İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 133. BİRLEŞİM · SALI

İç tüzük 37'ye göre doğrudan gündeme alınma önerisi

Şerafettin Halis

Tunceli Milletvekili ·

Genel Kurul, 133. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Temmuz 2010 · 528 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Şerafettin Halis, 13 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 133. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İÇ TÜZÜK 37'YE GÖRE DOĞRUDAN GÜNDEME ALINMA ÖNERİSİ); konuşma 528 kelime.

Şerafettin Halis (Tunceli). “İç tüzük 37'ye göre doğrudan gündeme alınma önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 133. Birleşim tutanağı, 13 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/serafettin-halis-23-2010-07-13-ic-tuzuk-37-ye-gore-dogrudan-gundeme-alinma-onerisi (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 11 Şubat 2009 tarihinde vermiş olduğum yasa teklifi üzerine söz almış bulunmaktayım ve yetmiş beş yıl önce bu Mecliste işlenen tarihî bir hatanın, tarihî bir haksızlığın giderileceği inancıyla sizleri saygıyla selamlıyorum.

Tabii, “Dersim” adı, yaralı bir coğrafyanın adı, sorunlu bir coğrafyanın adı ama ne yazık ki çağımızda, sorunlarının çözümü olanaklı olan bu coğrafyada sorunlar çözülmek istenmiyor. Ne yazık ki yetmiş beş yıldır, adı alınan bu coğrafyanın adı dahi geri verilmek istenmiyor.

Bilindiği gibi, 1847’de sancak, 1879’da vilayet olmuş olan Dersim, yüzyıllardan beri de, günümüze kadar, yine Dersim olarak biliniyor. 25 Aralık 1935 tarihinde çıkarılmış olan 2884 sayılı özel Tunceli Kanunu’yla da bu ad alınarak yerine “Tunçeli” adı veriliyor. Tunçeli, ileride Tunceli’nde yapılacak olan gelişmelerin bir emaresi gibi görünüyor ilk başta tabii ve bu emare kendi gerçekliğini dışa vuruyor ve “tunç” gibi bir el, sonradan Tunceli’nin başına geliyor. Tabii, sanıldığı gibi “Tunceli” adı Mustafa Kemal tarafından değil, Munzur vilayeti oluşturma çalışması sırasında dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın önerisi üzerine veriliyor yani “Mustafa Kemal tarafından verilmiş.” olan algının da yanlış olduğunu burada bildirmek istiyorum.

25 Aralık 1935 tarihinde çıkarılan özel Kanun’la, komutan bir valiye Bakanlar Kurulunun tüm yetkileri veriliyor. Yaşamın her alanına dair bütün söz ve karar bir komutan valide toplanıyor ve orada, tedip ve tenkil altında on binlerce insan katlediliyor, gene binlerce, on binlerce insan sürgüne gönderiliyor. Böyle olunca da Dersim’in alınıp yerine “Tunceli” adının verilmesi, bir operasyon adı oluyor, bir trajedinin adı oluyor. Böyle olunca da günümüze yansıyan bu trajedinin de bir travması kalıyor ve böylece “Tunceli”, bir travma adı oluyor.

Şimdi, “asimilasyon” diyoruz. “Asimilasyon cinayettir.” diyen bir Hükûmetin Başbakanı var. Yine “Dersim’de yaşananlar bir katliamdır.” diyen bir Başbakan var ve şimdi, böyle Başbakanı olan bir Hükûmetin ya da bir partinin “Dersim” adı noktasındaki yaklaşımı, her şeyden önce demokrasiye ve insan haklarına bir yaklaşımı, samimiyeti olacaktır ve “Dersim” adının verilmesi konusunda -özellikle de AKP’nin- bundan dolayıdır ki çok daha fazla önem arz eden AKP için bir samimiyet testi olacaktır.

Şimdi, “Tedip” ve “Tenkil” denmişti. Tedip ve tenkilin Türk Dil Kurumundaki karşılığı çok açık: “Uslandırma, yola getirme, terbiye etme. Uzaklaştırma, herkese örnek olacak cezalar verme.” 1937-1938 tarihlerinde bu cezalar verildi. Verildi ama ardı sıra ciddi bir travma bıraktı. Eğer “Tunceli” adı geri alınır, yerine yeniden “Dersim” adı verilirse tarihî bir yüzleşmenin kapısı aralanmış olacak, tarihî haksızlıkların giderilmesi için o toplumun gönlü alınmış olacak.

Şimdi, “Dersim” adı alınıp “Tunceli” adı verilirken Dersim’in ne olduğunu ya da Türkçede bir karşılığının olup olmadığını bilmek ya da bilmemek hiç önemli değil. Oysaki başta Kürtçe olmak üzere Orta Doğu dillerinde bir karşılığı var. Ama Türkiye’de Kayseri, Yozgat, Sinop, Samsun ve sayıları çokça arttırılabilecek il var, bunların kendi tarihî köken ve kaynakları üzerinde bu adla yaşıyor olması bu ülke için bir zenginliktir. Eğer bir isim, bir ilin ismi o il halkının iradesine dayanılmadan alınıyorsa, hele hele o ilin ismi, sosyal, siyasal, kültürel, ahlaki bir olumsuzluğa çağrışım yapmıyorsa bu ismi almak elbette ki asimilasyona hizmet eder. İşte bu anlamda “Asimilasyon mademki cinayettir.” diyorsanız bu asimilasyonun devamına bir son vermek ve bu ismin geri verilmesi zorunlu bir hâl almış durumdadır. “Dersim” adı yasaktı, artık yasak değil. Dersimliler yıllarca özlemini çektikleri bu adı çocuklarına verdiler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

62 konuşma daha · 13 Temmuz 2010

62 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook