İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 107. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile japonya hükümeti arasında kaman kalehöyük arkeoloji müzesinin hibe yoluyla yapımına ilişkin nota ve görüşme tutanaklarının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s 1141)

Mehmet Dülger

Antalya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 107. Birleşim · 4. yasama yılı · 25 Mayıs 2006 · 1.131 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Dülger (AK Parti), 25 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE JAPONYA HÜKÜMETİ ARASINDA KAMAN KALEHÖYÜK ARKEOLOJİ MÜZESİNİN HİBE YOLUYLA YAPIMINA İLİŞKİN NOTA VE GÖRÜŞME TUTANAKLARININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN (S.S 1141)); konuşma 1.131 kelime.

Mehmet Dülger (AK Parti, Antalya). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile japonya hükümeti arasında kaman kalehöyük arkeoloji müzesinin hibe yoluyla yapımına ilişkin nota ve görüşme tutanaklarının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s 1141)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 25 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-dulger-22-2006-05-25-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-japonya-hukumeti-arasinda-kaman-kaleh (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET DÜLGER (Antalya)Sayın Başkan, konuşmama başlamadan evvel, yüce huzurunuzda, sizden ve değerli milletvekili arkadaşlarımdan, sevgi ve saygılarımın kabulünü rica ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, dönem başından bu zamana kadar, Komisyonumuzda 301 tane konu kanunlaşarak geçti, 78 tanesi şu anda huzurunuzda, elimizde de 27 tane tasarı var. Söz konusu tasarı, bu 301 kanunlaşmış... 301 tane... 379 tane, demek, geçirdik. Huzura kadar geçirdiğimiz 379 tasarı arasında 374 tanesini oybirliğiyle geçirdik. Oybirliğiyle geçirmediğimiz 5 tane tasarı vardır. 5 tane tasarıdan 1 tanesi.

Şimdi, değerli arkadaşım Onur Öymen'in söylediği şekliyle, gerçekten, önümüze ilk geldiği haliyle ben itiraz ettim ve gazetede söylediği beyanlarda bulundum; çünkü, şöyle bir şey vardı kayıtlarda: "Japon delegasyonu, temsilcileri, Türkiye Cumhuriyetinde, Nota Teatisinin 4 üncü paragrafında işaret edilen sözleşmelerin yapılması karşılığında rüşvet olarak yorumlanacak herhangi bir teklif, hediye veya ödeme ve menfaat veya karşılığını önlemek için Türkiye Cumhuriyetinin gerekli önlemleri alacağını Japon Hükümeti varsaydığını beyan ederler."

Şimdi, bizim itiraz ettiğimiz buydu; Türkiye'nin, hakikaten, bu şekilde telakki edilmesine müsaade etmemiz imkânı yoktu. Dolayısıyla, Komisyonun içerisinde tam bir mutabakatla bunu geri çevirdik ve ilgililerden, Japonlarla konuşarak bu işin çıkarılmasını istedik.

Japonlar, önce bu işe biraz şaştılar; çünkü, aslında, sadece bizde değil, bütün anlaşmalarında bu çeşit hükümleri koyuyorlar. Onur Beyin çok güzel ifade ettiği gibi, OECD'de başlatılan ve uluslararası yolsuzluğa engel olmaya çalışan bir büyük projenin başını Japonlar çektiler ve çok ileri noktalara vardırdılar ve hakikaten, bu konuda ciddî bir hassasiyet gösteriyorlar; ama, bunu, bize yönelebilecek bir şüphe halinde kabul ettirmemiz imkânı yoktu. Takdir edersiniz, bunu geri çevirdik.

Bir ay sonra geldi ve bu iş çıkarak geldi; ama, arkadaşlarımızın muhalefeti devam etti; çünkü, o husus düştü: "Japonya Hükümeti, Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansını, Japon hibe yardımının düzgün olarak yürütülmesini kolaylaştırmayı amaçlayan gerekli işlemleri uygulamakla görevlendirir." Şimdi, müsaade buyurursanız, çok özet halinde olayın nasıl geliştiğini söyleyeyim.

Bu Kaman'ın Kalehöyük bölgesinde yapılan kazılar, aşağı yukarı ondokuz senedir Japonlar tarafından yürütülen kazılar. Bu kazılardaki buluntular, Japonları ve buna iştirak eden Türk yetkilileri, burada bir araştırma enstitüsü kurulması, bir müze kurulması, bir Japon bahçesinin tanzim edilmesi fikrine götürüyor. Buna Kültür Bakanlığımız da mutabakat gösterince, kazı heyetinin teklifi olarak, biz, Japon hibe programından, aşağı yukarı 2000 yılları başlarında başlamış Japon hibe programından Türk Hükümeti olarak talepkâr oluyoruz -talep eden biziz- Japon Hükümeti, bu talebi uygun görüyor ve bu muameleleri yürütmek üzere JICA dedikleri, yani, Japon Kalkınma Ajansı, Uluslararası İşbirliği Ajansını görevlendiriyor.

Şimdi, Dışişleri Bakanlığındaki arkadaşlarımız ve burada, daha evvel yüksek yerlerde görev yapmış sevgili dostlarımız da bu işi çok iyi bilirler. Biz de, TİKA vasıtasıyla ülkelere hibede bulunuyoruz. Hibede bulunduğumuz ülkelere birtakım şartlar empoze ediyoruz. Bu şartların başında, hibe ettiğimiz konuda alınacak hizmetler, alınacak ürünlerin mutlaka Türkler tarafından üretilen ürünler, Türkler tarafından üretilen hizmetler olmasını istiyoruz; bir.

İkincisi, bu konudaki harcamaların bizde yapılmasını istiyoruz. Ona benzer bir şekilde, JICA da yapılacak projenin, Japon uzmanlar tarafından götürülmesi, alınacak olan şeylerin Japon malları olmasını söylüyor; ama, bu, tabiî, bizim ihtiyaçlarımıza göre şey yapılıyor.

Şimdi, Japon Hhükümeti bu işi uygun gördükten sonra, JICA'yı görevlendiriyor dedim; danışman bir ekip kuruluyor, ön hazırlıklarını Türkiye'de, Kültür Bakanlığıyla beraber yapıyor, eksik gedik, ne yapılacaksa hazırlanıyor, ihtiyaçlara göre bir avan proje yapılıyor. Bu avan projeyi Kültür Bakanlığı da onaylıyor ve Japon Hükümetine sevk ediyor. Japon Hükümeti, bu avan projeyi uygun görüyor. Türkiye Cumhuriyetine hibe olmak üzere 288 000 000 Yen, aşağı yukarı 2 500 000 dolarlık bir miktarı ayırıyor ve bunu bankaya yatırıyor. Burada şart, TİKA'da bizim başka ülkelere yaptığımız gibi, JICA da mal ve hizmetlerin Japonlar tarafından verilmesi, uzmanların Japonlar tarafından olması… Tabiî, bu ağ… Türkiye'de alt tarafta çalışılabilir.

Şimdi, burada referans verilen ve şu elimde bulunan bir çalışma metodu var JICA'nın, "Genel projeler ve balıkçılık alanları için Japon hibe yardımı ilkeleri" diye. Burada ilkeleri söylüyor.

Şimdi, Ümmet Beyin de hassasiyetini, Onur Beyin de hassasiyetini bütün kalbimle tasvip ediyorum. Hem onların hem mensup oldukları partilerin ortaya koydukları hassasiyetin, en az biz de o kadar hassasız, biz de aynı şekilde bu konularda hassasiyet gösteriyoruz. İnce bir şeye işaret etmek istiyorum. “Ürün ve hizmetlerin tedarik ilkeleri” diye burada yer alan şeyde yüklenici... "Yüklenici, hibe çerçevesinde ürün ve hizmetleri usulüne uygun olarak tedarik edebilen Japon uyruklu kişiler olacaktır." Bunu kabul ediyoruz; çünkü, aynı tatbikat var. Kusurlu tedarik olursa hizmet ve mal bakımından, diyor ki: "Japonya Hükümeti, tedarik ve icra süreçlerinde teklif sahiplerinin ve yüklenicilerin yüksek ahlak anlayışına dikkat edilmesi." Yükleniciler Japonlar, Türkler değil; yüklenicinin kim olduğunu yukarıda söylemiş. "Bu hususta Japonya Hükümeti, yüklenicinin söz konusu sözleşme rekabeti için rüşvet veya hileli uygulamalarla bağlantılı olduğunu herhangi bir zamanda tespit ederse, sözleşmeyi onaylamayacaktır." Bu, bir çeşit bizi haberdar etme; yani, biz böyle bir şeyi anlarsak, projeyi de kesersek mahrum olacak olan biziz. Dolayısıyla, bu, Türklere dönük değil. Yukarıda yükleniciye dönük, o yüklenici de Japon, Türk değil. Bu hususu belirtmek istiyorum; çünkü, bir zihin karışıklığına meydan verilmemesi lâzım.

Devam ediyorum. Bu para ayrıldıktan sonra, Japon Hükümeti ile Türk Hükümeti arasında bir nota teatisi yapılıyor. Bunun vesilesi, Japon Prensinin Kaman'a gelişi, orada yapılan tören vesilesiyle her iki tarafın bir nota teatisinde bulunmasıdır. Doğrusunu isterseniz, bu anlaşma, bizim önümüze geldiği zaman, şimdiye kadar önümüze gelen tip anlaşmalara benzemeyen bir tip; bir konuşma yapılmış; bunun zabıtları tutulmuş ve bundan bir nota teatisi şey yapılmış ve teati edilen nota karşılıklı olarak imzalanıyor ve bu önümüze gelen anlaşma geliyor. Bu anlaşmayı çok dikkatle tetkik ettiğimizi arz etmek isterim. Gerçekten, orada, başlangıçta bizim için rencide edici bulduğumuz noktayı, Japonlar hiç bu şekilde düşünmemiş olmalarına rağmen, onu ortadan kaldırdılar. Buraya, gerçekten, Mikail Beyin de söylediği gibi, Japonya dışında en büyük Japon Bahçesi yapıldı. Bir araştırma enstitüsü bitti ve müzesi de bitmek üzere. Kaman gibi, Ankara-Kayseri yolu üzerinde, hakikaten, bir kenarda kalmış gibi gözüken bir yerimize çok büyük bir sosyal hareket getirdi, yol genişletildi ve orası, cidden, sade Kaman için değil sade Kırşehir için değil, bütün bölge için de bir cazibe merkezi haline geldi.

Bu anlaşma yapıldı, önümüze sevk edildi, huzurunuza gelmeden önce çalışmalara devam edildi. Japonlar çok ileri ölçüde şeyler yaptılar, çalışmalar yaptılar; çok yakın, açılma haline geldi; tabiî, onların karşılığını vermemiz lâzım; karşılığını o paradan vereceğiz; ama, burada anlaşma kabul edilmediği için, o para verilemiyor.

Dolayısıyla, çok uzun bir şeyi söylemeye lüzum yok. Aslında, Türkiye için, son derece hayırlı, son derece düzgün bir şey.

Burada, muhalefet noktasını üç yerde topluyoruz: Bir tanesi, Türkiye için haysiyet kırıcı bir nitelik taşıdığı hadisesini kabul etmek mümkün değil. Bize dönük değil hadise. Hakikaten, çok şeyli, Sayın Elekdağ buradaki muhalefetini çok ileri şeylerle yazmış; hepimiz onu şey yapıyoruz.

Burada, bir nokta daha var; o da, buradaki muamelatın ve ayrılan paranın üzerinden vergi teşekkül etmemesi. Bu hususta, Gelirler Genel Müdürüyle konuştuk. Bu konuda, Maliyemizin, gerçekten direnci var. Halbuki, aslında, hem Türk tarafının hem Japon tarafının niyeti, bu iş için ayrılmış olan hibenin tamamının bu projeye harcanmış olması; çünkü, Türk Devletinin parası, bir cebinden alacak, o taraftan eksiltmiş olacak. Bunun bir tek yolu var; bunu bir uluslararası anlaşma şeklinde hazırlamaktır.

Arzım bundan ibaret, bilgi vermek üzere.

Herkesi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

19 konuşma daha · 25 Mayıs 2006

19 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook