İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 111. BİRLEŞİM · SALI

Tarım sigortaları kanun tasarısı (s.s.879)

Türkan Miçooğulları

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 111. Birleşim · 3. yasama yılı · 14 Haziran 2005 · 899 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Türkan Miçooğulları (CHP), 14 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM SİGORTALARI KANUN TASARISI (S.S.879)); konuşma 899 kelime.

Türkan Miçooğulları (CHP, İzmir). “Tarım sigortaları kanun tasarısı (s.s.879)”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 14 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/turkan-micoogullari-22-2005-06-14-tarim-sigortalari-kanun-tasarisi-s-s-879 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA TÜRKÂN MİÇOOĞULLARI (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tarım Sigortaları Kanunu Tasarısının 19 uncu maddesi üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Bir yasanın yapılmasından, bir yasanın yürürlüğe giriş tarihinden daha önemli olan o yasanın uygulanış biçimidir, yerinde ve zamanında uygulanmasıdır.

Türkiye, geniş, verimli toprakları, çok güzel kliması, çalışkan insanlarıyla tam bir tarım ülkesidir. Bizim bu güzel yurdumuzda 11 000 çeşit bitki yetişir; bu yetişen 11 000 çeşit bitkinin 3 100 tanesi sadece bizim ülkemize özgü, bizim ülkemizde yetişen bitkidir. Tarım yönünden bu kadar özel olan bir ülkede eskiden bir evlek toprağı olan bir çiftçi, çoluğunun çocuğunun geçimini sağlar, onları okutur, onlara bakar ve rahat bir şekilde geleceğini güvence altına alırdı; ama, gelin, görün ki, uzun yıllar sonunda köylü geleceğinden güven duymaz bir hale geldi.

Egede topraklar genelde küçüktür; sulu ve susuz üretim yapılır. Susuz üretim yapılan yerlerde, geçmişte, Egeye özgü, Türkiye'ye özgü çok güzel tütünler dikilirdi. Bu güzel tütün, 1974 yılında, Cumhuriyet Halk Partisinin iktidarında, toprağı bol olsun, Gümrük ve Tekel Bakanı Mahmut Türkmenoğlu'nun bakanlığı döneminde öyle para etti ki, çiftçilerimiz, 1985-1987 yıllarında bile "Sayın Bakanım, hâlâ bizim cebimizde sizin paranız var" diye seslendiler; ama, tütüne getirilen kotalarla tütün üretiminden köylü vazgeçirildi, susuz üretim yapılan bu tarlalar… Planlama olmaması nedeniyle hem köylülerimiz üretimsizliğe hem tarlalarımız boşluğa sevk edildi.

Köylülerimiz, kendi çabaları, gelenekleri, görenekleri ve geçmişten edindikleri birikimle bu susuz üretim yapılan topraklarda üzüm yetiştirmeye, bağ yetiştirmeye başladılar. Bu üzümlerin sofralık üzüm olarak satılmasından çok şaraplık üzüm olarak satılması gelir getiriyordu; ama, siz, bu yıl şaraba getirdiğiniz yüzde 118 KDV'yle şaraplık üzüm üreten bağcıyı bir çıkmaza soktunuz. Şarap üretimi yapan fabrikalar üretimlerini azalttılar ve bağlar yeşermeye başladığı zaman, tam bağların mazota ve gübreye ihtiyacı olduğu zamanda bağcılara verdikleri avansları vermediler; çünkü, onlar da gelecekte ürettiklerini satamamanın kaygısı içindeydiler ve üzümcü, bağcı ürettiği üzümü satamamakla karşı karşıya kaldı; bağına vereceği gübrenin, bağını sürerken kullanacağı mazotunun parasını şarap üreticisinden avans olarak alamadı.

Bu topraklarda yapılan bütün bu uygulamalar, işsizliğe ve köylünün üretimden uzaklaşmasına neden oldu. Zeytin, üzüm, incir, tütün, pamuk kan kaybediyor; köylü, âdeta mide kanaması geçiriyor. Bunu hepimizin duyması, bunu AKP Hükümetinin duyması; bir an önce, köylünün kan kaybetmesine çare bulması gerekiyor. Onbeş gün önce Ödemiş, Kiraz İlçelerinde bir felaket yaşandı; yumruk büyüklüğünde, ceviz büyüklüğünde dolu düştü; köylülerimiz, tüm mahsullerini, yetişmiş karpuzlarını, topraklarını, ürettikleri ürünleri kaybettiler. Onlara hâlâ hükümetimizin eli uzanmış değil. Uygulamasında birçok zorluk olan Afet Yasasına rağmen ve şimdi tarım sigortasını çıkarmaya çalışmamıza rağmen, pratik olarak köylüye ulaşan, köylünün derdine derman olan bir çaba yok.

Hemen onun ardından Kemalpaşa'nın Ören, Bağyurdu, Çambel, Aşağıkızılca gibi Köylerinde, şimdi sofralarınızda keyifle yediğiniz kirazlar, büyük bir felaketle karşılaştı. Biz, arkadaşlarımızla, buraya incelemeye gittiğimizde, yağmur nedeniyle dallarında çatlamış ve çürümeye yüz tutmuş kirazları gördük. Bu yöredeki kiraz rekoltesi 10 000 tondu geçmiş dönemlerde. Bu, şimdi dörtte 1'e düştü ve geçen sene 5 000 000 lira olan kiraz, bu sene, satılabilecek, ihraç edilebilecek ürün daha az olmasına rağmen, 3 000 000 liraya düştü. Bütün bunları AKP Hükümetinin gördüğü yok. Ayrıca, bu yağan yağmur ve dolu sırasında, bağlar, yaprakları, filizleri ve üzümleriyle, çiçekleriyle yok oldu, âdeta kökleri kaldı. Şeftaliler yara aldı. Kirazdan ettiğimiz zarar meydanda; ama, şeftaliden ve üzümden üreticinin edeceği zarar, daha zaman içerisinde anlaşılacak.

Bunlara Tarım Sigortaları Kanununun bir çözüm bulması mümkün değil, mümkün görünmüyor. Hükümetin eli de, bir şekilde, bazı konuları zorlayarak buraya ulaşmıyor. Cumhuriyet Halk Partili heyetler buraya gitti, incelemelerini yaptı, hatta AKP'li dostlarımız da gitti; ama, hükümet henüz ulaşamadı. Köylülerimiz elektrik ve kredi borçlarının ertelenmesini istiyor. Henüz çiçeği burnunda Bakanımızı bu konuda uyarıyor, köylülerimizin elektrik ve kredi borçlarının ertelenmesi konusunda bir çaba sarf etmeye davet ediyorum.

ÜNAL KACIR (İstanbul)Erteledik ya!..

TÜRKÂN MİÇOOĞULLARI (Devamla)Biz, bir tarım sigortası başlatıyoruz. Köylü, bu tarım sigortasından alacağı devlet desteğini bilmiyor. Uygulanmakta olan Afet Yasası köylünün derdine derman olamıyor. Peki, bu yıl emeğini ve ürününü kaybetmiş olan köylüler ne yapacaklar? Bu köylülerin derdine kim çare olacak? Çiftçi, köylü sizden destek bekliyor.

"Köylü, milletin efendisidir" diyen Mustafa Kemal Atatürk'ün köylüsünün şimdiki durumunun ne olduğuna bir göz atalım. OECD ülkeleri arasında en az destek alan çiftçi bizim çiftçimiz. Son onbeş yılda dünyanın en fazla gelir kaybına uğramış çiftçisi bizim çiftçimiz. Dünyanın en pahalı gübresini kullanan çiftçi bizim çiftçimiz. Dünyanın en pahalı elektriğini kullanan çiftçi bizim çiftçimiz. Dünyanın en pahalı mazotunu kullanan çiftçi bizim çiftçimiz. Hiçbir girdi için destek almayan ve girdiler için enflasyon oranının çok üzerinde fiyatlar ödeyen çiftçi yine bizim çiftçimizdir. Afetler karşısında en çaresiz çiftçi, en son yaşanan örnekte olduğu gibi, maalesef, yine bizim çiftçimizdir. AB üyeliği sürecinde en büyük haksızlığa uğrayan çiftçi yine bizim çiftçimizdir ve ürettiği için cezalandırılan ve ürettiği için bugün açlığa mahkûm edilen çiftçi yine bizim çiftçimizdir.

Sayın milletvekilleri, bu hükümetin, köylü ve çiftçi için yapması gereken çok önemli şeyler var. Geçenlerde, 17 Nisan nedeniyle, Millî Eğitim Bakanına, köy enstitülerinin eğitime yapacağı katkı konusunda ne düşünüyorsunuz diye sormuştum. Millî Eğitim Bakanımızdan gelen yanıt köy enstitülerinin miadını doldurduğu şeklindeydi. Bu miadını dolduran köy enstitülerinde bir Ziraat Marşı vardı. O Ziraat Marşı şöyleydi:

"Sürer, eker, biçeriz, güvenip ötesine

Milletin her kazancı, milletin kesesine.

Toplandık Başçiftçinin, Atatürk'ün sesine."

Siz, köylüye 3 kuruş vererek, karşılaştıkları afetlerde köylüyü yalnız başına bırakarak köylüyü bitirdiniz, özelleştirme politikalarıyla işçiyi bitirdiniz, memur ve gençler gelecekten umutsuz ve bu anlayışla, bu köy enstitülerinde söylenen Ziraat Marşının sonunu "milletin her kazancı, milletin kesesine" noktasından çıkarıp "milletin her kazancı, AKP Hükümetinin ve IMF'nin kesesine" noktasına taşıdınız.

Sayın Başkan, biraz, köylüye, işçiye, çiftçiye güven verelim. Biraz, onların geleceğine güvenle bakmasını sağlayalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

51 konuşma daha · 14 Haziran 2005

51 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook