Büyük mutasavvıf bilgin ve düşünür hazreti mevlana'nın 731 inci vuslat yıldönümü hk
Konya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 33. Birleşim · 3. yasama yılı · 15 Aralık 2004 · 1.056 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Remzi Çetin (AK Parti), 15 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BÜYÜK MUTASAVVIF BİLGİN VE DÜŞÜNÜR HAZRETİ MEVLANA'NIN 731 İNCİ VUSLAT YILDÖNÜMÜ HK); konuşma 1.056 kelime.
Remzi Çetin (AK Parti, Konya). “Büyük mutasavvıf bilgin ve düşünür hazreti mevlana'nın 731 inci vuslat yıldönümü hk”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 15 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/remzi-cetin-22-2004-12-15-buyuk-mutasavvif-bilgin-ve-dusunur-hazreti-mevlana-nin-731-inci-vuslat (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
REMZİ ÇETİN (Konya)Muhterem Başkan, muhterem milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım.
Büyük milletimizin insanlığa armağan ettiği büyük şahsiyetlerden birisi de, hiç şüphesiz, Hazreti Mevlana'dır. Bu yıl 731 inci vuslat yıldönümünü idrak ediyoruz; gerek yaşadığı dönemde ve gerekse vefatından sonra, insanlığa ışık saçmaya devam etmektedir. Dünyanın önemli bir bölümünün anlamaya çalıştığı bu büyük şahsiyet, bu ülkenin ikliminde yetişmiştir. Milletimizin büyüklüğü ve Anadolu topraklarının verimliliği açısından ne kadar iftihar etsek yeridir. Büyük Selçuklu Hakanı Alaaddin Keykubat, bu büyük Allah dostuna her türlü imkânı tahsis etmiştir, kendisini çok aziz tutmuştur.
Prof. Dr. Erol Güngör "Mevlana üzerine tertiplenen bir seminer, ona övgüler yerine, Mevlana'nın günümüz insanına ne çözümler vereceğini esas almalıdır" der. İngiliz doğubilimci ve Mevlana araştırmacısı Prof. Arberry "Mevlana, yediyüz yıl evvel dünyayı büyük bir kargaşadan kurtarmıştır; günümüzde de Avrupa'yı kurtaracak tek şey onun eserleridir" der. Fransız edip ve düşünür Roger Garaudy "Hazreti Mevlana tüm zamanlara hitap eden en büyük şairlerdendir" der. Hazreti Mevlana, Mesnevi'nin hemen ilk sayfalarında "şüphe yok ki, Mesnevi, gönüllere şifadır; hüzünleri giderir, Kuran'ı apaçık bir hale koyar, rızkların bolluğuna sebep olur, huyları güzelleştirir" buyurmaktadır. Edebiyatımızın tanınmış simalarından Halit Ziya Uşaklıgil de "bazı keder ve üzüntü zamanlarımda, hâlâ, Mesnevi'ye el uzatır, onun yaprakları arasında hayatın elemleri için bir teselli ararım" diyerek, Mevlana'nın bu sözlerine somut delil olmaktadır.
Hazreti Mevlana, sosyal adalet, para ve makam hırsı ve savaşlarla ilgili olarak benzetmeler yoluyla dikkate değer bilgiler sunmakta, bu bağlamda, bir hükümdarın ağzından "ben kendi soframda ne yersem halkıma da onu yediririm; ben ne giyersem halkım da onu giyer" diyerek, sosyal adaleti vurgulamakta, para ve makam hırsının, insanın özgürce yaşamasına engel teşkil ettiğini belirterek, günümüz insanlığının en büyük sıkıntısını gözönüne sermekte ve "bu ikisinden de kurtulursan özgür olursun" demektedir. Mevlana'nın bu basit gibi görünen önemli tespiti dikkatle incelenir ve uygulanırsa kişisel kavgalar sona ereceği gibi, dünya barışı için de önemli bir doktrin olacaktır.
Bir başka sözünde "balık baştan kokar. Yöneticilerin huyu halkına da tesir eder. Yönetici bir havuza benzer; halk da bu havuza bağlı su boruları gibidir. Eğer havuzdaki su pis olursa, borulardan da aynı su akar. Sen bu sözün manasına dal, adamakıllı dikkat et, iyice düşün" demektedir.
"Kötü yaradılışlı insanlar Allah'ın nimetlerine şükretmezler; vefa göstermede köpekten de aşağı olurlar" demektedir.
İnsan ile hayat arasındaki ilişkiye dikkat çekerken "ne ekersen onu biçersin. Yiğidim, kadere az bahane bul; nasıl oluyor da suçunu başkalarına yüklüyorsun? Kendini araştır, kendi suçunu kendin gör. Gündüz vakti çalışıyorsun da akşam ücretini başkası mı alıyor? Neye çalıştın da zararını ya da faydasını görmedin? Ne ektin de zamanı gelince onu devşirmedin? Sen de bilirsin ki elde ettiğin şey, yaptığının karşılığıdır. Yoksa, adil olan Allah'ın takdiri, insana yaptığına uygun olmayan cezayı nasıl olur da verir? Suçu kendinde bul; çünkü, o tohumu sen kendin ektin" demektedir.
"Koyunun kurttan kaçmasına şaşılmaz; şaşılacak şey, koyunun kurda gönül vermesidir" şeklinde canlılarla ilişkilerini dile getirmektedir.
Bir başka sözünde "ben, bu çalışıp çabalama dünyasında iyi huydan daha üstün bir şey görmedim. Akılsız dost, zaten düşmandır. Yarası olan güneşi göremez; görüyorum dese bile, gördüğü, güneşin kendisi değildir" demektedir.
"Ey rüşvet alan, sen fil yavrusu yemektesin; düşmanın olan o fil sonunda kökünü kazır, mahveder seni" demek suretiyle günümüzdeki gelişmelere dikkat çekmektedir.
"Aptallık ve bilgisizlik yırtığı yama kabul etmez." "Kim işin sonunu görürse, yolda hiçbir zaman ayağı takılmaz" sözleri de yine kendisine aittir.
"Adaleti bilmeyen, kurt yavrusunu emziren keçiye benzer." "Nice, toprak gibi mezarlarda yatanlar var ki, fayda ve feyizleri bakımından yüzlerce diriden üstündür" sözleri de Hazreti Mevlana'ya aittir.
Hemen hemen her ülkede Mevlana üzerine kayda değer eserler veren araştırmacılar mevcuttur. Sayıları oldukça fazla olduğu için, hepsini zikretme şansımız yok. Yaklaşık bir yıl önce, 94 yaşında vefat eden Prof. Anna Marie Schimmel "Cemile" ismini alarak, Müslüman olmuştur. "Batı'da hiçbir mutasavvıf Mevlana kadar şöhret kazanmamıştır..."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Çetin.
REMZİ ÇETİN (Devamla)Teşekkür ederim Başkanım.
"...edebiyat tarihinde onun kadar sevilen bir sufî şair yoktur; sözleri, binlerce ama binlerce mutasavvıfın hayat ve eserlerinde yankı bulmuş, şiirleri, ayrı ayrı dillere çevrilip, sayısız insana teselli vermiştir" demektedir.
Yine, Prof. Nickholson, Mesnevi'nin tamamını İngilizceye tercüme etmiştir ve Dante ile Mevlana arasındaki ilişkiyi şu şekilde vurgulamaktadır: "Celaleddin, Dante'nin doğumundan sadece birkaç yıl sonra öldü; fakat, bu Hıristiyan şair, Müslüman çağdaşının ulaştığı sevgi ve müsamaha seviyesinin çok aşağısında kaldı."
Prof. Von Hammer "Hazreti Mevlana, mutlak bağlılığı ve Allah'a dönük yüzüyle, hangi din ve kültürden olursa olsun, kendisiyle tanışan herkes için büyük yol gösterici oluyor. Hazreti Mevlana'nın, Türkiye'nin yıllardan beri coğrafî ve kültürel açılardan benimsediği siyasî konumla aynı konumda olması enteresandır; Doğu ve Batı arasındaki köprü" demektedir. Prof. Von Hammer'ın, Mevlana'yla ilgili yapmış olduğu araştırmalar sonucunda vardığı hüküm şudur: "Devrimizin en önemli meselesi akıl ve kalbi uzlaştırmaktır. Akıl ile bilimin en son noktasına gitmeliyiz; fakat, kalp ile birlikte gitmeliyiz; zira, maneviyatsız ilim, acemi büyücünün laboratuvarına benzer. Batı, İslamı akıl düzeyinde analiz eder. Müslümanlar, Batı'nın inkârcı anlayışından bıkmışlardır. Akıllarını açmak için gönüllerini kapatmışlardır. Sonunda, Batı hoşgörüsüz bir inkâr düşüncesine sahip oldu. Bununla birlikte, Batı, ne Endülüs sufîlerinin önemini ne de Hazreti Mevlana Celaleddin Rumi'nin popülaritesini inkâr edebildi."
Prof. Abdulmecit Foucroy "kendimi gerçekten evimde hissettiğim tek ülke Türkiye'dir. Türkiye'ye ayak basınca, evine tekrar kavuşan bir kedi gibiyimdir; her şey bana tanıdık gelir. Sokaklarda insanların önümü kesip, bana yollarına sordukları olur. Beni bir Türk sanırlar ve ben onlara cevap verirken bocalarım. Ben orada kendimi sahiden vatanımda hissederim" der. Tabiî, Türkiye için, Konya'nın ayrı bir yeri vardır. Konya'da, her yerden daha fazla kendini vatanında hissetmektedir. "Konya'da, iklim gibi, hava gibi bir şey vardır" der. O, Konya'yla ilgili başlıbaşına bir kitabın da yazarıdır; Konya ve Kozmik Raks. Bu şehri, başka yerler gibi alelade bir şehir olarak görmez. "Mevlana'nın Konyası, ikiyüz yıl boyunca, kesinlikle dinlerin olağanüstü bir beraberliği dönemini yaşamıştır. Hoşgörü değildir söz konusu olan. Bu kelimeyi sevmiyorum; çünkü, daima bir yukarıdan bakmayı çağrıştırır. Söz konusu olan, hakikaten, kardeşçe bir evrenselliktir. Burada hemen belirteyim ki, hakikî İslamın da esası budur" demektedir.
Mevlana, hayatın içindedir, toplumun her kesimiyle teması vardır, cenazesinde her ırktan ve dinden kimseler bulunmuştur. Demek ki, Mevlana'dan herkes nasibini almıştır.
Son olarak, Ahmet Özhan, Mevlana törenlerinin değerli sanatçısı düşüncelerini şu şekilde dile getirmektedir: "Mevlana, kimliği itibariyle Allah'ın yaratmak istediği insan formatlarının en büyük örneklerinden biridir. Cenabı Allah'a, en üst seviyede kul olma aşkıyla yanan bir Mevlana var. Günümüzde, Mevlana'yı kim nasıl isterse öyle anlıyor" demektedir.
Değerli arkadaşlarım, sizlere de davetiye ulaşmıştır, cuma günü saat 12.30'da, Meclisten Konya'ya, Mevlana şeb-i aruz programı münasebetiyle otobüsler tahsis edilmiştir. Hepinizi Konya'ya bekliyorum. Mevlana'nın ikliminde, barışa, dostluğa hep beraber el kaldıralım diyorum.
Hepinizi, tekrar, saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
18 konuşma daha · 15 Aralık 2004