Tarım sigortaları kanun tasarısı (s.s.879)
Manisa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 107. Birleşim · 3. yasama yılı · 2 Haziran 2005 · 1.294 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ufuk Özkan (CHP), 2 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM SİGORTALARI KANUN TASARISI (S.S.879)); konuşma 1.294 kelime.
Ufuk Özkan (CHP, Manisa). “Tarım sigortaları kanun tasarısı (s.s.879)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 2 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ufuk-ozkan-22-2005-06-02-tarim-sigortalari-kanun-tasarisi-s-s-879 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA UFUK ÖZKAN (Manisa)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli arkadaşlarım, 879 sıra sayılı kanun tasarısı üzerinde şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarım, makroekonomik açıdan desteklenmesi ve uzun vadeli istikrarlı politikalarla yönlendirilmesi gereken bir sektördür. Ülkemizde, tarım, uzun yıllar boyunca popülist politikalarla idare edilmeye çalışılmış, sektörün sorunları da giderek büyümüştür. Tarım, ülkemizde, iklim değişikliklerinden ve küresel ısınmadan dolayı, kuraklık, don, sel ve dolu gibi doğal afetlerden zarar görmektedir. Gelişmiş ülkelerde tarımda doğal afet riskleri "tarım sigortası" adı altında riskleri paylaşıp sigortalı ürünü, makineyi, hayvanı veya tesisleri güvence altına almış ve üreticisini sigorta primi konusunda da desteklemiştir. Ülkemizde çiftçilerimizin bu riskler karşısında uğrayacağı zararları telafi etmek için, 1948 yılında 5224 sayılı Muhtaç Çiftçilere Ödünç Tohumluk Verilmesi Hakkında Kanun ve 1977 yılında 2090 sayılı Doğal Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun yürürlüğe konmuş; ancak, yetersiz kalan bu çalışmalar, doğal afetler sonucu ertelenen çiftçi borçlarının devleti çok büyük zarara sokmasına sebep olmuş ve ister istemez, çiftçilerimizi, seçim dönemlerinde politikacıların insafına bırakmış ve günlük siyasî malzeme konusu yapmıştır
IMF'nin istemleri doğrultusunda, 5224 sayılı Kanun, 20 Haziran 2001 tarihinde yürürlükten kaldırılmış; yürürlükte olan 2090 sayılı Kanun ise, zararın tazmini için tüm varlığının en az yüzde 40'ının zarar görmesi esasını benimseyerek, bu konuda çiftçilerimize doğal afetlerden doğan zararların aslında ödenmemesini kanunlaştırmıştır.
11 Nisan 2005 tarihinde, 2004 yılında Manisa ve ilçelerinde yaşanan don felaketine maruz kalan çiftçilerimiz için bir soru önergesi verdim. Vermiş olduğum soru önergesine yanıtta aynen şu söyleniyor; 2090 sayılı Kanunun zarar tazminine ne kadar yetersiz olduğunu da ortaya çıkarıyor: "2004 yılı içinde, 2090 sayılı Kanuna göre 196 çiftçimizin toplam 715 milyar liralık zararına karşılık ödenen para 55 milyar lira para olmuştur." Bu, 2090 sayılı Kanunun, gerçekten, çiftçilerimizin zararının ödenmemesini kanunlaştırdığının da bir göstergesidir.
AKP İktidarı döneminde, acımasız bir şekilde, tarımın bütçeden aldığı pay sürekli azalırken, tarım her geçen gün daha da kötüye gitmiştir. Bu ortamda, çiftçilerimizden tarım sigortası primlerini ödemeyi beklemek hayalcilikten öte bir şey değildir. Ülkemizdeki tarımın önemini, Adalet ve Kalkınma Partili yetkililerin kavrayabildiğine inanmıyorum. Çiftçimizin tarım sigortası priminde desteklenmesi gerektiği bir gerçektir. Bu kanun tasarısının birbuçuk yıl gecikmeli dahi olsa kanunlaşması, ülkemiz çiftçisi için önemlidir.
Değerli arkadaşlarım, peki, bu kanun tasarısıyla gerçekleştireceğimiz kanunun prim desteği için 2005 yılı bütçesinden ayırdığınız paranın miktarını biliyor musunuz; 30 000 000 YTL. Bu mu destek?! Bu desteğin yeterli olduğunu söylemek mümkün mü? Halen gayri safî millî hâsılanın binde 7'si oranındaki son derece yetersiz destekleme bütçesini başarılı bir çalışma olarak anlatan hükümet yetkililerinin, geçen yıl yaşanan doğal afetlerden haberinin olmadığı da bir gerçektir.
Geçen yıl yaşadığımız doğal afetlerden size biraz örnek vermek istiyorum. Manisa İl genelinde bağ alanlarında hasar oranı yüzde 40 civarındadır, zararı 130 trilyon liradır. Malatya ekonomisinin belkemiği olan kayısıda hasar yüzde 90 civarında olup, zarar 331 trilyon liradır. Bursa İlindeki meyve ağaçlarındaki zarar 263 trilyon civarındadır. Balıkesir'de hasar oranı yüzde 20-25 civarında olup, zarar 48 trilyon civarındadır. Sakarya Pamukova'da meyve ağaçlarında toplam hasar yüzde 70 oranında olup, zarar 2 trilyon civarındadır. İzmit'te hasar 4 trilyon civarında, Karaman'da 175 trilyon civarında, Çanakkale'de zeytinliklerde gelen hasar 85 trilyon civarında, Elazığ-Baskil'deki hasar 26 trilyon civarında, Doğu Karadenizde fındık bahçelerindeki yüzde 100'e varan hasar 406 trilyon civarında. 2004 yılında toplam tabiî afetlerden yaklaşık 2 katrilyon lira, üreticimizin, çiftçimizin zararı vardır. Yürürlükte olan 2090 sayılı Kanunla bütçeye konulan 550 milyar lira parayla bunun hangisinin zararı karşılanacaktır? Tablo ortada; bu tablo geçen yılın.
Peki, bu yıl yaşadığımız tablodan birkaç tane örnek vermek istiyorum. Yeni yeni gelen haberler var; don felaketleri var, dolu felaketleri var, seller var.
Değerli arkadaşlarım, Manisa-Ahmetli-Gökkaya'da bağ kalmadı. Bundan onbeş gün önce yağan dolu, bahçelerimizin tamamını yerlebir etti. Yağan dolu ertesi gün bile tarlalarımızda görülmekteydi. İzmir-Kiraz'da yaşanan dolu, topraklarımızı kullanılamaz hale getirdi. Tokat'ta, Kazova'da dolu ve su baskını 40 000 hektar araziyi kullanılamaz duruma getirdi. Şu anda halen Saruhan'da yağmakta olan yağmur, tarlalarımızı içine girilemez duruma getirdi, 50'ye yakın ev yıkıldı.
Değerli arkadaşlarım, bu olumsuzlukları "bu yıl tarım sigortasını çıkarıyoruz" diyerek geçiştirmeniz mümkün müdür?! Anadolu'nun çeşitli yerlerinde yaşanan doğal afetlerle, Trakya'da yaşanan su baskınlarına ve bunlardan doğan zararlara çözüm üretebilecek misiniz, merak ediyorum. Bu anlattıklarımdan sonra, Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümetinin "çiftçimizin tarım sigortası çıkıyor, bundan sonra zararlarınız karşılanacak" sözünü her ortamda hatırlatacağımızı, Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerimizin de bilmesini isterim.
Küçük çiftçilerimizin, bu kanun tasarısıyla, tarım sigortası yaptırabilmesi söz konusu değildir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu kanunla, küçük çiftçilerin tarım sigorta primlerinin belli bir süre devlet tarafından karşılanmasının uygun olacağını belirtmek istiyoruz.
Dünyada birçok devlet uzun seneler tarım sigortaları üzerinde çalışmalar yapmış, ülke yapılarına en uygun programları tespit etmiş. Bazı ülkelerde sigorta işlemleri devlet aracılığıyla yürütülürken, bazılarında özel şirket veya devlet-özel şirket birlikteliği ya da kooperatifler aracılığıyla yürütülmektedir. Ülkelerin devletin sigorta primine yaptığı desteğe bakıldığında ise, yüzde 50 ile yüzde 75 arasında devlet desteği görülmektedir. İspanya modelini örnek alan ülkemizin, İspanya'daki son yirmiiki yıllık devlet desteğini bilmesinin doğru olacağına inanıyorum. İspanya'da tarım sigortasına devlet desteği, son yirmiiki yılın ortalaması, yüzde 50'dir. Bu oran Amerika Birleşik Devletlerinde yüzde 50, Japonya'da yüzde 75, Almanya'da yüzde 65, Fransa'da yüzde 70 dolayındadır.
Değerli arkadaşlarım, küçük çiftçiyi, Türk tarımını koruyalım, hayvancılığı koruyalım; fakat, bu konuda, Adalet ve Kalkınma Partisini samimî görmüyorum. Sizlere, Atatürk'ün bir yazısını hatırlatmak istiyorum: "Bu memlekette çalışmak isteyenler, bu memleketi yönetmek isteyenler, memleketin içine girmeli, bu milletle aynı şartlar içinde yaşamalı ki, ne yapmak gerekeceğini ciddî olarak hissedebilsinler; memleketi gezmeli, milleti tanımalı, eksiği nedir görüp, göstermeli. Milleti sevmek böyle olur; yoksa, lafla sevmek fayda vermez. Muhterem milletime şunu tavsiye ederim: Sinesinde yetişerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki asıl cevheri çok iyi incelemek dikkatinden bir an bile vazgeçmesin. Mustafa Kemal Atatürk."
Değerli arkadaşlarım, iktidara geldiğiniz günden bu yana, lafla iş götürüyorsunuz. Çiftçimiz artık size inanmıyor. Siz, çiftçimizi, köylümüzü hesap bilmez zannediyorsunuz. Gübreyi, mazotu, tohumluk buğdayı, pamuğu, tütünü, zeytini, arpayı, şekerpancarını ve bunların fiyatlandırmasını köylümüz çok iyi yapıyor ve artık sizi tanıyor. Mağdur çiftçilerimizin banka ve kooperatiflere olan borçlarını faizsiz ertelemeyi düşünüyor musunuz diye soru soruyorum; verilen cevap, kredi borçlarının faizsiz olarak ertelenmesi için Bakanlar Kurulu kararının gerektiğini, bakanlığımızca yapacak herhangi bir işlemin bulunmadığını ifade ediyor Tarım Bakanlığı. Bu mudur tarıma destek, bu mudur köylüye destek?! Ucuz mazotu gündemden çıkardığınızı ve yalnızca bir kere destek verdiğiniz ucuz mazot desteğine devam edecek misiniz diye soruyorum; verilmiş olan cevap, bakanlığımızca gübre ve mazotla ilgili çalışmalar sürdürülmektedir oluyor.
Değerli arkadaşlarım, 2002 Kasım seçimlerinden önce ucuz mazot konusunda söz verirken neredeydiniz; çalışmalara hâlâ mı devam ediyorsunuz?!
ÜNAL KACIR (İstanbul)300 000 lira çıkarılırken sen neredeydin?!
UFUK ÖZKAN (Devamla)Ben buradayım.
Tarım sektörünün çiftçi ve üreticisinin yanında olduğunu söylüyorsunuz; ancak, sözleriniz ile uygulamalarınız hiçbir zaman birbirini tutmuyor. Buna bir açıklama nasıl getiriyorsunuz diye soruyorum; 2005 yılını zaten unuttunuz, kitabınızda, defterinizde yazmıyor; önümüzdeki 2006 ve 2010 yıllarında yeniden yapılandırmadan söz ederek, doğrudan gelir ödemeleri, fark ödemeleri, hayvancılık destekleri, telafi edici ödemeler, ÇATAK Programı destekleri, kırsal kalkınma destekleri, ürün sigortası ödemelerinden bahsediyorsunuz; ancak, doğrudan gelir desteğini bile doğru dürüst başaramadınız; bunları nasıl başaracaksınız merak ediyorum.
Sözlerimi, Tarımsal Sigorta Kanunu Tasarısına destek olacak nitelikte bazı sözlerle, önerilerle bitirmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, devlet, tarım sigortaları primine ve hasarına destek sağlamalıdır.
Mutlak, küçük çiftçiye bedelsiz sigorta konusunda yaptırım ve yardımcı olunmalıdır.
Üreticilerin sigorta bilinci oluşturulması yönünde eğitim programları uygulanmalıdır.
Üreticilerin sisteme inancı sağlanarak, hasar halinde tatmin edici düzeyde bir ödeme yapılacağına inandırılmalı ve ortaya konulmalıdır.
Primler, üreticilerin ürettikleri ürünlerin üretim, risk ve bölge özellikleri dikkate alınarak tespit edilmelidir.
Prim ödemelerinde, üreticilerin üretim ve hasat dönemleri mutlak dikkate alınmalıdır.
Sigorta hizmetlerinin köylere ulaşmasını sağlamak için, sigorta şirketlerinin acente ağlarını geliştirecek sistemler, mutlaka yasayla, yaptırımlarla yapılmalıdır.
Tarımsal üretim ve risk değerlerine bağlı kayıtların alındığı Tarım Sigortaları Vakfı veri bankasına Türkiye Ziraat Odası Birliği kayıtlarının da sisteme entegre edilmesi konusunda ortak projeler desteklenmelidir.
Üreticinin tek meslekî örgütü olan Türkiye Ziraat Odası Birliği, bundan sonra geliştirilecek tarım sigortaları organizasyonunda sürekli yer almalıdır.
Unutmayalım, tarımın sigorta edilmesi, geleceğimizin sigorta edilmesidir.
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
25 konuşma daha · 2 Haziran 2005