İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 109. BİRLEŞİM · SALI

Mersin ili erdemli ilcesindeki tarım ve köyişleri bakanlığına bağlı alata bahçe kültürleri araştırma enstitüsünde çalışan işçiler hk

Sami Güçlü

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 109. Birleşim · 1. yasama yılı · 22 Temmuz 2003 · 977 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sami Güçlü (AK Parti), 22 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MERSİN İLİ ERDEMLİ İLCESİNDEKİ TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞINA BAĞLI ALATA BAHÇE KÜLTÜRLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜNDE ÇALIŞAN İŞÇİLER HK); konuşma 977 kelime.

Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Mersin ili erdemli ilcesindeki tarım ve köyişleri bakanlığına bağlı alata bahçe kültürleri araştırma enstitüsünde çalışan işçiler hk”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 22 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2003-07-22-mersin-ili-erdemli-ilcesindeki-tarim-ve-koyisleri-bakanligina-bagli-al-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Başkan, milletvekili arkadaşlarım; tarımla ilgili konular, tabiî ki, çok rahat konuşabileceğimiz, sorunları çok olan bir alan. Dolayısıyla, Sayın Necdet Budak'ın, değişik konularla ilgili soruları başta olmak üzere, yine, Mersin Milletvekilimiz Sayın Ersoy Bulut'un ilave açıklamalarına teşekkür ediyorum. Birkaç ana noktayı belirterek, ben de kendilerine kısaca cevap vermeye çalışacağım.

Arkadaşlarım, evvela, tarımla ilgili konularda, en az son yirmi yıldır ihmal edilen, ertelenen, zamanında alınmayan tedbirlerden dolayı sektörümüzün büyük bir sıkıntı içerisinde olduğunu biliyoruz. Biz, bu sekiz aylık icraat döneminde, bunları çözdük, bunları büyük ölçüde çözdük, bunların hiçbir tanesi kalmadı gibi bir ifadenin de elbette sahibi değiliz. Bu sektördeki sorunlar bu kadar kısa süre içerisinde çözülebilecek kadar kolay olsaydı, zaten, bunlar, sorun olarak karşımızda durmazdı; ama, bir enerji, bir eğitim, bir kültür veya bir başka alanda toplumsal ihtiyacı karşılama durumunun, aciliyeti ve benzeri sebeplerden dolayı ertelenemeyen yönüne karşılık, tarımda gerek ilgili kesimin örgütsüzlüğü gerekse kendilerini ifade etme konusundaki mevcut durumları, bu alandaki sorunların ertelenmesine imkân veriyor ve dolayısıyla, gecikmeler de daha çok benim sektörümle ilgili oluyor. Dolayısıyla, bu konudaki sorunları dile getiren tüm arkadaşlara teşekkürlerimi ifade ediyorum; çünkü, bu, kamuoyunun konu hakkında bilgi sahibi olmasına imkân veriyor ve hiç olmazsa, çiftçilerimizin derdinin ne kadar yaygın bir şekilde fark edildiğini, çözümler üretilmeye çalışıldığını onlara duyurmak bakımından da önemli.

Ben, Sayın Necdet Budak'ın konuşmasını bir bütün olarak değerlendirdiğimde, o kadar önemli şeylerden bahsetti ki, elbette, bizim, tarımla ilgili sorunları çözmemiz, bir üretim planlaması yapacak kadar sektörle ilgili bilgileri derlememizi, toplamamızı gerektirmektedir. Kendisi de ondan bahsetti; ancak, çok iyi bildiği gibi, ülkemizin başka alanlarında da olduğu şekilde, tarımda üretim planlamasını, teorik olarak faydasını ifade etmekten öteye, fiilen gerçekleştirme konusunda ne kurumsal olarak ne de bilgi bazında gerekli verilere sahip değiliz; dolayısıyla, halen süren çiftçi kayıt sisteminin de bize kazandıracağı en büyük katkı bu olacaktır. Bunu yaptığımız anda, yapabildiğimiz anda, Türkiye'de, tarımla ilgili birçok sorunu da çözeceğiz. Hepimiz biliyoruz ki, Türk tarımında en temel sorunlardan bir tanesi, üretim artışını dengeleyecek bir talep genişlemesini sağlamak meselesidir. Hangi üründe, hangi mevsim, bir miktar artış olduğunda sorunların çıktığına şahit olmadık; bazı ürünlerde, yüzde 10'luk bir artış, o ürünlerin fiyatlarını yarı yarıya indirir. Bu, sektörün tabiatından gelen bir şeydir. Bu kadar hassas olan bir sektörde üretim planlamasını yapabilmek demek, evvela, ne kadar alanda, hangi ortalama verimle ve hangi şartlar içerisinde üretim yapıldığının bilinmesi demektir ve bu, tabiî, uzun bir hazırlığı gerektirir. Ben, daha önce de ifade ettim; eğer, iktidar dönemimizde, tarımla ilgili hiçbir şey yapmasak ve sadece, çiftçi kayıt sistemini tamamlasak ve üretim planlaması yapabilecek bilgiler "evet, hazır" desek, inanın, Türk tarımına, bundan daha büyük hizmet olmaz. Bu konuda adımlar atıyoruz, toplamaya çalışıyoruz, yüzde 65 oranında bir bilgiye ulaşmış durumdayız ve dolayısıyla, Sayın Necdet Budak'ın o ifade ettiği konuların çözümü kısa vadeli çözümler değildir.

Destekler konusunda, şu gün uyguladığımız destekler, elbette, AK Parti Grubunu da tatmin eden destekler değildir, çiftçilerimizi de tatmin eden destekler değildir; çünkü, bu destekler, âdeta, bizim kendi ulusal planımızın bir parçası da değildir, uluslararası kuruluşlarla birlikte kabul ettiğimiz bir anlaşmanın gereğidir ve doğrudan gelir desteği, bu haliyle, 2004 yılı sonuna kadar da uygulanmak durumundadır. Elbette, bölgesel ve ürün bazında bunu farklılaştırmak zorundayız ve üretime vermek durumundayız, kayıt altına almak durumundayız; dolayısıyla, bu konudaki iyileştirme yönündeki çalışmalarımızı ve bu konudaki gelişmeleri sizin takdirlerinize sunacağımız günler olacaktır.

Tohumculuk konusunda Sayın Necdet Budak'ın söylediği ifadeler, özellikle tahıl grubu için, kendilerinin söylediği gibi, çok karamsar değildir. Tohumculuk konusunda, Türkiye'deki çalışmalar oldukça tatmin edicidir ve Türkiye'de tohum konusundaki temel sorun, ürettiğimiz tohumları çiftçilere kullandırma konusundaki ihmalimizdir ve başarısızlığımızdır. Türkiye, yıllık 600 000 ton buğday tohumluğunu kullanması gerekirken, fiilen 50 000 ton kullanmaktadır ve dolayısıyla, Türkiye'deki tahıl üretimi, buğday üretimi, sadece bu sebeple, büyük ölçüde sorunlar çıkarmaktadır; verim düşüktür, hastalıklara karşı çok dayanıksızdır ve birkısım aranan nitelikler bakımından eksik çıkmaktadır ve Türkiye, aslında net bir tahıl ihracatçısı ülke olmasına rağmen, birkısım özellikleri olan buğdayları ithal etmek zorunda kalmaktadır; ama, tohumculuk konusundaki bu problemin araştırma geliştirme safhası tamamlandığı için, sadece piyasa düzenlemesi açısından bu konudaki açıklığı telafi edeceğiz ve 2003 yılında, sertifikalı tohumluk kullanımını 4 misli artırmayı hedefliyoruz; buna ulaşacağımızı tahmin ediyorum. Bu, hepimiz açısından çok sevindirici bir netice olacaktır.

Tarım ürünleri sigortası konusundaki temennilerine katılıyorum. Bu konuda, elbette bir gecikme söz konusu; ama, 2003 yılında mutlaka çıkarmalıyız. Biz, bu hususta, teşvik edici, sorumlu kuruluşu daha hızlandırıcı yönde rolümüzü oynuyoruz.

Sayın Necdet Budak, şu anda salonda değil herhalde; evvela, buğday fiyatları konusunda söylediği görüşler ile çiftçilerimizden doğrudan gelen düşünceler, ifadeler, açıklamalar tam çakışmıyor. Ben, bu hususta, çiftçilerimizin memnuniyetini bir tek rakamla size açıklayacağım: Toprak Mahsulleri Ofisi, bu ülkede, zaman zaman milyonlarca ton buğday aldı; maksimum rakamın 8 000 000 ton olduğu yıllar oldu. Hasat döneminin yarısını geçtik, sadece İç Anadolu'da ve başka bölgelerimizde biraz kaldı, yani yüzde 65 noktasına geldik; Toprak Mahsulleri Ofisinin aldığı buğday miktarı 150 000 tonun altındadır arkadaşlar. Çiftçi, bize, peşin olduğu halde, niye buğday satmıyor; serbest piyasada bunun çok üzerinde buğday sattığı için. Dolayısıyla, bu konuda, çiftçilerimiz açısından, 2003 yılı, kesinlikle olumsuz bir yıl değildir ve alınan bütün geri bilgiler, kendilerinden intikal eden bilgiler de bunu doğrulamaktadır.

Mersin Milletvekilimiz Sayın Ersoy Bulut'un ifade ettiği konularda kendilerine katılıyorum. Biz, tabiatın birkısım gelişmelerine karşı, risklerine karşı koruyamadığımız çiftçileri koruyacak bir yöntem geliştirmeliyiz. Başka sektörler bu konuyu daha kolay çözebilirken, tarım, her zaman bir tehlikeye maruzdur ve bunlar büyük zararlara sebep olmaktadır. Zaten, organize olmuş ülkeler, gelişmiş ülkeler, bu konuda tedbirleri tarım sektörüne de yansıtmakta ve bu faaliyeti sürdüren çiftçilerin gelir kaybını telafi edecek bir mekanizma bulmaktadırlar. Geçmişte bununla ilgili birkısım araçları bu toplum üretmiş; ancak, hepimizin bildiği gibi, bu araçları çok iyi işletemediğimiz için, hatta birkısım istismarlara vesile olduğu için, içine düştüğümüz kriz döneminde, dıştan gelen etkiyle bunlar kaldırılmıştır. Yenisini, etkin kullanılanı bulmak zorundayız; daha şeffaf bir işleyişi kendilerine sunmak durumundayız. Aksi halde, tarımsal faaliyeti, insanlarımızın, bütün bu tabiat şartlarından meydana gelecek zararları da telafi edecek şekilde sürdürmeleri, işletme ölçeğinin bu kadar küçük olduğu bir faaliyet alanında, mümkün değildir.

Hepinize tekrar saygılarımı sunuyorum, teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

37 konuşma daha · 22 Temmuz 2003

37 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook