Serbest bölgeler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.446)
Tokat Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 47. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Ocak 2010 · 1.200 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Reşat Doğru (MHP), 13 Ocak 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SERBEST BÖLGELER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.446)); konuşma 1.200 kelime.
Reşat Doğru (MHP, Tokat). “Serbest bölgeler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.446)”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 13 Ocak 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/resat-dogru-23-2010-01-13-serbest-bolgeler-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-446 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA REŞAT DOĞRU (Tokat)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 446 sıra sayılı Serbest Bölgeler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
1985 yılında Serbest Bölgeler Kanunu dört temel gerekçeyle kabul edilmişti: Genelde istihdam yaratacak yeni yatırımlar oluşturmak, ihracatı artırmak, yeni sermaye ve teknoloji girişini sağlayarak ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli şekilde temin etmek ve dış ticaret finansman imkânlarından daha fazla yararlanmak. Ayrıca ithalatı ucuzlatmak da amaçlarından birisidir.
Kanun, bu amacın oluşabilmesi için, bu bölgelerde vergi, resim, harç gümrük ve kambiyo mükelleflerine dair hükümlerin uygulanmamasını öngörmüştür. Ancak bu Kanun’la, haksız rekabet ve bazı vergilerin alınmaması gibi durumlar ortaya çıkınca, çeşitli değişikliklere uğramıştır.
Sayın Milletvekilleri, Kanun’un amacına uygun olarak, ülke ekonomisinin en önemli unsuru olan ihracatı geliştirmek ve artırmak için serbest bölgeler kurulmuştu. Kuruluş amacına uygun olarak serbest bölgeler, ihracat odaklı üretim yapmalıdır. Bundan dolayı da burada faaliyet yapan firmalar reel manada desteklenmeli, üretim ve istihdamın artırılması temel amaç olmalıdır. Ayrıca Kanun’da değişiklik yapılması gerekiyorsa vakit de kaybedilmemelidir.
Biraz önce Grup Başkan Vekilimiz Mehmet Şandır Beyefendi’nin söylemiş olduğu bu kanunda fason üreticilerin desteklenmesiyle ilgili önergesinin desteklenmesini, burada çıkartılmasını bekliyorduk ancak ne hikmetse Meclisimiz ve Hükûmetimiz bu önergenin kabul edilmesi noktasını kabul etmediler. Bundan dolayı da tahmin ediyorum ki, serbest bölgelerdeki esnaflar bu konuyla ilgili olarak da bundan üzülmüşlerdir diye düşünüyorum. İnşallah bu telafi edilebilir.
Ancak serbest bölgelerdeki ticarete baktığımız zaman çok önemli bir durumla karşı karşıyayız. Serbest bölgelerden devamlı yurt içine mal satışı artıyor, yurt dışına ihracatın da azaldığı görülüyor. Ayrıca, serbest bölgeye girişler, yurt dışından yıllara sari olarak arttığı, yurt içinde ise mal girişinin azaldığı görülüyor. Bu da kaçakçılık zemininin oluşmakta olduğunu gösteriyor. Bunların sonuçları olarak -birçok sonuç gibi- Hükûmet ihracatımızı ithalata bağımlı hâle getirmiştir. Bu gidişin önüne geçilmezse, ülkemiz çok daha kötü günleri görecektir. Son yıllarda ekonominin lokomotifi olan sanayi sektöründe de yatırım ve üretim neredeyse durma noktasına gelmiştir.
Sayın milletvekilleri, bugün ülkemizin en önemli sorunu yatırımsızlık, üretimsizlik ve sonuçta işsizliktir. Bugün neredeyse her 4 kişiden 1’i işsizdir. Ülkemize yabancı para girişi çok yüksek diye övünüyoruz ancak giren paralar ülkemizde neler yapmakta, hangi yatırımlarda kullanılmaktadır?
Ülkemizde bugün ihracatımızın büyük kısmı ithalata dayanmaktadır. Bu konu mutlaka çözülmelidir. İthal girdilerini yurt içinde üretim yaparak karşılamalıyız. Bugün sanayimiz, üretim tesislerimiz bunu yapabilir, reel teşviklerle bunları sağlayabiliriz.
Sayın milletvekilleri, serbest bölgeler başta olmak üzere ülkemize gelen yabancı sermaye tüketim ekonomisi yerine teknolojik gelişmeyi, yenileşmeyi, verimliliği ve istihdamı esas alan yatırımlara yönlendirilmelidir. Bugünlerde Hükûmet tarafından IMF ile anlaşmanın yapılmakta olduğu ifade ediliyor. IMF ile nasıl anlaşma yapılacak, borçlanma nasıl olacak göreceğiz. Mademki tekrar borçlanıyoruz, o zaman alınacak paraların yatırıma sevk edilmesi gerekir diye düşünüyorum. Yabancı sermaye için bir çekim gücü oluşturulabilir Türkiye’mizde. Bunun için de iyi bir tanıtım ve altyapı oluşturulması gereklidir. Bugün ülkemizde neredeyse tamamen tüketim ekonomisine geçilmiş, üretim ekonomisi unutulmuştur. Ülkemize her gün yeni yeni bankalar girmekte bankacılık sektörü yabancıların eline tamamen geçmek üzeredir.
Sayın milletvekilleri, ekonomik kriz reel sektörde başlamış, finans sektörü etkilenmemiş gibi görünmektedir. Ancak tüm kredilerin geçtiğimiz ay itibarıyla yüzde 6’sı ödenmemiştir. Bu durum yüzde 7,5’a çıkarsa o zaman finans sektörü de büyük krize girecektir. Bu da ülkemizde büyük yıkıma sebep olur.
Sayın milletvekilleri, ayrıca yabancı büyük şirketlerin ülkemizde hipermarketler satın alması perakende sektörümüzü bitirme noktasına getirmiştir. Esnaf ve sanatkârımız her yönüyle ekonomik ve sosyal hayatımızın en önemli unsurlarından birisidir. Büyük şehirlerden orta ölçekli yerlere, kasabalara kadar hipermarketler şube açmaktadır. Her kurulan hipermarket şubesi altmış yetmiş küçük esnafın kapanmasına sebep olmaktadır. İşte bu şehirlerden birisi de Tokat ilidir. Tokat ili ilçeler dâhil nüfus kaybının her gün arttığı, ekonomisinin iflasa gittiği ortamlara doğru süratle gitmektedir. Tokat ilinde altı yedi yıldır üretime dayalı hiçbir yatırım yapılmamıştır. Organize sanayidekiler başta olmak üzere ildeki bütün işletmeler bir bir kapanmaktadır. Sigara fabrikasından sonra Turhal Şeker Fabrikası da özelleştirilme ile satılmaktadır. “Sigara fabrikası kapatılmayacak.” diye çok iddialı söylemler olmuştu ancak sigara fabrikası da Sena Tekstil, Reşadiye RESÜT, Konektaş gibi büyük firmalar kapanmıştır. Bugün de şeker fabrikaları satılıyor. İktidar yetkilileri “Fabrika kapanmayacak, üretim yapılacak.” diyorlar ancak aynı söylemler sigara fabrikası için de söyleniyordu ama sonuçta kapanmıştır. Halk şeker fabrikalarının kapanmamasını, özelleştirilmemesini, halkın elinde kalmasını istiyor; çiftçi de şeker pancarı üretimine devam etmek istiyor. Özellikle şunu söylemek istiyorum ki yaklaşık olarak ülkemize 1 milyon tonun üzerinde kaçak şeker girdiği ifade ediliyor zaman zaman.
Bakınız, şu anda, işte, sanayide kullanmakta olduğumuz kolalı içecekler veyahut da bisküvi fabrikaları yahut da işte, meyve suları gibi şekerin kullanılmış olduğu çeşitli yerlerdeki şekerin hangi neviden olduğunu o kutuların üzerine -yani acaba şeker pancarından mı, şeker kamışından mı, tatlandırıcıdan mı imal edilmiş şeklinde- eğer yazabilmiş olsaydık belki de şu anda şeker fabrikalarının satılmasına gerek kalmayacak ve beraberinde de işte, işçilerimizin mağduriyetiyle karşı karşıya kalmayacaktık.
Sayın milletvekilleri, ancak Hükûmet yetkilileri özelleştirmenin çok önceden kararlaştırıldığını söylüyorlar. Bu doğru değildir. Siz tek başına iktidarsınız, neyi eksik, neyi yanlış görürseniz düzeltmek mecburiyetindesiniz. Artık mazeret zamanı değil, iş yapmak zamanıdır.
Tokat ilindeki durumun benzerlerini ülkemizin her tarafında görüyoruz. Ülkemizin her tarafı işsizlikten yıkılıyor. İnsanlar, asgari ücretin yarısına bile iş bulmak için nasıl mücadele ediyorlar. Hükûmet olarak ne yapacaksanız yapın, insanlar sizden hizmet bekliyorlar.
Ancak halkın bu iktidara verdiği yetkinin iyi kullanılmadığı da artık görülmüştür. Sosyoekonomik gündemde istihdam, işsizlik en önemli sorun olduğuna göre, serbest bölgeler başta olmak üzere, üretime yönelik yatırımlar yapılmalıydı. Ayrıca, yeni yatırımların yanında kapanan fabrikalar, işletmeler ciddi desteklenerek ekonomiye mutlaka kazandırılabilir idi. Bunlar ülkemizin millî varlıklarıdır.
Bugün Tokat ili Reşadiye ilçesinde insanların bir araya gelerek kurdukları RESÜT maalesef batmıştır, insanların birikimleri kaybedilmiştir. Bunları mutlaka bir yöntem bularak kurtarmalıyız. Reşadiye’deki yatırım yapan o küçük esnaf, o yatırım yapan insanların hepsi “Acaba nasıl bir şekilde ben biriktirmiş olduğum paraları kurtarırım.” şeklinde beklentiler içerisindedir. İnanıyorum ki Hükûmet, bu tür işletmelerin hepsine şöyle bir bakarak, onlara çeşitli yaklaşımlarla beraber kurtarılması noktasında adım atar.
Sayın milletvekilleri, işsizlik sadece ekonomik değil sosyal bir sorundur. Son açıklanan yüzde 13,4 işsizlik rakamı reel değildir. Türkiye’miz çok genç nüfusa sahiptir. Genç nüfusta işsizlik çığ gibi büyümektedir. İşsizliğin yanında, işi olanlar da bunu kaybetme korkusu ile yaşamaktadırlar. Bu da insanlarımızda psikolojik sorunlara sebep olmaktadır. Bugün bu durumu Tekel işçilerinde görmekteyiz. Tekel işçileri haklı bir şekilde işte, hak mücadelesi, alma mücadelesi yapıyorlar ancak seslerinin duyulduğunu da söyleyemiyoruz.
Bakın, önümüzdeki günlerde, cuma, cumartesi ve pazar itibarıyla Tekel işçilerinin oturma eylemi olacak, akabinde de sesleri duyulmazsa bu eylemlere pazartesi günü açlık grevi şeklinde başlayacaklar. Yani bunu şunun için söylemek istiyorum: Gelin, bu insanların haklı taleplerini yerine getirelim. Bunlar ekmek mücadelesi veriyorlar, hak mücadelesi veriyorlar. Çocuklarının hakkını ve rızkını istiyorlar. Bunlara, daha önceki yaptırmış olduğumuz özelleştirmelerdeki gibi, hakkının verilmesinin ne mahzuru var ki? Karda, kışta kıyamette bu soğuk içerisinde bu mücadelenin verilmesi aynı zamanda bunların demokratik hakkıdır. Bunlara yer bile göstermiyoruz. Bakın, şu anda Hükûmet bunların yapacakları demokratik haklarının veyahut hukuka uygun şekilde mücadelelerinin oluşabilmesi için bir yer gösterilmesi, bu yerin bile gösterilmediğini biz görüyoruz. Niye bunlara yer göstermiyorsunuz? İşte, Kızılay’da bir caddenin üzerinde orada eylemler yapmaya çalışıyorlar. Bunlara da diğer sivil toplum kuruluşlarına verildiği gibi bir yer gösterelim, onlar mücadelelerine devam etsinler çünkü haklı mücadeleleri var ve onlar aş ve iş mücadelesi veriyorlar.
Sayın milletvekilleri, dinamik bir girişimci topluluğu oluşturabiliriz. Gençlerimize sahip çıkarak dünyaya açılım yapmalıyız. Cumhuriyet tarihinin en kötü işsizlik durumu ile karşı karşıyayız. Şu anda tarımda çalışan işsizleri de katarsak neredeyse dünyada işsizlikte lideriz.
Toplumumuzu yıkım projeleri ile meşgul edeceğinize, reel politikalarla gençlerimizi dünyaya açalım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
30 konuşma daha · 13 Ocak 2010