İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 46. BİRLEŞİM · SALI

Akaryakıt kaçakçılığının ekonomiye insan ve çevre sağlığına verdiği zararların araştırılmasına ilişkin (10/238)

Tevfik Akbak

Çankırı Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 46. Birleşim · 3. yasama yılı · 4 Ocak 2005 · 1.608 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma

Kaynak göster

Tevfik Akbak (AK Parti), 4 Ocak 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AKARYAKIT KAÇAKÇILIĞININ EKONOMİYE İNSAN VE ÇEVRE SAĞLIĞINA VERDİĞİ ZARARLARIN ARAŞTIRILMASINA İLİŞKİN (10/238)); konuşma 1.608 kelime.

Tevfik Akbak (AK Parti, Çankırı). “Akaryakıt kaçakçılığının ekonomiye insan ve çevre sağlığına verdiği zararların araştırılmasına ilişkin (10/238)”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 4 Ocak 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tevfik-akbak-22-2005-01-04-akaryakit-kacakciliginin-ekonomiye-insan-ve-cevre-sagligina-verdigi-za (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA TEVFİK AKBAK (Çankırı)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Bitlis Milletvekilimiz Sayın Vahit Kiler ve 29 arkadaşımızın, akaryakıt kaçakçılığının ekonomiye, insan ve çevre sağlığına verdiği zararların araştırılması ve gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri üzerinde, Adalet ve Kalkınma Partimiz Grubu adına söz almış bulunuyorum; konuşmama başlarken, Yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, kaçakçılık, insanlık tarihi boyunca süregelen ve toplumları büyük zararlara uğratan, kanun ve nizamlara uyanlara, devletlerin ekonomisine, zaman zaman sağlığa ve çevreye büyük zararlar veren çok önemli bir toplum sorunudur. Eski tarihlerde ilkel metotlarla icra edilen kaçakçılık, özellikle son yıllarda daha organize ve daha teknik yollarla yapılmakta olup, ortaya çıkan kayıtdışılık ve yasadışılığın verdiği zararlar da bir o kadar büyümüştür.

Kolay para kazanma arzusu, akaryakıttan alınan vergilerin yüksekliği ve kaçak akaryakıtın normal piyasa fiyatının çok altında olması, etrafımızda çok ucuza akaryakıt alınabilecek ülkelerin mevcudiyeti, ayrıca deniz yoluyla yapılan kaçakçılıkta sahillerimizin uzunluğu ve kontrolünün zor olmasıyla birlikte, buradaki rantın büyüklüğü, ülkemizdeki akaryakıt kaçakçılığının ana nedenleri arasındadır.

Değerli arkadaşlar, daha iki yıl öncesine kadar Türkiye'nin dört bir yanındaki benzin istasyonlarındaki ucuz mazot tabelaları, ülkemizdeki akaryakıt kaçakçılığının varlığını ve hacminin ne kadar büyük olduğunu gözler önüne sermektedir.

Emniyet Genel Müdürlüğümüzün verileri çerçevesinde, ülkemizdeki akaryakıt tüketiminin yaklaşık yüzde 18'inin kaçak yollarla yurda giriş yaptığı, malî değeri tam olarak bilinmese de yaklaşık 8 milyar dolarlık bu kayıtdışı pazarın her yıl ülke ekonomisine 2 milyar ilâ 2 500 000 000 dolar civarında vergi kaybına neden olduğu tahmin edilmektedir. Özellikle ülkemizde son yıllarda hızlı büyümelerin yaşandığı, fabrikalarda üretimlerin arttığı, otomobil satışlarının rekorlar kırdığı bir ortamda kayıtlı akaryakıt tüketimindeki büyüme hızı maalesef çok düşük görünmektedir. Bunun nedeni de, takdir edileceği üzere, kayıtlara girmeyen akaryakıtın varlığını göstermektedir.

Sayın Bakanımızın da konuşmasında belirttiği üzere, 1996 ve 2003 yılları arasında araç sayılarındaki artış ile akaryakıt tüketimindeki artışa baktığımızda bir dengesizlik ortaya çıkmaktadır. Bu tarihler arasında otomobil sayısındaki artış oranı yüzde 45, ağır vasıta sayısındaki artış oranı yüzde 63 olmuş iken -2004 yılındaki satışların bu bağlamda daha da arttığı aşikârdır- buna karşın benzin ve LPG tüketimindeki artış oranı yüzde 9, motorinde ise yüzde 12 olarak gerçekleşmiştir. Oysaki, bu artış oranları arasındaki dengenin, büyük ölçüde birbirine paralellik arz etmesi gerekirdi.

Ayrıca, Emniyet, Jandarma, Sahil Güvenlik ve Gümrük Muhafaza tarafından, özellikle son iki yılda çok ciddî oranlarda kaçak akaryakıtın yakalanmış olması da, yasadışılığı gözönüne sermektedir.

Yine, Orta Doğu Teknik Üniversitesinin Petrol Araştırma Merkezince yapılan analizlerde, piyasada satılan akaryakıtın yaklaşık 1/6'sının standartdışı olduğu tespit edilmiştir.

Değerli arkadaşlar, bu gerçeğin tespitinden sonra, isterseniz bir de, kaçak akaryakıtın ülkemize nasıl girdiği, kaçakçılığın hangi yollarla yapıldığı noktasında duralım.

Öncelikli olarak, birçok sınır vilayetimizde TIR'ların, kamyonların, otobüslerin, çekicilerin, hatta otomobillerin orijinal depoları yerine daha büyük hacimli depolar konulmak suretiyle kaçakçılık yapılmaktadır.

İkinci bir yol olarak, doğu ve güneydoğu illerimizde ekonomik canlanmayı temin etmek amacıyla, bu illerin birkısım akaryakıt ihtiyacının ithalat yoluyla daha ucuza karşılanması esasına dayanan sınır ticareti kapsamındaki akaryakıtın bölge dışına satılmasıyla kaçakçılık yapılmaktadır.

Üçüncü bir yol olarak, serbest bölgeler veya gümrüklerden yüklenen transit akaryakıtın bir kısmı veya tamamı yurt içinde boşaltılmak suretiyle kaçakçılık yapılmaktadır.

Bir başka metot, balıkçı motoru veya deniz hizmet motoru gibi deniz araçlarının uluslararası sulardaki gemilerde mevcut akaryakıt zulalarından aldıkları kaçak akaryakıtı içpiyasaya sürmeleridir.

Yine, yabancı gemiler ve yurt dışındaki limanlara sefer yapacak olan Türk gemilerinin gümrük vergilerinden muaf olarak aldıkları akaryakıtı yurtiçine satmaları yoluyla gerçekleşen kaçakçılık da, bu yollardan biridir.

Özellikle kontrolün daha az olduğu Romanya, Bulgaristan ve Rusya gibi ülkelerden akaryakıt getiren gemiler, manifesto fazlası yakıtlarını kaçak olarak ülkemizde satmaktadırlar.

Değerli arkadaşlar, bir başka kaçakçılık yolu da, kimya sanayii alanında kullanılmak üzere ithal edilen petrol türevlerinin, benzin ya da motorin içine katılarak satılmasıyla yapılmaktadır. Özellikle redüktör ve dişli yağı ile solventler, akaryakıta karıştırılarak haksız kazanç elde edilmektedir.

Konuya aydınlık getirmesi için bir istatistiği sizlere aktarmak istiyorum. Ülkemizin, yıllık redüktör ve dişli yağı ihtiyacı ortalama 5 000 ton iken, 2000 ve 2003 yılları arasındaki ithalatımız 296 000 ton olarak gerçekleşmiştir. Ortada, 281 000 ton arz fazlası bir yağ vardır ki, bu, muhtemelen akaryakıta karıştırılıp piyasaya sürülmüştür. Solventte de durum çok farklı değildir. Sadece 300 000 tonluk kimyasalın akaryakıta karıştırılması, millî ekonomimizde, yaklaşık 250 000 000 dolarlık bir vergi kaybına neden olmaktadır.

Son olarak, hükümetimizce, iyi niyetle, denizcilik sektörünün gelişimi için, 2004 yılı itibariyle, iç denizlerimizde yük ve yolcu taşımacılığı ve balıkçılıkta kullanılan deniz vasıtalarına ihtiyaçları nispetinde ÖTV'siz olarak satılan akaryakıtın amacı dışında kullanılması da, yukarıda sayılan maddelere ilave edilebilir.

Değerli arkadaşlar, bu örnekleri artırmak, çeşitlendirmek mümkündür. Yukarıda bir kısmını saydığım metotlarla yapılan kaçakçılığın ülkemiz ekonomisine verdiği zarar, sadece vergi bazında 4 katrilyon Türk Lirası civarındadır. Ayrıca, standartdışı bu akaryakıtlar, içlerindeki kimyasalların zararlı boyutları olması nedeniyle, ciddî anlamda çevre kirliliğine yol açmaktadır. Yine, bu akaryakıtlar, kullanılan araçlarda sık sık arızalara neden olmakta ve bu boyutuyla millî ekonomimizde büyük kayıplar ortaya çıkarmaktadır. Kaçak akaryakıtın araçları tahribatıyla verdiği zararın yaklaşık 1 milyar dolar civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Yine, çok basit kimyasallarla elde edilen bu akaryakıt, özellikle kamyon ve otobüslerde, kaza esnasında, kullanıcılar ve çevredeki insanlar için yanıcı ve patlayıcı bir ortam oluşturarak, büyük risk ve tehlike yaratmaktadır.

Akaryakıt kaçakçılığının beraberinde getirdiği en önemli hususlardan birisi de, sosyal boyutudur ki, dürüst esnafın zarar etmesi ve satıcı ile müşteri ilişkilerinde güvensizlik oluşturmasıdır.

Değerli arkadaşlar, çok uzun süredir bu sektörün içerisinde olan bir arkadaşınız olarak, yaşadığım için söylüyorum; geçmişte yapanın ve satanın yanında kâr kaldı, halkımızın dürüst bayi ve tüccara olan güveni ve itimadı sarsıldı; kullanıcı da satıcı da, tabiri caizse, ne yapacağını şaşırdı. Dürüst satıcı satmakta zorlandı, alıcı da kaçak akaryakıt kullananlarla aralarında oluşan nakliye fiyatlarındaki fark nedeniyle rekabet edemez hale geldi.

Nakliyeci esnafı, bu haksız rekabet karşısında, istemeyerek de olsa, araçlarında ortaya çıkan zararlara rağmen, kaçak akaryakıta yöneldi. Bu başıboşluk zamanla TIR parklarının içerisine kadar ulaştı ve yaygınlaştı. Yasadışılık yaygınlaştıkça, yasal ve dürüst çalışan işletmeler zarar eder hale geldi.

Bunun dışında, vatandaşımız akaryakıt almaktan korkar oldu; ucuz ile kalite arasında zorlandı. Dürüst çalışmayanlar yüzünden, dürüst çalışanlar da maalesef itham edildi. Vatandaşımız bir başka yerden aldığı kaçak akaryakıtın aracına verdiği zararı diğer bir yerden aldığı akaryakıta bağladı ve zaman içerisinde müşteri ve bayi ilişkileri bozuldu.

Değerli arkadaşlar, ülkemizin kanayan yarası olan akaryakıt kaçakçılığıyla daha etkin mücadele edilebilmesi için geçmişte birçok düzenlemeler yapılmıştır. Öncelikle, genel manada kaçakçılıkla mücadeleyi daha etkili yapabilmek için 1918 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış, yerine daha büyük cezalar getiren 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Yasası yürürlüğe girmiştir. Petrol Piyasası Kanunu ve Lisans Yönetmeliğiyle, petrol piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesi görevi EPDK'ya verilmiş; sektördeki sıkıntıların giderilmesi, piyasanın sağlıklı, güvenilir ve şeffaf bir yapıya kavuşturularak kaçakçılığın önlenmesi amaçlanmıştır.

Çalışmalarda daha etkin ve verimli olunabilmesi, mevzuat ve yetki karmaşasının ortadan kaldırılması için, Başbakanlık bünyesinde, Gümrük, Denizcilik ve Dış Ticaret Müsteşarlıkları, Maliye Bakanlığı, Enerji, Ulaştırma, Sanayi ve Ticaret Bakanlıkları, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlıkları ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu yetkililerinden oluşan, Akaryakıt Kaçakçılığıyla Mücadele ve Koordinasyon Çalışma Grubu oluşturulması kararlaştırılmıştır.

Yine, kaçakçılığı önleme adına en önemli adımlardan bir tanesi de, 17.11.2004 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanan ve 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile 7 nci maddesinin yürürlük tarihi 1.3.2005 tarihine bırakılan, Petrol Piyasasında Ulusal Marker Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliktir. Ulusal marker uygulamasıyla birlikte, piyasa katılımcıları, hepsi lisanslaşmış olacak, standardın dışında kaçak akaryakıt çok daha çabuk tespit edilebilecek, kaçak akaryakıt satan bayilere ve dağıtıcı firmalara çok ciddî cezalar uygulanarak, sektörün kendi içerisinde bir otokontrol sistemi oluşturması sağlanacaktır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; kaçakçılığın önlenmesi adına yukarıda saydığımız yasal düzenlemeler ve tedbirler, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının sıkı denetimleri çok önemlidir ve kısa vadede yapılması gereken de elbette budur; ancak, bütün bunlar tek başına yeterli değildir.

Uzun vadede, çevremize göre çok pahalı olan akaryakıt ürünleri üzerindeki yüksek vergi oranlarının zaman içerisinde düşürülmesi şarttır. Kaçakçılığın ulaştığı nokta ve yüksek fiyat, maalesef, ülkemizin geçmişte iyi yönetilemeyişinin neticesidir. Zira, bu yol, en kolay vergi alınabilen yol olarak seçilmiş. Bugün, ne yazıktır ki akaryakıt fiyatı içerisindeki vergi oranı yüzde 60, toplam vergi içerisinde akaryakıttan alınan vergi payı yüzde 25'tir. Bunun neticesi, içpiyasa ile komşularımız arasındaki fiyat uçurumu kaçakçılığı körüklemiş, kaçakçıların iştahını artırmış ve tüketiciyi de, ucuz olsun da nasıl olursa olsun noktasına getirmiştir.

Değerli arkadaşlar, ülkemiz için çok acı olan bir gerçek de, dört bir yanı âdeta petrolle çevrili Türkiyemizde, petrolün arzu edilen düzeyde üretilememesidir. Tabiri caizse, komşu tarlada su fışkırırken, bizde kuraklık, susuzluk yaşanması gibi bir şey. Ne hikmetse, bizde, arzu edilen bu üretim, bir türlü gerçekleşememiştir.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizde bir değişim başlamıştır. Halktan gücünü alan bir Meclis ve iktidar işbaşındadır. Hükümetimizin her alandaki gayretli çalışmalarına, Enerji Bakanlığımızın petrol ve doğalgaz arama noktasındaki gayretli çalışmaları da eklenmiştir. Bu vesileyle, Sayın Bakanımızı ve ekibini gönülden kutluyorum. Temennimiz ve gayretimiz, gelecek günlerin, düzelen ekonomisiyle, herkesi ve her şeyi çok yakından ilgilendiren, yolunda savaşlar yapılan, kan ve gözyaşı akıtılan petrol üzerindeki KDV ve ÖTV gibi vergilerin giderek azaldığı, yerli petrol üretimimizin hızla arttığı günler olmasıdır ve inşallah, milletimizin hak ettiği o günler yakındır. Aksi takdirde, akaryakıt kaçakçılığıyla ilgili mücadele noktasında gösterilen gayretler eksik kalır, nihaî neticeye varılmaz.

Tabiî, Yüce Meclisimizin ve aziz milletimizin takdir edeceği üzere, yüksek oranlı ÖTV ve KDV'nin bir anda düşürülmesini beklemek, bütün iyi niyetli ve güzel çalışmalarıyla sektörün sorunlarını sahiplenen hükümetimize karşı da bir haksızlık olur.

Kısaca izaha çalıştığım akaryakıt kaçakçılığının ülkemize verdiği zararları, çıkarılan son Petrol Yasası, ulusal marker uygulaması, alınacak polisiye ve malî denetim ve tedbirler, umarım asgarîye indirir; ancak, bu tedbirler, kaçak akaryakıttan büyük rantlar elde eden kaçakçı kesimi başka yeni yöntem ve metotları aramaya zorlayacaktır. Özellikle, yeni uygulamanın başlayacağı şu günlerde, konunun çok yönlü araştırılması için Yüce Meclisin bir araştırma yapması, kanaatimizce zarurî ve iyi seçilmiş bir zamandır. Bu konuda yapılacak komisyon çalışmalarının ülke ekonomimize katkılar getireceğine, ileriye yönelik üretim artırımı için nelerin yapılabileceği hususlarında çok yararlı olacağına inanıyorum.

Bu çalışmanın hayırlı bir başlangıç olması temennisi ve 2005 yılının Meclisimizde milletimiz için faydalı çalışmaların yapıldığı, insanlığın huzur ve mutluluğunun arttığı bir yıl olması dileğimle, Yüce Heyetinizi, şahsım ve Grubum adına selamlıyor, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 4 Ocak 2005

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook