İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 46. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Bm sinai kalkınma örgütü ve tc hükümeti aras. güvence fonu anlaş.onay.(ss.350)

Taner Yıldız

Kayseri Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 46. Birleşim · 2. yasama yılı · 22 Ocak 2004 · 957 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Taner Yıldız (AK Parti), 22 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BM SİNAİ KALKINMA ÖRGÜTÜ VE TC HÜKÜMETİ ARAS. GÜVENCE FONU ANLAŞ.ONAY.(SS.350)); konuşma 957 kelime.

Taner Yıldız (AK Parti, Kayseri). “Bm sinai kalkınma örgütü ve tc hükümeti aras. güvence fonu anlaş.onay.(ss.350)”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 22 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/taner-yildiz-22-2004-01-22-bm-sinai-kalkinma-orgutu-ve-tc-hukumeti-aras-guvence-fonu-anlas-onay (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA TANER YILDIZ (Kayseri)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ülkemizin enerji misyonuna önemli bir katkı sağlayacak olan Uluslararası Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezinin kurulmasına ilişkin anlaşma hakkında bilgi sunmak üzere, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığımızın uzun süreden beri üzerinde çalıştığı ve dünyanın ilk Uluslararası Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezinin İstanbul'da kurulmasına ilişkin çok önemli bir anlaşma, 21 Ekim 2003 tarihinde, hükümetimiz adına Sayın Bakanımız ile Birleşmiş Milletler Sınaî Kalkınma Örgütü (UNIDO) arasında, Avusturya'da imzalanmıştır.

(x) 350 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Merkez, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında, hidrojen enerjisi teknolojilerinin araştırılması ve geliştirilmesinde bir köprü vazifesi üstlenecektir. Bu bağlamda, ülkemiz ve Birleşmiş Milletler arasında imzalanmış bu anlaşma, ülkemizi, 171 ülke içerisinde, hidrojen enerjisi teknolojilerinde lider bir konuma getirecektir. 2004 yılında, içerisinde bulunduğumuz yılda faaliyete geçecek olan bu merkez, İstanbul'a, geleceğin teknolojilerini taşımada da önemli bir görev üstlendirecektir.

Yeni bir teknolojinin öncülüğünü yapmanın önemi tartışılmaz. Bu, özellikle, sıradan ikili anlaşmaların çok dışında bir anlaşmadır ve Türkiye'yi ileri götürebilecek, enerji sektöründe ileriye taşıyabilecek çok ciddî bir konu üzerinde bulunuyoruz.

Bu tür bir merkezin ev sahipliğini yapmanın ve bunun İstanbul'da olmasının, ülkemize uluslararası alanda kazandıracağı çok yüksek seviyede konular vardır. Ben, kısaca bunlardan bahsetmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bilindiği üzere, dünya ekonomisi hızlı bir entegrasyon içerisindedir. Bu sürece Türkiye'nin ayak uydurabilmesinin tek yolu da, enerji problemini çözmekten geçiyor. Enerji probleminin çözümü ise, özellikle, ithal girdilerin aza indiği ve Türkiye'nin yenilenebilir kendi kaynaklarından, temiz enerji kaynaklarından faydalanması üzerinedir. O yüzden, bu bilgi toplumunu oluşturmada ve kültürel birikimi sağlamada, bu hidrojen enerjisi üzerinde durmamız gerekiyor.

Özellikle, ekonomide yaşanan, ülkenin yaşadığı son krizler ve deprem, sektörü, talep konusunda çok ciddî bir sıkıntıya sokmuştu. Bu talep düşüklüğünü, ancak arz fazlalığıyla telafi edebiliriz. Şu anda, enerjimiz yeterince vardır; ancak, bu enerjiyi ileriye dönük taşıyabilmenin tek yolu da, hidrojen enerjisiyle olacaktır.

Bugün itibariyle, ülkemiz, tükettiği her 3 birim enerjinin 2 birimini ithal etmektedir. Bu dışa bağımlılık, 2020 yılına doğru daha da artacaktır; özellikle, yerli kaynaklardan sağlanabilir enerji miktarı, toplam enerji miktarının yüzde 22'sini aşmayacaktır. O yüzden, bu konunun önemi, daha fazla açığa çıkmaktadır.

Özellikle, gerek emniyet açısından gerekse maliyetler açısından sürdürülebilir olmayan bu dışa bağımlılık trendinin değiştirilmesini teminen, yerli kaynaklarımıza yönelik arama, araştırma ve geliştirme faaliyetlerine öncelik verilmesi, yeni teknolojiler üzerinde faaliyet gösterilmesi ve bu konuda, vakit kaybetmeden, hızla ilerlenmesi gerekmektedir.

Biz, burada, bir anlamda, geleceğin enerjisini konuşuyoruz. Hidrojenin enerji kaynağı olduğunun anlaşılması bundan ikiyüz yıl kadar önce olsa da, bunun biriktirilebilmesi ve stok yapılabilmesi yenidir ve 21 inci Yüzyıla damgasını vurabilecek bir gelişmedir. Özellikle, elimizde bulunan enerji kaynakları, petrol ve gaz rezervlerinin ömrünün gittikçe azalması, bunların kırk elli yıllık bir ömrünün bulunması ve kömür kaynaklarının -ikiyüz, üçyüz yıllık olsa bile- bitebilecek olması, bizi bu enerji kaynağına daha fazla itmektedir. Petrol, kömür ve doğalgaz gibi konvansiyonel enerji türlerinin yerine geçecek yeni enerji türünün hem kolayca elde edilebilmesi hem de çevre dostu olması, en belirgin kazançlarından bir tanesidir; bunun da yegâne kaynağı, hidrojendir.

En büyük hidrojen kaynağı sudur. Hidrojen, ayrıca, doğalgaz, kömür gibi fosil yakıtlarından da üretilebilmektedir. Türkiye'de yapılması düşünülen bu teknolojinin önemi, know-how hizmetleriyle beraber kazanılmasının yanında, öncelikle bizim kullanmadığımız zamanlarda ürettiğimiz enerji miktarının suya verilmesiyle ortaya çıkacak enerjinin depolanabilir ve istediğimiz zaman da kullanılabilir olmasından kaynaklanmaktadır. Bunu, insan, hayatında da, teknolojik ürünlere rahatlıkla yansıtabilmektedir. Özellikle mevsim değişikliğinden ve saat farklılığından kaynaklanabilen kullanım farklılıklarını giderebilmenin tek yolu, depolanabilir hidrojen kaynaklarıdır. Özellikle, Sayın Bakanımızın ve ekibinin, Ulusal Bor ve Ürünleri Araştırma Enstitüsüyle beraber bu çalışmalarını sürdürebilmesi çok daha anlamlıdır.

Hidrojenden elektrik, yakıt pilleri sayesinde, özellikle akü bataryasına benzer bir sistemle yapılacaktır; çalışma prensibi de içten yanmalı motorlara benzemektedir. Kısaca, sistem, elektrolizin tersine çevrilmesi şeklinde izah edilebilir. Bu teknolojinin geliştirilmesiyle, dizüstü bilgisayarların kullanımından tutun, cep telefonlarına ve dijital kameralara varıncaya kadar, her türlü konuda, kültür birikimiyle beraber, bu, ileriye taşınabilecektir ve kolaylık sağlayacaktır.

Özellikle Avrupa Birliği ülkelerinin, Amerika'nın ve Japonya'nın bu konuda ayırdığı fonlar ibret vericidir. Bu konuda, Avrupa Birliği ilk beş yıl için 5 milyar Euro'luk bir rakam, Amerika Birleşik Devletleri 1 700 000 000 dolar, Japonya ise, 2020 yılına kadar 4 milyar dolarlık bir rakam bu işe ayırmıştır.

Hidrojen araştırmalarıyla ilgili dünyanın önde gelen bilim adamlarından birisi de, Miami University'de Temiz Enerji Enstitüsü Başkanı Olan Prof. Dr. Nejat Veziroğlu'dur. Nejat Veziroğlu'nun, merkezin Türkiye'de kurulmasıyla ilgili uluslararası arenada gösterdiği çaba takdire değerdir. Dünyaca ünlü bilim adamımızın katkılarının devamının, ülkemizin hidrojen enerji teknolojileri alanında da gelişmesinde önemli yarar sağlayacağı muhakkaktır ve bu işin başında bulunacaktır.

Özellikle hidrojen enerjisi alanında faaliyet gösterecek olan merkez, Türkiye'nin, çevreye ve özellikle temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarına, geliştirme ve iklim değiştirme konularına verdiği önemi göstermektedir. Dünya gittikçe ısınmaktadır. En son yapılan araştırmalarda dünyanın ısısı 4,5 ilâ 5 derece artmıştır. Bunun temel sebebi ise kirli enerji kaynaklarından kaynaklanmaktadır. O yüzden, bütün ülkelerin, gelişmiş ülkelerin ve gelişmekte olan ülkelerin hidrojen enerjisi üzerine sarf ettiği çabalar, özellikle Kyoto anlaşmalarından sonra bu alana kaymıştır.

Tabiî, bu işin merkezinin Türkiye'de kurulması ve bütün Birleşmiş Milletler ülkeleriyle beraber bu koordinasyonun sağlanmasının, know-how ve diğer hizmetler açısından da, ucuza mal edilebilmesi açısından da çok fazla önemi vardır ve bununla alakalı 40 000 000 dolarlık ilk beş yıl içerisinde hibe söz konusudur. 1992 yılından bu yana, gelmiş bütün hükümetlerin üzerinde durduğu bir konudur; ancak, diğer gelişmiş işlerde olduğu gibi, başarılı olduğumuz işlerde olduğu gibi enerji sektöründe de bu hükümetimiz zamanında tamamlanmıştır. Çok ciddî, inşallah, önümüzdeki yıllarda çocuklarımızın da görebileceği bu kültür birikiminin bu Meclisin kararıyla alınmış olmasının bizler açısından da çok fazla önemi vardır. Özellikle, merkezin ileri aşamalarda diğer enerji konularına da yoğunlaşarak Uluslararası Atom Enerji Kurumuyla beraber daha etkin, hatta daha da etkin çalışması söz konusudur.

Sözlerime son verirken, bu anlaşmanın Yüce Meclis tarafından en kısa sürede onaylanmasının ve yürürlüğe girmesinin daha müreffeh bir Türkiye için vazgeçilmez bir unsur olduğunu ve enerji sektörümüzün ilerisiyle, geleceğiyle alakalı ciddî bir karar oluşturduğunu bildiriyor, hepinizi saygıyla selamlıyor, teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

24 konuşma daha · 22 Ocak 2004

24 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook