İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 82. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

Sedat Kızılcıklı

Bursa Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 82. Birleşim · 1. yasama yılı · 21 Mayıs 2003 · 1.010 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sedat Kızılcıklı (AK Parti), 21 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 1.010 kelime.

Sedat Kızılcıklı (AK Parti, Bursa). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim tutanağı, 21 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sedat-kizilcikli-22-2003-05-21-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA SEDAT KIZILCIKLI (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan İş Kanunu Tasarısının "konut kapıcılarının özel çalışma koşulları" başlıklı 110 uncu maddesiyle ilgili olarak, Grubumuz adına söz almış bulunuyorum; öncelikle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Yine, bu tasarının görüşülmesi sırasında, lehte ve aleyhte söz alarak, düşüncelerini, görüşlerini bizimle paylaşan tüm sözcülere teşekkür ediyorum.

Yapılan konuşmaların bazılarında, görüşülmekte olan İş Kanunu Tasarısının tümünün işçilerin aleyhine olduğu şeklinde kanaatler de maalesef belirtilmektedir. Tasarının tümü incelendiğinde, bu kanaatin yanlış olduğu, böyle bir izlenim doğurma çabalarının ve anlayışının da yersiz olduğu açıkça görülmektedir.

Mesela, 6 ncı maddeyle, işyerinin devri halinde, işçilerin geçmiş, müktesep hakları güvence altına alınmış, ayrıca; işyerinin veya bir bölümünün devir olunması halinde, devreden veya devralan işverenin, sırf bu sebeple işçinin hizmet akdini fesih edemeyeceği belirtilmiştir. Önceden, sadece kıdem tazminatı güvence altındaydı, şimdi, işçinin işi de güvence altına alınmıştır.

25 inci maddeyle, işçinin, kendi isteğiyle veya işi savsaması sebebiyle, işverenin malını, makinesini, teçhizatını hasara ve kayba uğratması halinde, işverene tanınan iş sözleşmesini derhal feshi hakkı, işçinin on günlük ücret tutarından otuz günlük ücret tutarına yükseltilmektedir.

Yine, işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde, devamsızlığın, 17 nci maddede belirtilen ihbar sürelerini aşması halinde, işverenin hizmet akdini feshedebileceği hüküm altına alınmaktadır.

31 inci maddeyle, herhangi bir askerî ve kanunî ödevi dolayısıyla işinden ayrılan işçinin, bu ödevi sona ermesinden itibaren iki ay içinde müracaat etmesi halinde, işverenin, işçiyi derhal ya da boşalacak ilk işe alması zorunluluğu getirilmiştir. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen işverenlere, işçiye üç aylık ücreti tutarında tazminat ödeme zorunluluğu getirilmektedir.

34 üncü maddeyle, işçi ücretinin ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde ödenmemesi halinde, işçinin iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabileceği, işçinin bu hakkını kullanması sebebiyle hizmet aktinin feshedilemeyeceği ve yerine yeni işçi alınamayacağı belirtilerek, işçilerin işi reddetme haklarını kullanmaları, iş sözleşmelerinin de korunmaları amaçlanmıştır.

42 nci maddeyle, zorunlu nedenlerle fazla çalışma yapılması halinde, ücret ödenmesi dışında, fazla çalışma yapan işçilere uygun bir dinlenme süresi verilme zorunluluğu da getirilmektedir.

74 üncü maddeyle, doğumdan önce 6 ve doğumdan sonra 6 hafta olmak üzere toplam 12 hafta olan analık halinde çalıştırma yasağı, 8+8 olmak üzere toplam 16 haftaya çıkarılmaktadır. Avrupa Birliği kriterleri 7+7, toplam 14 haftadır.

83 üncü maddeyle, İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği açısından işçinin sağlığını bozacak veya vücut bütünlüğünü tehlikeye sokacak yakın, acil ve hayatî bir tehlike ile karşı karşıya kalan işçi, iş sağlığı ve güvenliği kuruluna, kurulun olmadığı işyerlerinde işveren veya vekiline başvurarak gerekli tedbirlerin alınmasını talep etme hakkı ve bu talebin uygunluğu halinde, işçiye reddetme hakkı getirilmektedir.

Yine, görüşmekte olduğumuz maddede de, bütün kapıcıların yeni iş kanunu hükümlerinden yararlanması sağlanmaktadır. Tabiî, bu maddeleri ve örnekleri çoğaltmak mümkündür; ancak, zamanınızı almamak açısından bu kadar örnek yeterlidir diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, muhalefet, bazen, Türkiye gerçeklerinden uzak, yapay ve hayalî bir zeminde siyaset yapabilir. Demokrasiyi ve muhalefeti içine sindirmiş birisi olarak, bunu saygıyla karşıladığımı da öncelikle belirtmek istiyorum; ancak, muhalefetin görevi, her zaman üzüm yemek olmalıdır, bağcıyı dövme anlayışının kimseye yarar getirmeyeceği açıktır.

Adalet ve Kalkınma Partisi olarak, bu tasarının, demokratik tahammüller çerçevesinde açık, şeffaf, özgür bir zeminde tartışılmasına ve tüm sosyal tarafların buna katkı vermesine olanak sağladık. Her zaman ve herkesle diyalog kanallarını açık tutuyoruz, tutmaya da devam edeceğiz. Bu bağlamda, Cumhuriyet Halk Partisinin de birçok önergesini, bu tasarının görüşülmesi sırasında, kabul ederek, ben yaparım, ben bilirim anlayışıyla değil, birlikte yapalım anlayışını sergilediğimizi hepinize hatırlatmak istiyorum.

Yine, bizler, AK Parti Grubu olarak, iktidar sorumluluğu taşıdığımızın bilinciyle hareket ediyoruz. Bu sorumluluk, bize, ülke gerçeklerine ve çıkarlarına uygun, aynı zamanda da reel zeminde siyaset yapma mecburiyeti getirmektedir.

Bazı konuşmacıların, burada, bizi, önümüzdeki seçimlerle korkutmaya çalıştıklarına da hep beraber şahit olduk. Bunun, Türkiye'de, siyasetçinin bilinçaltına yerleşen gelecek seçime yatırım yapma yanlışlığından kaynaklandığını düşünüyorum. AK Parti Grubu olarak bizler, gelecek seçimlere değil, gelecek nesillere yatırım yapmak anlayışıyla, amacıyla hareket ediyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar) Biz biliyoruz ki, her nesil, aslında, kendisinden sonra gelecek olan neslin emanetçisidir; biz de gelecek olan nesle daha özgür, daha zengin bir Türkiye bırakmak istiyoruz. Onun için bu gayretle çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Ayrıca, buradan herkese, Siirt ve Çorum seçim sonuçlarını da bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Önümüzdeki yerel seçimlerin, bizi değil, muhalefeti kaygılandırdığını da hepimiz artık biliyoruz.

Kıymetli milletvekilleri, sadece çıkarılan yasalarla, ne iş güvenliğinin ne de işyeri güvenliğinin sağlanmasının mümkün olmadığı açıktır. Bu yasaların, aynı zamanda, doğru bir sosyal ve ekonomik politikalarla beslenmesi gerekmektedir. Özellikle, son yıllarda ülkemizde, en önemli en büyük şirketlerimizin kârlarının daha çok faaliyet dışındaki gelirlerden elde edildiğini açıklanan raporlardan hepimiz biliyoruz. İstihdamı artırmak, sanayici ve işvereni tekrar üretime kaydırmak için gerekli çalışmaları hep birlikte yapmalıyız. Haksız rekabete yol açan kayıtdışılıkla mücadele etmeyi, ağır vergi ve SSK prim yüklerini azaltmayı, enerji maliyetlerini düşürmeyi, bürokratik engelleri azaltmayı, ekonomik istikrarı sağlamayı, kamunun borçlanma gereğini azaltmayı kendimize hepimiz temel almalıyız. Bunları yapmazsak, yatırımcıyı üretime çekemez, işsizlik sorununu da azaltamayız. Malî milat, vergi barışı, nemalar, ucuz mazot gibi önemli hizmetleri yapan iktidar, bunları da yapmaya muktedirdir ve bunları da yapacaktır. Bütün mesele, bozulan makro ekonomik dengeleri tekrar sağlamaktır; AK Parti iktidarı, bunun için çalışmaktadır, bunun için gayret göstermektedir.

Türkiye'de, sivil toplum örgütlerinin gelişmesinin, sözgelimi, sendikacılığın önündeki tek engel bürokratik ya da yasal engeller değildir. Şüphesiz, yasalarda varsa, bu engeller de derhal kaldırılmalıdır; ancak, asıl sebep, Türkiye'de iş bulamama endişesi, işten atılma korkusu, gelecek kaygısıdır. Özellikle, son krizlerden sonra bu endişelerin arttığına hep birlikte şahit olmaktayız.

Sivil toplum örgütlerimizi, tabiî, sendikalarımızı da güçlendirecek olan aidiyet ihtiyacı; yani, bir sendikaya üye olma ihtiyacı, fizyolojik ve güvenlik ihtiyacından sonra gelmektedir. Yani, beslenme ve barınma ihtiyacını gidermiş insanlar, ancak, aidiyet ihtiyacı hissetmektedir. Bir insan aç ise, barınabileceği bir konuta sahip değilse, sivil toplum örgütlerine de üye olmayı düşünmüyor, düşünemiyor. İşte, bizler, bu bilinçle, aç açık insan kalmasın diye gayret ediyoruz; istihdama kolaylıklar getirmeye, üretimin önünü açmaya çalışıyoruz, ucuz konut projelerini hayata geçirmeye uğraşıyoruz. Aç açık insan olmasın ki, insanlar, haklarına daha çok sahip çıksınlar. Bireyler güçlü olsun ki, sivil toplum örgütleri de güçlensin. İşverenlerin malî yapıları güçlü olsun ki, sendikadan korkmasın, işçi hakkından çekinmesin.

Sonuç olarak, işçisiyle, işvereniyle toplam kaliteyi yakalamalıyız, üretimin önündeki engelleri kaldırmalıyız. AK Parti, bunun için vardır, toplumun her kesimini kucaklamaktadır; daha özgür, daha çağdaş, daha güçlü bir Türkiye için çalışmaktadır, çalışmaya devam edecektir diyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

40 konuşma daha · 21 Mayıs 2003

40 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook