Bilgi edinme hakkı kanununda değişiklik yap.dair kan.tas.(ss.914)
Malatya Milletvekili ·
Genel Kurul, 17. Birleşim · 4. yasama yılı · 10 Kasım 2005 · 1.007 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Süleyman Sarıbaş, 10 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BİLGİ EDİNME HAKKI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAP.DAİR KAN.TAS.(SS.914)); konuşma 1.007 kelime.
Süleyman Sarıbaş (Malatya). “Bilgi edinme hakkı kanununda değişiklik yap.dair kan.tas.(ss.914)”. TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim tutanağı, 10 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-saribas-22-2005-11-10-bilgi-edinme-hakki-kanununda-degisiklik-yap-dair-kan-tas-ss-914 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; biraz da havayı yumuşatmak bakımından, görüşülmekte olan 914 sıra sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısını Anavatan Partisi Grubu olarak desteklediğimizi beyan etmek istiyorum. Zira, hakikaten, kamudan vatandaşların bilgi alma hakkı, demokrasilerde olmazsa olmaz, kamu yönetiminin şeffaflığı ve denetlenebilirliği açısından önemli bir hadise. Bu konuda, hakikaten, Sayın Adalet Bakanıma, bu yasanın tümünü bir an önce geçirdiği için, kanunlaştırdığı için, Türk siyaset hayatına ve Türk idarî yönetimine kazandırdığı için teşekkür ediyorum.
Biraz önce Sayın Kart'ın söylediği gibi, evet, uygulamada sıkıntılar vardır, bir yasanın, hele hele bilgi edinmek gibi temel bir yasanın oturması bir yılda, iki yılda olmayabilir, eksiklikler vardır; ancak, gelen bu düzenleme, -yani 13 ve 14 üncü maddede yapılan düzenlemeyle- sınırın genişletildiği, yani 16 ve 17 nci maddedeki istisnaları kaldırdığı, her türlü bilgi edinme istisnalarına karşı da kurula itiraz hakkını getirdiği için, ileri bir düzenlemedir. Biz, grup olarak, bu düzenlemeyi destekliyoruz, desteklediğimizi de ifade ediyorum.
Somut bir olayı da, Sayın Kart'ın söylediği gibi, ben vermek istiyorum. Bir milletvekili arkadaşımız, bir bakanlığa… Biliyorsunuz, TV 5 Televizyonunda, Türkiye'nin tanıtımıyla ilgili ve Türkiye haritasında, ülkemizin vatan topraklarının bir parçasını sanki başka bir bölgeymiş gibi gösteren bir yayına Türkiye'yi Tanıtma Fonundan katkı sağlandığı ortaya çıktı ve Sayın Bakan "bu oldu; ama, programın çok da tatmin eden yönü vardı, ben memnunum" dedi, beyan etti. Bunun üzerine, bir milletvekili arkadaşımız, Bilgi Edinme Yasasından faydalanarak, ne kadar katkı sağlandığını, bu katkı sağlanmanın kriterlerinin neler olduğunu, bu fona, yani bu yayını yapacak kuruluşa başka sponsorların da, yani Türkiye aleyhine yurt dışında çalışan başka sponsorların da bu haritaların yayınlanması karşılığı yardım edip etmediğinin önceden araştırılıp araştırılmadığı yolunda soru sormuş. Sayın Bakan diyor ki: "Siz milletvekilisiniz, milletvekillerinin, İçtüzükte belirlenen, hükümetin icraatlarını denetleme yetkisi vardır, bu bakımdan size cevap vermiyorum." Halbuki, Bilgi Edinme Yasamızda, her Türk vatandaşı, kamu kurumlarına, kamu idaresine, mahallî idarelere soru sorma ve olmuş, mutat olaylar hakkında bilgi edinme hakkına sahip. Milletvekilleri Türk vatandaşı değil mi?! Milletvekili de bir Türk vatandaşı, milletvekilliğinden önce, bir Türk vatandaşı ve bu vatandaşlık hakkından doğan soruya cevap istiyor. Şimdi, Sayın Bakan, tabiî, bu soruya cevap veremediği için, dönüyor, İçtüzük hükümlerini öne sürerek "sen milletvekilisin, İçtüzük hükümleri dahilinde zaten hükümetin icraatlarını denetleme yetkin var; ben, sana Bilgi Edinme Yasası kapsamında cevap vermiyorum" diyor. Evet, İçtüzük hükmü var hükümetin icraatlarını denetlemekle ilgili; ama, bilgi edinme diye de bir yasa var. Milletvekilinin isterse, İçtüzüğün, o uzun süren, gündeme ne zaman geleceği, ne zaman cevaplandırılacağı belli olmayan soru yönteminin dışında; kanunun kendisine Türk vatandaşı olarak tanıdığı ve daha kısa sürede aydınlanma bakımından, aydınlanıp seçmenlerini aydınlatma bakımından bilgi alacağı yöntemi kullanmasından daha doğal bir şey olabilir mi?! Sayın Bakanıma rica ediyorum; yani, milletvekillerinin, sözlü sorularla, Meclis içtüzüğünde hakkı var diye, Türk vatandaşı olarak soru sormasını engelleyecek bir hüküm Bilgi Edinme Yasasında ben görmedim. O halde, bu Sayın Bakanı lütfen uyarmanızı ve artık, milletvekillerinin sorularına daha bir hassasiyetle… Çünkü, onların sorduğu sorular, şahsî sorularından öte, toplum adına, kamu adına, kamuyu aydınlatma adına özel de bir görevle ilişkin olduğundan, mutlaka en kısa sürede ve hassasiyetle cevaplandırılması gerektiğinin artık anlaşılması gerektiği kanaatindeyiz.
Bir de, TMSF Başkanımız var, ikide bir çıkıyor, milletvekilleri bana soru soramaz… Kimsin sen; bir kurumun başkanısın, özerk bir kurumun başkanısın. Peki, özerk kurumun başkanlarına soru sorulamaz diye yasada bir hüküm var mı; hayır, yok. İşte, satmışsınız Yarımca Limanını, Dubai Şeyhine satılmış. Erdemir 82 000 000 dolara almış, bundan bir sene evvel "buranın stratejik önemi var, benim acil ihtiyacım var" diye. Daha önce bir başkasına 30 000 000 dolara satılan, parası tahsil edilme aşamasında olan bir yeri 82 500 000 dolara almış, özelleştirmesi yapıldıktan sonra, Erdemirdeki kamu hissesinin özelleştirmesi yapıldıktan sonra ve Özelleştirme İdaresinin de "büyük alım-satım yapmayın, benden izin almadan böyle bir işe girişmeyin" diye özel yazısı olduğu halde, Yarımca Limanı 105 000 000 dolara Dubaiporta satılmış. Peki, Özelleştirme İdaresi "satmayın, ben Erdemir"i özelleştirdim. Erdemir'i özelleştirdiğime göre büyük alım-satım yapmayın; zarurî ihtiyaçlarınız kadar alım-satım yapın" diyor. Bir yıl evvel "stratejik önemi var, stratejik değeri var" diye 105 000 000 dolara, Hazine'den, Özelleştirme İdaresinden, Erdemir'in aldığı bu liman, özel hukuk ilişkileri içerisinde Dubaiporta nasıl verildi?! Hem de özelleştirdikten sonra, yani, Erdemirin hisselerini OYAK aldıktan sonra…
Bir kere, bu, sözleşmeye aykırı, yani, adama, özelleştirmişsiniz, yüzde 47'sini, ihaleyle 2,7 milyar küsur dolara satmışsınız, adam parasını tedarik ediyor, adama malı devretmeden Yarımca Limanını satıyorsunuz. Kime; Dubai Şeyhine. Niye; çünkü, Galataport'u verdiniz, Galataport'ta artık ticarî gemiler olmayacak. Nereye geçecek; Haydarpaşa Limanına. Haydarpaşa Limanında gökdelenler yapmak için bir şirket çalışıyor, özel bir proje hazırlıyor, bütün ticarî gemilerin Yarımca Limanına geleceği biliniyor, o halde şimdiden burayı kapatmak lazım. Ne diyorsunuz; "sermayenin ırkı olmaz, her sermaye getirenin gider elini öperim." Türk geleneğinde başbakanların el öpmesi diye bir şey yok, böyle diye bir şey yok, böyle bir şey yok. (Anavatan Partisi ve CHP sıralarından alkışlar) Bugün Atatürk'ün ölüm yıldönümü ve Atatürk hiç kimsenin elini öpmedi. Böyle bir gelenek yok.
Para nerede? Para nerede, hangi bankaya geldi bu paralar? Adam gelmiş, bir projeyle, İstanbul'un en güzel arazisini alıyor, oraya bir inşaat yapacak, daha inşaat aşamasında satacak, parayı alıp gidecek, bırakın para getirmeyi. Nerede bu yatırım? Nerede bu dış kredi, yabancı sermaye? Yabancıyı görüyoruz da, şu sermayeyi bir türlü görmedik bu ülkede. İşte, bunu sormuş milletvekili arkadaşlarımız; demiş ki: "Niye verdiniz stratejikse bu liman?" Stratejik diye almışsınız, "ben bunu kullanacağım, stratejik önemi var, vazgeçemem" demişsiniz Erdemir olarak, yönetim kurulu olarak; 82,5 milyon dolara bir sene evvel almışsınız. Bir senede ne değişti arkadaşlar? Ne değişti de, Dubai mahdumuna verildi bu yer?! Yabancı sermaye için mi verildi?
Peki, o zaman, burada söz verin; deyin ki, iki sene sonra ticarî gemiler o limana demirlemeyecek. Demirleyecek; çünkü, Galataport gitti, Haydarpaşa Limanına bir başkası proje yapıyor -onun da kim olduğunu biliyoruz, yakında çıkacak; pazarlıklar devam ediyor- ondan sonra bütün ticarî gemiler Yarımca Limanına… Adam, 105 000 000 dolara aldığı yeri, iki sene sonra ticarî limana döndüğü takdirde 500 000 000 dolara, 600 000 000 dolara satıp gidecek. Kim bu; yabancı sermayeyi getirecek... Ülkenin kanını emmeye geliyorlar, bunun farkında değilsiniz. Bunu bilgi olarak sormak en tabiî hakkımız ve bugün de sorduk. İnşallah, tatmin edici cevap alırız.
Hepinize saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi ve CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
18 konuşma daha · 10 Kasım 2005