23 nisan ulusal egemenlik haftası hk.
Siirt Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 88. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Nisan 2005 · 968 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Recep Tayyip Erdoğan (AK Parti), 23 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK HAFTASI HK.); konuşma 968 kelime.
Recep Tayyip Erdoğan (AK Parti, Siirt). “23 nisan ulusal egemenlik haftası hk”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 23 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-tayyip-erdogan-22-2005-04-23-23-nisan-ulusal-egemenlik-haftasi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ADALET VE KALKINMA PARTİSİ GENEL BAŞKANI VE MECLİS GRUBU BAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Siirt)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, saygıdeğer konuklar; hepinizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Millet egemenliğinin sembolü Türkiye Büyük Millet Meclisinin 85 inci kuruluş yıldönümünü kutlamak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bundan seksenbeş yıl önce milletimizin istiklalini kazanması için bir araya gelerek bu Meclisi tesis eden ve bu çatı altında oluşan millet iradesiyle bu ülkeye özgür geleceğini kazandıran başta Büyük Atatürk olmak üzere ilk Meclisin tüm üyelerini saygıyla selamlıyorum.
Seksenbeş yıl önce bu çatı altında toplanan kahramanlar, bu milletin şartlar ne olursa olsun asla boyunduruk altına alınamayacağını, asla tutsak edilemeyeceğini ilan ettiler.
1920 yılının 23 Nisan günü yazılan bu sayfa, sadece bizim tarihimizin değil, insanlık tarihinin de en şanlı istiklal sayfalarından biridir. O sayfayı yazanlar, vatan toprağının dört bir tarafından gelerek, dünyaya, bu milletin, istiklalinden canı pahasına vazgeçmeyeceğini haykıran o kahraman insanların şahsında bütün bir millettir. O günden beri, bu çatı altında ortaya konan her irade, millet sesini, millet hissiyatını, millet kararını temsil ediyor. 85 yıl boyunca, bu çatı altında bulunmuş, bu havayı teneffüs etmiş her vekil gibi ben de, bu büyük millet görevinin onurunu bütün benliğimde yaşıyor, hissediyorum. Biliyorum ki, bu çatı altında yankılanan her ses, tarihe medeniyetler armağan etmiş aziz milletimin sesidir.
Değerli arkadaşlarım, bundan seksenbeş yıl önce, büyük meşakkat ve yokluklar içinde, bağımsızlık inancını ve demokrasi kararlılığını bu kubbede çınlayan tek ses olarak yükseltmiş bulunan Meclis üyelerimiz, 100 üncü doğum yılına yaklaşmakta olduğumuz cumhuriyetimizin de meşalesini yakmış oldular. O meşale bugün de milletimizin yolunu aydınlatmaya devam ediyor. O gün "hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir" sözünde ifadesini bulan irade, bugün de milletimizin vazgeçmediği ve vazgeçemediği, vazgeçmeyeceği en değerli şiarıdır. Hepimiz, bu vatanın bağımsızlığını ve bütünlüğünü korumak borcundayız. Yine, hepimiz, milletimizin geleceğini kendi tercihleri doğrultusunda belirleme hakkına sonuna kadar saygı duymak ve demokrasiye bütün kurumlarıyla sadakat göstermek mecburiyetindeyiz. Türkiye Cumhuriyeti, bu vatan toprağını kardeşçe paylaşan bütün vatandaşlarımızın ortak varlığıdır; onu, hep birlikte koruyacak, hep birlikte geleceğe taşıyacağız. Bu ülkenin istiklalini nasıl tartışma konusu haline getirmiyorsak, milletimizin demokratik haklarını, vatandaşlarımızın hak ve hürriyetlerini de aynı hassasiyetle tartışma dışı tutacağız. Hukukun üstünlüğüne nasıl inanıyorsak, yasalar karşısında her insanımızın eşit haklara sahip olduğuna da aynı şekilde inanacağız. Bu ülkeye istiklalini kazandıran ve cumhuriyeti kuran irade nasıl bir ve beraber olmuş bir milletin iradesiyse, Türkiye'yi aydınlık geleceğine taşıyacak olan da öylesine parçalanmaz bir bütünlük iradesi olacaktır. Birbirimizi, bu ülkeyi sevdiğimiz gibi, sevdayla, aşkla, heyecanla seveceğiz; birbirimize, bu topraklara olduğu gibi, sadakatle bağlı olacağız; hiçbir kötü niyet, hiçbir dalalet ve hıyanet bizi birbirimizden ayıramayacak, gözümüzü bu ülkenin geleceğinden gayri yönlere çeviremeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti, dünya yerinde durdukça, kayıtsız şartsız milletimizin olacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz, tarihinden çok şey öğrenmiş, bu birikimiyle, insanlığa çok zengin değerler kazandırmış bir milletiz. Dün olduğu gibi, bugün de, barışa, demokrasiye ve adalete inancımızı ve bağlılığımızı sürdürüyoruz. Türkiye Cumhuriyetinin temsil edildiği her zeminde, tarihimizden aldığımız bu hassasiyetlerimizi, en gür şekilde dile getiriyoruz. Tarihimiz boyunca yaşadığımız nice zorluklara, atlattığımız nice badirelere rağmen, milletimizin bu medeniyet değerlerine bağlılığında en ufak bir zayıflık çıkmamış, bir sarsılma da yaşanmamıştır. Bugün savaş acılarıyla sarsılmakta olan bir dünyada ülke olarak yerimizi kaybetmemiş olmamızın, milletimizin her ferdiyle, yine barışın, yine demokrasinin, yine adaletin safında bulunuşumuzun altında da yine bu millet dirayeti vardır. İstiklalini ve bağımsızlığını, büyük zorluklar içinde, yediden yetmişe mücadele ederek, can vererek, kan vererek kazanmış bir milletten başka türlü davranması da beklenemezdi, beklenmemeli.
İşte, 23 Nisan 1920'de kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi, tarihi boyunca, bu millet ruhunun temsilcisi ve savunucusu olmuştur. Bugün de milletin vekâletini aynı dirayetle taşıdığına inandığım siz değerli arkadaşlarımın onurla ve gururla takip ettiğiniz yol, bu yoldur.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Türkiye, bugün, cumhuriyetinin 100 üncü yaşını medeniyet hedeflerinin tamamına ulaşmış olarak kutlamak üzere, topyekûn harekete geçmiş bulunuyor. Ekonomisiyle istikrarlı şekilde büyüyen, demokrasisiyle çağdaş standartları yakalayan, kamusal düzeniyle günümüzün ihtiyaçlarına uygun değişimi gerçekleştiren bir ülke olarak Türkiye'nin önü, bugün, her zaman olduğundan daha açıktır. Bugün, yediden yetmişe her bir insanımız, tıpkı bundan seksenbeş yıl önce vatanı düşmandan kurtarmaya ahdeden o kahramanlar gibi, Türkiye'nin geleceğini bugünün sıkıntılarından arındırmaya ahdetmiştir.
Hükümet olarak, milletimizin bu büyük atılım iradesinden aldığımız güçle, her günü bir öncekinden ileride tamamlamanın gayretini gösteriyor, mücadelesini veriyoruz. Allah'a şükürler olsun ki, bugün, Türkiye, mevcut problemlerini hal yoluna koymuş, ekonomik istikrarını kazanmış, siyaseti yeniden umut haline getirmiş, geleceğine bakan, dinamik bir ülke haline gelmiştir.
Şuna hepimiz inanmalıyız ki, bugünün konjonktürel şartları içerisinde, bugün, güven ve istikrar ortamını korumak, bu ülkeyi ve çocuklarımızın geleceğini savunmakla eşdeğerdedir.
Sizlerden ve bize kulak veren bütün vatandaşlarımdan ricam, sahip olduğumuz bu kazanımları kaybetmemek konusunda uyanık ve duyarlı olmaktır.
Bu ülkenin geçmişiyle gururlandığımız gibi, geleceğine baktığımızda da umutlanmalı, heyecanlanmalıyız.
Türkiye Cumhuriyetinin medeniyet yolculuğunda ulaşacağı daha çok hedef, kazanacağı daha çok merhale vardır. Bu sorumluluğu hepimiz vicdanlarımızda hissediyoruz.
Hedefimiz, Cumhuriyetimizin banisi Mustafa Kemal Atatürk'ün ifade ettiği gibi, muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkmak, bu ülkeyi, mutlu, kalkınmış ve güçlü bir ülke haline getirmektir.
Biliyoruz ki, bu yolda ilerlemek için önce demokrasiye, önce hukuka, önce zihinsel ilerlemeye ihtiyacımız vardır.
Millet olarak bütün dikkatimizle koyduğumuz bu medeniyet hedeflerine konsantre olmalı, dikkatimizi dağıtacak, zamanımızı çalacak, enerjimizi tüketecek engellere takılmamalıyız.
Gözümüzü geleceğe çevirmek ve daima ileriye bakma zorunluluğumuz vardır. Bu ülkeyi, dünyanın en mutlu ve müreffeh ülkesi yapmadan duramayız, dinlenemeyiz.
Görevimiz budur, rotamız budur, stratejimiz budur. Bu medeniyet güzergâhında ilerlerken, önümüze, elbette zorluklar çıkacaktır, sıkıntılarımız da olacaktır; ancak, tarih şahidimizdir ki, biz, zorluklarla, sıkıntılarla yolundan çevrilebilecek bir millet olmadık, olmayacağız. (AK Parti sıralarından alkışlar) Şuna bütün kalbimle inanıyorum ki, yarınlar Türkiye'nin, gelecek milletimizin olacaktır.
Bugün, o güzel geleceği emanet ettiğimiz çocuklarımızın da bayram günüdür. Bütün çocuklarımızın bayramını gönülden kutluyorum, hepsini gözlerinden öpüyorum. İnanıyorum ki, her biri ülkelerini yükseklere taşımak için sevgiyle, heyecanla çalışacaktır.
Çok daha güzel bir dünya temennisiyle sözlerime son veriyor, hepinize sevgi ve saygılarımı sunarken, önce, bize bu günleri hazırlayan başta Cumhuriyetimizin banisi Mustafa Kemal Atatürk'e ve onun tüm mesai arkadaşlarına Allah'tan rahmet diliyor, gazilerimizi de saygıyla anıyorum. (AK Parti sıralarından ayakta alkışlar; CHP ve Bağımsızlar sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
5 konuşma daha · 23 Nisan 2005