7 haziranın cahit zarifoğlu'nun, 13 haziranın ise cemil meriçoğlu'nun ölüm yıldönümleri olması nedeniyle
Adana Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 114. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Haziran 2006 · 519 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Recep Garip (AK Parti), 13 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 7 HAZİRANIN CAHİT ZARİFOĞLU'NUN, 13 HAZİRANIN İSE CEMİL MERİÇOĞLU'NUN ÖLÜM YILDÖNÜMLERİ OLMASI NEDENİYLE); konuşma 519 kelime.
Recep Garip (AK Parti, Adana). “7 haziranın cahit zarifoğlu'nun, 13 haziranın ise cemil meriçoğlu'nun ölüm yıldönümleri olması nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 13 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-garip-22-2006-06-13-7-haziranin-cahit-zarifoglu-nun-13-haziranin-ise-cemil-mericoglu-nun (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
RECEP GARİP (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 7 Haziranda Cahit Zarifoğlu'nu, 13 Haziranda Cemil Meriç'i, ama, bu arada, 25 Mayısta Necip Fazıl'ı, 3 Haziranda Nazım Hikmet'i, 12 Haziranda da Orhan Kemal'i kaybettik. Dolayısıyla, edebiyat dünyamızda çok önemli ustalar ve üstatları bu ay içerisinde kaybetmiş olduk; rahmetle anıyorum.
Cahit Zarifoğlu, "Sultan" isimli şiirinde söyle seslenir:
"Seçkin bir kimse değilim/ İsmimin baş harfleri acz tutuyor/Bağışlamanı dilerim/Sana zorsa bırak yanayım/Kolaysa esirgeme."
Edebiyata lise yıllarında şiir ve kompozisyonlar yazarak başlamış, yazı hayatını şiirle büyütmüştür. Ardından, roman, hikâye, tiyatro ve günlük türünde, "Savaş Ritimleri, İns, Yaşamak, Bir Değirmendir Bu Dünya, Sütçü İmam" gibi eserleri kaleme almıştır.
Çocuk edebiyatına, "Serçekuş, Katır Aslan, Kuşların Dili" gibi önemli eserleri bırakmıştır Cahit Zarifoğlu.
"İşaret Çocukları, Yedi Güzel Adam, Menziller, Korku ve Yakarış" Cahit Zarifoğlu'nun şiir kitaplarından bazılarıdır.
"Yaşamak" isimli, edebiyat dünyasına bırakmış olduğu "günlük" türündeki eseri ise, önemli bir farklılıkla, “şiir midir, günlük müdür, hikâye midir" diye tartışmalarını devam ettirir.
Gerek şiirlerinde ve gerekse nesirde kullandığı dil, sıradanlığın çok ama çok ötesinde yerini almıştır. Varoluş kaygısıyla, acıların, sevinçlerin habercisi olmuştur. Sanatı insanın sesi olarak görmüştür. Bu anlayışla, Zarifoğlu'nu "şair-i maderzat" diye isimlendirmek de mümkündür.
Zarifoğlu'nun şiirlerini okurken, kendinizi uçsuz bucaksız bir kelime ormanının içinde bulursunuz. İnsana düşünmeyi, kavramayı, içselliği öğretir.
Evrenin yeniden yaratılışı gibi, "bir telaş içinde parçalanmış gibiyim/Ama saati saatine programlanmışım" diye ifadelendirir.
"Yaşamak bir sokak lambası gibi/Bir gece evden atılmış bir çocuk sanki/Tek bir damla tek bir ses gibi/Aklıma düşüyor" diye ekler. Rahmetle anıyorum.
"Elime açılıyor yüzün/Duyuyorum buzlar gibi/Sensin bana/Sanki kendimden bana/İçimden tüten…/Sensin güden/Kanımın düşüncesini."
"Hayat bir boş rüyaymış/Geçen ibadetler özürlü/Eski günahlar dipdiri/Seçkin bir kimse değilim/İsmimin baş harflerinde kimliğim/Bağışlanmamı dilerim" diye ekler.
Cemil Meriç, 1916 yılında Hatay'da doğar. 1940'ta İstanbul Üniversitesine girip Fransız dili ve edebiyatı öğrenimi görmüş, Elazığ ve İstanbul'da Fransızca öğretmenliği yapmış, 1941 yılından itibaren başlayan süreç itibariyle, Türkiye'nin önemli edebiyat dergilerinde yazıları gözükmeye başlamıştır.
38 yaşlarında gözlerini kaybeden Cemil Meriç, bir cinnetin eşiğine sürüklenir; düşünce adamı boşluktadır, üstelik, acılarını devaynasında büyüten rezil bir hassasiyeti vardır.
Cemil Meriç, özellikle, yıllarca fildişi kulesinden yalnızca yalnızlıklar yaşar ve Türk insanına önemli bilgiler ve belgeler bırakır. Kavganın dışındadır, fikir ve sanatın kavgasının dışındadır.
Özelikle, Cemil Meriç'in yeri hep kütüphane olmuştur; ancak, 1970'li yıllarda fildişi kulesinden çıkar ve toplumsal yapının içerisine karışmaya başlar. Burada, fikrin, düşüncenin tüm ufuklarında gezinir, söz kavgalarına, kişisel çekişmelere, politikaya hiç inmeden, yol gösterici, aydınlatıcı, uyarıcı sözleriyle, konuşmalarıyla, yazılarıyla devam eder.
"Bir çağın vidanı olmak isterdim; bir çağın, daha doğrusu bir ülkenin. İdrakimize vurulan zincirleri kırmak, yalanları yok etmek, Türk insanını Türk insanından ayıran bütün duvarları yıkmak isterdim" diye yer yüzüne haykırır. "Muhteşem bir maziyi daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprü olmak isterdim" diye Cemil Meriç, gerçekten, kelimeleri ustaca seçer ve kelimelerden, sevgiden bir köprü oluşturmaya çalışır. "Türk insanı irfandan önce sevgiye ve anlayışa muhtaçtır" diye haykırır. "Aydınlanmak için yan, aydınlatmak için değil" diye ekler. "Kamus namustur" diyerek, Türkçemize, dilimize önemli bir vurgu yaparak, Türkçeyi seçmeye çalışır ve önplanda tutmaya çalışır.
İlk telif eseri olan "Bir Dünyanın Eşiğinde", o zamana kadar "coğrafyasında tek kıta, kafasında tek yarım küre" olan Meriç'in Asya'yı, özellikle Hint'i keşfidir. Olemp'i ararken Himalaya çıkmıştır karşısına. "Uzun bir yolun yalnız ve münzevi bir yolcusu…"
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
42 konuşma daha · 13 Haziran 2006