Bazı kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık birimlerinin sağlık bakanlığına devredilmesine dair kan.tas. ( ss. 686 )
Bursa Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 48. Birleşim · 3. yasama yılı · 6 Ocak 2005 · 449 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Şerif Birinç (AK Parti), 6 Ocak 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA AİT SAĞLIK BİRİMLERİNİN SAĞLIK BAKANLIĞINA DEVREDİLMESİNE DAİR KAN.TAS. ( SS. 686 )); konuşma 449 kelime.
Şerif Birinç (AK Parti, Bursa). “Bazı kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık birimlerinin sağlık bakanlığına devredilmesine dair kan.tas. ( ss. 686 )”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 6 Ocak 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/serif-birinc-22-2005-01-06-bazi-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-ait-saglik-birimlerinin-saglik-bakanl (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ŞERİF BİRİNÇ (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 686 sıra sayılı Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşların Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık Bakanlığına Devredilmesine Dair Kanun Tasarısının 6 ncı maddesi üzerinde, şahsım adına konuşmak üzere, söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.
Temel sağlık hizmetlerinin sunumu, devletin aslî görevidir. Bu sağlanırken, devlet, bazı prensipleri gözönünde bulundurmak zorundadır. Bu prensiplerin başında, sağlık hizmetleri herkese eşit olarak ulaşmalıdır prensibi gelmektedir. Bireylerin fiziksel ve ruhsal kapasitelerini en yüksek düzeyde kullanabilmelerini sağlamak üzere, sağlıklarını geliştirmek de devletin aslî görevidir. Toplumun, kendi sağlığıyla ilgili kararlara katılımı sağlanmalıdır. Sağlıkla ilgili sorunların çözümünde, ulusal ve uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapılmalıdır.
Sağlık hizmetleri, yurdumuzda ve uluslararası bazda iki temel esasa dayanmaktadır. Bu esasların birincisi, koruyucu sağlık hizmetleri; ikincisi de, tedavi edici sağlık hizmetleridir. Gerek Osmanlılar döneminde gerekse cumhuriyet döneminde, reform niteliğinde, birçok sağlık dönüşüm planları yapılmıştır. 1923-1937 yılları arasında, rahmetli Refik Saydam döneminde, günün şartları gözönüne alınarak, koruyucu sağlık hizmetleri önplana çıkarılmış ve trahom, sıtma, tifo, tifüs, dizanteri, kolera gibi bulaşıcı hastalıkları önlemek üzere, devlet, aslî görev olarak, koruyucu sağlık hizmetlerini önplana çıkarmıştır; tedavi edici sağlık hizmetleri de, mahallî idarelere ve belediyelere bırakılmıştır. Bu arada, örnek olması babından, Ankara, İstanbul, Sivas, Diyarbakır ve Erzurum'da da numune hastaneleri inşa edilmiştir. Devlet, birinci planda hekim yetiştirmeyi önplana çıkarmış, yardımcı sağlık personeli üzerine eğilinmemiştir.
Bunu takip eden yıllarda, 1937-1949 yılları arasında, İkinci Dünya Savaşının öncesi, esnası ve sonrası yıllarında, yine, bulaşıcı hastalıklar önplandadır; ama, bulaşıcı hastalıklarla beraber, tedavi edici sağlık hizmetlerine de devletin eğilimi artmıştır. 1946 yılında, devrin Sağlık Bakanı Behçet Uz, sağlık merkezleri modelini geliştirmiştir. 20 000 nüfusa, 40 köye bir sağlık merkezi projesi öngörülmüş; fakat, kendisinden sonra bu proje geliştirilemediği için, ilçe merkezlerinde, sağlık merkezi kurumuyla yetinilmiştir.
1950-1960 yılları arasında, hasta tedavisi bir devlet hizmeti olarak öngörüldüğü için, mevcut mahallî idarelerin elindeki sağlık kuruluşları Sağlık Bakanlığına devredilmiş ve hastanecilik hizmetleri önplana çıkarılmış, koruyucu sağlık hizmetleri ikinci planda görülmüştür.
1961 yılında Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanun kabul edilmiş ve koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetleri devletin aslî görevi olarak kabul edilmiştir. Yine, 224 sayılı Kanunla 5 ilâ 10 000 nüfusa bir sağlıkocağı öngörülerek bugünkü sağlık sisteminin temeli atılmıştır. Bugün, Sağlık Bakanlığı ve diğer kuruluşların sağlık kademelerinde benzerlik gözükmektedir. Sağlık Bakanlığımız, sağlıkocakları, poliklinikler, dispanserler ve yataklı tedavi kurumları olarak hizmet vermektedir. Bunun paralelindeki Sosyal Sigortalar Kurumu da sağlıkocakları karşılığı sağlık istasyonları, poliklinikler, dispanserler ve yataklı tedavi kurumları olarak hizmet vermektedir.
Günümüzde sağlık hizmetinin verilmesinde değişik aksaklıklar ortaya çıkmaktadır. Tıp fakültelerinde eğitim, yeterli altyapı koşulları oluşturulmadan açılan birçok tıp fakültesinden dolayı yeterli düzeyde değildir. Ayrıca, deontoloji ve tıbbî etik konularına da eğitimde yer verilmemektedir. Buna bağlı olarak da paramedikal uygulamalarda büyük artışlar mevcuttur. Son yirmibeş yıl içinde sağlık personelinin özlük hakları kötüleşmiş, iyileştirilmesi yönünde de önemli bir çalışma yapılmamıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
78 konuşma daha · 6 Ocak 2005