Necip fazıl kısakürek'in ölüm yıldönümü münasebetiyle
Adana Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 107. Birleşim · 4. yasama yılı · 25 Mayıs 2006 · 868 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Recep Garip (AK Parti), 25 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: NECİP FAZIL KISAKÜREK'İN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE); konuşma 868 kelime.
Recep Garip (AK Parti, Adana). “Necip fazıl kısakürek'in ölüm yıldönümü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 25 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-garip-22-2006-05-25-necip-fazil-kisakurek-in-olum-yildonumu-munasebetiyle (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
RECEP GARİP (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 25 Mayıs 1983'te vefat eden, Türk edebiyatının "sultan-üşşuara" ödülüyle ödüllendirilmiş ideoloğu, fikir ve sanat adamı üstat Necip Fazıl Kısakürek'in 23 üncü ölüm yıldönümü nedeniyle şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Üstat Necip Fazıl, 20 nci Yüzyıl bedeninde, engin ruh anlayışıyla derin izler bırakmış, usta bir mütefekkir edasıyla geleceğe ışık tutmuştur. Bu ışık, fert fert toplumun iç dünyasını aydınlatmış, sanat ve edebiyat alanında göstermiş olduğu ustalığı, yaşam tarzı ve onurlu duruşuyla 21 inci Yüzyıla taşımıştır. "Zaman bendedir ve mekân bana emanettir" anlayışıyla, kendine olan özgüveni ve taşıdığı misyonun büyüklüğünü vurgulamıştır. Bu misyon, Türk şiirini, edebiyatını temsil ettiği kadar, şairin toplumsal anlamda üstlendiği sorumluluk duygusunu ifadelendirme bakımından çok önem arz eder.
Necip Fazıl'ın şiire, sanata ve edebiyata olan ilgisi çocukluk yıllarında annesinin şefkat kanatları altında başlamıştır. İlk şiirlerini, Yeni Mecmua, Dergâh, Anadolu Mecmuası, Millî Mecmua ve Hayat Mecmuasında yayınlamaya başlar. 1925 yılında ilk şiir kitabı "Örümcek Ağı"nı yayımlar.
1928 yılında ise, ikinci şiir kitabı olan "Kaldırımlar" okurlarıyla buluşur.
"Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır" diye Kaldırımlar şiirine devam eder.
Şiirde biçim ve içerik bakımından Türk şiirine yeni bir soluk getirmiş ve genç yaşta edebiyat dünyasının gözdesi haline gelmiştir. Kaldırımlar şiiriyle ün kazanmış, bu şiiriyle Necip Fazıl, modern Türk şiirinin eşsiz derinliklerini de ortaya çıkarmayı başarmıştır. Şiirde kullandığı imgeler, sanatın zirvesinde dolaşırken, anlam bakımından şiir herkesin rahatlıkla anlayabileceği bir üslupla kayda alınmıştır.
Şiirde "Ben ve Ötesi" isimli üçüncü şiir kitabıyla şöhretin zirvesine ulaşmıştır. Ancak, tüm bu gelişmeler onu tatmin etmiyor ve hummalı bir şekilde sonsuzluk şarkısının ardından yürüyordu.. Bu özelliğiyle, o, yalnızca bir şair olmadığını, tüm yönleriyle sanatkâr olduğunu, fikrî ve içtimaî alanlarda üstlendiği misyonu yerine getirmek kaygısı içerisinde Anadolu konferanslarıyla ideologça örgüsüyle toplumları kucaklamaya devam ediyordu.
"Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak
Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak" diye sesleniyor; Destan isimli şiirinde bu duygularını, yüksek sesle, Anadolu'nun sesi olarak haykırmaya devam ediyordu.
Birçok şair, yazar, edebiyatçı sanatını icra ederken fildişi kulesinde nargile fokurdatırken, Necip Fazıl yaşadığı gerçekleri, mutlak hakikat duygusunu, toplumun içinde kollarını makas gibi açarak yaşanan yanlışlıkların ve içtimaî hayatın ahlakî dejenerasyonuna karşı yüreğiyle birlikte gövdesini de ortaya koymuştur. Onun sanat yaşamını anlamlı kılan, onu sonsuzluk iklimine taşıyan da asıl itibariyle budur. Aşk ve sevda şiirleri yazmıştır; ancak, otuz küsur yıl sonra, tüm aşklarını baki olana adamıştır. Bu nedenle, 20 nci Yüzyıl Türkiyesinin en önemli şairi ve mütefekkiri olarak tarihin kadim sayfalarında yerini almıştır Necip Fazıl Kısakürek. Sanatın zirvesinde olması, sürekli bir arayışın içinde olmasındandır.
Sıradan bir hayatı yaşamış; ama, asla sıradan olmamıştır, hep mükemmelliğin kapılarını aralamış, Kafdağı'nın zirvelerinde dolaşmış ve oradan toplumun problemlerini çözmek için gayret etmiştir.
Sezai Karakoç'un ifadesiyle "onun şiiri ve düşüncesi, çıkışında, doğrudan doğruya insanın, hakikati arama, güzelin, iyi ve doğrunun en taze özlerini, perspektiflerini 'ben'in en mahrem varoluş kaygısıyla karşılaştırma atılımından doğmuştur" diye ilave eder.
Necip Fazıl Kısakürek yazın hayatına şiirle başlamış, fikre, sanata, ahlaka ve estetiğe önem vermiş…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun.
RECEP GARİP (Devamla)Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.
…bu çerçevede birçok eser ortaya koymuştur.
Şiir alanında, Örümcek Ağı, Kaldırımlar, Ben ve Ötesi, Sonsuzluk Kervanı, Çile, Şiirlerim, Esselâm, Bu Yağmur, sırasıyla devam eden şiir kitaplarıdır.
Biz, onu, hep, Çile isimli şiir kitabıyla, çilenin ve kaldırımların şairi olarak tanıdık.
"Gaiplerden bir ses geldi: Bu adam
Gezdirsin boşluğu ense kökünde!
Ve uçtu tepemden birden bire dam.
Gök devrildi, künde üstüne künde."
Şair, Çile isimli şiiriyle içinde kopan fırtınaları kaleme almış, sonsuzluk bestesini yakalamaya çalışmıştır. Yaşadığı gelgitler, depremler, yine, Çile şiirinde cevabını buluyor.
"Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
Heybem hayat dolu, deste ve yumak.
Sen bütün dalların birleştiği kök;
Biricik meselem, sonsuza varmak…"
Ve onun sanatını gösteren öncelikli olarak şiirleridir. Sevinçlerini, hüzünlerini, ıstıraplarını, umutlarını, hâsılı tüm hissiyatını şiirleriyle ve diğer eserleriyle ortaya koyan Türk edebiyatının dehası, Ulusa Seslenirken konferanslarıyla Anadolu'nun problemlerini üstlenmiş ve çözüm yolları bulmaya ve önermeye devam etmiştir. Bu yönüyle, Türk şiirinin yüz akı olmuş, birçok şiirini Büyük Doğu ve diğer edebiyat dergilerinde yayınlamıştır. Tüm şiirlerini ise Çile isimli son kitabında toplamıştır.
Necip Fazıl'ın en önemli özelliği, kaleme aldığı şiirleriyle kendi benliğini, sanatının gücünü toplumun değerleriyle örtüştürmüş, bizatihi toplumun vicdanı olmuştur.
Şiirlerinde en çok kullandığı tema ise "ölüm"dür. Belki de Türk şiirinde onun kadar ölümü yazan başka bir şair yoktur. Hatta, At'a Senfoni isimli kitabıyla, at üzerine yazılmış 250 sayfalık özgün bir eseri de bulunmaktadır.
"Ölüm güzel şey; budur perde ardından haber.
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber" diyor üstat.
Ve yine Kaldırımlar şiirinde ise,
"Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi." ifadeleriyle buhranın çaresi ölüm olarak nitelendirilir.
Aynı şiirin ikinci bölümünde, ölümün kaçınılmaz bir gerçek olduğunu şöyle ifadelendirir:
"Yağız atlı süvari, koştur atını koştur;
Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları"
Dolayısıyla, bütün insanları, sonuç itibariyle, uğraşıp durduğumuz hayatın sonunda ölüm her birimizi yakalayacaktır.
Bunların yanı sıra, birçok konuda eşsiz şiirler kaleme almıştır. Zindandan Mehmet'e Mektup, Sakarya Türküsü, Çile, Aynalar gibi birçok şiirini de ifadelendirmekte yarar var.
Kullandığı dil ve mana itibariyle modern şiirimizin temsilcisi olarak şiir, edebiyat dünyamızda unutulmaz yerini alır. Modern Türk şiirinde kendine özgü bir üslup yaratmıştır Necip Fazıl. Şiir ve edebiyatta başkalarını değil, yalnızca ve sadece ve yalnızca kendisini taklit etmiştir.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
19 konuşma daha · 25 Mayıs 2006