İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 64. BİRLEŞİM · CUMA

Bazı alacakların yeniden yapılandırılması ile sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ve diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:606)

Sebahat Tuncel

İstanbul Milletvekili ·

Genel Kurul, 64. Birleşim · 5. yasama yılı · 11 Şubat 2011 · 719 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sebahat Tuncel, 11 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU VE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.:606)); konuşma 719 kelime.

Sebahat Tuncel (İstanbul). “Bazı alacakların yeniden yapılandırılması ile sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ve diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:606)”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 11 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sebahat-tuncel-23-2011-02-11-bazi-alacaklarin-yeniden-yapilandirilmasi-ile-sosyal-sigortalar-ve-gen (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; madde üzerine verdiğimiz değişikliğe ilişkin söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten, Türkiye’de demokrasi sorunlarının başında da Siyasi Partiler Kanunu geliyor. Biz Barış ve Demokrasi Partisi olarak, daha önce kapatılan partimiz Demokratik Toplum Partisi döneminde de Siyasi Partiler Kanunu’nun demokratikleşmesi ve değiştirilmesi konusunda önergeler verdik ama ne yazık ki burada gündeme gelmedi.

Şimdi, torba yasada en azından bu konuya ilişkin değişiklik var ama bu Türkiye'nin ihtiyacını karşılıyor mu? Gerçekten siyasi partilerin demokratikleşmesi konusunda, demokratik siyaset yapması konusunda bir ön açıcılığı var mı? Hayır. Daha çok yine maddi anlamda bir düzenleme yapılmış durumda.

Tabii, bu vesileyle aslında, biz, Türkiye’de Siyasi Partiler Kanunu’nun değiştirilmesi gerektiğini bir kez daha sizlerle paylaşmak istedik. Hem siyasi Partiler Kanunu’nun eril karakterinden kurtulması, Türkiye’de gerçekten demokratik bir yönetime vâkıf olacak bir Siyasi Partiler Kanunu’nun geliştirilmesi gerekir ve bunlar geliştirilirken örneğin kotanın Siyasi Partiler Kanunu’nda yer alması... Çünkü biliyorsunuz Türkiye’de erkek egemen sisteme göre siyaset yapılıyor, siyaseti erkekler yapıyor, dolayısıyla erkeklerin alanı genişken, kadınların alanı daralıyor, hele seçimler öncesi bu çok daha daralıyor.

Muhtemelen siyasi partilerde seçim tartışması başlamıştır. Kadınlar mesele olunca nitelik tartışılıyor, nasıl olacak, yer ediniyor mu, aşireti var mı, parası var mı noktasında. O açıdan Siyasi Partiler Kanunu’nda kotanın yer alması önemlidir. Bu, siyasi partilerin keyfine göre olmaz. Örneğin bugün bizim partimizde yüzde 40 gibi büyük cinsiyet kotası var ama diğer partilerde yok. Bazılarında liderlerin iki dudağı arasındadır kadınların seçilmesi, ki çoğu zaman mesela lidere yakın kadın seçiliyor. Dolayısıyla siyaset yaparken de liderin beğeneceği ölçülerde siyaset yapıyor. Bu, kadın bakış açısına göre siyaset yapmayı da engelliyor.

Diğer bir konu, Siyasi Partiler Kanunu’nda... Örneğin bizde eş başkanlık sistemi var. Yani 1’i kadın 1’i erkek olmak üzere 2 tane genel başkanımız var ama mevcut Siyasi Partiler Kanunu bunu engelliyor ancak bir tane genel başkan seçiyorsunuz. En azından bunu engel olmaktan çıkartalım. İsteyen parti istediği kadar genel başkan seçsin. Biz 2 tane seçiyoruz toplumsal cinsiyet eşitliğini de esas alan, 1’i kadın olmak üzere. Diğerleri 3 seçsin ya da birisi 1 seçsin. En azından bu engel olmaktan çıksın. Bu ciddi bir problem.

Sayın milletvekilleri, diğeri ve Türkiye'nin en ayıplı meselesi yüzde 10 seçim barajı. Yüzde 10 seçim barajıyla bir kez daha 2011 seçimlerine gideceğiz. İktidar bunu hem ekonomik istikrar için hem siyasi istikrar için şart olarak görüyor çünkü AKP İktidarı bedava milletvekillikleri yani torbada bir de bedavadan gelen milletvekilleri olsun istiyor. O açıdan işte, siyasi partiler baraj altında kalsın ya da işte, bizim gibi bağımsız olarak girmeyi tercih etsin ve buraya gelip zar zor bir grup kursun yaklaşımı içerisindeler. Bu aslında Türkiye demokrasisisin temel göstergesidir, hiçbir şeye bakmaya gerek yok. Dünyanın neresinde yüzde 10 gibi yüksek bir seçim barajı var? Dünyanın neresinde yüzde 10 gibi yüksek seçim barajı olan yerde demokrasi var denilebilir? Demokrasi olabilmesi için temsilde adaleti sağlayabilmesi gerekir. Bu ülkede en küçük grupların bile buradan, gelip bu kürsüyü kullanması gerekiyor 1 tane oyu dahi varsa ama burada parmak demokrasisi geçerli. Zaten hani farklılıkların gelip burada temsil edilmesi diyelim ki işte, kadınların gelip burada daha güçlü temsil edilmesi meselesi yok. Yüzde 10 seçim barajı da mesela ilk başta biz kadınları vuruyor çünkü zaten yüzde 10 seçim barajıyla bazı kesimler Parlamento dışında kalıyor. Onlar da seçimde diyelim ki siyasi partilerde seçimlerde yer edinebilmek için daha çok, hani, seçilebilecek, çevresi olan, parası olan kesimleri tercih ediyorlar. Bu konuda bile çok ciddi sorunlar var.

Biz yüzde 10 barajının düşürülmesi konusunda önergeler verdik, ana muhalefet verdi. Türkiye'de çok geniş bir kesim 2011 seçimine bu ayıpla gitmemek gerektiğini söylüyor ama AKP İktidarı torbaya her şeyi koymuş, demokrasi konusunda en küçük bir adım olan yüzde 10 seçim barajının kaldırılması konusunda bir şey yok. Ee, torbaya bir de bunu koysaydınız, sığmadı mı? Sığmaz çünkü Başbakan torbanın ağzını bükmüş ki bu yüzde 10 seçim barajına ilişkin şey olmasın, direktifini baştan verdi. Böyle bir dönemde demokrasi olmaz. Demokrasiden bahsedebilir miyiz? Dolayısıyla torba yasanın kendisi zaten ayıplı bir yasa, bu ayrı bir şey ancak Siyasi Partiler Kanunu’na ilişkin, sadece ekonomik şeylere ilişkin bir düzenleme yapmak da ayrı bir nokta. Yani bu kadar sorun varken Siyasi Partiler Kanunu’nda, antidemokratikken, şeffaf değilken, denetime açık değilken, yüzde 10 seçim barajı gibi bir baraj varken, bu baraj Türkiye'de demokrasiden yana, emekten yana, hem kadınlara hem Kürtlere, gençlere, Romenlere, yani Türkiye'de farklı olan kesimlere kurulmuşken, buna dair herhangi bir düzenleme yapılmamasını iktidar milletvekillerinin dahi kabul etmesi anlaşılır değildir diyorum.

Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

88 konuşma daha · 11 Şubat 2011

88 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook