İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 93. BİRLEŞİM · SALI

Buğday hesadı pazarlama sorunları hk.

Sami Güçlü

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 93. Birleşim · 3. yasama yılı · 3 Mayıs 2005 · 1.790 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sami Güçlü (AK Parti), 3 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BUĞDAY HESADI PAZARLAMA SORUNLARI HK.); konuşma 1.790 kelime.

Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Buğday hesadı pazarlama sorunları hk”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 3 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2005-05-03-bugday-hesadi-pazarlama-sorunlari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İki milletvekili arkadaşımın, Ordu Milletvekili Sayın İdris Sami Tandoğdu'nun Ordu İlinde arıcılık ve arıcılığın sorunlarıyla ilgili gündemdışı konuşmasına ve Osmaniye Milletvekili Sayın Necati Uzdil'in buğday hasadı öncesi, bölgesini de öne çekerek yapmış olduğu konuşmalara cevap vereceğim.

Ama, en son Necati Beyin söylediği söz, tabiî, yine, çok üzücü ifadeler. İhanet... Tarıma ihanet, ülkeye ihanet...

NECATİ UZDİL (Osmaniye)Benim içimdeki duygu efendim.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)Necati Bey, bu kavramları bu kadar kolay kullanmayın. Bu kavramlar kolay kullanılacak kavramlar değil.

NECATİ UZDİL (Osmaniye)Size öyle bir şey demedim.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)İnsanlara, lütfen, böyle ithamlarda bulunmadan önce, bu kavramların içine iyi bakın ve kime ne söyleyeceğinizi bilin.

NECATİ UZDİL (Osmaniye)Sizi itham etmedim.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)Bu sektörün mensuplarını, bu sektörde hizmet etmeye çalışanları ilgiye davet etmek başka, ihanetle nitelendirmek başka şeyler.

NECATİ UZDİL (Osmaniye)Sizi itham etmedim...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)Lütfen, insanları bu kadar rencide...

NECATİ UZDİL (Osmaniye)Hayır... Hayır...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)Ben, sizi, bu konuda, lütfen, daha özenle konuşmaya davet ediyorum.

Sayın Sami Tandoğdu'nun, Ordu İlini öne çekerek, arıcılık, bal ve bu sektörün sorunlarıyla ilgili konuşmasına, ben de, şu düşüncelerle katkıda bulunmak istiyorum: Evvela, ülkemiz, bal açısından büyük bir potansiyele sahip; dünyada koloni varlığı bakımından ikinci, üretim bakımından da beşinci sırada. Dolayısıyla, geldiğimiz yer çok iyi ve potansiyelimiz, bu üretim seviyemize ve dünyadaki konumumuza göre, çok daha gelişebilecek durumda.

Bu bakımdan da, başta kurumumuza ve konuyla ilgili sektör temsilcilerimize önemli görevler düşüyor. Nitekim, bunun gereği olarak, mevzuatla ilgili düzenlemeler, ülkesel arıcılık projesi, arı yetiştiricileri birliğinin kurulması, ana arı üreten işletmelerin artırılması ve kayıt altına alınması, Türkiye ballı bitkiler flora haritasının çıkarılması gibi, bu sektörü çok yakından ilgilendiren konularda adımlar atılıyor ve dolayısıyla hukukî altyapı, teknik donanım ve bununla ilgili olarak örgütlenme konusunda önemli çalışmalar var.

Bu konuyla ilgili olarak, ilk defa, bu sektör -yani arıcılık sektörü ve bal üretimi- 2003 yılında teşvik kapsamına katılıyor ve ana arı başına, 2003 yılında, 4 000 000 lira destek veriliyor. Bu, arıcılığın ve bal üretiminin gelişmesi bakımından çok önemli bir adım. 2005 yılında ise, üreticilere, ana arı başına 7,5 milyon, birliğe üye olması halinde ise -yani örgütlenmeyi teşvik etmek amacıyla- 15 000 000 lira olarak ödeme gerçekleştiriliyor. Dolayısıyla, sektör, birkaç yönden bir gelişme içerisine sokulmaya çalışılıyor.

Buna ilave olarak, 2005 yılında, birlik üyelerine, kilogram başına -süzme bal açısından- 400 000 lira destek veriliyor üye olmayanlara ise -bir miktar daha az- 300 000 lira bal primi ödeniyor.

İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu)Bakanım, petek bala, petek bala...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)Ayrıca, bildiğiniz gibi, ihracat başına da, bala, bir teşvik primi uygulanıyor.

Sorunlarımız çok. Bunların içerisinde en önemlisi, naftalin kullanımı, bilinçsiz şekerle besleme, ruhsatsız birkısım ilaçların kullanılması, damızlık ana arı üretimindeki yetersizlik gibi -ben devamını saymıyorum- oldukça önemli sorunlarımız var.

Ordu'ya gelince; Ordu, gerçekten, Türkiye'de, bu sektöre öncülük eden bir ilimiz. Türkiye'de arı varlığının yüzde 8'ine, üretimin de yüzde 12'sine sahip. Yani, böyle bir ilimizin yüzde 12'lik üretimden bir pay alması, yüksek bir verimle çalışması anlamına geliyor. Nitekim, Türkiye'de kovan başına ortalama 18 kilogram iken, Ordulu üreticilerimiz kovan başına 32 kilogram ürün elde edebiliyorlar; dolayısıyla, bu konuda bir ihtisas kazandıkları belli. Dolayısıyla, Ordu'nun ikinci önemli gelir kaynağı.

Bu konuda, Ordu Arıcılık Araştırma Enstitüsüyle ilgili, Sayın Milletvekilimizin ifade ettikleri hususla ilgili, ilkönce, ona, sevineceği bir haber vereyim: Konuyla ilgili uzman bir yönetici arkadaşın tayini bugünlerde çıkıyor. En önemli unsur bu; yani, arıcılık konusunda ihtisas yapmış, üniversitede bir akademisyen arkadaş, bu enstitünün başına geliyor. Dolayısıyla, insangücü eksikliğini kısa bir süre içerisinde telafi edeceğiz.

Kendisinin bahsettiği o teknik donanımlar konusunda ise, ben, şu anda, tam, kesin olarak bir bilgiye sahip değilim. Onunla ilgili konuyu da inceleyeceğim. Dolayısıyla, bölgenin bu potansiyelini çok daha ileriye götürebilecek bir gayretin de Bakanlığımız tarafından yerine getirileceğini ifade etmek istiyorum.

Esas konumuz, bu zaman diliminde, sahte bal konusudur. Bu konuda, en başta ilaç, naftalin kalıntısı ve yapay bal konuları, bizim en çok başımızı ağrıtan hususlardır. Bu, sektörün gelişme potansiyelini de büyük ölçüde etkilemektedir. Nitekim, 2003 yılındaki ihracatımıza nispetle 2004 yılındaki gerilemenin de en önemli kaynağı bu hususlardır. Yurt dışında da bu konuda birkısım olumsuz sonuçlarla karşılaştık, ithalatçı firmalar bunları da ilettiler. Dolayısıyla, Bakanlığımız, kamunun en önemli görevi olan denetim görevi konusunda, yine, Sayın Milletvekilimizin belirttiği, bakanlığımızın hassasiyetle üzerinde durduğu için teşekkür ettiği konuda, ben, 2005 yılının ilk dört ayı içerisindeki denetleme sonuçlarını bilgilerinize sunmak istiyorum.

2005 yılının ilk dört ayının sonuçlarına göre, 8 115 denetim gerçekleştirdik -bu, sadece balla ilgilidir- 994 numune aldık. Bunların 356'sının analiz işlemi tamamlandı, diğerlerinin devam ediyor. Bunların içerisinden 216'sında herhangi bir sorun çıkmadı, 137'sinde ise olumsuzlukla karşılaştık. Dolayısıyla, sektörde problem olduğu ifade edilen konuda çok yüksek rakamlarla yapılan denetimlerde de oran, yine, yüksek çıkmaktadır. Dolayısıyla, buna yönelik yoğun tedbirlerimiz ve hukukî tedbirlerimiz, cezaî tedbirlerimiz devam ediyor. Bu ballardan 21 tonuna el koyduk, bunlardan 5 tanesi şu anda savcılığa intikal etti, 66 tanesine idarî para cezası verdik, 10'un üzerindeki işyerini kapattık. Bu, çok zor bir karar; ama, şunu gösteriyoruz: Bu firmaların içerisinde sektörde nispî ağırlığı yüksek olanlar da var. Dolayısıyla, şunu demek istiyorum: Bu sektördeki sorun, bu konuda bir problemin olduğunu yapılan denetimlerde ortaya koymaktadır; ama, sorunu çözmeye yönelik kararlılığımızın da sonuçları buradadır. Dolayısıyla, gelişmenin bundan sonra daha olumlu olacağını ve bu şekilde hareket eden, sahte bal üretimiyle uğraşan firmalara fırsat vermememiz gerektiğini, bu konuda Bakanlığımızın üzerine düşen sorumluluğu yerine getireceğini söylüyorum.

Yalnız, saygıdeğer milletvekilimizin ifade ettiği bir husus var; o da, Bursa'yla ilgili. Bursa İl Müdüründen aldığım bilgi, Bursa'da 4 firma bal üretiyor. Bu 4 firmanın ürünleri 2005 yılı içinde de kontrol edilmiş ve dolayısıyla, şu anda bir sorun gözükmüyor. Yalnız, tabiî, isim vermedi ve mısır şurubu üreten bir işletmeyle ilgi kurarak, bal esansı karıştırarak bunu pazarladığını söylediler. Ben, bu konuda kendisinden ilave, ek bilgi talep ediyorum. Bu hususla da ilgili, normal denetim fonksiyonumuzu yerine getirmeyi arzu ediyorum. Kendisinin konuya gösterdiği hassasiyet için teşekkür ediyorum. Bu vesileyle, kamuoyuna da, biz, yaptığımız çalışmaları ifade etme imkânını bulduk; teşekkür ediyorum.

Şimdi, efendim, müsaadenizle, Sayın Necati Uzdil'e de bir cevap vermek istiyorum. Sayın Necati Uzdil, özellikle tahılla ilgili, buğdayla ilgili konuda düşüncelerini ifade ettiler. Ben de, kısa bir genel bilgiden sonra, 2005 yılına hangi şartlarda giriyoruz; onu, kamuoyuna ve sizlere arz etmek istiyorum.

Evvela, efendim, Türkiye'de, tarımsal alanların yüzde 50'sinde tahıl ziraatı yapılıyor. Bunun da yüzde 68'inde, yani, yüzde 50'nin yüzde 68'inde ise buğday üretimi var. Bir başka ifadeyle, Türkiye'de, kırsal kesimde yaşayan yaklaşık 12-13 milyon insanın temel gelir kaynağı buğday üretimi. Türkiye, 2004 yılı itibariyle, rekor bir üretim elde etti tahılda; 34 000 000 ton. Bu, son on yılın en yüksek rakamıdır. Buğdayın payı ise 21 000 000 ton. Dolayısıyla, Türkiye, 21 000 000 ton buğday üretimiyle, dünyada yedinci sırada bir üreticidir; büyük bir üreticidir, önemli bir üreticidir. Türkiye'de, tabiî, hem nüfusunun çok önemli bir kısmının gelir kaynağı hem de dünyada önemli bir üretici olmasından dolayı, bu temel ürünle ilgili, geçmişte olduğu gibi bugün de hasat bayramları her bölgede yapılıyor. Dolayısıyla, hasadı, hasat zamanını kuşkuyla, tedirginlikle beklemiyor; yani, bir insan, gelir kaynağını, bu kadar yüksek oranda insanın gelir kaynağı olan bir hasat dönemini, elbette bir sevinçle, umutla bekler. Nitekim, bunun hep böyle olması da lazım; devam da ediyor.

Şimdi, ülkemizde, ithalat-ihracatla ilgili birkaç rakamı söyleyeyim. Türkiye'nin buğday üretimi, 19-21 milyon ton arasında değişiyor, son yılları kastediyorum; ihtiyacı ise, 16 000 000 tondur; yani, Türkiye, 2004 yılında, 6 000 000 ton üretim fazlası olan bir ülkedir; ama, Türkiye, buğday ithal etmiştir, etmektedir. Nitekim, 2003'te 1,8 milyon ton, 2004'te ise 1 000 000 tonun altında, 900 000 ton civarında buğday ithal etmiştir ve bu, 2004 yılının eylül ayına kadar olan ithalattır. Buradaki ithalatın en temel sebebi, Türkiye'nin buğday ürünleri ihracatçısı bir ülke olmasıdır. Nitekim, 2003 yılında 669 000 ton un, 2004 yılında ise 941 000 ton un ihraç etmiştir; makarna ihracatı 125 000 ton, bulgur ihracatı 38 000 tondur; 2004 yılında bisküvi ihracatı ise 156 000 tondur. Dolayısıyla, Türkiye'nin bu ürünlerini ihraç edebilmesi için, hem belli kalitede buğday kullanması gerekiyor hem de ucuz kullanması gerekiyor; çünkü, bu ürünleri uluslararası piyasada satıyor. Dolayısıyla, Türkiye'nin, eğer kaliteli buğday üretiyorsa, buğday ithalatını yapması anlamsızdır; ama, ihtiyaç varsa da, ihracat için şarttır. Yani, bunda iktisadî olarak bir yanlışlık da yoktur.

2004 yılı eylülünden sonra, Türkiye, buğday ithal etmemektedir, 2005 yılının ilk dört ayı sonucunda da durum aynıdır. Yani, yaklaşık dokuz aydır Türkiye buğday ithal etmiyor; sebebi de, 2004 yılında üretilen mahsulün niteliğinin, ihtiyaç duyulan kalitede buğday teminine imkân vermesidir. Dolayısıyla, 2005 yılında da, aldığımız buğday rejimi -yani buğday ithalat-ihracat rejimi- tedbirleri içerisinde, şu anda, buğday ithalatı da söz konusu değildir. Dolayısıyla, Türkiye'nin, 2005 yılında, 1 000 000 tonun çok üzerinde, 1 500 000 ton un ihracatı, özellikle Irak'a olmak üzere ve bağlantıları da bu konuda yapılmış durumdadır. Ben, kendim, cumartesi günü Gaziantep'te idim; orada, ziyarete gelen sektörün mensuplarının içerisinde, yeni bağlantı kuran insanlarla da karşılaştım. Onlar da, bu konuda düşüncelerini, duygularını ifade ettiler. Dolayısıyla, Türkiye, un ihracatı konusunda giderek daha büyük rakamlara ulaşacaktır.

2004 yılıyla ilgili konularda... Evet, biz, 370 000 lira başfiyatla açtık. Ekmeklik buğday fiyatları 352 000 lira olarak ifade edildi; fakat, üretimin yüzde 11 fazla olması, dünya fiyatlarının 160 dolar civarında olması, sanayicinin ve tüccarın, Türkiye'deki bu üretim fazlasını, anlaşılır bir şey olduğu için, teminini ilerleyen zaman içerisinde de mümkün gördükleri için piyasaya çok kuvvetle girmediler ve dolayısıyla, biz, çok miktarda buğday almamıza rağmen, buğday fiyatlarını, Sayın Necati Uzdil'in dediği gibi, 370 000'lerde tutamadık. Bu konuda fiyatların daha fazla düşmemesi için, ilk defa, kış ayında, aralıkta, ocakta, şubatta, biz, Türkiye'nin her yerinde buğday almaya devam ettik ve bu şekilde bir uygulama yaptığımız için, buğday fiyatlarının daha fazla aşağıya düşmesini de önlemeye çalıştık. Bu, zaten, iktisadî olarak da bir alıcının varlığı, fiyatları bir noktada tutmak için elbette gereklidir.

Türkiye şu anda ithalat yapmıyor. Toprak Mahsulleri Ofisinin elinde buğday stokları kalmadı, 2003 ve 2004 kaldı. Halbuki, bizim, 2004 yılında elimizde, geriye doğru kalan beş yıllık stoklar vardı. Toplam miktarı belki büyük değildi; ama, 2001'den, 2002'den kalan stoklarımız vardı. Bunların hepsini bu dönem içerisinde satma imkânını bulduk.

Elimizde minimum stoklarımız var. Piyasada da tüccarın elinde çok fazla buğday kalmadı. Dolayısıyla, sezona girerken, piyasa, talep yönünden çok uygun bir vasata geldi. Biz kurum olarak, Türkiye'de çiftçilerimizin çok önemli bir kısmını, neredeyse yüzde 50'sini ilgilendiren bu kesimin ümitsiz girmesini, karamsar girmesini elbette kabul edemeyiz. Yani, kamu olarak bu insanlara bir yol göstermek, piyasa şartları içerisinde düzenleyici bir rolle onların ürünlerinin değerlendirmesini yapmak zorundayız, hazırlığımız bu yöndedir. Necati Beyin bahsettiği hususlar bir uyarıysa teşekkür ediyoruz; ama, onun ötesindeki ifadelerine ve düşüncelerine katılmadığımızı, zaten konuşmamın başında belirledim ve ifade ettim. Onları çok ağır ifadeler olarak buluyorum ve ona ait bir izin bizde olmadığını da sözle değil, davranışla açıklamaya çalışmanın doğru olacağına inanıyorum.

Bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

45 konuşma daha · 3 Mayıs 2005

45 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook