Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun ile milli eğitim, kültür, gençlik ve spor komisyonu raporu (s.s.875)
Genel Kurul, 91. Birleşim · 3. yasama yılı · 28 Nisan 2005 · 870 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Salih Gün (CHP), 28 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN İLE MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU RAPORU (S.S.875)); konuşma 870 kelime.
Salih Gün (CHP, Kocaeli). “Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun ile milli eğitim, kültür, gençlik ve spor komisyonu raporu (s.s.875)”. TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim tutanağı, 28 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/salih-gun-22-2005-04-28-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-ile-milli-egitim (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA SALİH GÜN (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teklifin, 3289 sayılı Kanunun ek 9 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasını değiştiren 2 nci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış buluyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bir spor yasası görüşülüyor; şu anda Parlamentoda çok az bir arkadaş grubu var. Size, buradan, 21 Ekim 2003 ve 22 Aralık 2004 tarihlerinde, spor konusunda iki defa konuşma yapmıştım. İki üç yıl geçmiş, aynı konular, çok güdük; 20 maddelik kanun teklifi olarak buraya bazı şeyler getirilmiştir. Esasında, özüne dokunulmamış, günü kurtarma adına yasalar düzenlenmiş burada.
Değerli arkadaşlar, spor, saygıdır, prensiptir, oyundur, rekordur. Buna insanlığın ihtiyacı vardır. Gençlerin iyi yetişmesi, sağlıklı gelişmesi, sağlıklı bir toplum olabilmesi için, huzur için, moral için tüm insanların spora ihtiyacı vardır. Bunun için de altyapıyı yapmak, genel yönetimlerin ve yerel yönetimlerin aslî görevidir. Bu, Anayasanın 58 ve 59 uncu maddelerinde açık açık meydandadır; ama, biz, bir profesyonel takımların esiri olmuşuz, amatörler unutulmuş, profesyonellerin, ilk dört büyüklerin dışındakiler itilmiş, kakılmış durumda. Bunlarla göz boyayamayız. Başarı, bir kere, ancak dışarıdan eksiklikleri görüldükçe giderilmeye çalışılıyor. Bir iki ayda bir Meclise getirilmiş yasalarla... Kolumuzda çıban çıkmış bantlıyoruz, oradaki yarayı kapatıyoruz bacağımızda çıkmış; bacağımızdaki yarayı kapatıyoruz, yüzümüzde çıkmış... Bunlarla, Türk sporunda reform yapmadığınız sürece, gereken netice hiçbir zaman alınamaz, reform şart. Böyle güdük yasalarla, günü kurtarmakla hiçbir yere varılamaz.
Değerli arkadaşlar, sporda tescilli tüm spor kulüplerinin başkanları, yöneticileri, spor adamları, spor basınının değerli kalemleri ve spora gönül vermiş bir komisyon oluşmadığı sürece, Parlamentodan çıkacak komisyonlarla veya işte, hatır için oluşturulmuş komisyonlarla neticeye varılması mümkün değildir; çünkü, hatır gönülle kurulmuş, siyasî tabloya göre hesap edilmiş komisyonlarla bir yere varılması mümkün değil. Emeği geçen arkadaşlara teşekkür ediyorum; ama, neticeye varamazsınız; spora siyaset karışır, siyaset karıştığı da açık seçik meydanda.
Şimdi "böyle bir şey yok" diyeceksiniz. Geçen konuşmalarımda da birsürü tayinlerin olduğunu söylüyorum. Değerli arkadaşlarımdan bu konudan da bahsedenler var.
Şimdi, Sayın Genel Müdüre ve Sayın Genel Sekretere soruyorum: Yedi yıldır Sakarya'da bütün kulüpleri kucaklayan, 5 ilin bütün sicil lisanslarıyla uğraşan, hepsine yardımcı olan Sakarya, Kocaeli, Düzce, Bolu, Bilecik İllerinin sporla ilgili bütün görevini almış İlhan Peksan'ı neden görevden alıyorsun? Yedi yıllık tecrübesi olan, bütün spor kulüplerinin sevgilisi olmuş, birsürü hizmet vermiş birini neden görevden alıyorsun? Hakkında soruşturma yok, giden müfettişler bir şey bulamamış, spor kulüplerinden şikâyet yok; AKP'li bir arkadaş oraya atanacak... Lütfen, nereye atarsanız atayın, spora siyaseti karıştırmayın. Spora siyaset karışırsa, sahadaki terör, spor sahalarının, stadyumların etrafındaki terör hiç eksik olmaz. Siz, muhakkak sporadamısınız, bunun içerisinden geldiniz; ama, siz de tayin edilen bir devlet memurusunuz. Ben, bunu otuzüç yıl yaptım; siyaseti spora karıştırırsanız çorbaya döner. Bunun da, inşallah, cevabını verirsiniz. İlhan Peksan'a Genel Sekreterim diyor ki: "İlhancığım bir şey yok; ama, ne yapalım böyle isteniyor, toparlan." Yahu, bu kadar kolay mı ülkeye bu kadar hizmet etmiş, Türk sporuna hizmet etmiş insanları harcamak?! Spora siyaseti karıştırmayın.
Değerli arkadaşlar, Futbol Federasyonunun bütçesi, maaş veremeyen, sporcuların maaşını veremeyen, SSK borçlarını ödeyemeyen, vergilerini veremeyen, faizleriyle katlanmış borçların altında ezilen yöneticilerin üzerinde bir yük. Kaç sefer buradan söyledim; birsürü vergi borçlarının faizlerini kaldırıyorsunuz oya dönüşsün diye; tabiî, hizmet olarak da düşünüyorum, ona bir şey demiyorum. Spor kulüplerinin neden SSK borçlarının, vergi borçlarının faizlerini kaldırmayı düşünmüyorsunuz? Parlamentoda, spora gelince, onlarınki af, nitelikli çoğunluk lazım diyorsunuz, diğerini Bakanlar Kurulunda halletmeye çalışıyorsunuz. Sporu da düşünün, çiftçininkini de düşünelim, işçininkini de, bütün hizmet dallarında bu faizleri kaldırın. Zaten, sizin siyasî parti görüşünüze göre faiz günahtır, o günahı da burada almayarak, kaldırın gitsin.
Değerli arkadaşlar, federasyonun bütçesiyle ilgili, federasyon bütçesi yapılırken bir yeni yasa teklif ediliyor. Fasılların hiçbiri kalkmamış, 11 tane gelir faslı yazılmış şurada ve 7 tanesi spor kulüplerinin üzerine yük. Fasılları okuyayım size; katılım payı alırlar -biraz sonra meblağları da söyleyeceğim- tescil için para alırlar, vize için para alınır, transfer için para alınır, itiraz edersiniz, spor kulübüne, sporcuya bir ceza verilmiştir ve onun için de para alınır. İtiraz ediyorsun; parayı yatır, ondan sonra. Paran yoksa itiraz edemezsin. Ceza verilir o seyircinin veya spor kulübünün yaptığı bir şeyden dolayı, yine para alınır. Yayın, sponsorluk, reklam, yardım ve bağıştır bunların geliri.
Değerli arkadaşlar, finansörlük diyorlar; biraz önce, arkadaşlarım da bunu söyledi. Finansörlük için, beden terbiyesi il müdürlüğüne gidecek finansör olacak işadamı ve oradan bir form alacak; aldığı formu doldurup defterdarlığa götürecek, defterdarlıktan aldıktan sonra, defterlerini, muhasebeyle ilgili bütün evrakını Genel Müdürlüğe getirecek; Genel Müdürlükten mühürlendikten sonra "bu kulübe 100 milyar lira yardım ediyorum" diyecek. Bir kulübe yapılan 100 milyar lira yardımın finansöre dönecek parası 12 milyardır. Bir kelime oyunuyla "yüzde 100'ü düşüyor" deniliyor; hayır. O faturaya tahakkuk eden verginin yüzde 60'ını, evet, hesap edin, yüzde 60'ı. O faturanın yüzde 20'si vergi ise, 60 milyarın yüzde 20'si 12 milyardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SALİH GÜN (Devamla)Finansörlüğü, acaba, bu kadar kapıyı dolaşıp da kim yapar; kimse yapmaz ve finansörlük de tutmamıştır. Tutmuştur; biraz sonra, Bakanım, belki de "bu iş tuttu" diyebilir; nasıl tutmuştur biliyor musunuz; eğer, orada belediye başkanı biz "fabrikaya git, buraya finansör ol" diye dayatmacılık yaptıysak, bir bakan bu kulübe finansör ol dediyse, ondan bir menfaat uman işverenler ancak finansörlük yapmıştır. Eğer, bir iki finansör orada spor sevdalısı olarak yaptıysa, onu saygıyla karşılıyorum, o da 1-2 tanedir.
Değerli arkadaşlar, şimdi, kulüplerin ödediği paraları okuyacağım. Bir antrenörle mukavele imzalarsa kulüp, Federasyona, Birinci Ligde 9 000 000 000 lira, Üçüncü Ligde 1 200 000 000 lira ödüyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
52 konuşma daha · 28 Nisan 2005
