İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 20. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İstanbul'da meydana gelen bombalama olayları nedeniyle

Tevfik Ziyaeddin Akbulut

Tekirdağ Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 20. Birleşim · 2. yasama yılı · 19 Kasım 2003 · 985 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Tevfik Ziyaeddin Akbulut (AK Parti), 19 Kasım 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İSTANBUL'DA MEYDANA GELEN BOMBALAMA OLAYLARI NEDENİYLE); konuşma 985 kelime.

Tevfik Ziyaeddin Akbulut (AK Parti, Tekirdağ). “İstanbul'da meydana gelen bombalama olayları nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim tutanağı, 19 Kasım 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tevfik-ziyaeddin-akbulut-22-2003-11-19-istanbul-da-meydana-gelen-bombalama-olaylari-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 15 Kasım Cumartesi günü İstanbul'da meydana gelen terör olaylarıyla ilgili olarak Grubumun görüşlerini sizlerle paylaşmak üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; beş gün önce, İstanbul'da Neve Şalom ve Beth İsrael adlı iki sinagoga yapılan alçakça saldırı sonucunda Musevî ve Müslüman 25 yurttaşımız hayatını kaybetti.

Bu olay vesilesiyle, terörün her türlüsünü, bunu yapanları, her kim ve kim adına yapıyorsa, lanetliyoruz, Grubumuz adına lanetliyoruz, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak lanetliyoruz, iki parti grubu olarak lanetliyoruz.

Olaydan hemen sonra, Sayın İçişleri Bakanı ve İstanbul Valisi olay yerine intikal etmiş, Kıbrıs'ta bulunan Sayın Başbakan gezisini yarıda keserek İstanbul'a ulaşmış ve olaylara en üst seviyede vazıyet edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, ben de, bu menfur olayda hayatlarını kaybeden değerli yurttaşlarımıza Cenabı Hak'tan rahmet, geride kalanlara başsağlığı diliyorum; yaralılara geçmiş olsun diyor ve sağlık diliyorum.

Sayın milletvekilleri, bugünlerde, bu olayı değerlendirmek açısından, basınımızda çok değerli yazılar da çıkmaktadır. Zaman zaman onlardan alıntı yaparak, görüşlerimi, Grubumuzun görüşlerini sizlerle paylaşmaya devam ediyorum.

Yıllar sonra siyasî ve ekonomik istikrarı yakalamış, Kıbrıs ve Avrupa Birliği üyeliği konularında böylesine hedefe yaklaştığımız, yabancı yatırımcıyı en çok beklediğimiz, turizmde beklentilerimizin her zamankinden fazla olduğu, kısaca, güveni, huzuru, istikrarı tam yakaladığımız bir dönemde, canlı bombalar, Türkiye'nin geleceğine, hepimize yönelik olarak patlatıldı. Ne zaman Türkiye'de bir şeyler iyi gitmeye başlarsa, bu başarının dinamitlendiğini tarihte pek çok gördük.

Tezgâh, büyük tezgâh; tuzak, büyük tuzak; oyun, büyük oyun; ancak, tüm ülke dimdik ayakta, iktidarıyla, muhalefetiyle, bu oyunu, bu defa da, mutlaka, bozmakta kararlıdır.

Bu olay vesilesiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, 550 milletvekilimizle beraber, terörün karşısında yekvücut olduğumuzu bütün dünyaya göstermiş bulunuyoruz.

Bu olaylardan sonra hükümetin izlediği politikalar, doğru politikalardır. Hükümet, şu ana kadar, daha önceki idarelerin yaptığı hataları yapmadı ve toplumsal barış konusunda önemli adımlar atmakla birlikte, terörün her türlüsünün üzerine ısrarla, şiddetle gidildi. Bundan dolayı da, çok kısa bir süre içerisinde, çok olumlu sonuçlar elde edildi.

Bundan sonra yapılması gereken, bu işin, uzmanlarına, güvenlik güçlerine bırakılması, gereksiz konuşmaların yapılmamasıdır. Polisimize, güvenlik güçlerimize güveniyoruz. Daha 24 saat geçmeden, olayın faillerini bu kadar süratle ortaya koymuş olup, önemli bir mesafe almasından dolayı, ben de, bütün güvenlik güçlerimizi, Sayın Başbakandan, Sayın Bakandan ve İstanbul'da görevli bulunan İl Valisi, Emniyet Müdürü, diğer güvenlik görevlileri ve DGM Başsavcısına varıncaya kadar, hepsini kutluyorum.

Türkiye, insanlık suçu terörü değerlendirmede, farklı düşüncelere, inançlara ve ırklara sahip insanlarla beraber bir çatı altında yaşamada, kısaca, hoşgörüyü kabullenmede çok önemli mesafeler almıştır. Bu ülke, terörden çok çekti. Yakın tarihimizde, 35 000 insanımızı teröre kurban verdiğimizi, hepiniz yakinen hatırlıyorsunuz. Bir zamanlar, terör kurbanları "bizden, sizden" diye ayırıma tabi tutulurken, eylemi yapanlara göre, gerek güvenlik güçleri arasında gerekse iktidar ve muhalefet arasında veya siyasî kişilerce farklı farklı yanlı tavırlar sergilenirken, bugün, çok şükür, bu hatalı ve yanlış uygulamaların hiçbirisi yapılmıyor; bu konuda, gerçekten, teröre karşı tam bir güç birliği sergileniyor. Böylelikle, terörle mücadelede bu karşı durmanın sonuç almada çok büyük rolü görülmüştür. Şimdi, artık, dünyadaki global teröre karşı, bütün dünya ülkeleriyle beraber, Avrupası ve Amerikasıyla birlikte tavır koymanın zamanı gelmiş ve geçmektedir. "Bugün bana, yarın sana" olacaktır. Dolayısıyla, bu düşünceyi hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız.

Değerli Başkanım, sayın milletvekilleri; bizim, Musevî vatandaşlarımızla, yurttaşlarımızla bir sorunumuz yoktur. Beşyüz sene önce, İspanya'daki engizisyon zulmünden onları kurtararak, topraklarında Musevîlere yer veren, atalarımız Osmanlılardır. Yine, Nazi zulmünden kaçan Yahudilere de, cumhuriyet döneminde bizler kucak açtık.

Terörün dini olamaz. Bu olaylardan zarar görenlerin büyük bir kısmı, aynı zamanda Müslüman vatandaşlarımızdır. Dinlerin özünde, şiddet, kavga ve terörün bulunması kesinlikle mümkün değildir. Kutsal dinlerin özünde sevgi vardır, insana saygı vardır; hele İslamiyet, adı üzerinde "barış dini" demektir. Kur'an "bir masum insanı öldürmek, bütün insanlığı öldürmek gibidir" der; "birinin hatasıyla başkaları mesul tutulamaz" der. Dinler, ideolojik ve siyasî maksatla kullanılamaz; ancak, İslam ve Kur'an ne kadar gerçekse, Müslümanlar da öyle bir gerçektir. Her Müslüman, dinin özüne, Kur'an'ın özüne keşke uygun davranabilse. Dini, kutsal kitapları keşke herkes doğru anlasa ve yorumlasa. Kimliklerinde mensup oldukları dinleri yazan Yahudisinde de, Hıristiyanında da, Müslümanında da, Şintoistinde de, Hindusunda da, Sihinde de terörist bulunmaktadır. Bunlar terörizm mesleğine girdikleri zaman kutsal kitaplarına veya temel esaslarına bakmazlar; nasıl bomba yapılır, nasıl uçak kaçırılır, nereden silah temin edilir sorularına cevap veren kaynaklar, bunlar için din kaynaklarından daha önemlidir.

Dinlerarası kardeşliğe ve hoşgörüye en güzel örnek, İstanbul-Ortaköy'de cami, kilise ve sinagogun yüzyıllardan beri yan yana bulunması ve kardeşçe yaşamasıdır.

Terör, artık, dünyada sınır tanımıyor. Global teröre karşı tüm dünya ülkeleri ortak mücadele etmek zorundadır.

Terör, bir insanlık suçudur. Bu terörist saldırılar, Musevîlerin kutsal şabat gününde, Müslümanların mübarek ramazan ayında, barış ayında olmuştur ve Türkiye'deki farklı dinlere sahip insanların birbirleriyle yoğun bir kaynaşma, kucaklaşma içinde olduğu bir dönemde bu birlikteliğe yönelik sabotajlardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun efendim.

TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Devamla)Bitiriyorum Sayın Başkan.

Ancak, bunlara hiçbir aklıselim sahibi ve inanç sahibi kimsenin prim vermeyeceğine inancımız tamdır. Böyle bir saldırının, bir cuma namazı sırasında iki büyük camiin önünde patlatılmış bombalardan, âdeta, farkı yoktur.

Ehlikitap ve semavî bir dinin mensuplarına karşı yapılan bu saldırı, onları koruma sorumluluğu taşıyan bizleri ta ciğerimizden yaralamıştır, üzmüştür.

Musevî yurttaşlarımız bu ülkeye öylesine bir bağla bağlanmışlardır ki, bu terör olaylarında kurban verdikleri dindaşlarının tabutları üzerine bile Türk Bayrağı örtmüşlerdir.

New York'taki ikiz kulelere yapılan 11 Eylül saldırılarından sonra bendeniz Amerika Birleşik Devletlerinde bulunuyordum, gelişmeleri yakinen izleme imkânım oldu. Önceleri büyük bir panik yaşanmışken, daha sonra Amerika'da sağduyu galip geldi. Bütün anma törenlerinde, bütün semavî dinlerin mensupları katılarak beraberce dua ettiler ve terörü lanetlediler. Semavî dinlerin özlerine inildi, dinlerin gerçek barış mesajları verildi. Umuyorum, bizde de, bundan böyle, semavî dinlerin mensuplarıyla aramızdaki dayanışma, hoşgörü ortamı ve dinlerarası diyalog geliştirilerek, bu cinayetleri işleyen vahşi, insanlıkdışı terör örgütlerine karşı en güzel cevap verilmiş olacaktır.

Tesellimiz, bu olaydan hemen sonra, olay, faili meçhul kalmamış, failleri süratle ortaya çıkarılmış, dolayısıyla, insanlarımızın beklentilerine cevap verilmiştir.

Ben, bu vesileyle, tekrar, bu konuda emeği geçenlere, güvenlik güçlerimize, İçişleri Bakanımıza, İstanbul Valisi, Emniyet Müdürü ve DGM Başsavcısına teşekkür ediyor, bu tür olayların ülkemizde bir daha meydana gelmemesini diliyor, hepinize sevgiler ve saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

19 konuşma daha · 19 Kasım 2003

19 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook