İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 97. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Karayolları trafik kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı (s.s 1137)

Selami Yiğit

Kars Milletvekili ·

Genel Kurul, 97. Birleşim · 4. yasama yılı · 3 Mayıs 2006 · 1.003 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Selami Yiğit, 3 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KARAYOLLARI TRAFİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TASARISI (S.S 1137)); konuşma 1.003 kelime.

Selami Yiğit (Kars). “Karayolları trafik kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı (s.s 1137)”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 3 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/selami-yigit-22-2006-05-03-karayollari-trafik-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kanun-tasa (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA SELAMİ YİĞİT (Kars)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ekonomimizin ve sosyal hayatımızın temel girdisi olan elektrik piyasalarını yakından etkileyecek olan Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısıyla ilgili olarak, Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, hepinizin dikkatinden kaçan; ancak, görüştüğümüz bu tasarının uygulamalarını da yakından ilgilendiren bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere, Sayın Başbakan, geçen mart ayı sonunda İstanbul Sanayi Odasının düzenlediği bir toplantıya katıldı. İstanbul Sanayi Odası Başkanı, bu toplantıda enerji özelleştirmeleri üzerinde durdu ve enerji özelleştirmelerinin bir an önce yapılması konusunda ısrarlı oldu. Sayın Başbakanın yüksek elektrik maliyetlerinden yakınan sanayicilere verdiği yanıtı dikkatlerinize sunmak istiyorum; şöyle diyor Sayın Başbakan: "Biz de özelleştirme için çalışıyoruz; ama, siz de özelleştirilince çok daha fazla ağlayacaksınız, bunu böyle bilin" diyor, kendine özgü üslubuyla ve Sayın Başbakan şöyle devam ediyor: "Enerji dediğiniz olay hiçbir şeye benzemez. Bir gün kesinti olsa devlete bağırıyorsunuz, özel sektör olunca ne yapacaksınız?! Mahkemeye gideceksin, orada alacağın neticeye de hak getire!"

Sayın Başbakanın bu sözleri, enerji özelleştirmeleri konusunda, hükümet kanadında bir netliğin olmadığını göstermektedir. Bu durum, şu anda görüştüğümüz ve enerji dağıtım ihalelerini düzenleyen tasarının akıbeti açısından da iç açıcı değildir.

Sayın Başbakanın sözlerini veri olarak kabul edersek, yani, elektrik dağıtımı özelleştiğinde sanayici ağlayacaksa, bu yasa tasarısının dayandırıldığı daha ucuz, daha güvenli ve sürekli enerji gerekçesi karşısında nasıl ikna olacağız?! Ayrıca, Avrupa Birliğine uyum çerçevesinde gerçekleştirmek zorunda olduğumuz enerji üretim ve dağıtım özelleştirmeleri nasıl yapılacak ve daha da önemlisi, enerji özelleştirmesi için 17 Mart 2004 tarihinde Yüksek Planlama Kurulu kararıyla kabul edilen Elektrik Enerjisi Reformu ve Strateji Belgesinin ne anlamı kalacak?!

Değerli milletvekilleri, Elektrik Enerjisi Sektörü Reformu ve Özelleştirme Stratejisi Belgesi, Avrupa standartlarında bir piyasa oluşturulması amacıyla çıkarılmış; kaçak elektrik kullanımının azaltılmasını, arz güvenliğini sağlayacak şekilde rekabete açık bir piyasa oluşturulmasını, kaliteli ve ucuz elektrik sağlanmasını, elektrik üretiminde verimliliğin sağlanmasını, maliyetlerin çok yüksek olması nedeniyle kamunun yıllardır yapamadığı yenileme yatırımlarının kamuya yükümlülük getirmeden özel sektör tarafından yapılmasını hedeflemiş, bu çerçevede, Türkiye, 21 ayrı dağıtım bölgesine ayrılmıştır. Sanayi Strateji Belgesiyle, ayrıca, yıllık 7,8 gigabite/saat ve üzeri elektrik tüketenler serbest tüketici sayılmışlar; bu limitin 2009 yılı başına kadar sabit kalması ve serbest olmayan tüketicilere, yani, vatandaşlara sadece dağıtım şirketleri tarafından satış yapılacağı karara bağlanmıştır. Strateji Belgesindeki bu tespit, Avrupa Birliği mevzuatlarıyla çelişmektedir; çünkü, Avrupa Birliği mevzuatları 2009 değil, 2007 yılı haziran ayından itibaren tüm tüketicilerin serbest tüketici olmasını öngörmektedir. Avrupa Birliği mevzuatıyla çelişen strateji belgesi, görüştüğümüz bu yasayla da ters düşmektedir. Elektrik Piyasası Kanununa eklenen bir maddeyle 31 Aralık 2010 tarihine kadar bir geçiş süreci öngörülmüş, bu geçiş süreci içerisinde, tüm Türkiye'de, bölgelerarası fiyat farklılığının kaldırılarak tek bir ulusal fiyat uygulaması hükme bağlanmıştır; yani, Avrupa'da 2007 Haziranında oluşacak serbest piyasa, Türkiye'de ancak 31 Aralık 2010'dan sonra oluşabilecektir.

Değerli milletvekilleri, kaçak elektrik kullanımı ve altyapı yetersizlikleri nedeniyle, elektrik maliyeti, bölgelerimiz arasında büyük farklılıklar göstermektedir. Örneğin, doğu ve güneydoğuda kayıp kaçak oranı çok yüksek düzeylerde seyretmektedir. Hatta, İstanbul Anadolu yakasında kayıp kaçak oranı yüzde 10 iken, Avrupa yakasında bu oran yüzde 26'dır. Tasarının geçici 9 uncu maddesiyle düzenlenen ulusal tarife uygulamasıyla, elektriğin daha ucuz satılması gereken batı bölgelerinden elde edilecek kaynak, kayıp ve kaçağın yüksek olduğu diğer bölgelere aktarılacak; yani, bir anlamda, kayıp ve kaçağın yüksek olduğu bölgelerde elektrik 31 Aralık 2010 sonuna kadar sübvanse edilecektir. Bu durum, kayıp ve kaçağı önlemiş, gerekli altyapı yatırımlarını tamamlamış bölgelerdeki elektrik tüketicileri açısından, geçiş süreci boyunca, aleyhte bir durum yaratacaktır. Bu düzenleme, elektrik dağıtım ihalelerine girecek özel teşebbüs açısından da pek çok sıkıntıyı beraberinde getirmektedir. Kayıp ve kaçağın daha az olduğu bölgeler ile kayıp ve kaçak oranlarının yüksek olduğu bölgeler ihalelerde haksız rekabete konu olabilecek, ihaleleri alacak olan firmalar, ileride, zararlarının telafisini istemek için tüketici mahkemelerine gidebileceklerdir.

Tasarıya yönelik diğer bir endişe de, serbest tüketicilerin fazla olduğu bölgelerin yaratacağı eşitsizliktir. Fazla enerji kullanımına dayalı sanayiin geliştiği bölgeler, ihalelere girecek özel şirketler açısından dar portföylü bölgeler olacaklar, bu bölgelerde maliyet, kaçınılmaz olarak fiyatlara yansıyacaktır. Uzun bir geçiş süreci öngörüldüğü için, aslında, ucuz ve güvenli elektrik için gerekli olan perakende şirketlerin piyasalara girmesi mümkün olmayacaktır; yani, 2010 yılı sonuna kadar bu tasarıyla amaçlanan daha ucuz elektrik hedefi, maalesef, gerçekleşemeyecektir.

Değerli milletvekilleri, Plan ve Bütçe Komisyonunda tasarıya son dakikada eklenen bir düzenlemeyle hükümet 24 yap-işlet-devret santralını, işletmeleri ihalesiz devretme yetkisi almıştır; yani, bu santralların bulunduğu hazine arazileri, ihalesiz olarak işletmelere satılabilecektir. Geçici 11 inci madde olarak eklenen bu maddeye göre, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında adına üretim lisansı düzenlenen ve faaliyette bulunmalarına izin verilen şirketlere, lehlerine irtifak hakkı tesis edilmiş hazine arazileri ile bu arazilerdeki tesis ve yapılar, Maliye Bakanlığı tarafından, ihalesiz olarak satılabilecektir. Yapılan bir hesaplamaya göre, bu, devletin 5 milyar dolarlık alacağından vazgeçmesi anlamına gelmektedir. Bu 5 milyar dolar, hangi şirketlere, neden aktarılmak istenmektedir? Yap-işlet-devret sözleşmeleri kapsamında 23 şirket işletmeye geçmiş, 22 tanesinin sözleşmeleri feshedilmiştir. Sözleşmesi feshedilen bu şirketlere, şimdi, yeniden, enerji piyasalarına girme yolu mu açılmak istenmektedir? Üstelik, geçmişte işletme hakkı aldıkları arazileri üzerindeki yapılarla birlikte ihalesiz olarak alabileceklerdir.

Geçici 11 inci madde, özelleştirmeden beklenen amaçla tümüyle çelişmektedir. Kamu elindeki santrallar ve dağıtım işletmeleri, üzerlerindeki hazine mallarıyla birlikte -ki, bunlar ihalesiz verilecek- özelleşecek; ülkemizin milyarca dolar zararla karşı karşıya kalma riskini de ortaya çıkaracaktır. Eğer enerjide gerçekten özelleştirme istiyorsak, tasarıya son anda eklenen bu düzenlemenin derhal tasarı metninden çekilmesi gerekmektedir. Plan ve Bütçe Komisyonunda bu önergenin verilmesi sırasında hazır bulunmayan Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanımız Sayın Hilmi Güler'den, bu konuya açıklık getirmesini rica ediyorum. İhale açılmayacağına göre, yapı ve tesislerin satışı hangi bedel üzerinden yapılacaktır? Bu maddeden yararlanacak firmalar hangileridir ve bunların işletme hakkı aldıkları hazine arazileri nelerdir? Üzerlerine kurulu yapı ve tesisler nelerdir? Halen işletmede olan 23 adet santralla ilgili pek çok sorunlar vardır.

Değerli milletvekilleri, sözlerimi tamamlamadan önce, elektrik dağıtım ihaleleriyle ilgili bir başka kaygımızı da gündeme getirmek istiyorum. Daha tasarı çıkarılmadan elektrik dağıtım ihalelerine ilişkin ihale şartnamelerinin hazır olduğu yönünde iddialar vardır. Bu şartnamelerle ihaleye katılacak şirketlerde, en az üç yıllık iş deneyimi ve ağır teknik yeterlilik kriterleri aranmaktadır. Açılacak dağıtım ihalelerinde, yerli firmaların yeterlilik almaları mümkün olmayacak, yabancı firmalara büyük avantajlar sağlanacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu eleştirilerimiz ışığında tasarının yeniden düzenlenmesi için geri çekilmesini diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

45 konuşma daha · 3 Mayıs 2006

45 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook