Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )
Manisa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 115. Birleşim · 3. yasama yılı · 22 Haziran 2005 · 1.445 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ufuk Özkan (CHP), 22 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS. (SS: 940 )); konuşma 1.445 kelime.
Ufuk Özkan (CHP, Manisa). “Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )”. TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim tutanağı, 22 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ufuk-ozkan-22-2005-06-22-sivil-havacilik-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA UFUK ÖZKAN (Manisa)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; sıra sayısı 940 olan kanun tasarısı üzerinde şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, kısaca, sivil havacılık tarihiyle ilgili birkaç bilgiyi sizlerle paylaşmak istiyorum. İlk havacılık sözleşmesi olan, 13 Ekim 1919'da Paris'te, Barış Konferansında kurulan özel bir komisyon tarafından hazırlanan Hava Ulaştırma Sözleşmesi, 27 devlet tarafından imzalanmış ve 11 Temmuz 1922'de yürürlüğe girmiştir. Paris Sözleşmesi, yalnız barış zamanlarındaki durumlarla ilgilidir.
Paris Sözleşmesi, bütün devletlerin kabul ettiği bir sözleşme olamamıştır. Devletler, ancak, yakın ilişkileri bulunan devletlerle sözleşmeler akdederek, hava ulaşımını düzenlemeyi tercih etmişlerdir.
Madrid Sözleşmesinin ana hatları Paris Sözleşmesine benzemektedir. Paris ve Madrid Sözleşmelerinden farklılıklar arz eden, 1928 yılında imzalanan Havana Sözleşmesi, genelde ticarî amaçla kullanılan uçaklara daha çok serbestiyet tanıyan bir anlaşmadır.
1929 yılında imzalanan Varşova Sözleşmesinin tam ismi, Uluslararası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesine İlişkin Sözleşmedir. Sivil havacılığın çok büyük bir hızla gelişmekte olması, özellikle, ulusal ve uluslararası alanda havayoluyla yapılan yolcu ve yük taşımalarından doğan hukukî ilişkilere uygulanacak kuralların önemi büyük ölçüde artmıştır. Bir taraftan havacılığa ilişkin milletlerarası hukuk alanında yasal düzenlemeler yapılırken, diğer taraftan milletlerarası özel hukuk ve kanunlar ihtilafı konularına da eğilinmesi gerektiği ortaya çıkmıştır.
Türkiye'nin 1 Mart 1977 tarihinde 2073 sayılı Kanunla onaylayarak taraf olduğu Varşova Sözleşmesi ve bu sözleşmeye değişiklik getiren 1955 tarihli Lahey Protokolü, 1960 tarihli Guadalajara Ek Sözleşmesi, 1971 tarihli Guatemala City Protokolü, 1971 tarihinde 1, 3 ve 4 sayılı Montreal Ek Protokolleri yer almaktadır. Varşova Sözleşmesi, uluslararası hava taşımasının ve bu tür taşımalarda taşıyıcının sorumluluğunun düzenlenmesi ve şartlarda birlik sağlanması ihtiyacından doğmuştur. Varşova Sözleşmesi ve Lahey Protokolünden sonra uluslararası taşımaların, taşıma sözleşmesine taraf olan taşıyıcıdan başka bir hava taşıyıcısı tarafından yerine getirildiği gözönünde tutularak, fiilî taşıyıcının sorumluluğunu düzenleyen bir sözleşme, Gudalajara'da toplanan diplomatik konferansta kabul edilmiştir.
Paris Sözleşmesinin uluslararası hava ulaşımını düzenlemekteki yetersizliği, yeni teknik gelişmeler ve ihtiyaçlar, bu alanda yeni tedbirler alınmasını zorunlu kılmıştır. 1944 yılı, dünya havacılığı açısından önemli bir dönüm noktası teşkil etmiştir. Amerika Birleşik Devletlerinin Chicago Kentinde 7 Aralık 1944 tarihinde 52 devletin temsilcileri toplanarak, Chicago Sözleşmesi diye adlandırılan Uluslararası Sivil Havacılık Sözleşmesini imzaladılar. Chicago Sözleşmesi, uluslararası sivil havacılığın esaslarını evrensel düzeyde düzenleyen ve uluslararası hava hukukunun cari kurallarını belirleyen temel bir metindir. Türkiye'nin 5 Haziran 1945 tarih ve 4749 sayılı Kanunla onaylamış bulunduğu Chicago Anlaşmasına, bugün, 152 devlet taraf olmuştur. Bu anlaşma, hava seyrüseferi, hava nakil vasıtalarının tabiyeti ve tescili, lisans ve sertifikaları, hava seyrüseferini kolaylaştırıcı tedbirler, kazaların tahkiki, uluslararası standartlar ve usuller gibi genel ve gayri ticarî konularda önemli düzenlemeler getirmiştir.
Kısaca tarihçesini anlatmış olduğum çalışmalar, sivil havacılığın sadece Türkiye Cumhuriyetini değil, uluslararası bir protokolün ve uluslararası bir çalışmanın olduğunu da burada gözler önüne sermiştir.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Plan ve Bütçe Komisyonumuzun hazırlamış olduğu raporun birinci paragrafına bakarsak, burada az önce anlattıklarımla çelişen bir durumu da gözönüne getirmiş olacağız.
Ulaştırma Bakanlığınca hazırlanan, Bakanlar Kurulunca 18 Mart 2005 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan, Başkanlıkça 23 Mart 2005 tarihinde tali komisyon olarak Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Adalet Komisyonuna, esas komisyon olarak da komisyonumuza havale edilen (...) esas numaralı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilâtı olarak devam eden, bu komisyonların yapmış olduğu çalışmalarda, Dışişleri Komisyonunun olmadığını, Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin olmadığını görmek önemli bir eksikliktir. Uluslararası bir taşımacılık olan -ama yük, ama yolcu- sivil taşımacılığın, sivil uluslararası havacılığın, burada Dışişlerinin olmamasını ciddî bir eksiklik olarak tespit ediyorum.
Yine, aynı şekilde, toplantılarda fikir yürütenler arasında Ulaştırma Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilâtı Müsteşarlığı, Hazine Müsteşarlığı, Devlet Personeli Başkanlığı olmasına rağmen Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin olmaması çok ciddî ve önemli bir eksikliktir. Burada sivil toplum örgütü olarak gördüğümüz, şayet kabul edersek, Türk Hava Yolları dışında hiçbir sivil toplum örgütü, bu komisyon çalışmalarına, bu çalışmalara katılıp fikrini beyan edememiştir. Kaldı ki, ülkemizde bugün sayısı 16'yı bulan özel havayolu şirketlerinin, burada, ama dernekleriyle, ama, temsilcileriyle temsil edilip onların da problemlerini, sıkıntılarını aktarması gerektiğinin, sivil havacılığın teşkilâtlandırılmasına önemli bir katkı koyacaklarına inanıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine, komisyon raporundan bazı yerleri sizlerle paylaşmak istiyorum.
"Türk Hava Yollarının bir modernizasyon ve standardizasyon programı çerçevesinde filosunu geliştirmeye başladığı ve hizmet standartlarını yükseltme çabasına girmiş olduğu görülmektedir. Yolcu trafiğinde yoğunluk görülen meydanların kapasitelerinin artırılmasına yönelik yatırımlar ile hizmet standartlarının yükseltilmesi ve hava trafik kontrolü hizmetlerinin modernize edilmesi, sektör açısından önem ve önceliğini korumaktadır. Uçaklarda kullanılan akaryakıttaki Özel Tüketim Vergisinin sıfırlanması ile havayolu şirketlerinin maliyetlerindeki düşüş, içhatlardaki talebin artmasını ve yeni firmaların pazara girmesini sağlamıştır."
Yeni firmaların pazara girmesi için Özel Tüketim Vergisini düşürürken, taşımacılığı sadece hava olarak görmek, karayollarında taşımacılık yapan turizm şirketlerine, yolcu taşıyan şirketlere, yük taşıyan şirketlere ve şahıslara ciddî bir yük getirmiştir. Buradaki ikilemi aşmak, elbette, hükümetin görevidir. Kamyoncuya 2 000 000 lira mazot verirken, otobüsçüye 2 000 000 lira mazot verirken, uçakla hava taşımacılığı yapan insanlara ÖTV'siz akaryakıt vermek ne kadar adildir, Adalet ve Kalkınma Partisinin temsilcilerine soruyorum.
Değerli arkadaşlarım "sivil havacılık faaliyetlerinin emniyetli bir şekilde yürütülebilmesi için düzenleme ve denetim görevini etkin biçimde yerine getirebilecek idarî ve teknik kapasitesi yüksek merkezî bir sivil havacılık otoritesinin oluşturulması" diye devam eden maddede, aslında, biz, burada, iki işi birbirine karıştırıyoruz. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün iki temel görevi vardır, bu iki temel görev de burada açıklanmaktadır.
Bunlardan birincisi şudur: "Sivil havacılık faaliyetlerinin kamu yararına, ekonomik ve sosyal gelişmelere ve millî güvenlik amaçlarına uygun olarak düzenlenmesi ve gelişmesini sağlamak amacıyla, Bakanlık tarafından oluşturulacak politikaları uygulamak ve takip etmek."
Bir diğer görevi de teknik görevlerdir ki "sivil havacılık faaliyetlerinin uluslararası sivil havacılık kural ve standartlarında düzenlenmesi, sürdürülebilirliğini ve gelişmesini sağlayacak esasları tespit etmek."
Burada, teknik ve siyasal görevi aynı kuruma vermenin son derece ciddî problemlerini ve sıkıntılarını önümüzdeki dönemlerde yaşayacağımızı zannediyorum. Bu noktadan hareketle, bu iki konuyu, siyasî ve idarî konulardaki, teknik konulardaki organizasyonu dağıtmak faydalı olacak kanaatindeyim.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; yine raporda yazıldığı kadarıyla "kara, hava, deniz ve demiryolu ulaştırmasıyla ilgili" diye devam eden paragrafın iyi niyetle konulduğunu; ama, maddelere geçildiği zaman, maddelerin hiçbirinde karayolunun, demiryolunun ve denizyolunun hava taşımasıyla bağdaştırılmadığını görmüş bulunuyoruz. Bugün, sivil havayollarının yaşamış olduğu sıkıntıların en önemlilerinden bir tanesi, ilden havaalanına, havaalanından ile bağlantıların kurulmasıyla ilgili Bakanlıktan istenilen izne, hâlâ, Bakanlığın cevap vermemiş olmasıdır.
Bir konudan daha bahsetmek istiyorum size. Bu raporda ve uluslararası anlaşmalarda gözönünde bulundurulan hadise şu: Bu yolculuk hizmetini ya da bu hizmeti almak isteyen insanların, en konforlu, en ucuz, en rahat ve en güvenilir hizmeti, en çabuk şekilde almasını sağlamak gerekir. Bu gereklilik, bu kanun tasarısında olduğu gibi uluslararası bütün sözleşmelerde de vardır; fakat, şurada anlatacağım olaydan sonra, bir hadiseyi sizlerle paylaşmak istiyorum. 11 Eylül olaylarından sonra, sivil havacılığın Avrupa Birliği standartlarına uygun hale getirildiği, güvenlik ve emniyeti düzenleyecek yeni bir yapılanmaya girildiği, tüm ulaştırma sektöründe olduğu gibi sivil havacılıkta da uçuş emniyetinin yeterli düzeyde sağlanmasının büyük önem arz ettiği…
Değerli arkadaşlarım, Türkiye'den başka bir ülkeye gitmiş olan insanlara güvenlik sebebiyle uygulanan zulmü, hangi kritere, hangi uluslararası kanuna, hangi uluslararası anlaşmaya sığdıracağız?! Türkiye'ye dışarıdan gelmiş yabancı konukları, yabancı heyetleri ve turistleri -elbette ki misafirperverliğimizin, elbette ki insanlığımızın en önde gelen unsurlarından bir tanesidir- en doğru şekilde karşılayacağız; ama, Türkiye'den dışarıya gidecek heyetlerimize, insanlarımıza orada zulmedecek ülkelere gerekli tedbiri almayacağız!.. Hangisi; en önemlilerinden bir tanesi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin yapmış olduğu bir seyahatle Rusya'ya gittik. Bakanlarımızın olduğu, Başbakanımızın olduğu, milletvekillerimizin olduğu, odaların ve Odalar ve Borsalar Birliğinin çok değerli başkanlarının olduğu bir heyetle Rusya'ya gittik. Rusya'ya giden heyeti Rusya'ya kabul ederken hiçbir problem yaşamadık; ama, aynı heyetin -içinde milletvekillerinin bulunduğu, oda başkanlarının bulunduğu- Moskova'dan ayrılırken yaşadığı eziyeti ve oradaki perişanlığı hepinizin bilmesini ve bugün de, burada, tutanaklara geçmesini arzu ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye'ye dönüyoruz, Türk uçağına biniyoruz ve Türk heyetiyiz, sadece biziz, sadece biz, başka hiç kimse yok. Bu uçağa binerken, insanların ayakkabısının çıkarılmasını, kemerinin çıkarılmasını kabul edemiyorum, etme şansım da hiçbir zaman olmadı!.. Uluslararası taşımacılıksa, sivil havaysa ve uluslararası anlaşmalar varsa, Ulaştırma Bakanlığımızın ya da Türkiye Cumhuriyetini yöneten insanlarımızın, bu konularda da hassas olması gerektiğine inanıyorum.
Değerli arkadaşlarım, son günlerde, gazetelerde, bazı sivil havayolu şirketlerimizin de ciddî problemler ve sıkıntılar yaşadığını görüyoruz. 9 uncu madde de, bu konuda, aynen şunu söylüyor: "Trafiği yoğun havaalanlarında slot uygulamasını sağlamak, bu konuda gerekli düzenlemeleri yapmak ve takip etmek." Gönül arzu eder ki, bu slot uygulamasında düne kadar yapılan yanlışlığın, bu kanun tasarısından sonra, artık, yapılmaması ve slot uygulamasından doğan, bazı özel hava firmalarının, havayolu şirketlerinin, aslında, bu ülkenin şirketi olduğunu ve ülke halkına hizmet ettiğini, ülkeye turist taşıdığını, döviz taşıdığını, onlara hizmet etmek için ellerini taşın altına soktuğunu, hem Bakanlığımız hem de hükümetimiz unutmasın.
Sayın Bakanımızın, bir İzmir gazetesi olan Yeni Asır Gazetemize bir beyanatı var. Bu beyanatta, Türk Hava Yollarının yurdun çeşitli yerlerine seferlerinde söz konusu olacak bazı gelişmeleri aktarıyor; ama, unutmamalı ki Ulaştırma Bakanımız, sadece Türk Hava Yollarının bakanı değil, Türkiye'de sivil havacılığa hizmet veren bütün ulaştırma şirketlerinin bakanı.
Yüce Meclisi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
34 konuşma daha · 22 Haziran 2005