İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 79. BİRLEŞİM · SALI

Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.486)

Sebahat Tuncel

İstanbul Milletvekili ·

Genel Kurul, 79. Birleşim · 4. yasama yılı · 30 Mart 2010 · 430 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sebahat Tuncel, 30 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.486)); konuşma 430 kelime.

Sebahat Tuncel (İstanbul). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.486)”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 30 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sebahat-tuncel-23-2010-03-30-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunun-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukm (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BDP GRUBU ADINA SEBAHAT TUNCEL (İstanbul)Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 486 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, kanun tasarısı hakkında görüşlerimi belirtmeden önce, Türkiye sosyalist ve devrimci hareketi açısından bir dönüm noktası olan Kızıldere katliamı hakkında birkaç şey söylemek istiyorum.

12 Mart 1971 Muhtırası sonrası yakalanan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’a idam cezası verilmiştir. Denizlerin idamını engellemek isteyen ve bunun için eylem yapan 10 devrimci öğrenci Mahir Çayan, Sinan Kazım Özüdoğru, Hüdai Arıkan, Ertan Saruhan, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Nihat Yılmaz, Ahmet Atasoy, Cihan Alptekin ve Ömer Ayna 30 Mart 1972 tarihinde Tokat’ın Niksar ilçesinin Kızıldere köyünde güvenlik güçleri tarafından sağ yakalanabilecekken öldürülmüştür. Ne yazık ki hâlen Kızıldere katliamının sorumlularının açığa çıkarılıp yargılanması için hiçbir adım atılmamıştır. Türkiye'nin demokrasi mücadelesi açısından hem Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamı hem de Denizlerin idamına karşı devrimci dayanışma içerisinde iken Mahir Çayan ve arkadaşlarının katledilmesi Türkiye tarihi açısından kara bir leke olarak durmaktadır. Bu vesileyle, demokratik, bağımsız, halkların kardeşliğine dayalı bir Türkiye için mücadele eden Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve arkadaşlarını saygıyla anıyor ve katliamın faillerinin açığa çıkarılacağını ve yargılanacağını umuyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarihsel, sosyal ve ekonomik ilişkilerimizin olduğu Almanya ile ortak çalışmaların artırılmasını, bu vesileyle ekonomik, kültürel ve eğitim alanında iş birliğinin geliştirilmesini önemli bulmaktayız. Türkiye’de İngilizce ve Fransızca eğitim veren devlet üniversiteleri varken, Almanca eğitim veren lise olmasına rağmen Almanca eğitim veren bir üniversite bulunmamaktadır. Üniversitelerin açılması karşılıklı ilişkiler açısından önemli olacaktır ancak burada üniversitenin kurulmasında sadece Türkiye üzerinde bir sorumluluk olmamalı, bu sorumluluklar Almanya devleti ile ortaklaşa paylaşılmalıdır. Yine, bu üniversiteye girecek Almanya’dan öğrencilerin hangi şartlarda gireceği netleşmelidir.

AKP Hükûmeti Almanya’yla kültürel ilişkilerin geliştirilmesini önemserken, Almanya’da bulunan Türk öğrencilerin kendi ana dillerini öğrenmelerinin öğrencilerin başarısı açısından önemli olduğunu ifade ederken ve Sayın Başbakan asimilasyonu bir insanlık suçu olarak ifade ederken ne yazık ki AKP İktidarı Kürt yurttaşlara karşı uygulanan asimilasyon politikasının bizzat yürütücüsü olmaktadır. Ülkemizde milyonlarca Kürt vatandaşımızın ana dilde eğitim talebi, Kürtçe eğitim veren üniversite kurulması talepleri bölücü talep olarak değerlendirilmektedir. AKP neden böyle bir girişimi kendi yurttaşları için yapmıyor? AKP İktidarının bu ikiyüzlü politikası üniversitelerce talep edilen “Kürdoloji” bölümü yerine “yaşayan diller” adı altında bir bölüm kurulması da bu asimilasyoncu politikanın bir sonucudur ve Kürt halkının anadilde eğitim talebini karşılamaktan çok uzaktır. Dünyada otuz ülkede bulunan Kürdoloji bölümlerinin Türkiye’de açılmamasının gerekçesini bilimsel nedenlerle açıklaması zor. Türkiye'nin eğitim anlayışındaki ayrımcı, farklı kimlik ve kültürleri yok sayan anlayışı değişmeden gerçek anlamda bilimsel ve demokratik bir eğitim sisteminin görüşülmesi mümkün değildir.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

29 konuşma daha · 30 Mart 2010

29 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook