İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 25. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türk uluslararası gemi sicili kan.değ.yap. hk.kan.tas.(ss.676 )

Tacidar Seyhan

Adana Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 25. Birleşim · 3. yasama yılı · 2 Aralık 2004 · 1.159 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Tacidar Seyhan (CHP), 2 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK ULUSLARARASI GEMİ SİCİLİ KAN.DEĞ.YAP. HK.KAN.TAS.(SS.676 )); konuşma 1.159 kelime.

Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “Türk uluslararası gemi sicili kan.değ.yap. hk.kan.tas.(ss.676 )”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 2 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2004-12-02-turk-uluslararasi-gemi-sicili-kan-deg-yap-hk-kan-tas-ss-676 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA TACİDAR SEYHAN (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Komisyonumuzun çok değerli Başkanı kanun tasarısı üzerinde bilgiler verdiler. Ben bir tekrara girmek istemiyorum; ancak, eksik kalan yanlarını ve önerilerimizi sıralayarak, hep birlikte Türkiye'nin ihtiyacı olan bir kanunu da çıkarmak arzusundayız.

İlgili kanun tasarısına şöyle bir göz attığımızda, görüyoruz ki, yapılmak istenen şudur: Deniz ticaret filomuzu geliştirmek. Bu tasarının anateması budur.

İkinci anatema, yabancı bayrak adı altında ticaret yapan gemilerin, kendi, millî bayrağımız altına alınması ve buradan yaşamlarını, ticarî faaliyetlerini sürdürmesi. Bu, millî denizcilik politikasının bir gereğidir zaten. Bugüne kadar niye yapılmadı, o da belli değil. Çelişki nereden kaynaklandı; çelişki, bugüne kadar yapılan işlemler sürekli 12 000 dwt'un üzerindeki gemiler için yapılıyordu; teşvik de ona geldi, satın almada yapılacak işlemlerde de onlara kolaylık sağlandı; ama, Türkiye'nin farklı bir ihtiyacı görüldü.

Düşünebiliyor musunuz, üç tarafımız denizlerle çevrili, komşu ülkelerle ihracat, ithalat yapıyoruz ve bunun yaklaşık yüzde 90'ını da denizyollarıyla yapıyoruz; fakat, ticaret filomuzu geliştiremiyoruz. Bunu iki anlamda geliştirmek lazım; bir, gerçekten, ticarî gemilere ağırlık vermek; iki, yolcu gemileriyle taşımacılığı artırmak. Bu ikisinde de Türkiye çok geride. En önemlisi, teknoloji gelişti artık; 3 000, 5 000, 6 000, dwt'luk gemiler çok hızlı hareket kabiliyetine sahip. Bu nedenle, biz, bu gemileri, hem kendi millî denizcilik politikamızın gereği olarak, kendi bayrağımıza kavuşturmak istedik hem de teşvik etmek istedik. Kanun, 12 000 dwt'luk üzerinden yapıldığı için, 3 000, 4 000, 5 000, 6 000 dwt'luk gemiler, satın alındığında veya işlem sırasında harç ödendiğinde birçok adaletsizlikle karşılaşıyordu ve gemi sahipleri de, gemiyi kendi sicilimize kaydettirmek yerine, dışarıda bir sicile kaydettiriyordu; çünkü, rekabet edemiyordu, kârlılığı kaybolmuştu. Kısaca, bu kanunun özeti budur. Terk etse dahi, gemiyi satsa dahi, burada harç ödemeye mahkûm ediyorduk insanları; böyle bir engel de vardı.

Bunun dışında, adam geliyor, ilk kayıt harcını veriyor, finansal kiralamayla gemi alıyor, sözleşmede de yazılıyor "borcu ödendikten sonra bu gemi kiralayana satılacaktır, devredilecektir" deniliyor; sözleşmede bu yazmasına rağmen, adamdan, biz, ikinci kez, mükerrer olarak, ilk kayıt harcını bir daha alıyorduk. Kısacası, bu tasarıyla bunları düzenliyoruz, denizcilik filosuna bir hareket kabiliyeti kazandırıyoruz.

Şimdi, geliyoruz, bu yeterli mi; elbette yeterli değil. Az önce söylediğim gibi, biz, deniz coğrafyası açısından çok zengin bir ülkeyiz ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak da, hem ülke içinde hem yurt dışında deniz ticaretinin geliştirilmesi için elimizden geldiği kadar iktidarın politikalarına yardımcı olmak, yön vermek, destek olmak istiyoruz. Çözülmesi gereken birçok konu var. Bu konular, nedense, ağır ağır işliyor değerli arkadaşlarım.

Bakın, şimdi bir göz atalım, ne var. Öncelikle limanlarımız... Ulaştırma Bakanımız yok; ama, Sayın Sanayi Bakanımız ve Ulaştırma Bakanlığı adına Sayın Müsteşar burada; onlar da bu konuda notlarını alacaktır.

Değerli arkadaşlar, Devlet Demir Yolları 7 tane liman işletiyor; İskenderun, İzmir, Mersin, Derince, Samsun, Bandırma ve Haydarpaşa. Şimdi, bu limanlarda konteyner ve konteyneriçi, dışı yükleme yapılıyor. Bu yüklemelerde bizim tarifelerimiz çok yüksek. Türkiye'nin, aslında, bu limanlarının bir aktarma limanı olması lazım. Böyle limanlarımız var; hem derinlikten dolayı gelişmiş gemiler limanlarımıza yanaşamıyor hem de buradaki rekabet şansını yüksek maliyetten dolayı kaybettiğimiz için bizim limanlarımız bir aktarma limanı olamıyor. Hemen yakınımızda olan Yunanistan'ın Tire Limanına büyük gemiler yaklaşıyor, oradan aktarmayı küçük gemilere yapıyorlar, sonra bizim limanlarımıza getiriyorlar. Böyle bir şey olur mu?! İşte, size kaynak kaybı. Eğer, biz bunların önünü almazsak, tabiî ki, söz versek dahi, dolara endeksli desek dahi, doğalgaz fiyatına kışın ortasında yüzde 5 zam yapmak zorunda kalırız. Diğer yerden kaynak gelmezse nereden bulacak? Devlet açığı kapatacak; kolayı bu, buraya geliyoruz. Konuyla alakasız; ama, ben, kaynak bulmamız gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Bizim, 7 büyük limanımızı, mutlak ve mutlak aktarma limanı haline getirmemiz lazım. Singapur'da, Hamburg'da böyle büyük limanlar var. Altyapı eksikliğimiz var; limanlardaki makine ekipmanlarımız çok eski, onbeş yıllık ve bunlarla, biz, Suriye'yle bile rekabet edemiyoruz değerli arkadaşlar. Yani, şimdi, üç tarafımız denizlerle çevrili, komşularımızla ticaret yapacağız diyoruz ama, bunları görmezden gelemeyiz.

Bunun dışında, değerli arkadaşlar, limanlarımızın altyapısı yetersiz; burada anlaştık. Zaten, kabul ediliyor; makine parkının derinliğinin yetersiz olduğunu biliyoruz; ama, en büyük sorunlardan biri de, yetki kargaşası arkadaşlar. Limana gidip araştırma yapmanıza gerek yok; Allah rızası için bir telefon çevirin, bir yetkiliyle konuşun, problemi görürsünüz. Ulaştırma Bakanlığı, giriş-çıkışları kontrol ediyor, saydığımız 7 limanda, Devlet Demiryolları, yükleme boşaltma işini yapıyor, Sağlık Bakanlığı, hem gıdaları denetliyor hem sağlıkla ilgili kontrolleri yapıyor, teşvikleri, teknelere geçişlerde yardımları veriyor, Gümrük Müsteşarlığı, gümrük işlerini yapıyor ve kimin neyi yaptığı belli değil. İhracat yapacağınız malzemeler orada birikiyor, bürokrasi almış başını gitmiş. Haa, bir de, polisi var oranın ve o da İçişleri Bakanlığına bağlı. Şimdi, diğerlerini saymak istemiyorum; ama, 5 tane yetkili makam var. Böyle bir limanda, etkin, hızlı, verimli görev yapmak mümkün mü? Hemen bunun çözümlenmesi lazım.

Bakın, geçen gün, denizcilikle ilgili konu görüşülürken, orada da bir konuya temas etmiştim; o da, şununla alakalıydı: Boğazlardan geçiş yapan gemilere trafik hizmetlerini Kıyı Emniyeti veriyordu, kılavuz kaptanlık hizmetlerini bir taraf verirken, sağlık hizmetlerini bir başka taraf veriyordu; burada da dikkat çektik, bu yetki kargaşasını kaldırın, tek çatı altında toplayın dedik; ama, taraf olmamıza rağmen, o konuşmamızın üzerinden altı ay geçti, hemen bir şey yapmak lazım, biz hazırız... Yasal düzenlemeler konusunda çalışmalar yapılmış, eğer bunlar getirilirse, Türkiye'de bir felaketin önüne geçeriz.

Değerli arkadaşlar, Türk gemileri konusunda Bakanlığımız bir tedbir almıştı, aldığı tedbirlere bir şey demiyorum. Deniz ticaretinde, petroldeki KDV oranını düşürdü, onun bir miktar faydası oldu. Römorkör hizmetlerinde, Türk Bayraklı gemilere bir indirim de var, bu da bir teşviktir; ama, bu kadarı da yetmez. Eğer, dışticaretimizin yüzde 90'ını denizcilik yoluyla yapıyorsak, bizim, dünyanın en etkin deniz filosuna sahip olan ülke olmamız lazım, ana hedefimizin bu olması lazım.

Değerli arkadaşlar, demiryollarına değinmişken, bir de, limanlara geliyor. Bakın, karayollarımız tıkandı artık, yüklemeyi ne kadar demiryoluyla yaparsak, taşımayı ne kadar demiryoluyla yaparsak, limana ne kadar demiryolu bağlantısı yaparsak, bu ülkenin karayolları o kadar hafifler ve ülkede milli gelir payı da bir o kadar yükselir. Neden biliyor musunuz; biz, oraya, kamyona ayda harcadığımız parayı uçuruyoruz; çünkü, o petrole harcanan para hep dışarıya gidiyor; ama, demiryollarında bu ağı artırıp... Yurtiçi taşımacılığı şu anda limanlardan yüzde 10, Türkiye'de olması gereken rakam yüzde 60'ın altına katiyen düşmemeli, hem trafiği rahatlatırız hem büyük bir gelir elde ederiz değerli arkadaşlarım.

Ayrıca, kayıtlara geçmesi açısından, Gaziantep'te konteyner terminalimiz var, burasıyla ilgili de çok ciddî çalışmaların yapılması, etkin hale getirilmesi lazım. Çok verimli olabilecek bir terminal, şu anda çok düşük kapasiteyle çok verimsiz bir halde çalışıyor. Bakanlığı da bu konuda dikkatlerini çekerek uyarmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, hep beraber yapmak istediğimiz şudur: Biz, yolcu taşımasında da etkin bir rol almak istiyoruz. Bu yetki kargaşası kalkarsa, yolcu taşımacılığında da düşük tonaja düşersek, ülkedeki şehirlerarası taşımacılıkta dahi denizden son derece verimli olarak yararlanırız. Bu işlerin tamamını biz devlet politikası haline getirmek zorundayız. Bizim ihtiyacımız olan, millî, ulusal denizcilik politikasıdır. Bunu yaptığınız sürece, her kanunun her yönetmeliğin arkasında biz varız, dururuz. Önemli olan, ulusal bütünlük çerçevesinde maksimum faydaya ulaşmaktır. Cumhuriyet Halk Partisinin temel ilkesi budur; nerede olduğuna bakmaksızın, sosyal, siyasal, ulusal sorumluluğunu yerine getirir; işte, 1923'ten beri, Cumhuriyet Halk Partisi, sorumluluğunun gereği olarak, bugün de o gün yaptığını yapıyor, ulus için faydalı olan tüm yasalarda elinden gelen gayretle iktidara yardımcı olmaya çalışıyor.

Bu kanunun ülkemize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyor, emeği geçen bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Saygılarımla. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

20 konuşma daha · 2 Aralık 2004

20 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook