İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 114. BİRLEŞİM · SALI

Kurumlar vergisi kanun tasarısı (s.s1192)

Ümmet Kandoğan

Denizli Milletvekili · Doğru Yol Partisi

Genel Kurul, 114. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Haziran 2006 · 967 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ümmet Kandoğan (Doğru Yol Partisi), 13 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KURUMLAR VERGİSİ KANUN TASARISI (S.S1192)); konuşma 967 kelime.

Ümmet Kandoğan (Doğru Yol Partisi, Denizli). “Kurumlar vergisi kanun tasarısı (s.s1192)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 13 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2006-06-13-kurumlar-vergisi-kanun-tasarisi-s-s1192-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Kurumlar Vergisi Kanun Tasarısı üzerindeki görüşlerimi ifade etmeye çalışacağım.

Öncelikle, bu kanun tasarısıyla ilgili olarak, ilk defa, genel gerekçede, geçmişte bu Kurumlar Vergisiyle ilgili olumlu sözlerin söylendiğini görüyorum. Genel gerekçelerde hep geçmiş kötülenirken, geçmişteki yanlışlıklar ifade edilirken, burada, bugüne kadar bu Kurumlar Vergisi uygulamalarının, bu yeni kanunla beraber, geçmişin eleştirisinden ziyade, geçmişte görmüş olduğu, yerine getirmiş olduğu fonksiyona olumlu yaklaşılmış olmasından dolayı teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, son derece önemli bir kanunu görüşüyoruz. Türkiye'de Kurumlar Vergisi Kanununun çıkmasını bekleyen çok sayıda kişi ve kurum var. Ancak, bu konu, Türkiye'de, ilk gündeme, Sayın Başbakan tarafından bundan yaklaşık altı ay önce getirildi. Sayın Başbakanın bir Grup konuşmasında "Kurumlar Vergisi oranını yüzde 30'den yüzde 20'ye indiriyoruz" şeklindeki bir konuşmasından sonra, bunun çok kısa süre içerisinde Meclis gündemine geleceğini ve Mecliste kanunlaşacağını düşünüyorduk; ancak, o konuşmanın üzerinden altı ay geçtikten sonra Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine gelmiş olması karşısında da, bu hayretimizi ifade etmekten de vazgeçemeyeceğiz.

Değerli milletvekilleri, bugün Kurumlar Vergisini görüşürken, Türkiye'de ekonomik alanda çok ciddî sıkıntılar yaşanan bir günü hep beraber yaşadık. Borsa çöktü, faiz oranları alabildiğince yükseldi, döviz fiyatları 1,60 YTL civarına geldi, âdeta, Türkiye'deki bütün insanların yarının ne olacağından endişe taşıdığı bir günde böyle bir kanun tasarısını görüşüyoruz.

Şimdi, bugüne kadar dünyadaki likidite bolluğu ve bu likidite bolluğunun gelişmekte olan ülkelere yöneldiği, sıcakparanın âdeta o ülkelere aktığı günleri yaşadık; ama, içinde bulunduğumuz bu günlerde, bu durum tamamen tersine dönmüştür. Artık, paralar riskli ve gelişmekte olan ülkelerden daha az risk taşıyan, gelişmekte olan ülkelerdeki bu paraların gelişmiş ülkelere doğru dönmeye başladığını görüyoruz.

Amerika Birleşik Devletleri, FED faiz oranlarını yüzde 5'e çıkardı; Avrupa Merkez Bankası yüzde 2,5. Ama, bugüne kadar Türkiye'deki o cazip reel faizden dolayı oralardaki bu kaynak fazlalıklarının Türkiye'ye gelmesinden mutlu ve memnun olan Hükümetin, durum tersine dönünce, ne yapacağını bilmez bir halde, piyasalardaki bu oluşumu âdeta seyreder bir tarzda, herhangi bir müdahalede bulunmadan, olayları izleyerek vatandaşı sükûnete kavuşturmasının mümkün olmadığı ortadadır.

Şimdi, Sayın Başbakan, bugüne kadar, hep Grup konuşmalarında borsadaki rakamları örnek gösterirdi. İşte, 35 000, 40 000, 45 000, 48 000'lere kadar borsa rakamlarının ilerlediğini, Grup toplantılarında, Sayın Başbakan, güzel cümlelerle, danışmanlarının hazırlamış olduğu o metinleri cam ekrandan okuyarak anlatırdı.

Şimdi, bugün borsa 32 000. Sayın Başbakanın borsayla ilgili o parlak ve süslü cümlelerine kanan vatandaşların, bugün o küçük yatırımcıların borsada nasıl büyük bir mağduriyet içerisine girdiklerini yana yakıla öğreniyoruz. Onun için, bir Başbakanın borsa rakamlarını Grup toplantılarında ele alarak konuşmasının dünyada eşi ve benzeri olmayan bir örnek olduğunun altını çizmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, sıcakparanın Türkiye'den bir şekilde çıkması halinde Türkiye'deki ekonomik sıkıntıların hangi noktalara geleceği noktasında hep uyarılarda bulunmuştuk. İşte, son bir ay içerisinde 11 milyar dolarlık sıcakpara Türkiye'yi terk etti. 11 milyar dolarlık sıcakparanın Türkiye'yi terk etmesinin maliyetinin ne olduğunu Sayın Maliye Bakanı biraz sonra anlatır. Sayın Maliye Bakanımız hep söylerdi ki, faizlerdeki 1 puanlık bir artışın Türkiye'ye maliyeti 3 milyar dolar. Sayın Maliye Bakanımız hep bunu söylerdi.

Şimdi, ben, Sayın Maliye Bakanımıza soruyorum: Türkiye'de son bir aydan, birbuçuk aydan beri şu belirsizlik ortamının ortaya çıkmasından dolayı Türkiye'nin kaybı ne kadar olmuştur Sayın Bakanım?!

AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya)Genel Kurula hitap et!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Ne kadar olmuştur; size de dönüyorum?

AHMET YENİ (Samsun)Sayın Başkan, böyle bir konuşma şekli var mı?!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Şimdi, Sayın Milletvekilim, Sayın Maliye Bakanımız hep onu örnek verirdi; ben, onun için söylüyorum. Şimdi, bunun Türkiye'ye maliyetinin ne kadar olduğunu Sayın Maliye Bakanımız açıklasın.

Biz hep diyorduk, bakınız, bu cari açığı sıcakparayla belli bir yere kadar finanse edebilirsiniz; ama, öyle bir an gelir, öyle bir nokta gelir ki, bu sıcakpara bir şekilde yurt dışına çıkarsa, siz, piyasaları kontrol etme noktasında ciddî sıkıntılarla karşı karşıya kalabilirsiniz.

Peki, bu sıcakpara Türkiye'ye niye geliyor? Yani, bir başka ülkeye gitmiyor da bu sıcakpara Türkiye'ye niye geliyor? Sıcakparanın Türkiye'ye gelmesinin Türk insanına bir maliyeti var. Bu sıcakpara Türkiye'deki yetmiş milyon insandan, yurt dışına çıkarken bir şeyler alıp götürüyor. Yoksa, niye Türkiye'ye gelsin sıcakpara?! Türkiye'de reel faizler… Dünyanın en büyük reel faizleri Türkiye'de, onun için bu sıcakpara Türkiye'ye geliyor. Siz de, cari açığı bu sıcakparayla finanse ediyoruz, bu bir risk değildir şeklinde bir düşünce içerisindeydiniz.

İşte, bugün gelinen noktada nasıl bir ciddî sıkıntıyla karşı karşıya kalındığını görüyorsunuz. Artık, vatandaşlar bir yıl önceki gibi değil, ekonominin içinde bulunduğu bu sıkıntılı ortamdan dolayı bir gelecek endişesi içerisine girdiler; yatırımcılar bu endişe içerisindeler, borsa ve dövizle ilgilenenler bu endişe içerisindeler.

İşte, böyle bir ortamda bir Kurumlar Vergisi indiriminin yapılmış olmasının Türkiye'ye şu anda çok sağlıklı bir katkısı olacağı inancında değilim. Niçin; artık, Türkiye'ye gelenlerin, Türkiye'deki yatırım ortamının, artık, eskisi kadar kendilerine güven vermeyeceklerini dünyadaki bütün yatırımcılar gördü. Onun için, bizce yapılması gereken, öncelikle, Türkiye'de istihdam üzerindeki vergi yüklerinin mutlaka azaltılması lazım, bu Kurumlar Vergisi indiriminin yanında istihdam üzerindeki vergi yüklerinin azaltılması lazım. Enerji maliyetlerinin daha aşağıya çekilmesi lazım. Çünkü, bizim yatırımcılarımız, dünyayla rekabet etme şansını bu iki madde nedeniyle kaybetmektedirler. Kurdan dolayı bir sıkıntıları vardı yatırımcılarımızın; ama, kurun, şu anda 1,60 YTL civarında olmasından dolayı, o sıkıntıları bir nebze hallolmuştur; ama, Türkiye'de, biz, yabancı yatırımların, doğrudan yabancı yatırımların Türkiye'ye gelmesini isterken, bizim kendi yatırımcılarımızın yurt dışına kaçmakta olduklarını görüyoruz. İşte, son dönemlerde, özellikle tekstil alanında, Mısır'a, Suriye'ye, Romanya'ya, Bulgaristan'a, bizim yerli yatırımcılarımız yatırımlarını oraya götürmeye başladılar. Biz, Kurumlar Vergisini indirirken, doğrudan yabancı yatırımları Türkiye'ye çekmeye çalışırken, kendi yatırımcılarımızın yurt dışına kaçmasının önünü kesmemiz lazım, bu konuyla ilgili tedbirler almamız lazım. Türkiye bir ithalat cenneti haline gelmiştir ve bu nedenle, Türkiye'de ara mal üretimi yapan KOBİ'lerimiz, yatırımcılarımız ciddî manada sıkıntı içerisindeyiz.

Bakınız, bir rakam vereceğim: Türk Standartları Enstitüsü, 686 kalem mal, Türkiye'ye giren mal üzerinde TSE belgesi aranma meselesini gündeminden çıkarmıştır arkadaşlar. Bu ne demektir; Türkiye'ye, dışarıda çok ucuz fiyatlarla üretilen kalitesiz ve nasıl üretildiği belli olmayan 686 kalem mal Türkiye'ye çok rahat bir şekilde girmektedir. Bunun karşılığında, bu malları üreten kendi yerli üreticilerimiz çok ciddî sıkıntılar içerisindedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

42 konuşma daha · 13 Haziran 2006

42 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook