Arı yetiştiricilerinin sorunları hk.
Konya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 79. Birleşim · 3. yasama yılı · 5 Nisan 2005 · 787 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sami Güçlü (AK Parti), 5 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ARI YETİŞTİRİCİLERİNİN SORUNLARI HK.); konuşma 787 kelime.
Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Arı yetiştiricilerinin sorunları hk”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 5 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2005-04-05-ari-yetistiricilerinin-sorunlari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Balıkesir Milletvekilimiz Sayın Turhan Çömez'in, bal üreticileriyle ilgili, arı yetiştiricileriyle ilgili sorunlar, bu tarım kesimi mensuplarımızın sorunları hakkında gündemdışı konuşmasına ben de kısaca katkıda bulunmak istiyorum.
Evvela duyarlılığı için teşekkür ediyorum. Bu vesileyle, bir kısım ilave düşüncelerimi ifade edeceğim ve konuya nasıl yaklaştığımızı kamuoyuna da duyurmuş olacağım.
Dünyada bal üretimi yaklaşık 1,3 milyon ton. Türkiye 5 inci sırada bir ülke; dolayısıyla, dünyada bal üretimi konusunda belli bir noktaya gelmiş, üretiminin belli yıllarda yüzde 20'sini ihraç edebilecek bir gelişmeyi de göstermiştir. Dolayısıyla, genel olarak baktığımızda, üretim hacmi, ıslahı, desteklenmesi ve örgütlenmesi konusunda elbette birkısım gelişmeler olmalıdır ki, dünyada bu pozisyona ulaşabilelim ve üretimimizin de yüzde 20'sini ihraç etme noktasına gelelim.
Dolayısıyla, evvela, sektörün geldiği nokta bu yönüyle önemlidir, potansiyeli ise çok daha yüksektir. Evvela, coğrafyamızın sahip olduğu özellikler, kısaca doğal kaynaklarımız, bu sektörümüzde çok daha önemli gelişmelere imkân vermektedir; ama, elbette, sorunları da vardır. Bu sorunların içerisinde ilaç kalıntıları, birkısım hastalıklar, uygun şartlarda üretim olmaması ve işte belki de en son kamuoyunun gündemine gelen sahtecilik hususlarıdır. Tabiî, insanoğlunun böyle bir zaafı vardır. Kolayı tercih etme ve kısa sürede kazanç sağlama konusu, kuralları, ahlakı, etiği, bazen yasaları çiğneyerek bu noktada adım atılmasını sağlamakta, dolayısıyla da haksız kazançlara sebep olmakta ve belki onun da ötesinde birkısım ihmallerden dolayı bazı olumsuzluklara da sebep olabilmektedir.
İşte, bu noktada kamuya düşen görev, gelişmeyi belli bir yöne sevk ederken kuraldışılığı, ahlakdışılığı da önleyici tedbirler almak ve kamu otoritesini kullanmak, eğitimi sağlamak, bilinçlendirmeyi sağlamak ve örgütlenmeyle bu konuda bir iyileştirme ortaya koymaktır.
Konunun gündeme geldiği andan itibaren yapılan denetimler artırılmış -2005 yılından bahsediyorum- bu yıl içerisinde, yani, bugüne kadar olan zaman diliminde, ihbar ve şikâyetler de dahil olmak üzere bal üretimiyle ilgili 278 işyeri denetlenmiş, bu denetimlerde şüphe üzerine alınan ve ihbar edilen yerlerden alınan 332 bal numunesi analiz için laboratuvarlara gönderilmiş, bunlardan 263'ü hakkında ilk neticeler gelmiş, 88'inde olumsuzluk, yani, genel anlamda birkısım sahtecilik sonuçlarının doğruluğu ortaya çıkmış, 175 adedinin ise analiz sonuçları olumlu netice vermiş.
Ülke genelinde bal üreten 32 işletme hakkında çalışma izni, gıda sicili ve üretim izni olmadığından dolayı Gıda Kanunu gereğince idarî para cezası uygulanmış, 6 işletme hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulmuş ve bu işletmelerin bir kısmında 4 132 kilogram bala el konulmuştur. Denetim, ülke genelinde üretim ve satış yerlerinde yoğun bir şekilde devam etmektedir.
Ülkemizde bal ihracı ve iadesi konusunda da birkaç cümle söylemek istiyorum. 2002 yılında yaklaşık 16 000 ton bal ihraç edilmiş, 193 tonu iade edilmiştir. 2003 yılında ise, yine yaklaşık bu kadar bal ihraç edilmiş, 293 tonu iade edilmiştir. Bunlar, iadeler ihracatın yüzde 1,2'si civarındadır. 2004 yılında ise, daha az ihracat yapılmış; ama, geri dönüş oranı daha yüksektir; yüzde 3'ü iade edilmiş.
İadelerle ilgili Dış Ticaret Müsteşarlığımızdan ve ilgili ülkeden, iade eden ülkeden aldığımız bilgilere göre, bunların içerisinde genel gerekçe, şartlara uymamak ve fiyat konusundaki itirazdan kaynaklanarak iade edilmişler. Bunun çok gerçekçi olmadığını biliyoruz; ama, bize gelen resmî yazılarda, Dış Ticaret Müsteşarlığına intikal eden yazılarda, işin içerisinde, balın niteliğiyle ilgili bir değerlendirme yerine "uygun bulunmamıştır, fiyatları yüksek bulunmuştur" gibi ifadelerle iade edildiği gözlenmektedir. Dolayısıyla, burada yapılması gereken işlem konusunda da, idare, bir nebze tereddüt içerisinde kalmakta, çaresiz kalmaktadır; ancak, Türkiye'ye bu balların iadesi konusunda resmî prosedür ise çok açıktır. Bunlar, Türkiye'den ihraç edilmiş ve iade edilmiş olsa bile, Türkiye'ye girerken uygulanması gereken bir prosedür vardır, ithal edilen bir mal muamelesine tabi tutulmaktadır ve Türkiye'nin bünyesinde geçerli olan kurallar aranmaktadır. Dolayısıyla, bu konuda, evvela, mevzuat yönünden de bir eksiklik yoktur; Türkiye'ye giren ballarla ilgili konuda, bugün, laboratuvarlarımızdan olumsuz bir sonuç da elimizde değildir; ancak, biraz önce söylediğim, tağşiş -yani, içerisine başka maddelerin katılarak aslî unsurun bozulması- ve üzerindeki bilgilerin yanlış ve eksikliğini ifade eden sahtecilik olaylarının -Turhan Beyin de söylediği, bizim de kendi bulgularımıza göre- piyasada yer aldığını biliyoruz.
Peki, burada kamuya düşen görev olarak evvela denetimlerin artırılması, bununla ilgili konuda kamu otoritesinin caydırıcılığının burada gösterilmesi gerekir. Bununla ilgili yapılması gereken ilk iş ise, kamuoyunu bilgilendirmek ve ilgili taraflar arasında konunun enine boyuna çok tartışılmasını sağlamaktır. Bugün Meclisimizde gündeme gelen bu konu da, aynı zamanda, Bakanlığımız tarafından bu sektörün tüm unsurları bir araya getirilerek yapılan bir değerlendirme toplantısı da halen Ankara'da devam etmektedir.
Kısaca bahsetmek gerekirse, Bakanlığımız başta olmak üzere, Dış Ticaret Müsteşarlığı, Ege İhracatçılar Birliği, Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği, Tüketici Hakları Federasyonu, Gıda Dernekleri Federasyonu, üniversitelerimiz, bugün bu konuyu konuşmaktadır ve dolayısıyla, arayışımız, alınabilecek tedbirler konusunda ilgili tüm tarafların da mutabakatını sağlayarak bu konuya köklü bir çözüm getirmektir. Dolayısıyla, ben, konuyu Meclisimize taşıyan arkadaşlarımıza, bu konuda fikir üreterek bize yol göstermeye çalışan, milletvekillerimize ve konuyla ilgili uzmanlara, huzurlarınızda teşekkür ediyorum.
Bu konuyla ilgili olarak kamuoyuna söyleyeceğimiz son söz, bir bakıma, sorumlu bakanlık olarak, gerekli tedbirleri alarak, bu konuda tüketicilerimizin tereddütlerini ortadan kaldıracak bir tutumu sergileyeceğiz.
Bilgilerinize sunuyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
16 konuşma daha · 5 Nisan 2005