Antalya'da meydana gelenzdoğal afetle ilgili
Konya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 38. Birleşim · 2. yasama yılı · 6 Ocak 2004 · 1.094 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sami Güçlü (AK Parti), 6 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANTALYA'DA MEYDANA GELENZDOĞAL AFETLE İLGİLİ); konuşma 1.094 kelime.
Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Antalya'da meydana gelenzdoğal afetle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 6 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-01-06-antalya-da-meydana-gelenzdogal-afetle-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Antalya Milletvekilimiz Sayın Osman Akman'ın, Antalya'da yaşanan sel felaketiyle ilgili yapmış olduğu konuşmaya kısaca cevap vermek istiyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Antalya İlimiz, maalesef, son bir ay içerisinde, üst üste iki sel felaketine maruz kalmıştır.
7-8 Aralık tarihlerinde, şiddetli yağış sonucu, Serik İlçemizin 13 köyünde, 319 üreticimize ait 5 000 dekarın üzerinde bir alan zarar görmüştür.
Hepimizin bildiği 24-25 Aralık tarihlerinde ise, Antalya-Merkez, Finike ve Kemer İlçelerinde meydana gelen sel felaketi, aynı zamanda can kaybına sebep olmuş ve 5 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir; Allah rahmet eylesin diyoruz, yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
Derelerin taşması, tabansuyu seviyesinin yükselmesi ve denizdeki aşırı dalgalanmalar sonucu, evlerin bodrum ve birinci katları ile bahçelerde su baskınları meydana gelmiş, 115 kilometre asfalt yol zarar görmüş, 15 köprü ve menfez ile 8 adet trafo, 3 köye ait içmesuyu şebekesi, 2 adet öğretmen lojmanı, 1 adet lokanta, 6 adet dükkân, 10 adet ahşap bungalov yıkılmış ve kullanılmaz hale gelmiştir. Bir başka ifadeyle, selin yoğun etkisinin görüldüğü yerlerde, elektrik, içmesuyu altyapısı çökmüş, yeraltı kabloları hasar görmüş ve dolayısıyla, altyapıya yönelik olarak, yapılan hesaplara göre, 17 trilyon civarında bir zarar ortaya çıkmıştır.
Buna ilaveten, 30 yerleşim biriminde, yaklaşık 1 000 çiftçimize ait, toplam, yine yaklaşık 10 000 dekar tarla ürünü, 661 dekar narenciye, 700 dekara yakın süs bitkisi ve 500 dekarın üzerinde sera alanı; bunun yanında, 338 adet arı kovanı, hayvan barınakları, balık kafesi, ürün depoları, kimyevî gübre, küçükbaş ve büyükbaş hayvanlar -bunların sayılarını söylemedim- büyük ölçüde telef olmuş ve yaklaşık 10 trilyon liralık bir zararın ortaya çıktığı tespit edilmiştir; halen, çiftçiler bazında zarar tespitleri için çalışmalar son safhasına gelmiştir.
Başta kuraklık, sel, dolu gibi afetlere daima açık olan ülkemiz, bu afetlerin sık sık vuku bulduğu bir coğrafyada yer almakta ve bu durum hepimizi üzüntüye sevk etmektedir. Oluşan bu afetler dolayısıyla, devlet tarafından gerekli yardımlar sağlanamadığı takdirde de, çiftçilerimizin, özellikle bu kesimin önemli ekonomik kayıpları olduğu ortadadır; zira, Antalya'da farklı olsa bile, genel olarak bu afete maruz kalan çiftçilerimizin, genellikle gelirlerinin yılda bir tek ürüne bağlı olması, bu konudaki en dramatik hadisedir.
Bu amaçla, ilk etapta, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu Sekreterliğinden 500 milyar lira, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Afet Fonundan yine aynı miktar bir para; yani, toplam olarak 1 trilyon lira, Antalya Valiliği emrine gönderilmiştir.
Kamu kurum ve kuruluşlarına ait tüm iş makineleri ve çok sayıda personel, bu ilde, 48 saat içerisinde, büyük bir gayret göstererek tüm yolları ulaşıma açmış, enerjiyi tekrar kullanıma hazır hale getirmiş, içmesuyu şebekelerini kullanılır duruma getirmiş ve bu vesileyle, aynı zamanda özel sektöre ait olan çok sayıda iş makinesinin de kullanılması mümkün olmuştur.
Zarar gören vatandaşlarımıza da, ihtiyaçları nispetinde, battaniye ve benzeri unsurlar, gıda, yakacak yardımı, yemek ve hayvanları telef olan vatandaşlarımıza da zararlarını telafi konusunda yardımlar yapılmıştır.
Bu sırada, özellikle yol altyapısı konusunda, köylerde meydana gelen hadiselerde, Köy Hizmetlerinin büyük gayreti olmuştur. Mevcut iş makinelerine ilaveten, çevre illerden çok sayıda iş makinesi bölgeye sevk edilmiş ve bölgenin ulaşım altyapısı ve içmesuyu altyapısını tamamlama konusunda bir gayret içerisine girilmiştir.
Bu afetle ilgili, sizlere iletmek istediğim önemli husus şudur: Her afetin ortaya çıkardığı acılar yanında, belki bize öğrettiği birkısım dersler de vardır. Bunlardan ilki, bu bölgede afet vesilesiyle sağlanan işbirliği ve organizasyonla, burada acı çeken insanlarımızın yaralarını sarma konusundaki gayrettir ve bunun, anlaşılır bir seviyede gerçekleşmiş olmasıdır. Bunların içerisinde en önemlisi, afetin başladığı saatten önce, Meteorolojinin verdiği bilgiye dayanarak Valiliğin almış olduğu tedbirlerdir. Dolayısıyla, belki daha büyük maddî ve manevî zararların ortaya çıkması bir bakıma önlenmiştir. Okulların kapatılmış olması, iş makinelerinin ve konuyla ilgili personelin hazır hale getirilmiş olması, bu konuda alınmış en önemli tedbir olarak sayılabilir ve dolayısıyla, bu konuda karar alan idarecilerimizi de kutlamak gerekir.
Bunun dışında, bu olaydan sonra en büyük zarar, dere yataklarında kurulmuş birkısım binalar, seralar, üretim tesisleri gibi, bir bakıma kaçak olarak inşa edilmiş olan yapıların varlığı sebebiyle ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla, Antalya Valiliği, bu hususta, bu kaçak yapılarla ilgili olarak -biraz önce Sayın Milletvekilimizin de ifade ettiği gibi- alınacak tedbirler konusunda bir önemli adım atmıştır ve bütün bu kaçak yapılaşmayı ve benzer hadiselerde zararların büyük boyutta ortaya çıkmasına sebep olan gelişmeyi ortadan kaldırmaya yönelik bir gayret içerisindedir. 62 kilometrelik dere yatağında, böyle bir tedbire dönük çalışmaları başlatmışlardır.
Bunun dışında, Bayındırlık ve İskân Bakanlığımız, bugün, genel hayatın etkili sayılması konusunda bir karar almıştır. Daha önce akla gelen ve zaman zaman ifade edilen bir husustur, Antalya'nın, böyle bir olay yaşandığında afet kapsamına alınması konusu; ama, bölgedeki idarecilerimizle yaptığımız görüşmede, bunun, kavram olarak hiç kullanılmaması gerektiğini; yaklaşık onbeş gün önce Fransa'da böyle bir olayın ortaya çıktığını, 17 ölüm yaşandığını, halen 2 şehrin afet kapsamında bulunduğunu; ama, bununla ilgili bir tek görüntünün Fransız televizyonlarında verilmediğini ve dolayısıyla, kendi ekonomik faaliyetlerini aksatacak bir tutuma sebep olmadıklarını; ancak, bizde, kendi resmî kurumumuz TRT'nin görüntülerinin Avrupa televizyonlarında yayımlandığını ve afet kavramıyla birlikte, bölgeye gelen, gelebilecek olan, planlayan turist sayısında da çok büyük bir düşme olabileceğini; dolayısıyla, hadise aslında önemli olmakla birlikte, kavram olarak daha özenli bir üslup sergilememiz gerektiğini ifade ettiler. Dolayısıyla, yine, bölgenin gelişmesini hızlandıracak, altyapıda meydana gelen zararı telafi edecek şekilde "genel hayatı etkileme" kararını Bayındırlık Bakanlığımızın aldığını ifade ediyorum; kendilerine teşekkür ediyorum.
Bunun dışında, zarar gören insanlarımıza yönelik olarak, yine, Valimizle ve oradaki idarecilerimizle yaptığımız temaslarda dile getirilen hususlar -sayın milletvekilimiz de söyledi- işte, başta elektrik olmak üzere, bankacılık sektörüne olan borçlar ve doğrudan gelir desteğiyle ilgili tedbirler; bunları ifade ettiler. Ben, bu konuda bir çalışmanın başlatıldığını ifade etmek istiyorum ve sözlerimi şöyle toparlamak istiyorum: Burada yaşadığımız olay, gerçekten üzüntü vericidir; iklimin özelliklerine göre, sık sık rastlanabilecek bir olaydır. Nitekim, son bir ay içerisinde iki defa rastlanmıştır; ancak, son yaşanan olayda, 21 yılın ortalamasına göre, bir ayda yağan yağış iki günde yağmıştır. Dolayısıyla, insanoğlunun, tedbir almakta artık imkân ve şartlarının uygun olmadığı bir durumla karşı karşıyayız; ancak, sevinilecek husus şudur: Başta Sayın Vali olmak üzere, kamu görevlilerinin çok özverili bir çalışma yapması, zarar gören insanların acılarını paylaşma konusunda büyük bir özen göstermeleri; halkımızın, orada ölüm olayı yaşayan ailelerimizin ve maddî zarara uğrayan insanlarımızın, idarecilerini kendilerinin yanında görmüş olmaları çok sevindiricidir. Ben, bu bakımdan dolayı kendilerini kutluyorum, tebrik ediyorum. Benzer olayların ortadan kalkması, yaşanmaması, elbette arzumuzdur.
Tabiî, Hükümetimiz de burada, evvela, manevî destek olarak Başbakan Yardımcımızı ve Kültür ve Turizm Bakanımızı bölgeye göndermiştir. Bayındırlık Bakanlığımızın elemanları hemen olayın akabinde oradadır. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün iki genel müdür yardımcısı halen oradadır. Dolayısıyla, halkımızın acılarını paylaşıyoruz ve afetten sonra ortaya konulabilecek tedbirler konusunda, sayın milletvekilimizin dile getirdiği ve Valimizin bizlere ulaştırdığı hususlarda, konuyla ilgili bakan arkadaşlarımız arasında bir diyalog başlatılmıştır. İnşallah, o konuda alınabilecek, yerine getirilebilecek hususları kamuoyuna da duyuracağız.
Ben, bu vesileyle, kendilerine tekrar geçmiş olsun diyorum. Gösterdikleri özverili davranışları için kamu görevlilerini kutluyorum; sizlere saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
12 konuşma daha · 6 Ocak 2004