Maden kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.503)
Kayseri Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 114. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Haziran 2010 · 1.344 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Taner Yıldız (AK Parti), 9 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MADEN KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.503)); konuşma 1.344 kelime.
Taner Yıldız (AK Parti, Kayseri). “Maden kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.503)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 9 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/taner-yildiz-23-2010-06-09-maden-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-503 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de hepinizi saygıyla, hürmetle selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.
Öncelikle bu Maden Kanunu’nun, gerek Anayasa Mahkemesi gerekse Danıştay gerekçeli değişimiyle alakalı süreçte ve diğer maddeleriyle alakalı değişiminin sürecinde katkı koyan bütün gruplara, bütün arkadaşlara teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum.
Tabii, birçok soru var, bu soruların cevabını teker teker vermeye hazır olduğumuzu belirtiyorum.
Bu arada bir bilgi vereyim: Son bir yıl içerisinde yazılı soru önergesiyle 289, sözlü soru önergesiyle 17, Dilekçe Komisyonu kanalıyla 10, Plan ve Bütçe’deki soru sayısıyla 122 ve 2010 yılı Genel Kuruldaki soru sayısı 48 ve yine Nabucco Kanunu ile alakalı 31 olmak üzere toplam 517 tane soru Enerji Bakanlığımız tarafından cevaplandırılmıştır. Buradaki soruların da süremiz yetişmemesi hâlinde aynı hassasiyetle cevaplandırılacağından emin olmanızı isterim.
KAMER GENÇ (Tunceli)O soruların yüzde 90’ı cevaplandırılmadı.
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri)Birçok konu var. Bu konuların aslında geneliyle alakalı şöyle bir girişte bulunayım: “Bu kanun değişikliği son beş yılda yapılmış da niçin şimdi ihtiyaç hissediliyor?” dedik. Öncelikle, Anayasa Mahkemesinin ilgili maddelerini iptali, izin yönetmelikleriyle alakalı iptal etmesi, bir süre uzatımı vermesi ama bu süre uzatımı sırasında Danıştayın da bunu beklemeksizin tekrar düzenlenmesini istemesi derken ve bizim yine Bakanlar Kurulu kararıyla yaptığımız düzenlemenin de tekrar iptali resmî bir, tarih açısından da bu kanunun düzenlenme zorunluluğunu doğurmuştur. İlgili Komisyonda bunları görüşürken, arkadaşlarımıza bunun iki yolu olabileceğini söyledik. Birincisi: Yalnızca izin yönetmeliklerini ilgilendiren ve 93 maddelik yönetmeliğin uygulanamaz hâle gelmesiyle alakalı düzenlemeleri yapabiliriz, Maden Kanunu’yla alakalı diğer düzenlemeleri daha sonra yapabiliriz. Bu arada, üç dört soruyu birleştirerek cevaplıyorum. Maden konusundaki araştırma komisyonunun da vereceği rapor beklenebilir. Bu birinci yol.
İkinci yol ise -ki tutanaklarda mevcuttur- bu düzenlemeyi yapmışken diğer detayları da düzenleyelim. Şimdi, bu bir tercihtir, Komisyonun tercihidir. Hemen hemen bütün gruplardan bu konuda görüş belirten arkadaşlarımız olmuştur. Bir tutarsızlıktır, bir ciddiyetsizliktir diye lanse edilen konunun aslı, aslında, bunun altında saklıdır. O da şudur: Yalnızca 93 maddelik çok geniş bir izin yönetmeliğini ilgilendiren konu Bakanlar Kurulu tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilmiştir. Yalnızca onunla sınırlıdır o düzenleme ama daha sonra kanun teklifleri ve yeniden yapılan tekliflerle beraber, hem CHP’den ilgili arkadaşlarımızın hem de AK PARTİ Grubundan arkadaşlarımızın verdiği kanun teklifleriyle beraber ilgili Komisyonda görüşülmeye başlanmıştır. Bu tercihi, her iki tercihi de ben saygıyla karşılıyorum, karşıladığımı belirtmiştim çünkü, biz, Hükûmet olarak, bununla alakalı düzenlemeleri buraya gönderdik. Komisyon “Ben yalnızca bu, Hükûmetin gönderdiği düzenlemeleri şu anda gündeme alıyorum, diğerlerini gündeme almıyorum.” dese, o şekliyle zaten düzenlenecek. O açıdan, arkadaşlar, bu bir tutarsızlık değil. Önemli olan…
Bakın, birçok yerde itilip kakılan bir pozisyona gelmiştir bazı yerlerdeki madencilikle alakalı faaliyetler. Sanki bu, Türkiye'nin bir değeri değildir gibi; görüyorum. Biz, bununla alakalı çalışmaları yaparken hem Çevre Bakanlığımızla beraber koordinasyon içerisinde, çevre değerlerine saygılı hem de insani değerlere saygılı ama aynı zamanda -biraz sonra performans değerlerini vereceğim- madencilikle alakalı gelmemiz gereken noktayı yakalamamızla alakalı bir husustur. Hem ithalatı önlememiz lazım hem yerli üretimi artırmamız lazım hem de bunları güvenilir bir şekilde yapmamız lazım. Bütün bunlar -AK PARTİ Grubu adına konuşan Sayın Bayramoğlu da bunları söyledi- 42 tane -hepsinin isimleri vardır- sivil toplum örgütünün -sayısı zaman zaman 49’a kadar çıktı- bulunduğu ortamlarda yapılmıştır. Tabii ki önemli bir uzlaşmayla bunlar çıkartılmaya çalışılmıştır. Bu konuda katkı koyan birçok arkadaşımız vardır iktidarıyla muhalefetiyle ama görüyorum ki bizim birçok konuda bilgi takviyesini daha hızlı, daha fazla yapmamız lazım. Mesela, bunlardan birkaç tane örneğe de gireceğim. Bu düzenlemeler arasında yalnızca izin yönetmeliğini ilgilendiren hususlar değil, aynı zamanda kurulun kurulmasıyla alakalı, yine Anayasa Mahkemesinin iptaliyle alakalı “Bunlar yönetmelikle değil ancak kanunla düzenlenir.” ikazından sonra kanuni görüşler çakıştığında, yatırımcılar arasında ve kamu kurum ve kuruluşları arasında bunları düzenlemek açısından bir kuruldan bahsedilmiştir. Bunlar da bu şekilde kanuna dercedilmiştir, boşlukta bırakılabilecek konular değildir.
Önceki Kanun iyi niyetle hazırlanmış ve yalnızca işlemleri hızlandırmak adına, arama faaliyetlerini artırmak adına, iyi niyetle düzenlenmiş bir kanundur. O Kanun’da ben de çalıştım, Plan ve Bütçe Komisyonundaydım ve birçok arkadaşımızla beraber o Kanun’a katkı koymaya çalıştık ama beyan usulüne, beyan esasına tabi bir şeydir bu.
Bakın, yılda 160 bin tane beyana dayalı evrak alıyor Maden İşleri Genel Müdürlüğü. Bunların değerlendirilmesi lazım. Bunlar usulüne uygun mu? Gerçek beyanlar mı yoksa içinde bir kısım saptırmalar var mıdır? Denetlemelerde haksız yere mal mülk edinmeye yönelik bazı işlemler var mıdır? Ruhsatlar gerçek midir, gerçek dışı mıdır? Verilen ruhsatlar yerinde kullanılıyor mu? Bütün bunların kontrolleriyle alakalı, yönetmeliklerin düzenlenmesiyle alakalı birçok kanuni düzenlemeleri de burada yaptık.
Tabii, sorunlu ve problemli olan konular var arama ruhsatlarıyla alakalı, biraz önce bahsettiğim gibi. Bırakın başka sektörü, her kanunun boşluklarıyla alakalı, ilgilenen bir kısım kesim var. Bu hangi kesimdir, bunu yapanlar çok iyi biliyorlar. Bunların düzeltilmesiyle alakalı bir kısım yaptırımlar olması gerekiyor. Bırakın başka sektörleri, yalnızca enerji sektöründe dahi yenilenebilir enerji kaynaklarının önlenmesine dönük buradan alınan ruhsatlar, kolayca alınan ruhsatlar, sektörün önünü açmaya matuf olan ruhsatlar bir tehdit olarak kullanılmıştır. Bunlara tabii ki biz göz yumamazdık. Bakın, madencilik sektörünün kapasitesinin artırılması, bir an önce aramadan işletmeye geçilmesiyle alakalı iyi niyetle düzenlenen bu kanun bir kısmıyla hepsiyle tabii ki söyleyemem, biraz sonra sayılarını da sizlere arz edeceğim- istismar aracı olarak kullanılmıştır.
Harçların niçin yükseltildiğine dair milletvekilimiz soru sordular. Gerçek madenciler, gerçek maden faaliyetinde bulunan sektörün sahipleri bu tür ruhsatların, harçların artırılmasından toplam meblağ içerisindeki alınan pay açısından çok rahatsız değiller. Ama yalnızca 1.500 TL’yle, toplam harcadıkları parayı 1.500 TL’yle sınırlandırmış olan kişiler için tabii ki bu harçlar fazla. Biz de fazla olmasına özenle dikkat ettik ki, onlar buraya giremesinler. Bu kadar ucuz değil, bu kadar rahat olmaması lazım, yalnızca çantasıyla alınıp satılabilecek bir ruhsat düzenlemesinin olmaması lazım. Ve yılda 7-8 bin tane, sırf onlar edimlerini, görevlerini yerine getiremediği için düşen ruhsat sayısı var. O ruhsat sayılarını da tam tamına bütün rakamlarıyla beraber sizlere arz edebilirim. O açıdan, üç yıl içerisinde, gerçek yatırımcı olmayan… Gerçek yatırımcı işlerine devam ediyor, aynen maden faaliyetlerine devam ediyor; hem aramalarına hem işletmelerine hem de işletme sürecine devam ediyor. Ama üç yılda toplam 20 bin tane ruhsat boşa çıkıyor. Bakın, 160 bin tane evrakın bir yılda girip çıktığı bir iş yerinde yalnızca bunların trafiğini düzenlemek bile başlı başına bir kaygı hâline geliyor. O yüzden, bunların düzenlenmesi lazım. Biz bu kanunda hepinizin de koyduğu katkıyla beraber bunların düzenlenmesine dikkat ettik.
Diğer soruyla birleştirerek söylüyorum: Araştırma komisyonu, Sayın Altan Karapaşaoğlu da bu konuda bilgi sundular, biz de çok yakinen takip ediyoruz, arkadaşlarımız da orada çalışıyorlar, bütün partilerden arkadaşlar, bütün partilerden orada katkı koymaya çalışıyorlar. Biz bu Komisyonun raporunu dikkatle izliyoruz. Tabii ki oradaki çalışmalar tarafımızdan değerlendirilecek, gerekiyorsa bununla alakalı, sırf kanuni zorunluluktan dolayı yaptığımız bu değişikliklerin yanında, o değişiklikleri de dikkate alan, onları da çerçeveleyen bir düzenleme dahi yaparız.
Bakın değerli arkadaşlar, İngiltere’de yalnızca elektrik piyasasının, enerji piyasasının düzenlenmesiyle alakalı son yedi yılda dokuz tane kanuni değişiklik yapıldı. Bu değişimlerden çok fazla korkmayalım ama önemli olan o değişimle ne kattığımızdır. Bu değişimlerin en büyük riski “Acaba öngöremedik mi?” olur. Evet, tabii ki önceden öngörmek lazım ama Batı dünyasındaki özellikle gelişen, diyelim ki sırf gaz sektöründeki son üç yıldaki gelişmeler bile Uluslararası Enerji Ajansının bir kısım politikalarını bile etkilemiştir. O yüzden, bizim doğru iş yapıp yapmadığımız önemli. Her yaptığımız kanunun bir öncekinden daha düzgün, daha uygun olması önemli ve sektörü geliştirip geliştirmediği önemli. Bunlara çok fazla dikkat ediyoruz.
Bir de ruhsatsız üretimlerle alakalı, gerçek madencinin tıkandığı yani yalnızca işletme ruhsatı aldığı ama işletme iznini almadığı yerlerle alakalı düzenlemeler var. Yani, düşünün, bin metrekarelik bir yerde işletme ruhsatı almıştır, yüz metrekarelik bir yerde işletme izni almıştır. Bu, yüz onuncu metrekareye taştığı anda onlara uygulanan ceza sanki ruhsatsız alanlara uygulanmış ceza mertebesindeydi. Bunda da gerçek madencinin canının yandığını gördük. Tabii ki buna da müsaade edemezdik. Bu kanuni düzenleme, yine tekraren söylüyorum, hepinizin katkılarıyla, gerçek madencinin işini kolaylaştıran ama spekülatif amaçlarla çalışan, “Madenciyim.” diyen kişilerin de işini zorlaştıran bir kanun olacaktır. Bizim amacımız da budur. İnşallah, bunlarla alakalı düzenlemeleri ve detayları ilgili bölümlerde aktaracağımız kanaatindeyim.
Ham madde üretim izinleriyle de alakalı, aynı şekilde, cezanın ilgili müteahhide mi yoksa kamu kurum ve kuruluşlarına mı rücu ettirileceğiyle alakalı yine mahkemelere düşmüş ve hukuki görüş isteyen konular vardı. Bunların muktezalarla geçiştirilemeyeceği ancak yeni bir kanuni düzenlemeyle yapılabileceği hususunda hep beraber mutabakat sağladık. Bunun gibi bir dizi düzenlemeler var.
Şimdi, eğer, Sayın Başkanım, uygunsa detaylara geçeceğim. (MHP sıralarından gürültüler)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
106 konuşma daha · 9 Haziran 2010