İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 88. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Suat Kılıç

Samsun Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 88. Birleşim · 4. yasama yılı · 19 Nisan 2010 · 1.022 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Suat Kılıç (AK Parti), 19 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 1.022 kelime.

Suat Kılıç (AK Parti, Samsun). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 19 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suat-kilic-23-2010-04-19-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

SUAT KILIÇ (Samsun)Sayın Başkan, çok saygıdeğer milletvekilleri; Anayasa değişikliği teklifi üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Çok saygıdeğer Başkanım, değerli milletvekilleri; gerçekten çok doğru, çok tarihî, çok isabetli bir Anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerinde görüşmelere devam ediyoruz. Bugün Anayasa’mızda yapılması yönünde ilk adımın atılacağı bu değişiklikler, Türkiye'nin demokrasi görünümüne, Türkiye'nin özgürlüklerine, Türkiye’de bireyin hukukuna ve Türkiye’de hukuk devleti kavramına gerçekten çok tarihî, çok eşsiz ve gelecekte önemi daha ziyadesiyle anlaşılacak çok büyük katkılar sağlayacaktır.

Şuna inanıyorum ki, gelecek yıllarda ya da dönemlerde bu Anayasa’nın tamamı üzerinde yeni bir anayasa çalışması yürütmeye niyetlenecek olanların gelecekte en az dokunma ihtiyacı hissedecekleri maddeler, muhtemelen, bugün ve bugünden itibaren görüşmelerine ve kabulüne katkı sağlamaya gayret edeceğimiz maddeler olacak.

Muhalefetimizin temsilcilerini, sözcülerini dikkatle dinledim. Dinlediklerim çerçevesinde öncelikle Anayasa’mızın 2’nci maddesine ve ilk üç maddeye ilişkin hassasiyetlere yönelik yaklaşımlarımızı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Çok saygıdeğer milletvekilleri, pek tabiidir ki Türkiye’de hukuk bilgisinin çok derin olmasına gerek yok. Türkiye’de hayatı, siyaseti ve bu Anayasa’nın A, B, C’sini az bir miktar bilen herkes bilir ki, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ilk üç maddesine aykırı bir anayasa değişikliği teklifi vermek mümkün değildir. Bu yönde bir anayasa değişikliği teklifini Türkiye'nin gündemine getirmek de mümkün değildir, doğru da değildir. Böyle bir yaklaşım, tamamen abesle iştigal bir yaklaşımdır. Dolayısıyla, Anayasa’mızın ilk üç maddesine yapılan atıflarla bu Anayasa değişikliği paketinin “hukuk devleti” kavramı bağlamında malul kılınmak istenmesine yönelik yaklaşımları, kesin bir anlayışla ve sağlam bir kanaatle, öncelikle ve peşinen reddediyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2’nci maddesi çok açık, çok net bir “hukuk devleti”, çok sarih bir “cumhuriyetin temel nitelikleri” tanımı vermektedir ve bu Anayasa’nın 2’nci maddesini okuyan hiç kimsenin buna rağmen bu hükümlere aykırılık içerecek bir teklifin altına imza koyması ya da bu mahiyetteki bir teklifi milletin Meclisinde, milletin kürsüsünde gelip savunması, savunabilmesi sureti katiyyede mümkün olmayan bir şeydir. Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyeti devletinde ne demokrasiyi laiklikten ayırmak mümkündür ne de “laiklik” kavramını demokrasiden ayrı düşünebilmek mümkündür. Bu ülkede ne sosyal devleti bir tarafa terk etmek ne de hukuk devleti prensibinden vazgeçebilmek mümkündür. Türkiye Cumhuriyeti’nin değerleri arasından demokrasiyi alıp bir kenara bırakacak olursanız, Türkiye, Türkiye olmaktan çıkar, başka bir şey olur. Türkiye Cumhuriyeti devletinin değerleri arasından “laiklik” kavramını alıp bir kenara fırlatacak olursanız, Türkiye Cumhuriyeti devleti, Türkiye Cumhuriyeti devleti olmaktan çıkar, başka bir şey olur, başka bir model olur ve hiç arzu etmediğimiz bir model olur. Dolayısıyla bu Mecliste bulunan herkes ve bu Mecliste bulunan milletvekillerini, tek tek verilmiş anaların ak sütü kadar helal oylarla buraya gönderen milletimizin tamamı bu dört değeri, demokrasiyi, laikliği, sosyal devleti ve hukuk devletini bizlerin bir arada yaşatmasını, bir arada diri tutmasını, hukuk devletinin bütün gereklerini içselleştirmemizi bizlerden bekliyor ve şu ana kadar yapılan hazırlıklar bu yönde yapılan hazırlıklardır.

Değerli milletvekilleri, 12 Eylül 1980 sonrasında hazırlanan ve kabul edilen 1982 Anayasası, hazırlandığı dönemin hassasiyetlerine paralel olarak dizayn edilmiş bir anayasadır. 82 Anayasası’nda demokrasi, güvenlik ihtiyacının gölgesinde kalmıştır. 82 Anayasası’nda özgürlük kavramı güvenlik ihtiyacının gölgesinde kalmıştır. 82 Anayasası’nda bireyin hukuku ve insan, güvenlik ihtiyacının gölgesine bırakılmıştır. 1982 Anayasası, bu kadar arkasında durulacak; 1982 Anayasası, söz konusu demokrasi olduğunda, söz konusu özgürlükler olduğunda, bireyin hukuku olduğunda, söz konusu hukuk devleti olduğunda, 1982 Anayasası, bu kadar hararetle savunulacak, arkasında durulacak bir anayasa kesinlikle değildir.

Değerli arkadaşlarım, 82 Anayasası’nı yapanlar tarafından kapatılan iki siyasi parti bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinde Türk milleti adına muhalefeti temsil eder konumda bulunmaktadır. Dolayısıyla 82 Anayasası’nı hazırlayanların Türk siyasetini nasıl köşeye sıkıştırma gayesiyle hareket ettikleri, 82 Anayasası’nı hazırlayanların siyasetin meşruiyet alanını nasıl daralttıkları, demokrasiyi nasıl baskıladıkları, özgürlük alanını nasıl kuşattıkları, burada bulunan ve 80’de kapatılan iki partimizin varlığı ile bile bilinen, kayda geçen, sabit olan bir husustur.

82 Anayasası’nı yapanların hukuksuzlukları, hukuka yönelik müdahaleleri, hukuku askıya almaları, demokrasiyi ve Meclisi fonksiyonlarından uzaklaştırmaları, sadece partilerin kapısına kilit vurmakla kalmamış, aynı zamanda, o partilerin arka planındaki Türkiye gençliğini, solcusuyla ülkücüsüyle, bu memleketin geleceğine baş koyan gençlerimizi, okumuş bir nesli, okumakta olan bir nesli, bir jenerasyonu, cezaevlerinde, zindanlarda, hücrelerde, gelecek hayallerinden koparmıştır, hayata olan bağlılığını sarsmıştır, insan olarak kendisine olan güvenini yok etmiştir, ortadan kaldırmıştır. Dolayısıyla, 82 Anayasası’nın kuşattığı özgürlüklerin önündeki engelleri gelin beraber kaldıralım, bu yasakçı anlayışı gelin birlikte değiştirelim.

Çok saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye’de paradigma değişiyor; baskıcılığın yerini, kuşatmacılığın yerini, siyasi alanı daraltan girişimlerin yerini, özgürlükçü, demokratik, çağdaş, evrensel değerlere inanmış bir yönetim anlayışı, bir siyaset anlayışı alıyor artık. Paradigmadaki bu değişimi kaçıranlar, Türk milletinin reyini alma, desteğini kazanma, gönlünü kazanma noktasındaki reflekslerini de emin olun kaçırmış olacaklardır.

Bakınız, bu altına imza koyduğumuz Anayasa değişikliği teklifini bugüne kadar maalesef bütün maddeleriyle birlikte tartışmadınız, tartışamadınız. Sadece Anayasa Mahkemesine, sadece Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna ve siyasi partilerin kapatılmasını güçleştiren hükümlere takılıp kaldınız.

Değerli arkadaşlarım -aynı yerden gidecek olursak- Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda ne oldu? Bugün Adalet Bakanına bağlı olan Teftiş Kurulu, yeni düzenlemeyle Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna bağlı hâle getiriliyor. Yeni düzenleme hayata geçtiğinde, Adalet Bakanının Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulundaki daire toplantılarına katılması ve oy kullanması hakkı ortadan kaldırılıyor. Yeni düzenleme hayata geçtiğinde, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu toplantıları, bugün, Adalet Bakanı Müsteşarı katılamadığı için bazı durumlarda toplanamayan ve bundan dolayı eleştirilen Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu toplantıları, Adalet Bakanı Müsteşarının katılmasına gerek olmayan yeni bir nitelik, yeni bir hüviyet kazanıyor.

Ben, Adalet Bakanımız Sayın Sadullah Ergin’e doğrusu teşekkür etmek istiyorum. Görevinin başındaki hiçbir Adalet Bakanı, HSYK üzerindeki yetkilerinin bu kadar tırpanlanmasına zemin hazırlayan bir Anayasa değişikliğine muhtemelen destek vermezdi. Sayın Bakanı bundan dolayı kutlamak lazım. Adalet Bakanının Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulundaki temsili -değerli arkadaşlarım, bu maddeleri lütfen okuyun- sembolik boyuta indirgeniyor, yeni teklifle beraber, tamamen sembolik boyut. Ha, buna destek verirsiniz, üç beş sene sonraki yeni bir anayasa paketinde Adalet Bakanının HSYK’daki varlığı tamamen değiştirilebilir, ama bugün yapılan bu düzenleme, mevcut düzenlemeden kesinlikle çok daha demokratik bir düzenlemedir.

Bakın, değerli arkadaşlarım, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru imkânı getiriliyor. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararlarına karşı yargıya gitme imkânı getiriliyor. Memurlar hakkındaki kınama kararlarına karşı yargı yoluna gitme imkânı getiriliyor. Yüksek Askerî Şûra kararlarına karşı yargı yoluna gitme imkânı getiriliyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinde ihdas edilecek olan kamu denetçiliği müessesesine bireysel başvuru imkânı getiriliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

89 konuşma daha · 19 Nisan 2010

89 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook