimiz yaşıyorduk; sağlık çalışanları olarak yaşıyorduk, vatandaşlar olarak yaşıyorduk, politika yapıcılar olarak hepimiz bunu, bu gerçeği yaşıyorduk.
İlaç konusunda da aynı problem vardı. Sigortalı hastalarımız ilaçlarını almak konusunda da ciddî sorunlar yaşıyorlardı; çünkü, ilaçlarını, temel olarak, yalnızca muayene oldukları Sosyal Sigortalar Kurumuna bağlı sağlık kuruluşlarından temin etmeleri mümkündü; buralarda temin edemedikleri ilaçlar için de sözleşmeli eczanelere çıkmak zorunda kalıyorlardı.
Hükümetimizin aldığı cesur bir kararla, öncelikle, 10 Şubat tarihi itibariyle, sigortalı hastalarımızın ilaçlarının serbest eczanelerden temin edilmesinin önü büyük ölçüde açılmış oldu. Yani, bu husustaki kısıtlayıcı unsurlar ortadan kaldırıldı. Bugün itibariyle, 16 000'e yakın eczane -ki, ülkemizde 20 000'in biraz üstünde eczane hizmet vermektedir- sigortalı hastalarımıza hizmet verir duruma geldi ve birinci haftanın provizyonla ilgili, ilaç teminiyle ilgili sıkıntıları Sosyal Sigortalar Kurumumuz ile Eczacılar Birliği arasındaki çalışmalarla, Sayın Bakanımızın çok değerli gayretleriyle, büyük ölçüde, bugün için ortadan kalkmış durumdadır. Biz de, tabiî olarak, sahadaki durumu dikkatle takip ediyoruz ve şu anda vatandaşlarımız eczanelerden ilaçlarını rahatlıkla alabilmektedirler.
VEZİR AKDEMİR (İzmir)- Nerede Sayın Bakanım?!.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)- Bütün Türkiye'de ilaçlarını rahatlıkla eczanelerden alabilmektedirler.
İZZET ÇETİN (Kocaeli)- Çalışma Bakanlığındayken alamaz mıydı?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Değerli Milletvekilim, siz, öyle zannediyorum ki, işçilerimiz biraz önce bahsettiğim on yıllar boyunca bu sıkıntıları yaşarken, başka bir ülkede yaşıyordunuz, herhalde onları görmüyordunuz.
CANAN ARITMAN (İzmir)Vatandaş aradı o günleri, vatandaş o günleri aradı.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Vatandaş... Biraz önce de ifade ettim değerli arkadaşlarım; kuşkusuz ki, bu kadar geniş ve kapsamlı bir projeyi yürütürken, ilk birkaç gün içerisinde bir alışkanlık döneminin geçirilmesi gayet doğaldır.
Kaldı ki, bu arada şunu özellikle ifade edeyim; bakınız, bu rakamlar çok önemli: Biz, birinci günden itibaren günde kaç hasta muayene ettiğimizi, devraldığımız sağlık kuruluşlarında, hastanelerde kaç hasta muayene ettiğimizi takip ettik. Ocak ayı itibariyle Sosyal Sigortalar Kurumundan devraldığımız 100 hastanenin verilerinin incelenmesi, yaklaşık olarak günde, bu hastanelerde, 110 000 kişinin muayene edildiğini bize göstermiştir. Bu kalabalığın çok yaşandığı ilk günlerde, yaklaşık olarak 135 000 civarında hasta muayene etmiş durumdayız; yani, bütün bunlara rağmen, muayene ettiğimiz hasta sayısı daha fazladır.
Sosyal Sigortalar Kurumundan hizmet alan vatandaşlarımız, sigortalılarımız, işçilerimiz, bu geçiş dönemi içerisinde bilgilendirilmelerinin devam etmesi suretiyle, sağlık hizmetini, yalnızca geçmişte hizmet aldıkları hastanelerden değil, ülkedeki bütün hastanelerden, bölgelerindeki bütün hastanelerinden, hatta, mahallelerindeki, evlerinin yanındaki sağlıkocaklarından da alabileceklerini her geçen gün biraz daha fark etmektedirler. Bu suretle, beşinci günde rakam 120 000'ler civarındadır. Yani, yine, bu hastanelerde muayene edilen hasta sayısı, geçmiş dönemdeki ortalamanın üzerindedir.
Değerli arkadaşlarım, Sosyal Sigortalar Kurumu ve hastaneleri, yıllarca, işçilerimize, hakikaten, önemli hizmetler vermiştir; ancak, şunu özellikle ifade etmek isterim ki, imkânlarının darlığı ve bütün diğer sağlık kuruluşlarından yararlanma yolunun işçilerimize açılmamış olması dolayısıyla, geçmiş dönemlerde az sayıda hastaneden, az sayıda sağlık kuruluşundan, yetersiz sayıda eczaneden hizmet almak zorunluluğunda olmaları, bu vatandaşlarımızı sürekli olarak bir sıkıntı içerisinde tutmuştur.
Burada önemli bir nokta var. İlgili hastanelerde, 1 hasta başına düşen muayene süresi, yaptığımız incelemelerle, geçmişte, 6 ilâ 7 dakika civarındadır.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, bu rakam hakikaten çok önemli ve dikkatlerinizi çekmek isterim. Bu hastanelerde geçmiş yıllarda verilebilen hizmet, fonksiyonel kapasiteleri itibariyle, 1 hastaya ayrılan sürenin 6 ilâ 7 dakika olması şeklinde tezahür etmiştir. Takdir edersiniz ki, hiçbir hekim, 6 ilâ 7 dakikada hastasına gerekli teşhisi ve yönlendirici tedaviyi uygulayamaz; hiçbir hasta, bu kadar süre içerisinde derdini anlatamaz.
Şimdi, biz neyi hedefledik? Bu projenin ana amaçlarından birisi şudur: Özellikle, birinci basamakta, hastalarımızın önemli bir bölümünü koruyucu sağlık hizmetleriyle birlikte tedavi ederek, onların hastanelere yönlenmelerini, hastanelere gitme ihtiyaçlarını azaltmak; ikincisi de, sonuç itibariyle, hastanelerimizde, 1 hasta başına düşen muayene müddetini artırmak.
Nisan ayının başlangıcı itibariyle, bu süreyi, şu anda 9 dakika olarak hedeflemiş durumdayız. 6 dakikadan, bir ay içerisinde 9 dakikaya çıkarmayı hedeflemiş durumdayız ve buna da ulaşacağımıza inanıyoruz. Eylül veya ekim ayları itibariyle, bu süreyi -1 hasta başına harcanan süreyi- 12 dakikaya çıkarmayı, yıl sonu itibariyle veya Ocak 2006 itibariyle de bu süreyi 13 ilâ 14 dakikaya çıkarmayı düşünüyoruz.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, aslında, bu süreler de, arzulanan süreler değildir; ancak, bizim 10 ay için hedeflediğimiz süreler, şu andaki mevcut sürenin 2 katını geçecek şekilde hedeflenmiştir. Kuşkusuz ki, bu hususta, 1 hastaya ayrılan sürenin asgarî 20 dakika olmasını sağlamak durumundayız. Bunu da, yine, sizlerle birlikte, Yüce Meclisimizde çıkardığımız Aile Hekimliği Kanunuyla, 2007 yılına kadar gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. 2007 yılının sonlarında, bu ülkede, ülkemizin güzel insanları, bir hekimin karşısına gittiklerinde, 15 ilâ 20 dakika arasında kendilerine bir zaman ayrıldığını göreceklerdir.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, zaman zaman, bu yaptıklarımız için, Hükümetimizin bu icraatları için "reform" ve "devrim" ifadelerini kullanıyorlar, gerçekten haklılar; çünkü, bu bahsettiğimiz şeyler, dünün sorunları değil. Değerli arkadaşlarım, ben, 1978 yılında tıp fakültesine bir öğrenci olarak girdiğimde de ülkede böylesine sorunlar vardı, Hükümeti devraldığımızda da bu sorunlar devam ediyordu. İki yıl içerisinde ciddî bir mesafe katettik. Bundan sonra da, bu husustaki dönüşüm çabamız, Sağlıkta Dönüşüm Programımız, bütün kararlılığıyla, bütün hızıyla devam edecek ve halkımıza, vatandaşlarımıza, çok daha iyi, kolay ulaşabilecekleri, kaliteli bir sağlık hizmetini, iktidarımız döneminde, inşallah, sunacağız.
Ben, bu itibarla, hepinize saygılarımı ve hürmetlerimi sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
25 konuşma daha · 1 Mart 2005