İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 23. BİRLEŞİM · SALI

Organik tarım kanunu tas. (ss. 653 )

Sami Güçlü

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 23. Birleşim · 3. yasama yılı · 30 Kasım 2004 · 974 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sami Güçlü (AK Parti), 30 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORGANİK TARIM KANUNU TAS. (SS. 653 )); konuşma 974 kelime.

Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Organik tarım kanunu tas. (ss. 653 )”. TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim tutanağı, 30 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-11-30-organik-tarim-kanunu-tas-ss-653-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; yanlış söylemiyorsam, Sayın Ufuk Özkan, ilk soru soran arkadaşımız, gübre konusunda ve gübre fiyatlarıyla ilgili olarak sorular sordu. Ben çok genel olarak cevaplayayım.

Arkadaşlarım, Türkiye'de, içinde bulunduğumuz dönemde, yaklaşık 5 000 000 ton civarında gübre kullanılıyor. Türkiye'de kullanılan gübrenin iki önemli alanı var; azotlu ve fosfatlı gübreler. Bu her iki ürünün de yurt içindeki üretimi, ihtiyacımızın yüzde 50'sini karşılıyor. Gerek yurt içinde üretilen gerekse ithal edilenleri birlikte düşündüğümüzde, hammadde yönünden tamamen ve mamul madde yönünden de yüzde 50 dışa bağımlı bir sektördür. Gübre sektörü, şu anda, mahiyeti itibariyle, hammadde yönünden dışa bağımlı bir sektördür ve uluslararası fiyatlar, tamamen, iç piyasayı belirleyici bir karakter arz etmektedir.

Geçmişte daha çok kamuya ait üretim tesisleri vardı. İşte, bunlar, eski adıyla azot sanayii, sonra gübre fabrikaları... Şu anda Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğine bağlı GÜBRETAŞ üretimini sürdürmektedir ve Türkiye'deki toplam üretim içerisindeki payı da yüzde 15 civarındadır. Onun dışında, kamusal nitelikte bir üretim tesisi de kalmamıştır.

Şimdi, bu şartlar altında uluslararası piyasalarda meydana gelen gelişme de şöyle olmuştur: Özellikle Amerika'nın geçen yıldan itibaren amonyak üretim tesislerini durdurması ve dünyada üretimin Ukrayna ağırlıklı bir monopole dönüşmesi, azotlu gübrelerin fiyatlarını çok artırmıştır. Bunda, petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artışın da rolü olmuştur. Yani, hem üretim az sayıda ülkenin kontrolüne geçmiş hem de, bunun dışında, petrol ve doğalgaz fiyatları amonyağın ton fiyatını 150 dolardan 300 dolara çıkarmıştır.

Buna ilaveten, dünya navlun fiyatlarının, özellikle Çin'in, piyasayı etkileyecek şekilde nakliye alanında artan talebiyle birlikte artması, gübre fiyatlarını -bu bahsettiğiniz anlamda tüketiciye yansıyan fiyatları- dünya ölçeğinde artırmıştır; ama, tabiî ki, Türkiye, ithal ettiği bu ürünlerden normal olarak vergi tahsil etmektedir, bunlarda vergi, yani Gümrük Vergisi vardır. Bu oranlarla ilgili şu anda elimde net bir bilgi yok, onu bilahara size yazılı olarak da sunabilirim; fakat, doğru olan husus şudur: Gerek fosfatlı gübrede gerek azotlu gübrede, Türkiye, uluslararası fiyatlara tabi olarak içpiyasada bu ürünlerin fiyatlarının oluşmasıyla karşı karşıyadır.

UFUK ÖZKAN (Manisa)Gümrük Vergisi ve KDV var mı; bunu öğrenmek istiyorum?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Her ikisi de var, yanlış olmasın diye oranlarını şu anda söylemek istemiyorum; temin edip ileteceğim.

Bunun dışında, mazot desteği konusunda bir sorunuz oldu. Evet, doğrudur, biz, bir yıl için bir ödeme yaptık. Şu anda, 2004 yılıyla ilgili bir ödeme söz konusu değildir, olmamıştır; fakat, özellikle gübre ve mazotta meydana gelen artışlardan -zaten mazotla ilgili konuyu çok detaylandırmaya gerek yok, hampetrol fiyatlarının dünyada rekor seviye yükseldiğini, 50 dolara kadar çıkıp inmeye başladığını biliyoruz; dolayısıyla, bundan etkilenen bir piyasamız var- tarım kesiminin büyük ölçüde etkilendiğini, normal fiyat artışlarının Türkiye'de yüzde 10 olduğu bir dönemde, bu iki kalemde yüzde 40'lar, hatta bazı ürünlerde daha fazla oranda artışlar olduğunu biliyoruz.

Bu iki konuda, muhalefetimizin, kendi milletvekillerimizin bölgeden gelen talepleri, yeni bir çalışma başlatmamıza sebep olmuştur. Ben, muhalefet partisi milletvekili arkadaşlarıma da teşekkür ediyorum; yani, bu konuda problem, çiftçilerimiz yönünden iki kaleme inmiştir. Bugün, tarım şûrasında, davet edilen 21 muhtarla -Türkiye'nin değişik yerlerinden; yani, Yozgat var, Konya var, Erzurum var, Rize'den gelenler var; bu muhtarlarla- yaptığım toplantıda, aynı kanaate vardık. Sonunda, şu anda, Türk tarımında, çiftçilerle ilgili, köylerle ilgili, kırsal kesimle ilgili temel sorun, mikro bazda, en az hangi seviyeye indirilebilir... İki kaleme indirdik; gübre ve mazot; üçüncü bir husus, tarımsal sulamalardaki elektrik parası; dördüncü konu da, hayvancılıkla ilgili konuda doğuya ne yapacaksınız... Dolayısıyla, sizin sorularınıza böyle cevap vermiş oldum; daha detaya ineceğim; teşekkür ediyorum; yani, bununla ilgili konuda, bu problemi en derinden biz hissediyoruz. Çiftçilerimizin bu konuda bir beklenti içerisinde olduklarının da farkındayız.

UFUK ÖZKAN (Manisa)Yani, sıkıntıyı hep beraber hissediyoruz; onları aktarmak istedim.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Teşekkür ederim, sağ olun.

Sayın Mustafa Ilıcalı'nın bahsettiği konuya gelince efendim; müsaade ederseniz, ona da şöyle cevap vermek istiyorum: Türkiye'de, bugünkü şartlar içerisinde, hayvancılık sektörü, toplam tarımsal faaliyetlerimizin yüzde 25'i civarındadır; bu, fevkalade düşük bir orandır. Dünyadaki, nispeten tarımı ileri olan ülkelerde bu oran yüzde 50'nin üzerindedir. Bunun hem ekonomik bir sebebi var hem de talep yönünden bir sebebi var. Ekonomik sebebi, katmadeğeri çok yüksek bir üretim faaliyet alanıdır. Dolayısıyla, bitkisel üretime göre kârlı bir alandır. İkincisi, bir toplumda, artan gelire karşılık, tarım ürünleri içerisinde hayvancılık ürünlerine karşı talep daha hızlı artmaktadır ve dolayısıyla, toplam harcamalar içerisinde hayvancılık ürünleri giderek daha çok pay alır. Bu, zaten, en tabiî şekilde baktığımızda, beslenmenin iki temel unsuru, et ve süt dediğimiz anda... Bunlar hayvancılık sektörünün iki temel ürünüdür. Dolayısıyla, Türkiye'de hayvancılık sektörünü geliştirmek zorundayız; bunun, saydığım birinci sebebi bu. İkincisi ise, şu anda Türkiye'de hayvancılık sektörü, gerek maliyetler gerek verim gerek rekabet edebilirlilik açısından Avrupa Birliği ülkelerine, bir bakıma uzak olduğumuz bir sektördür, yani rekabet gücümüzün az olduğu bir sektördür. Dolayısıyla, bu dönem içerisinde, özellikle hayvancılık sektörüne bu gücü kazandırmak zorundayız. Bununla ilgili olarak, Türkiye'de 2005-2013 yıllarını kapsayacak, sütte ve ette bugünkü fert başına tüketim seviyesini 2 misline çıkaracak bir hedef belirledik. Bu hedefe uygun olarak, hayvan varlığı, bunların ıslah oranı, yem bitkisi ekim alanları, işletme ölçeğinin büyütülmesi, hayvan hastalıkları, çiftçi eğitimi ve yem bitkileri konusundaki birbirine bağlı gelişme noktalarını belirleyip, bunu ilkönce doğuda uygulayacağız. Bunu uygularken, tarımsal krediler, kamuya ait alanların tahsisi -ki, bunun içerisinde, Erzurum için, üniversitenin henüz kullanmadığı alanların tahsisi vardır- Tarım Bakanlığına bağlı birkısım alanların tahsisi söz konusudur. Mesela Iğdır'da, TİGEM işletmesinin, bir ortaklık şeklinde, kamuyu temsil etmek üzere varlığımızı sürdürmek; ama, özel sektörün yatırım gücü ve dinamizminden de faydalanmak üzere, özel sektörle, o çok büyük alanlarda, hem küçükbaşta hem büyükbaşta çok büyük ölçekli bir damızlık işletme kurması konusunda görüşmeler başlamıştır. Dolayısıyla, doğuyu kapsayacak ıslah faaliyetini en öne almak üzere, hayvancılıkla ilgili bir proje başlatıyoruz.

Zihinde kalsın diye söylüyorum; şu anda, tarımsal destekler içerisinde hayvancılığa ayrılan pay 2003 yılı itibariyle yüzde 6'dır, bunu yüzde 14'e çıkaracak bir hedef peşindeyiz. Bu, hayvancılık sektörüne çok büyük bir kaynak aktarmadır ve bunu bir sistem içerisinde yapmaya çalışıyoruz; amaç da, 2013 yılında, bu sektörü rekabet edebilecek bir güce ulaştırmaktır. Bu, zor; ama, mutlaka başarılması gereken bir husustur.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

87 konuşma daha · 30 Kasım 2004

87 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook