İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 9. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Doğu anadolu bölgesinde hayvan yetiştiricilerinin sorunları hk.

Sami Güçlü

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 9. Birleşim · 3. yasama yılı · 21 Ekim 2004 · 1.324 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sami Güçlü (AK Parti), 21 Ekim 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DOĞU ANADOLU BÖLGESİNDE HAYVAN YETİŞTİRİCİLERİNİN SORUNLARI HK.); konuşma 1.324 kelime.

Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Doğu anadolu bölgesinde hayvan yetiştiricilerinin sorunları hk”. TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim tutanağı, 21 Ekim 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-10-21-dogu-anadolu-bolgesinde-hayvan-yetistiricilerinin-sorunlari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Erzurum Milletvekilimiz Sayın İbrahim Özdoğan'ın Doğu Anadolu Bölgesinin hayvancılık sorunları hakkındaki gündemdışı konuşmasına cevap vermek için söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın İbrahim Özdoğan'a, düşüncelerimizi ifade etme imkânı verdiği için teşekkür ediyorum; bu vesileyle, bizim, özellikle içinde bulunduğumuz dönemde yaptıklarımızı ve bir bakıma da devamında düşündüğümüz hususları, sizlere bu şekilde ifade etme imkânı bulacağım.

Bu sektörün önemini uzunca izah etmeye gerek yok, birkaç cümleyle şöyle söyleyebilirim: 1970'li yıllarda, millî gelirimizin yüzde 10'una yakın bir kısmını sadece hayvancılık sektörünün karşıladığı zaman dilimleri olmuştur; ama, aradan geçen süre içerisinde meydana gelen kayıplar sektörün nispî önemini azaltmış ve nitekim, 1997 yılında, ekonomi içerisinde, tarım sektörünün payı yüzde 37 iken, 2003 yılında, bu oran, çok daha gerilemiş ve tarım sektörü içerisinde hayvancılık sektörünün payı yüzde 25'ler seviyesine gelmiştir.

Hayvan varlığımız itibariyle içerisinde bulunduğumuz zaman diliminde de bir azalma meydana gelmiş, büyükbaşta 10 500 000, küçükbaş hayvan varlığımızda ise 38 000 000 civarında bir popülasyondan bahsediyoruz.

Aynı tablo, sığır popülasyonumuz içerisinde kültür ırkı oranının düşüklüğünde de göze çarpıyor. Ülkemizde sunî tohumlama yoluyla hayvan ıslahı çalışmalarına, cumhuriyetin ilk yıllarında başlanmış olmasına rağmen, sığır varlığımız içerisinde kültür ırkı ve melezlik oranı, ancak yüzde 60'lara ulaşabilmiştir. Hayvanlarımızın yüzde 15'i sunî olarak tohumlanabilmektedir. Hayvan varlığımızda ana gövdeyi oluşturan Doğu Anadolu Bölgemizde ise, bu oran maalesef, çok düşüktür.

İşletme ölçekleri açısından da tablonun iç açıcı olmadığını biliyoruz. Bugün, büyükbaş hayvancılık işletmelerinin yaklaşık yüzde 70'inde hayvan mevcudu, işletme başına 5 başın altında bulunuyor.

Koyun ve sığır yetiştiriciliği daha çok meraya dayalıdır; ancak, son yıllarda, batı bölgelerimiz başta olmak üzere, bazı yörelerde kültür ırkları ve melezlerinin yayılmasına bağlı olarak entansif sığır yetiştiriciliğine doğru bir geçişin olduğunu gözlemliyoruz.

Diğer taraftan, mera alanlarının son yirmi yılda, 27 000 000 hektardan 12 000 000 hektara düştüğü bilinmektedir. Ayrıca, bu alanların bir kısmı aşırı ve yanlış otlatma nedeniyle de verim kaybına uğramıştır. Bu durum, yeterince beslenemeyen hayvanların verim potansiyellerinin azalmasına da yol açmıştır.

Kabayem açığında, son yıllarda uygulamaya koyduğumuz destekleme politikasıyla önemli ölçüde iyileşme sağlanmışsa da, tam anlamıyla kapatılması da mümkün olmamıştır. Yem bitkileri üretimimiz, toplam ekili alanların yüzde 7'sini oluşturmaktadır, bu oranın yüzde 20'ler düzeyine çıkarılması gerekmektedir.

Sektörün bir diğer önemli sorunu ise, örgütlenme yetersizliğidir. 1995 yılında sığır yetiştirici birliklerinin kurulmasına başlanmasına rağmen halen 40 ilde örgütlenme tamamlanabilmiştir. Pazarlama organizasyonundaki yetersizlikler fiyatlarda istikrarsızlığa yol açabilmektedir. Ortalama karkas verimliliğinin düşüklüğü, kırmızı et talebinin gelişmemesi, uygun besi materyali temininde sorunlar olması, barınakların tekniğe uygun olmaması gibi nedenlerle besicilik de ülkemizde henüz arzu edilen düzeye gelememiştir.

Son olarak, hayvancılığımızın en önemli darboğazlarından biri de, hayvan hastalıklarıdır. Konumu itibariyle, ülkemizin, geçit bölgesinde yer alması, hayvan hareketlerinin yoğunluğu, kontrol zorlukları, kesim ve doğum kayıtlarındaki aksaklıklar nedeniyle sorun daha da ağırlaşmaktadır.

Yukarıda belirtilen sorunların çözümü ve bu şekilde, ülkemiz hayvancılığının içinde bulunduğu olumsuzlukları ve bu son derece hayatî sektörümüzü olması gereken düzeye çıkarmak amacıyla birçok alanda geliştirme ve destekleme faaliyetleri yürütülmektedir. Bu kapsamda, yem bitkileri üretiminin teşvik edildiğini, sunî tohumlamanın yaygınlaştırılması ve soy kütüğü kayıtlarının tutulması amaçlı çalışmaların yapıldığını, sunî tohumlamadan doğan buzağıların desteklenmesi uygulamasına devam edildiğini, belgeli damızlık kullanımının teşvik edildiğini, süt teşviki, hastalıklardan arındırılmış işletme teşviki, bunun yanında, arıcılık ve su ürünleri yetiştiriciliğinin teşvik edilmesine yönelik desteklerin yapıldığını biliyoruz ve bu vesileyle hatırlatıyorum.

Hayvancılık destekleri çerçevesinde 2003 yılında çiftçilerimize verdiğimiz destek miktarı 130 trilyona ulaşmış, 2004 yılında bu kapsam içerisinde ulaşılan rakam 200 trilyon; ayrıca, kırsal alanda sosyal destek projemizle ilave destek yine 200 trilyon olmuş. Ayrıca, ülke genelinde, özellikle, besicilik yapan işletmelerde besi süresinin geçmesine rağmen, piyasada oluşan fiyatların maliyetlerin altında seyretmesi nedeniyle kesim yapılamaması üzerine yürürlüğe koyduğumuz et teşvik primi kararnamesiyle de ek ödemeler yapılmıştır. 2004 yılında hayvancılık sektörüne verilen destekler toplam 540 trilyona ulaşmış olacaktır.

Bunların yanı sıra, damızlık süt sığırı yetiştiriciliği yapan çiftçilerimize, indirimli faizli kredi kullandırılması ve "Anadolu Esmeri ve Alacası" adı altında yürürlüğe koyduğumuz projelerle, ülkemiz şartlarına uygun hayvan varlığının elde edilmesi amaçlanmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hayvancılığımızın ana lokomotifi konumunda olması gereken Doğu Anadolu Bölgemizde canlı hayvan kaçakçılığıyla ilgili olarak ortaya çıkan sıkıntılarla ilgili şu görüşler ortaya konulmaktadır; ben de düşüncelerimi bu vesileyle ifade edeceğim.

Bu konuyu, evvela, yakından takip etmek ve sorunu çözmek için, Bakanlığımız koordinasyonunda Kaçakçılık Çalışma Komisyonu oluşturarak, başta, Genelkurmay Başkanlığı, Millî Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Gümrük Müsteşarlığıyla, ayrıca, sınır il valiliklerimizle işbirliği içerisinde çok yoğun çalışmalar yaptık.

Bu konu, Başbakanlık bünyesinde Ekonomik Koordinasyon Kurulunun gündemine de geldi. Hadise, ekonomik yönü ve emniyet yönüyle ayrı ayrı değerlendirildi ve hayvan kaçakçılığı konusunda, özellikle büyükbaş hayvan kaçakçılığı konusunda elde edilen sonuç bizim açımızdan çok tatminkârdır.

Bununla ilgili olarak, yapılanlardan birkaç cümle söylemek gerekirse; ülkemiz genelinde, bütün hayvan pazarlarında kontrol ve denetimlerin artırılması; sınırlarımızdan giren hayvanların yurtiçinde sevklerinin ve pazarlanmasının engellenmesi için Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununda değişiklik yapılarak, para cezalarının artırılması; sınır illerimize personel takviyesi yapılarak bu konuda meydana gelen aksaklıkların giderilmesi; diğer taraftan, konunun daha etkin takibine imkân tanıyacak kanun değişikliği hazırlıklarının yapılması; bu kapsamda, gerek ülke içerisindeki kaçak hayvan hareketlerinin önlenmesi ve gerekse ülkemiz dışından gelmesi muhtemel kaçak hayvanların tespit edilmesi için sığır cinsi hayvanların küpelenip kayıt altına alınması projesinin hızlandırılması... Bakanlığımızca zaman zaman bu bölgeye heyetler gönderilerek, sınırlarımızdan ülkemize kaçak hayvan girişlerinin önlenmesi amacıyla incelemelerde bulunulmuştur ve bu devam etmektedir.

Alınan bu tedbirler sonucu -biraz önce söylediğim gibi- başta büyükbaş hayvan girişlerinde çok önemli neticeler elde ettiğimizi ifade etmek istiyorum.

Ayrıca, bölge hayvancılığına katkı sağlama açısından, Toprak Mahsulleri Ofisindeki yemlik buğdayların, ilgili kesime tahsisi yapılmış ve bu konuda girdi desteği sağlanmıştır. Meraların geliştirilmesi için ise, yine, bölgeye 6,8 trilyonluk bir ödenek tahsis edilmiştir.

Konunun devamında söylemek istediğim hususları ana başlıklar içerisinde şöyle sıralamak istiyorum: 2004 yılında hayvancılık sektörüne kooperatifler, yem bitkisi ekim alanları, hayvan ıslahı ve benzeri konularda toplam desteklerin miktarı 540 trilyona ulaşacaktır. Bu, kıymet ifade eden bir kaynaktır. Toplam, doğrudan desteklerle ilgili rakamın 2004 bütçesinde 2,7 katrilyon olduğunu düşünürsek, hayvancılık sektörüne tahsis ettiğimiz bu kaynağın, sektöre verdiğimiz önemi ifade etme bakımından anlamlı olacağını düşünüyorum. Ancak, özellikle, Avrupa Birliğiyle olan ilişkilerimizin geleceği açısından baktığımızda, rekabet gücü, bugünkü şartlar içerisinde, maalesef, mümkün gözükmeyen hayvancılık sektörü için ülkemizin mutlaka bir büyük hamleyi başlatması gerekmektedir. Aksi halde, mevcut maliyetler, verim seviyesi, rekabet gücü açısından sektörümüz çok dezavantajlı durumdadır. Dolayısıyla, hayvancılık sektörüne bugüne kadar yapmaya çalıştığımız katkılarla ilgili çok daha kapsamlı, verimi artırıcı, maliyetleri düşürücü ve sonunda rekabet gücü kazandırıcı bir yol ve yöntemi bulmak zorundayız.

Bunun için, 2005-2010 yılları arası ve daha sonra da 2010 yılından sonra ikinci bir dönem için, yani on yıllık bir periyodu kapsayacak şekilde, hayvancılık sektörüyle ilgili, Doğu Anadolu Bölgesinden başlamak üzere, bir projeyi hayata geçireceğiz. Bununla ilgili olarak, hayvancılık sektörüne bugüne kadar verdiğimiz destekleri daha çok artırmayı prensip olarak kabul ediyoruz. Siyasî iradenin bu husustaki bir kararını ifade ediyorum.

Onun dışında, ana noktalarını ise şöyle belirtiyorum: Bunun iki önemli ayağı vardır. Bu ayaklardan bir tanesi, biraz önce de ifade ettiğim gibi, verim seviyesi çok yüksek, daha doğrusu, verim seviyesi çok yüksek, daha doğrusu, verim seviyesi yükselen hayvan varlığına ulaşmak; diğeri de, bu hayvan varlığının -sürdürülebilir üretim içerisinde- maliyetini düşürücü tedbirler almaktır.

Bunun alt başlıkları, islah faaliyeti, yem bitkileri ekim alanlarının genişletilmesi, hayvancılık sektörüne yönelik krediler, mera ıslahı, ortalama işletme büyüklüklerinin 20'ye doğru yaklaştırılması, özellikle Doğu Anadolu Bölgesi için bölgenin şartlarına uygun bir hayvan varlığının seçilerek ıslahta buna önem verilmesi şeklinde sayılabilir.

MEHMET KARTAL (Van)Hayvan sayısı azaldı.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)Sayın Milletvekilim, her şey ilkönce düşüncede başlar, sonra hayata geçer. Onun için, düşünmeden, bunlarla ilgili kafa yormadan, bu hususlarda bir şeyin meydana gelmesini bekleyemeyiz. Bir olayın düşüncede doğmadan hayata geçirilmesi imkânsızdır.

Şu ana kadar yapılanlar konusunda ana başlıkları sayıyorum:

Yem bitkileri ekimindeki gelişmeyi konuyu takip eden arkadaşlarımız biliyorlar, Türkiye'de çok olumlu gelişmeler var.

Hayvan ıslahı konusunda iyi adımlar atıyoruz; ama, bir sektörün bütün olumsuzluklarını birdenbire gidererek, arzu ettiğimiz noktaya kısa sürede gelmeyeceğini de, en başta, bu sektörün içerisinde olan insanlar bilirler. Bir gayret içerisindeyiz. Bize düşen gayrettir, düşünce üretmektir, doğru kararlar vermektir. Biz bununla ilgili düşüncelerimizi sizlerle paylaşıyoruz.

MEHMET KARTAL (Van)Onun için güneydoğuda 30 000 000 olan hayvan sayısı 3 000 000'a düştü!

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

3 konuşma daha · 21 Ekim 2004

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook