İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 48. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Mağdur olan köylülerimizin zarar ve ziyanının ödenmesiyle ilgili

Şerafettin Halis

Tunceli Milletvekili ·

Genel Kurul, 48. Birleşim · 3. yasama yılı · 22 Ocak 2009 · 589 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Şerafettin Halis, 22 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MAĞDUR OLAN KÖYLÜLERİMİZİN ZARAR VE ZİYANININ ÖDENMESİYLE İLGİLİ); konuşma 589 kelime.

Şerafettin Halis (Tunceli). “Mağdur olan köylülerimizin zarar ve ziyanının ödenmesiyle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 22 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/serafettin-halis-23-2009-01-22-magdur-olan-koylulerimizin-zarar-ve-ziyaninin-odenmesiyle-ilgili (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bundan yaklaşık dört buçuk yıl önce, yani 17 Temmuz 2004 yılında çıkarılan bir yasa var; 5233 sayılı mağduriyet yasası, daha doğrusu mağduriyeti giderme yasası. Tabii, bu yasanın çıktığı yıllar Türkiye’nin doğusunda olağanüstü hâl bölgesinde uygulanan bazı olaylardan dolayı çıktı deniliyor. O yıllarda ne olmuştu? Eğer bugün Ergenekon’un kanlı ayak izleri Kürtlerin yoğunluklu olarak yaşadığı Türkiye’nin doğusunda aranırsa o dönem yakılıp yıkılan binlerce köyün, yine köylerinden göçertilmek zorunda bırakılan 3,5 milyon insanın, yine binlerce faili meçhule giden insanın kimler tarafından nasıl böyle olduğu açığa çıkacaktır ve özellikle de 1990’lı yılların ortalarında Tansu Çiller, Doğan Güreş ve Mehmet Ağar troykasının oluşturmuş olduğu imha konseptinin bu olaylardaki rolü ve önemi çok daha belirgin bir şekilde ortaya çıkacaktır.

Değerli milletvekilleri, bu yasa, olağanüstü hâl bölgesinde mağdur olan köylülerin mağduriyetinin giderilmesine yönelik olarak çıkarılmış ancak uygulama ve sonuçlarına bakıldığında, bu yasanın, mağduriyeti gidermekten çok, Avrupa süreci için göstermelik bir yasa olarak karşımıza yine çıktığını görmüş oluyoruz. Şöyle ki; Başta bu yasadan yararlanmak isteyen köylülere çeşitli zorluklar çıkartılmış, başvuru sürecinde çeşitli sıkıntılar yaşatılmış ve elde edilmesi mümkün olmayan belgeler istenmiş. Örneğin, jandarma olay tutanağı istenen belgeler arasında ki, zaten yakılıp yıkılan köylerde böyle bir belgenin oluşturulması da mümkün gözükmüyor.

Yine, başvuruların büyük bir çoğunluğu reddediliyor ve mağdurların başvuru argümanları bir türlü değerlendirilip araştırılıp incelenmiyor ve reddedildikten sonra da çok ciddi sıkıntılar dâhilinde, ikinci bir başvuru olanağı da yine elde edilemiyor.

Valilerin vesayeti altında kurulmuş olan komisyonlarda, mağdurlar için ödenmesi gereken miktar ya da zarara ziyana uğramış köylülerin zarar ziyan bedelleri keyfî bir değerlendirme şeklinde sunuluyor ve mümkün olduğu kadar, en az limitle verilmeye çalışılıyor. Şöyle ki; Muş’un Varto ilçesinin Hoşgeldi köyünde malları mülkleri yakılmış yıkılmış köylülere o günün parasıyla 500 YTL ile 900 YTL arası bir değer biçiliyor. Tabii, bu, insanla, insan haysiyetiyle de, onuruyla da oynamak anlamını taşıyor.

Şimdi, bu paraların ödenmesini talep eden mağdurlara valiler tarafından bir anlaşma öneriliyor, bir sulhname imzalatılmaya çalışılıyor. Tabii bu sulhname imzalatılınca da, ister istemez, var olan mevcut değerin altında bir para ellerine geçmiş oluyor. Eğer bu sulhnamenin reddi hâlinde vatandaşın, mağdurun yapması gereken yargı yoluna gitmektir ki, bu yargı yolu ilk yargı mercisinden son yargı mercisine kadar -bu AİHM’i de kapsar- sekiz yıllık bir zamanı alır. Sekiz yıllık bir zamanı göze almaktansa az olan bu miktarı almayı vatandaş öncelikle kabul etmek zorunda bırakılıyor.

Yine bu yasanın bir diğer yönü, 1987 yılından başlatılmış olması ki asıl mağduriyet 12 Eylülle başlıyor. 12 Eylül 1987 arasındaki yedi yıllık süreçteki mağduriyet hesaba alınmıyor ve AİHM içtihatlarının temellerinden olan bir başka durum manevi tazminat kesinlikle kabul edilmiyor.

Şimdi, tabii bölgede durum bu iken ben ilim olan Tunceli’den bazı verileri sunmak istiyorum: En son 12’nci ayın 24’ünde Valilik tarafından yapılmış olan açıklamaya göre yapılan başvuruların ancak yüzde 46,6’sı ele alınıp sonuçlandırılmış. Bunlardan 4.834’ü kabul 3.600’ü reddedilmiş ama reddedilirken başvuru argümanları yine ciddi şekilde incelenmemiş. Tabii, kabul edenlerden 3.967 kişi ile sulhname imzalanmış, 210 kişi sulhnameyi kabul etmeyerek uyuşmazlık belgesi imzalatılmış kendilerine. Tabii, yasanın gereği dâhilinde sulhname imzalayanların mağduriyetlerinin giderilmesi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Halis.

ŞERAFETTİN HALİS (Devamla)…üç ay içinde yapılması gerekirken üzerinden aylar geçmiş olmasına rağmen Tunceli’deki köylülerimizin bu mağduriyeti giderilmemiştir. Sayın Vali her ne kadar “Var olan hızımızla çalışıp bu mağduriyeti gideriyoruz.” dese de vali yardımcısı topu Ankara’ya atarak ilgili bakanlığın bütçesinden kaynaklı bir plansızlıktan sorunun doğduğunu söylüyor ve sorunu bir haliyle kabul ediyor. Şimdi, burada ilgili bakan bildiğim kadarıyla yok. AKP İktidarının bu çıkarmış olduğu yasa dâhilinde, kendi yasalarına duyduğu saygı dâhilinde bu mağduriyetin giderilmesi için gerekeni yapmasını istiyorum ve hepinize saygılar sunuyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

37 konuşma daha · 22 Ocak 2009

37 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook