Türkiye büyük millet meclisini içtüzüğündedeğişiklik yapılması hk.(s.sayısı 116)
Ankara Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 65. Birleşim · 1. yasama yılı · 10 Nisan 2003 · 1.013 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Salih Kapusuz (AK Parti), 10 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİ İÇTÜZÜĞÜNDEDEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.(S.SAYISI 116)); konuşma 1.013 kelime.
Salih Kapusuz (AK Parti, Ankara). “Türkiye büyük millet meclisini içtüzüğündedeğişiklik yapılması hk.(s.sayısı 116)”. TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim tutanağı, 10 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/salih-kapusuz-22-2003-04-10-turkiye-buyuk-millet-meclisini-ictuzugundedegisiklik-yapilmasi-hk-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA SALİH KAPUSUZ (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Her şeyden önce, bir hususun altını üzülerek çizmek istiyorum. Acı sonlardan bahsetmek, âdeta, geçmişte bazı sözleriyle uygulamaların önünü açmanın öncülüğünü yapmış Cumhuriyet Halk Partisinin ileri sözlerinden çıkmış olan acı sonuçları burada hatırlatmanın, o manada, bir nevî tehdit gibi anlaşılabilecek bir konuşma üslubunun doğru olmadığı kanaatini taşıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Hiç merak etmeyiniz, geçmiş geride kalmıştır; geleceğe bakmak mecburiyetindesiniz. Geleceğin umudunu kaybetmemek mecburiyetindesiniz.
HÜSEYİN GÜLER (Mersin)Ama, ders alarak!..
SALİH KAPUSUZ (Devamla)70 000 000 milyona ulaşmış Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve vatandaşlarının istikbaliyle ilgili olarak ümitvar olmak gerekirken, âdeta, umutlarını karartmaya yönelik kötü sonuçları hatırlatmanın kimseye çıkarı, faydası da yoktur. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Biz, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve onun yönetiminde esas kabul edilen bu mevcut Anayasanın gereği olan işlemleri yapmaya çalışıyoruz.
Hatırlatmak istediğim hususları arkadaşlarımızın dikkatlerine bir kez daha getirmek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, doğrudur; biz, 2001 yılı itibariyle yapılmış olan İçtüzük değişikliğini AK Parti Grubu olarak götürdük, Anayasa Mahkemesi de iptal etti ve doğru bir karar verdi. Biz, Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu karardan dolayı bir rahatsızlık da duymuyoruz. Bizim haklı tespitlerimizi Anayasa Mahkemesi tescil etti. Bununla neyi söylüyorum... Evet, bazı arkadaşlarımız Parlamentoya yeni girdiler; o günkü tartışmaları, nelerin değiştiğini, belki de İçtüzükten bilmiyorlardı.
HASAN ÖREN (Manisa)Önder Bey mi bilmiyordu! Hani, her zaman danıştığınız Önder Bey mi!..
SALİH KAPUSUZ (Devamla)Önder Bey biliyor; ama, bu konuların neler olduğunu ifade etmek yerine, genel bazı yaklaşımlar içerisinde bulundu.
Değerli arkadaşlar, Anayasa Mahkemesinin iptal etmiş olduğu 60 ıncı maddeyle neler ortadan kalkmıştı biliyor musunuz; bakınız, 60 ıncı maddede, Anayasa Mahkemesinin iptal etmiş olduğu hükümler şunları ihtiva ediyordu: Söz alma, konuşmalar ve yazılı konuşmalarla ilgili 60 ıncı maddede "Görüşme sırasında Hükümetten veya komisyondan soru sormak isteyenler, sorularını yerlerinden sorarlar. Soru ve cevap süresi on dakika ile sınırlıdır" deniliyordu. Aynı şekilde, konuşma süreleri yarıya indirilmişti, önergeler kaldırılmıştı. Dolayısıyla, sizin, muhalefetin sesini kısmak olarak iddia ettiğiniz hükümler ihdas edilmişti. Biz, beraberce yapmış olduğumuz İçtüzük değişikliğiyle, o günkü yanlışlıkları, Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesini de gözönünde bulundurarak geri verdik. Önerge sayılarını artırdık, süreleri artırdık, soru sormayı, maddeler üzerinde konuşmayı, bütün bunları demokratik hale getirdik. Bundan dolayı, Anayasa Mahkemesi doğru bir karar verdi.
Değerli arkadaşlar, aynı şekilde, yine, bakınız, Anayasa Mahkemesince, 81 inci maddede iptal edilen hususları da söyleyeyim size: Bu yürürlük maddesi ile yürütme maddesinde konuşma yapılmayacağı... Bunların detayına fazla girmek istemiyorum.
60 ıncı madde, 81 inci madde, 87 nci madde ve 91 inci madde yanlış düzenlenmiş; yani, Parlamento çalışmaları açısından, demokrasi açısından uygun olmayan şekliyle düzenlenmişti. Bu düzenlemeleri, bu yanlışlıkları, biz, Anayasa Mahkemesine götürüp iptal ettirdik; bundan dolayı da bir çekincemiz, bir üzüntümüz söz konusu değil.
Gelelim, şimdi, 91 inci maddeye. Değerli arkadaşlar, bakınız, hepimizin önünde İçtüzük vardır; lütfen, İçtüzüğün ilk sayfasını açınız. Arkadaşlarım açma fırsatı bulamıyorlar; ama, ben okuyacağım:
"Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü; Karar No:584; Karar Tarihi:5.3.1973"
Lütfen, düşünün; 1973 yılında düzenlenmiş bir İçtüzük!.. Anayasamızın tarihi nedir; 1982. Yani, bizim şu anda kullandığımız İçtüzük, hangi Anayasayla uyumlu hale getirilip başlamış çalışmalara; 1961 Anayasasıyla. Üzülerek ifade edelim ki, o günden bugüne...Daha öncesinde, nizamname olarak uygulanan İçtüzük uygulamaları, 1950 sonrasındaki uygulamalar...
Bunları şunun için söylüyorum değerli arkadaşlar, 1982 Anayasasından bugüne kadar kapsamlı bir İçtüzük değişikliği, maalesef, Anayasaya uygun şekliyle düzenlenmemiştir. En ciddî değişiklik, en kapsamlı değişiklik, 1995 Anayasa değişikliğinden sonra yapılan değişikliktir. Hatta, o dönem gerçekleşmedi, 20 nci Dönemde, biz, bunu hayata geçirdik,
Şimdi, buradan şuraya gelmek istiyorum. Anayasanın 95 inci maddesi açıktır; geçici 6 ncı maddesi de açıktır. Bu kullanmakta olduğumuz İçtüzük, çift meclisli uygulamalara yönelikti. Bunlarda birtakım değişiklikler yapıldı; ama, hâlâ, 1982 Anayasasına uygun bir İçtüzük de hazırlanıp devreye konulamadı.
Peki, şimdi, İçtüzüğe 91 inci madde ne zaman girdi; 91 inci madde, İçtüzüğümüze 6.5.1996 tarihinde girdi. Daha önce "temel kanun" diye İçtüzükte bir şey var mıydı; yoktu. Bir ihtiyaç olarak, kural olarak konulması uygun bulunduğu için, 1996 yılında -ki, benim de burada milletvekili olduğum dönemdir; arkadaşlarımızdan bulunanlar vardı- o dönem, bu, temel kanun olarak, tarifsiz olarak İçtüzüğe girdi.
Peki, İçtüzüğe böyle girdi; ama, 1980 öncesinde ve daha öncelerinde, bu ve benzeri hususlarla ilgili uygulamaya girmiş olan hiç temel yasa kavramı yok muydu; o da vardı.
Değerli arkadaşlar, 1950 öncesinde, Medenî Kanun, 1/97 sayılı olarak ne yapıldı; yasalaştı. Nasıl yasalaştı; tümü üzerinde görüşmeler açıldı, siyasî partilerin ve milletvekillerinin görüşleri dinlendi; ama, çok maddeli bir kanun olduğu için maddeleri görüşülmedi; oylandı ve kabul edildi. Yani, bir temel yasa tarifi olmadığı halde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin uygulamasında, bir temel yasa kavramı vardı. İşte, 1996'da devreye giren bu temel yasa kavramı, İçtüzükte yer aldıktan sonra, 7.2.2001 tarihinde bir değişiklik yapıldı. Biz de, o zaman, bu değişikliğin şekline karşı çıktık; temel yasaya karşı çıkmadık, Anayasa Mahkemesine götürme gerekçemiz de bunun için önemlidir. Nedir temel yasa -evet, temel yasalar var, tek tek tadat edilmese bile bunlar bilinmektedir- uygulamaları itibariyle, geçmişte yapılan ve genel olarak hukukçuların da üzerinde ittifak ettiği bir anlayış birliğidir; ama, o, geçtiğimiz dönemdeki hükümet ve Parlamento gruplarınca, Türkiye'nin ekonomik şartları, teknolojik gelişmeleri gözönünde bulundurulmak kaydıyla, yapılacak bütün yasaların -ne olarak- temel yasa gibi özel yöntemle çıkarılması önerildi.
Türkiye'nin ekonomik ihtiyaçlarını sonsuza kadar sıralamak mümkün, teknolojik gelişmeleri de, yukarıdan aşağıya farklı şekillerde yaklaşarak orta yere koymak mümkün; bunlar orta yerdeyken, çok geniş, âdeta, bütün kanunları ihtiva edecek şekliyle, özel yöntemle yasamanın yürütülmesini, yasama faaliyetlerinin devam ettirilmesini biz uygun bulmadık. Orada, beşte 3 çoğunluk konusu; ki, altını çizerek ifade ediyorum, değerli arkadaşlar, birçoğunuz bu Parlamentoda geçen dönem olmadığınız için, hatırlatmak için tekraren söyleyeceğim. Bakınız, 350-360 milletvekili olan koalisyon hükümeti, birçok yasayı temel yasa yapmak istedi; ama, muvaffak olamadı. Sebep; bu yürürlükte olan, yani iptal edilmeden önce beşte 3 çoğunluk aranması şartına bağlı olarak birçok yasa buraya getirildi, temel yasa olarak görüşülsün istendi; biz, muhalefet partisi olarak doğru gördüklerimize destek verdik; buna rağmen, temel yasa haline getirilemedi. Onun için, Bağ-Kur Yasası yürürlükte değil, Anayasa Mahkemesince iptal edildi; SSK'nın temel yasası yok, iptal edildi; İşKurun yasası yok, iptal edildi. Bütün bunlar neyi gösteriyor; demek ki, beşte 3 çoğunluğu yakalamak çok kolay bir sonuç değil. Bugüne göre, bu Parlamentoya göre, bizlere, sizlere göre değil; geleceği de düşünerek, Türkiye'de demokrasinin çalışması, işlemesi için...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
19 konuşma daha · 10 Nisan 2003