İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 70. BİRLEŞİM · SALI

14 mart tıp bayramı nedeniyle

Recep Akdağ

Erzurum Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 70. Birleşim · 3. yasama yılı · 15 Mart 2005 · 715 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Recep Akdağ (AK Parti), 15 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 14 MART TIP BAYRAMI NEDENİYLE); konuşma 715 kelime.

Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum). “14 mart tıp bayramı nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim tutanağı, 15 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-22-2005-03-15-14-mart-tip-bayrami-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum)Sayın Başkanım çok teşekkür ediyorum.

Değerli Başkanım, sayın milletvekilleri; bugün, Tıp Bayramını her yıl kutladığımız günün bir gün sonrası, yani, 14 Martın bir gün sonrası. Gerçekten, ben kendimi bildim bileli, daha doğrusu tıbbiyeye intisap ettiğim, öğrenci olarak intisap ettiğim ilk günden beri fark ettiğim bir husus var; o da, Tıp Bayramlarının genellikle yalnızca sağlıkçıların, tıbbiyelilerin meselelerinin konuşulduğu günler değil, sağlık politikalarının da konuşulduğu günler oluşudur. Kuşkusuz ki, hekimle, sağlık çalışanı ile bireyin, hastanın ayrılmaz bir bütün olmasından ileri gelmektedir bu ve bunu çok tabiî karşılamak lazım.

Hükümet olduğumuz günden itibaren, sağlık konusunda kangrenleşmiş, yılların ihmaline uğramış, sistematik geri kalmışlıkların ve yanlış planlamaların sonucunda birçok yerde tıkanmış bir sağlık sistemini değiştirmek üzere harekete geçtik ve bunun için de tamamen ulusal bir mantıkla, kuşkusuz ki, dünya örneklerini de dikkatle inceleyerek, sağlıkta dönüşüm programımızı ortaya koyduk. Hakikaten, iki sene içerisinde ciddî bir mesafe aldık.

Ben, bugün, özellikle 14 Martın bir gün sonrası olması itibariyle meselenin daha çok sağlık çalışanlarıyla ilgili tarafına temas etmek istiyorum. Bu süre içerisinde, sağlık çalışanlarımızın özellikle kazançlarını ilgilendiren, çalışma şartlarını ilgilendiren birçok değişiklik gerçekleştirdik. Bunlardan en önemlisi, sağlık çalışanlarımıza ve hekimlerimize -bir anlamda, sağlık çalışanlarının ekip başkanı olan hekimlerimize- ödemeye başladığımız performansa dayalı katkı paylarıdır. Şöyle bir sistem oluşturduk: Hekimlerimiz ve diğer sağlık çalışanlarımız, kendi çalıştıkları kuruluşlarda, sağlıkocaklarında, dispanserlerde, ana-çocuk sağlığı merkezlerinde ve hastanelerde ne kadar verimli bir çalışma ortaya koymuşlarsa -gerek koruyucu sağlık hizmetleri açısından gerek tedavi edici sağlık hizmetleri açısından- gelirlerine o kadar yansıyan bir sistemle karşı karşıya gelmiş oldular. Hem kişisel performans hem de kurumsal performans, hekimlerimizin ve diğer sağlık çalışanlarımızın gelirlerini artırmış oldu. Hakikaten, bununla ciddî bir verimlilik elde edebildik. Hastanelerimizde ve diğer sağlık kuruluşlarımızda muayene ettiğimiz hasta sayıları arttı ki, fiziksel imkânlarımız söz konusu edildiğinde, hakikaten buna büyük bir ihtiyaç da vardı.

Müdahalede bulunulan, ameliyat yapılan, takip edilen hasta sayıları süratle arttı. Bazı örnekler vermek isterim. Örneğin, Ankara'da, bir eğitim hastanesi olan Ankara Hastanesinde, göreve başladığımızda, polikliniklerde günde yaklaşık 3 500 kişi muayene edilmekteydi ve bu hastanede yalnızca 40 poliklinik odası mevcuttu. Bugün, ilgili hastanemizin polikliniklerinde günde 5 000 kişi muayene olabilmektedir ve poliklinik sayımız ise 120'dir. Bunun, hem hekimler açısından, sağlık çalışanları açısından hem de hastalar açısından ciddî katkıları, ciddî faydaları var. Bir defa, demin bahsettiğim rakamlardan yola çıkarsak, bir hekim, poliklinikte günde yaklaşık 80 kişiyi muayene etmek zorunda kalıyordu; bugün, hasta sayısı artmış olmasına rağmen, 40 kişiyle günü bitirebiliyor. Dolayısıyla, bir defa, hekimlik pratiğini daha sağlıklı bir biçimde ve daha rahat bir biçimde yapma imkânına kavuşmuş oldu. Hastalar için, zaten, durum çok açık, bir hastaya poliklinikte ayrılan süre, böylece iki misline çıkmış oldu. Bunu, bütün Türkiye'de bu şekilde geliştirmeye çalışıyoruz. Bir taraftan sağlık çalışanlarımız ve hekimlerimiz için ortam daha iyi bir hale gelmiş oluyor, diğer taraftan da hastalarımız hekimlerle daha fazla yüzyüze kalma imkânını buluyorlar.

Tabiî, yine, bu şekilde, biraz önce de ifade ettiğim gibi, sağlık çalışanları çok ciddî ölçülerde, ciddî miktarlarda eködeme alma imkânına da kavuştular. Üstelik, bu hastanelerimizin, bu dönersermayeli işletmelerimizin bütçelerini de hiç örselemeden, bütçelerini de hiç olumsuz bir yöne çevirmeden bunu gerçekleştirebildik; çünkü, sağlık çalışanlarımız, artık, çalıştıkları kuruluşların, bir anlamda, âdeta ortağı gibi kendilerini hissetmeye başladılar, oraları sahiplendiler ve dolayısıyla israf azaldı, alımlar çok daha ucuza yapılabilmeye başlandı, kaçaklar ve kayıplar büyük ölçüde ortadan kalktı.

Değerli milletvekilleri, bütün bu çalışmaları yaparken, Kars Milletvekili değerli arkadaşımız Sayın Beyribeyin de biraz önce bahsettiği biçimde, özellikle birinci basamakta hekimlerimiz ve sağlık çalışanlarımızın, bazı bölgelerde aldıkları bu katkı paylarının daha düşük olduğunu gözledik. Dolayısıyla, bunun için, Maliyemizle birlikte, 2005 yılında yeni tedbirler almış durumdayız. Ben inanıyorum ki, içinde bulunduğumuz yılda, birinci basamakta çalışan bütün sağlık personelimiz ve hekimlerimiz de, diğer sağlık çalışanlarıyla dengeli bir biçimde ekkatkı payları alabilecekler. Hakikaten, hekimlik mesleği ve sağlık çalışanı olmak, fedakârlık gerektiren, çok büyük sorumluluk gerektiren, çok büyük sorumluluk gerektiren bir iştir.

Bizler, her türlü olumsuz şartlarda, sağlık çalışanları olarak, vatandaşla karşı karşıyayız. Sistematik bir arıza olduğu zaman, genellikle, vatandaşımız, en son karşılaştığı beyaz önlüğe karşı, zaman zaman, bazı tepkiler de ortaya koyabilmektedir. Bu itibarla, bütün çabamız, önümüzdeki aylarda, önümüzdeki yıllarda Sağlıkta Dönüşüm Programımızın bileşenlerini bir bir hayata geçirerek, hem vatandaşlarımıza, halkımıza hem de sağlık çalışanlarımıza, çok daha rahat ortamlar temin etmek, sağlık hizmetinin, adil bir biçimde, eşit bir biçimde ve kolayca alınabilir olmasını sağlamaktır.

Bu itibarla, 14 Mart Tıp Bayramının bütün sağlık camiamıza, milletimize hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

54 konuşma daha · 15 Mart 2005

54 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook