Karayolları trafik kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı (s.s 1137)
Manisa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 97. Birleşim · 4. yasama yılı · 3 Mayıs 2006 · 1.164 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ufuk Özkan (CHP), 3 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KARAYOLLARI TRAFİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TASARISI (S.S 1137)); konuşma 1.164 kelime.
Ufuk Özkan (CHP, Manisa). “Karayolları trafik kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı (s.s 1137)”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 3 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ufuk-ozkan-22-2006-05-03-karayollari-trafik-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kanun-tasa-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA UFUK ÖZKAN (Manisa)Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri, 1137 sıra sayılı kanun teklifi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi Grubum ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, dünden beri konuştuğumuz konuda karayollarının fizikî durumlarını da tartışıyoruz, konuşuyoruz, nakliyecilerimizin problemlerini, sıkıntılarını da konuşuyoruz. Bu konuşmalara biraz daha farklı bir boyuttan bakmak için şunları belirtmek istiyorum:
Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin her bir coğrafyasında, Kastamonusunda, Iğdırında, Kars'ta ve Bursa'da, İzmir'de, Manisa'nın ilçe içindeki, il içindeki yollarında, her yerinde ciddî yol problemlerimiz var. Bu yol problemlerini görmezden gelmek ve 7 000 kilometrelik bölünmüş yolla gurur duymak çok doğru değil. Bu 7 000 kilometrelik bölünmüş yoldan, nedense, biz Manisa olarak çok ciddî bir yatırım alamadık. Alamadığımızı da Manisa milletvekillerimiz, İktidar Partisi milletvekilleri de bilirler.
Değerli arkadaşlarım, yolların kalitesi, ışıklandırmadaki eksiklikler, yol çizgilerindeki eksiklikler, noksanlıklar, kenar taşlarının, reflektörlerin olmaması, duble yol çalışmalarındaki dikkatsizlikler ve tedbirsizlikler çeşitli kazalara sebebiyet vermekte.
Sayın milletvekilleri, gerekçede de yazmış olduğunuz üzere, bu kanun teklifi kabul edilirse Karayollarının üzerinden bir yük alınacak ve sanki bunların da hepsi doğrulacak, düzelecekmiş gibi bir intiba uyandırıyorsunuz.
Şunu merak ediyorum: Sanki, Bayındırlık Bakanlığı, Cumhuriyet Halk Partisinin kontrolünde bir bakanlık da, Ulaştırma Bakanlığı da Hükümetin kontrolünde bir bakanlık… Yani, siz, Ulaştırma Bakanlığı bütçesinde ve bünyesinde bunları organize edebilecek, bu problemleri giderebilecek ve bu yükü Bayındırlık Bakanlığının üstünden alabilecek bir imkânınız var da, bugüne kadar niye kullanmadınız?! Yani, Bayındırlık Bakanlığının içinde bulunduğu sıkıntıları ve problemleri görüyorsunuz, biliyorsunuz, tespit ediyorsunuz; ama, Hükümet olarak, yardım konusunda, elinizi Bayındırlık Bakanlığına uzatmıyorsunuz. Şimdi, bu kanun teklifiyle, bütün problemler, bütün sıkıntılar bitecek; artık, duble yollarda yollarımız daha kaliteli olacak, ışıklandırmalarımız daha düzgün olacak, yol çizgilerimiz daha düzgün olacak ve dolayısıyla, ülkemizdeki kazalar da bitecek…
Peki, 2005 yılındaki kazalardan haberiniz var mı değerli milletvekili arkadaşlarım? 2005 yılında, ülkemizdeki kaza sayısı -trafik kayıtlarına geçen- 570 419, ölü sayısı 3 215, yaralı sayısı 123 985, maddî hasar 651 000 000 dolar. Bu ölen canlar bizim canlarımız, bu kaybettiğimiz maddî para bizim paramız. Bunların önlenmesi için, elinizdeki problemleri, sıkıntıları bilerek, bugün buraya kadar taşımamanızı anlamak mümkün değil.
Değerli arkadaşlarım, nakliyecilerimizin, otobüsçüsünden, kamyoncusundan, minibüsçüsüne kadar, en önemli problemlerinden bir tanesi, kaçak ve vasıfsız akaryakıttır. Kaçak akaryakıt üzerindeki en önemli etkenlerden bir tanesi, yüksek ÖTV ve KDV oranlarıdır. Bu yüksek ÖTV ve KDV oranlarıyla, akaryakıt kaçağının önüne geçebilmeniz ve nakliyecilerimizin önündeki haksız rekabeti kaldırabilme şansınız yoktur. Bununla ilgili, ilgili devlet bakanlıkları, Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sanayi Bakanlığı ve Başbakan, kaçak akaryakıtın önüne geçilememesinin önündeki en büyük sebeplerden bir tanesidir. Bu konudaki, ben, hükümetin ve AKP'nin ciddiyetine inanmıyorum.
Gasbedilen taksicilerimiz, apayrı bir güvenlik sorunudur. Yollarımızda güvenli seyahat etmek, ne şehir içinde ne şehir dışında, mümkün olmamaktadır. Kaldı ki, Başbakanın konvoyu, şehir içinde neredeyse trafik terörü estirmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çeşitli belgeleriniz var…
AGÂH KAFKAS (Çorum)Sayın Başbakan trafik terörü estirmiyor…
UFUK ÖZKAN (Devamla)Havayolundaki yola bakarsanız, Sayın Başbakan evinden beş dakika önce çıkmış olsa, kaza yapmadan uçağına varabileceğini görürsünüz. Trafik terörü estirildiğini, siz Başbakana sorun, Başbakandan bir öğrenin…
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çeşitli belgeler istiyorsunuz. İstediğiniz belgelerden bir tanesi de SRC. Bu SRC belgesini isterken -yani, sürücü meslekî yeterlilik belgesi, şoförlerimizden ve nakliyecilerimizden istediğimiz- bu belgeyi isterken, 2005 Şubat ayında yapılan müracaatların içinde ticarî taşıt kullanma belgesinin fotokopisini istediniz. Bugün bu belgenin kalktığını ilan ediyorsunuz, söylüyorsunuz. Kanun teklifinin gerekçesinde de bunları yazıyorsunuz ve SRC belgesi isterken, ticarî taşıt kullanma belgesinin fotokopisini istiyorsunuz. 2005 yılının ağustos ayına kadar süre veriyorsunuz, daha sonra aralık ayına kadar uzatıyorsunuz. 2006 yılının mart ayında, bu belgenin verilmesini Gazi Üniversitesine devrediyorsunuz ve buradan yine Gazi Araştırma Proje Kooperatifine, belge başına 21 lira 80 kuruş -Yeni Türk Lirasıyla- para göndermelerini istiyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım, R1 belgesi… Az önce Giresun'dan bir arkadaşımız aradı, R1 belgesindeki sıkıntısını ve problemini anlattı. Aynen söylediği şu: "Ben, 21 Eylül 2005 tarihinde Ankara'dan belgemi aldım. Belgemi alırken 123 milyar lira para yatırdım. Bu parayı yatırırken de bankadan kredi aldım. Borçla, faizle bu parayı yatırmaya çalıştım. Nisan, mayıs, haziran, temmuz, ağustos aylarında 123 milyar lira parayı R1 belgesi için ödedim; ancak, 18 Ocak 2006 tarihinde aynı belge, Hükümetiniz tarafından, bir yönetmelikle 60 milyar liraya indirildi. Ben devletten 63 milyar lira alacaklıyım, alacağımı geriye istiyorum. Bununla ilgili Kara Ulaştırması Genel Müdürlüğüne dilekçe vermemizi istiyorlar. Verdiğimiz dilekçe sıraya girecek, o sıraya göre de paramızı geriye alacağız; ama -diyor ki vatandaşımız- ben bu parayı yatırırken sıra beklemedim, bu parayı yatırdım. Bu parayı da yatırırken faizle para aldım. Bugün bu paramın acilen geriye ödenmesini talep ediyorum." Çok da haklı bir taleptir.
Aynı şekilde, K1 belgeleri… K1 belgelerinde, 2005 yılında, hepinizin bildiği gibi 1 100 000 000 lira para yatırıldı, 50 000 000 lira da kart parası alındı. Daha sonra bu 350 000 000 liraya indi. Büyük bir çoğunluğu 1 150 000 000 lira yatırdı, az bir kısmı 350 000 000 lira yatırdı. Bu 800 000 000 lira paranın, derhal, defaten bu insanlara geriye ödenmesi gerekir; ama, bununla ilgili, Kamulaştırma Genel Müdürlüğünün sitesinde mayıs ayı içinde ödeneceği ifade ediliyor, umut ederim ki mayıs ayı içinde bunlar ödenir.
Değerli arkadaşlarım, (Y) belgesi diye bir belge önümüze getirmek üzeresiniz. 100 kilometreyi aşmayan, il içindeki taşımacılık için (Y) belgesi. Bununla da 500 000 000 lira para alacaksınız. Güzergâh İzin Belgesi diye bir belge geliyor; Güzergâh İzin Belgesinde de 12 yaşa sınır getiriliyor. 12 yaşından büyük araçların buralarda, köy yollarımızda, belde yollarımızda çalışabilme şansı, maalesef yok.
Değerli arkadaşlarım, siz, bulabildiğiniz, elinizin erdiği, gördüğünüz her şeyden bu paraları almaya çalışıyorsunuz. Bereket, deveden, eşekten, attan, katırdan, at arabasından bunları almayı akıl edemiyorsunuz; inşallah da almazsınız.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; nakliyecilerimizin durumu hiç iyi değil. Nakliyecilerimizin durumu, üç yıl öncesinden daha kötü durumda. Üç yıl önce, İzmir-İstanbul nakliyesinde 500 000 000 lira kira parası alan nakliyecimiz, bugün, yine 500 000 000 lira kira parası alıyor; ama...Enflasyon, tabiî, düşüyor, enflasyon burada düşüyor da, nakliye bedelinde, haksız rekabetten dolayı da düşüyor; ama, giderleri hiçbir zaman düşmüyor.
İktidara geldiğinizde mazotun litresi 1 000 000 liraydı, şu anda nakliyecimiz 2 150 000 liraya mazot alıyor. Lastiğin fiyatı, 1 100'e 20 lastiğin fiyatı 280 000 liraydı, bugün 380 000 liraya çıktı.
Kamyon, Ege Bölgesindeki kamyon, İzmir-İstanbul arasında ayda yaklaşık 3 ya da 4 sefer yapar. Bu da, almış olduğu paranın yaklaşık 1 000 000 000 civarında; ama, harcadığı paranın da 800 000 000 civarında olduğunu gösterir. İnsanları, açlıkla, sefaletle, yoksullukla perişan eder noktaya getirdik.
Yine, Manisa Esnaf ve Sanatkârları Odalar Birliğinin Sayın Başkanı Hasan Geriter'in bana göndermiş olduğu bir belgeyi, mutlaka İktidar Partisi milletvekillerine de gönderdi. Son derece haklı talepleri var. Bu taleplerin yerine getirilmesi için, Hükümetimiz ve İktidar Partisi milletvekillerimizin derhal çalışması lazım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tonaj, istiap haddi son derece önemli. Gerçekten, en önemli haksız rekabetlerden bir tanesi budur. 20 tonluk arabalara 40 ton malın yüklenmesi, 40 tonluk paranın alınması, küçük nakliyecinin iş yapabilme olanağını elinden almaktadır; fakat, üçbuçuk yıllık iktidarınız döneminde bunun denetlenemiyor olması, denetlenmemesi… Hangi gücün sizin elinizden tutarak bu denetlemeyi yaptırtmadığını ben çok merak ediyorum. Hangi güç tuttu da bu denetlemeyi yapamadınız?! Bu denetlemenin son derece sağlıklı ve son derece süratli bir şekilde yapılması gerektiğini Yüce Heyetinize ve Sayın Bakanımıza, bu kanun teklifiyle…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
45 konuşma daha · 3 Mayıs 2006